PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Asena Özkan


Bülent Girgin
07-19-2008, 14:20
http://i.radikal.com.tr/155x66/2008/04/20/fft6_mf562.Jpeg

Ertuğrul Sağlam’a SMS

Şayet Fahri Tatan, Beşiktaş’ın kendisini Konyaspor’a sattığını uçaktan indiğinde mobil telefonuna gelen kısa mesajdan öğreniyor ise Ertuğrul Sağlam’a bir adet sms göndermek elzem oldu! Yaş ilerledikçe geriye dönük anıları ‘allayıp pullayıp’ sunmak doğal mıdır bilemiyorum ama bu olay bana, Gordon Milne ile Metin Tekin arasında bir Almanya kampı öncesi yaşananları anımsattı...
Gordon Milne, Almanya kampının kadrosuna Metin Tekin’i almamış, Siyah-Beyaz renklerle
özdeşleşmiş ‘Sarı Fırtına’ için başkan Süleyman Seba da dahil hiç kimse Gordon Milne’e ‘Neden?’ sorusunu yöneltememiş ya da yöneltmemişti! Bizler ise boş durmayıp, ‘Metin Tekin gözden çıkarıldı’ haberlerini her gün farklı boyutlarda sayfalarımıza taşımıştık. Almanya kampından bir gün önce Gordon Milne istemimizi kırmayıp, kulüpte karşımıza geçivermişti. ‘Metin Tekin’ sorularından bunaldığı anda da; “Bu konuda tek şartla konuşurum” cümlesi bizlere tercümanı Ali Emeç aracılığı ile iletilmişti. “Bu odada konuşulan, burada kalacak. Asla yazılmayacak” şeklindeki istemini haliyle kabul edivermiştik Gordon Milne’nin ve ‘o’ anlatmış, bizlerde dinlemiştik. Aramızdan ‘birisi’ ise sözünde duramamış, bu ‘özel’ paylaşımı yayına yeni başlayan gazetesinin sayfasına taşıyıvermişti! Metin Tekin’in İstanbul’da kaldığı dönem ise Almanya kampına gitmeyen benim gibiler için oldukça eğlenceli geçmişti! Kamp dönüşü, yaşanmışlıklara sünger çekilmiş ve Metin Tekin uzun zaman dilimi içinde Gordon Milne’nin ‘değişmez’ elemanı olup çıkıvermişti, geçmiş zaman içinde. İngiliz teknik adam, eleştirilere hedef olsa da Metin Tekin’i kazanmıştı, kırmadan, kırılmadan, yıpranmadan, yıpratmadan...
Yok artık böylesine ‘babacan’ yaklaşım sunan ne teknik adam, ne de menajerler en azından Beşiktaş’ta! Baki Mercimek giderayak ne dedi? “Ertuğrul Sağlam’ın istediği tüm oyuncular alındı. Başarılı olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Sinan Engin’in ise Türk oyunculara saygısı yok. Sinan Engin, taraftