Orijinalini görmek için tıklayınız : Ankaraspor Galibiyeti İle İlgili Köşe Yazıları
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:08
Fiyasko değil Holosko
“Holosko'ya bakalım” dedik, Tello parmağını gözümüze soktu. Bu Tello her eve lazım. Çamaşır makinesi gibi, düğmeye bastığın zaman başlıyor çalışmaya ve durmak bilmiyor. Önüne ne gelirse tertemiz ediyor. Sol ayağı çok etkili bir deterjan. En ufak leke bırakmıyor. Delgado ve Holosko ilk yarıdaki iki golün asistini yapan oyuncular. Kafalarını kaldırdılar, Tello'ya çok güzel paslar verdiler.
Holosko'nun Beşiktaş'a önemli katkısının olacağı kesin. Koşan, boğuşan, yere sağlam basan adamdan ben korkmam. Holosko işte böyle biri. Son derece iştahlı. Topu arıyor ve sık sık buluşmak istiyor. Rakip defansı hep rahatsız ediyor. İkinci yarının hemen başında önce sağ sonra sol kanattan nefis driblinglerle içeri girdi ve gollük paslar verdi. Bu Holosko, gol atar ve attırır. Nitekim 70. dakikada bunu kanıtladı.
Bobo'ya verdi, içeriye girdi, pasını aldı ve golünü attı. Bobo-Holosko işbirliği mükemmelleştiği anda Beşiktaş gol sıkıntısını asgariye indirir. Delgado acayip biri. Gözü sürekli karşı kalede fuzuli işlerle uğraşmıyor, ince paslar peşinde. Top ayağına çok yakışıyor. Dar alanda kaliteli işler yapıyor. Ali Tandoğan'a aferin. Orta alanın sağında daha da iyi oynuyor.
Savunma için çok süslü laflar edemeyeceğim. Herşeyden önce topu oyuna iyi sokmuyorlar. Bu nedenle de Beşiktaş futbolunu olgunlaştıramıyor. İbrahim Kaş'ın sağ bek olmadığı bir kez daha belgelendi. Serdar Kurtuluş bir an önce iyileşip bu bölgede görevi devralmalı. Sağlam, Kaş'ı stoper olarak düşünmeli. Ve de Beşiktaş mutlak suretle en kısa zamanda çok kaliteli bir stoper transfer etmeli.
İkinci yarı için Beşiktaş olumlu sinyaller veriyor. Holosko takımın ofansif yönünü inanılmaz derecede etkilemiş. Artık çok kolay pozisyona giren bir Beşiktaş izliyoruz. Son vuruşlarda beceri yüzdesi biraz yüksek olsaydı, dün bir gol rekoruyla da karşı karşıya kalabilirdik. Orta alan ve ileri uçta forma artık aslanın ağzında. Ve de bu bölgede oynayanlar şu anda üstün form yakalamış durumdalar. Defansın problemleri de çözülürse Beşiktaş zevkle izlenen bir takım haline gelir.
Sanlı Sarıalioğlu
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:09
Bu futbol lige yetmez
Fortis Türkiye Kupası, Beşiktaş açısından ikinci yarıya hazırlık maçları havasında geçiyor. Kupadaki ilk sınavında Çaykur Rize'ye kaybettikten sonra, bir sürpriz olur mu? beklentisi olmadı değil.
Fakat iki hafif rakip karşısında alınan gollü galibiyetler Beşiktaş adına ligin ikinci yarısı için moral kaynağı oldu.
Siyah-Beyazlı takımın futbol görüntüsü, taktiksel anlamda ilk yarıdakinden fazla bir farklılık göstermiyor. Dörtlü defansın önünde Cisse, üçlü orta alan ve ileride ikili gol ayakları. Yeni olan ise sadece Holosko'nun gelişiyle Bobo'nun biraz gerisinde gerektiğinde orta alana da yardım eder halidir.
Slovak oyuncunun gelişiyle Delgado'nun oyununa renk geldiğini söylemek yanlış olmaz. Bu oyuncunun çabukluğu ve defans arkasına sarkma düşüncesi daha çok topla buluşmasını sağlıyor. Topu eveleyip gevelemeden dikine oynayarak hücum aksiyonlarının hazırlayıcısı oluyor. Delgado'nun ilk yarının sonlarına doğru yakaladığı forma Tello da kavuşunca orta saha organizasyonları takım oyununa katkı sağlar oldu. İki kupa maçında da görüldü ki, Beşiktaş kazansa da defansında gözle görülür problemleri var. Teknik adamlar defans göbeğindeki noksanlığa mutlaka bir çare bulmalıdır.
Ligin ilk yarısında sezon öncesi taşınan umutlar, sonrasında hüsrana dönüşmüş ve hayal kırıklığı yaşanmıştı. İki kupa galibiyeti takıma moral katacaktır ama futbol mantalitesi bakımından çok değişiklik göremedik. Dün gecenin en negatif olayı, oyunun ilk yarısındaki etkili futbolun ikinci golden sonra yavaşlamasıydı.
Şampiyonluğa oynayabilmek için iyi futbolun istikrarlı bir şekilde devam etmesi zorunludur. Siyah-Beyazlı ekibin halletmesi gereken en önemli hususlardan biri de meydana gelen ve bir türlü iyileşmeyen sakatlıklardır. Burak ve özellikle Koray'ın kadroda olmayışı kulübede zafiyete neden oldu. Bu açıdan bakıldığında Serdar Kurtuluş, Serdar Özkan ve Gökhan Zan'ın eksikliği bir handikaptır.
Son iki maçın kadrosunda, büyük umutlarla ve ciddi bir bedel karşılığı alınan Higuain'in düşünülmemesi de dikkat çekiciydi. Benzer şekilde Ricardinho'nun da gözden çıkarıldığı görülmektedir. Bu hal de yabancı kontenjanı açılacağını göstermektedir. Alınan farklı galibiyetler Beşiktaş adına kupaya tutunmak açısından olumlu bir sonuç oldu. Ancak ortaya konulan ve iyi niyetle olumlu nitelendirdiğimiz futbolun Süper Lig için yeterli olmadığını bir kere daha belirtmekte fayda görüyorum. Ne demişler: Dost acı söyler
Atıf KEÇECİ
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:10
Beşiktaş keyif verdi
Beşiktaş; dün oynadığı futbol, attığı ve attığından daha net kaçırdığı gollerle soğuk bir İstanbul akşamında içimizi ısıttı. Eğer tribünler dolu olsaydı, inanıyorum ki çok daha büyük bir keyif alırdık.
Beşiktaşlı taraftarlar şapkalarını önüne koyup iyice düşünmeliler. Küfürün Beşiktaş’a maddi manevi neler kaybettirdiğini hesabını yapmalılar. Dileriz yalnız İnönü’de değil, Türkiye’nin hiç bir stadında seyircisiz maç izlemek zorunda kalmayız.
Beşiktaş özellikle ilk 45 dakikada ayağa yaptığı bol ve isabetli paslarla rakibe neredeyse top göstermedi. İlk iki golün sahibi müthiş solak Tello’ydu. Ama Tello’nun bu gollerini alkışlarken ilk goldeki pası veren Delgado ile ikinci goldeki adrese pas veren Holosko’yu alkışlamamak da adaletsizlik olur.
Dün Beşiktaş’ın performansı düşük futbolcularının başında kaptan İbrahim Üzülmez geliyordu. Ama ona da hak vermek lazım, hasta hasta ancak bu kadar oynanır.
Şu Baki’ye hayranım... Oynatılıyor, oynatılmıyor; oyundan çıkartılıyor, oyuna sonradan dahil oluyor, hiç sesini çıkarmıyor çocuk. Ne derlerse onu yapıyor ve elinden geldiği kadar da takımına faydalı olmaya çalışıyor. Aferin sana Baki!... Bu çocuğun futbolculuğundan çok, profesyonelliğini alkışlamak gerekiyor.
Gelelim Beşiktaş’ın büyük transferi Holosko’ya... İkinci resmi maçıydı, takım arkadaşlarına yeteri kadar alışmış değildi, buna rağmen çok iyi bir performans sergiledi. Özellik boş alan yakaladı mı, bu çocuğu Süpermen bile tutamaz. Gol kadar, attırmayı da düşünmesi en önemli artılarından biri. Attığı golde Bobo’yla paslaşıp, sonra da gol vuruşunu yapması çok güzel bir enstantaneydi.
Artılarını konuştuk, biraz da eksilerinden bahsedelim... Önceleri Beşiktaş’ı, “Gol pozisyonuna giremiyor” diye eleştiriyorduk. Beşiktaş’ı artık bu yönüyle eleştiremeyiz. Turkcell Süper Ligi’nin son maçı Vestel ile başlayan ve dünle devam eden inanılmaz gol kaçırma yarışı Beşiktaş adına hiç de hoş değil. Bu kadar gol kaçırılmaz. Ertuğrul Sağlam bu takıma nasıl gol pozisyonuna girmeyi öğrettiğiyse, girilen pozisyonları gole çevirmesini de öğretmeli.
Ankaraspor’a gelince...
Beklediğimden çok daha etkisizdi. Hücumu ve golü çok az oyuncuyla düşündü. Hikmet Hocanın takımından böyle etkisiz bir futbol, benim için sürpriz oldu doğrusu.
Dün ciddi bir Fortis Türkiye Kupası maçı izledik. Maçtaki tek komik görüntü hakem Hakan Sivriselvi’nn verdiği penaltı kararıydı.
Ömer GÜVENÇ
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:11
Oooooooo Tello, Bobo, Holosko!
Futbol asla yalnızca futbol olmadığı için, içinde ‘küfür de’ var! Ve bu varlığın maliyeti yüksek! Dünkü tribün sessizliğinin gerekçesi, orada edilen sürekli küfürlerdi. O tribünlerde yaptıkları tezahüratın ses yüksekliğinin 132 desibel varması ile övünenlerin, aynı zamanda küfürleriyle maçı seyircisiz oynattıklarını ve bununla kulüplerini önemli zararlara uğrattıklarını düşünerek yanı sıra dövünmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir.
Holosko, Bobo, Delgado... ‘Oooo!’, demeyi akla getirecek denli çok ‘o’ var adlarında. Ama dün akşam ‘Ooooo’ dedirten gol vuruşlarıyla Tello idi... Adam toplara öylesine vuruyor ki... Hani yakınımızdan benzetme yapalım, Alex-Carlos karışımı. Hem ustaca hem sert...
Holosko tek başına ortaya çıkıp sivrilmiyor ama katkısı oldu Beşiktaş’a. Çünkü iyi geziyor, topsuzken de oyunda var ve en önemlisi topla çabuk oynuyor. Evelemiyor, gevelemiyor.
Maçta gördük ki Beşiktaş yalnızca yeni adamlarla sorununu çözemeyecek. Yanı sıra oyun yapısını da geliştirmesi gerek. Bunun özet ifadesi, çabuklaşmak. Beşiktaş topu gole çok dolambaçlı yollardan hazırlamaya kalkışıyor. Kestirmeden gittiğinde, kazanır kazanmaz topu az pasla hücuma yönlendirdiğinde ve takımca topu önde kullanmaya hazır hale hemen geçtiğinde etkili oluyor. İlk yarıda bunu üç kez yaptılar üç gol pozisyonu ürettiler. Beşiktaş ikinci yarıda rakibin risk alarak açıldığı zamanlarda da bu olanağı sıkça yakaladı ama bu kez Bobo’dan Holosko’dan vuruş beceriksizlikleri izledik. Nerede Tello, nerede onlar!
Ancak şu da gerçek ki Holosko-Bobo ikilisi açılan takımları iki dışarı bir içeri atarak bile perişan edebilirler. Yeter ki takımdan destek alabilsinler.
Hücum işlerinde Delgado’nun ortalama notu düşük. Zira iyi yanlarını topla gereksiz oyalanmalarıyla yaptığı kayıplar götürüyor.
Savunmada rakibe şut olanağı verme yüzdesi hálá yüksek. Bu da Ertuğrul Sağlam’ın çözmeye çalışması gereken bir sorun.
Güven TANER
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:12
Tello gibi atacaksın
Seyircisiz maçın tadı yok. Ne oynarken, ne de seyrederken. Böylesi durumlarda cezalandırılan futbolun kendisi oluyor. Biz tribünde zorlandık maça konsantre olabilmek için. Futbolcular bu işi nasıl becerdi bilemiyorum..
Beşiktaş 3 gün önceki DİSKİ karşılaşmasına göre daha farklı bir kadroyla sahadaydı. İdeale en yakın on birine şans vermişti Ertuğrul Sağlam. Delgado takıma dönmüştü bir kere.
Tello da Delgado’nun yerinden ve görevlerinden azat olmuştu böylece. Ve Bobo, Nobre’nin yerinde Holosko’nun yanında görev yapacaktı. Yani ideal ileri ikilisini bulmuştu Kartal. Siyah-Beyazlılar’ın en önemli eksikliği topa zamanında, yerinde müdahale etmemeleri.
Hele bu durum rakip ceza sahası çevresinde olunca son vuruş başarısı da azalıyor. DİSKİ maçında Cisse, bu maçta da Tello uzaktan yaptıkları vuruşlarla Kartal’ın bu zaafını deldiler. Gol perdesini açtılar. Gol atmak için şut atacaksın. Atacaksın da tabii Tello gibi atabiliyorsan atacaksın. Tello’nun ikinci golü neydi öyle? Tabii bu arada en yeni Beşiktaşlı Holosko’nun ayağının tozuyla takıma katkılarını da görmek lazım.
Şu bir gerçek iyi oyuncu ilk maçın ilk dakikasında bile kendisini gösteriyor. Holosko şimdilik daha çok asist yapmakla meşkul. Tello’nun ikinci golünde asist Holosko’dandı mesela. İlk golde ise Delgado gol pasını bilerek verdi, rast gele orta yapmadı. Evet! Anlaşılan Delgado-Tello-Bobo ve Holosko imzalı çok gol asisti ve gol izleyeceğiz bundan böyle. Bobo biraz nazlanıyor ama bu iş en çok Bobo’ya yarayacak gibi.
İlginç olan bir şey de hepsinin isminin ‘o’ ile bitiyor olması. İkinci yarıya 2-0 avantajla girdi Beşiktaş. Oyunu biraz rolantiye almak istedi ama yine gol pozisyonları bulan ve kaçıran taraftı. Diyorum ya özellikle Bobo imkanları değerlendirmekte isteksizdi biraz. Ama Holosko’ya dikine ayağa verdiği gol pasıyla kendini affettirdi biraz. Ankaraspor erken yediği golün de etkisiyle herhalde maç boyu fazla etkili olamadı Siyah-Beyazlılar karşısında. Ne ki oyunu sonuna kadar bırakmadılar.
Penaltıdan attıkları gol de bunun bir mükafatıydı zaten. Beşiktaş defansı taç atışında uyuyunca topu Holosko takip etti ama penaltıya yol açtı.
Gülengül Altınsay
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:13
Pozisyon furyası!
DELGADO’nun ayağını ve kafasını soktuğu her top, rakip kalede gollük bir pozisyon yarattı.
Diğerlerinden farklı düşünüyor ve oyunu değişik yorumluyor. İlk golde, Tello’ya hazırladığı pozisyon rahatlığı, Delgado’ya özel kısa metrajlı bir görüntüydü. Tello’nun goldeki payı mı?
Gelişine sert vurdu. Plasesi nefisti!
İkinci golde, Holosko’nun da farklı bir yönünü yakaladım. Hiç beklemiyordum... Sağ kanattan, ceza sahasına doğru koşan Tello’nun önüne attığı uzun menzilli pas, gecenin bir başka harikasıydı. Yaklaşık 35 metrelik bir pas...
Tello’nun füzesi mi? O daha da güzeldi!
Bu pozisyondan sonra kafamda Holosko’ya bir yer seçtim. Ve sağ çizgide, yüzü kaleye dönük daha yararlı ve etkili olacağını düşünmeye başladım. Galiba, en doğrusu da bu...
Sürati ve deparları ile Beşiktaş’ı rakip kaleye daha çabuk taşır.
* * *
BEŞİKTAŞ’ta hücuma hevesli futbolcu sayısı bir hayli fazlaydı. Ali Tandoğan, 90 dakikanın her anını rakip yarı alanda geçirdi.
Cisse, oyunun her iki yönünde de göründü. Değişik bölgelere koştu, disiplinden hiç kopmadı. Ve hücumda hatasız oynadı.
Bobo’nun gayreti ile ürettiği iş arasında anlaşılmaz bir fark vardı. Hareketleri tutarsız ve etkisizdi. Açıkçası, dağınık bir Bobo portresi çizdi.
Yakaladığı fırsatları bir başka maçta böylesine sorumsuzca harcasaydı, ipini çekerlerdi. Beşiktaş’ın yaşadığı pozisyon zenginliği oyun süresince hep sürdü. Hani, bir zamanların pozisyon fakiri Beşiktaş’ın bu farklı kimliğini rakibin etkisiz oyununa bağlayanlar çoğunluktaydı.
Hafta sonu Konya’da bu soruya net bir yanıt alabiliriz!
Şimdi de, bir savunma oyuncusunun transfer haberi Beşiktaş’ın gündemini süslüyor. Böyle bir transferle Beşiktaş’ın daha komple bir takım kimliğine bürüneceğine inanıyorum.
Gecenin en ilginç anı ise, Holosko’nun attığı golden hemen sonra Beşiktaş ceza sahası içinde rakibe yaptığı kontrolsüz hareket ve yarattığı penaltıydı. Holosko’ya kimse kızmadı. Alkışlayan bile vardı...
Kaçan rakibi 40 metre kendi ceza sahasına kadar kovalaması, yardımlaşma duygusunun en
çarpıcı görüntüsüydü.
Korkut GÖZE
Hasret Ergül
01-09-2008, 08:14
Klas ayaklar gösterisi
Çok mücadeleye karşılık az üretim yapan ekip kimliğinden klas oyuncular işbirliğine geçiş yapan bir Beşiktaş portresi izledik dün gece.
Orta alanda rakibinin oynamasına gereğinden fazla müsade etti, buna karşılık hücuma kalktığında alışılmışın ötesinde çabukluk sergiledi Siyah-Beyazlılar. Tello’nun iki şık golünün öncesinde buluştuğu paslar bilinçli üretimin ürünü idi. Tello hem attığı goller hem takımını yönlendirme yönü ile Beşiktaş’ın en üst düzey performansa imza atan oyuncusuydu. Eğer Bobo hazır olmuş olsaydı dün gece seri hücumlarla rakip kaleyi bulan Beşiktaş ataklarında takımını tek başına farka götürebilirdi.
Holosko çizgiye yakın oynadığında daha etkili göründü. İkinci yarıda geliştirdiği ataklar esas oynaması gereken düzendi. Cisse ve Delgado’yu da her geçen gün bu takımın teknik kapasitesine kazandırdığı artılarla izliyoruz.
Siyah-Beyazlı savunmayı da dün gece başarılı buldum. Penaltıdaki basit hata hariç adam paylaşımı ve kademe olarak dengeli bir düzende seyrettiler. 2. Lig ekibi de olsa gerek Diyarbakır DİSKİ’ye atılan dört gol, gerekse dün Ankaraspor’a atılan üç gol ve girilen çok sayıda pozisyon ligin ikinci yarısında hücum zenginliği daha güçlü bir Beşiktaş’ın mesajını verdi gibi. Ertuğrul Sağlam’ın tek düşüneceği konu Cisse olmadığında orta alanını nasıl toparlayacağı.
Basri Baykoç
Bülent Girgin
01-09-2008, 08:28
Futbol asla yalnızca futbol olmadığı için, içinde ‘küfür de’ var! Ve bu varlığın maliyeti yüksek! Dünkü tribün sessizliğinin gerekçesi, orada edilen sürekli küfürlerdi. O tribünlerde yaptıkları tezahüratın ses yüksekliğinin 132 desibel varması ile övünenlerin, aynı zamanda küfürleriyle maçı seyircisiz oynattıklarını ve bununla kulüplerini önemli zararlara uğrattıklarını düşünerek yanı sıra dövünmeleri gerektiğini bilmeleri gerekir.
evet !! 132 desibelle övünenler bir düsünün yaptiklarinizi!!
Ayşegül Alparslan
01-09-2008, 09:44
allahım gözlerime inanamıyorum neredeyse aylar sonra ilk kez basın beşiktaştaşımdan bu kadar iyi söz ediyor darısı artık lig maçlarının başına ve aman nazar değmesin diyelim
Mehmet Erhan
01-09-2008, 10:46
Ancak ortaya konulan ve iyi niyetle olumlu nitelendirdiğimiz futbolun Süper Lig için yeterli olmadığını bir kere daha belirtmekte fayda görüyorum. Ne demişler: Dost acı söyler.
Atıf KEÇECİ
mümkünse sen hiç bi şey söyleme...dünkü futbolada kötü diyorsan git gözlük tak...:@
vBulletin v3.7.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.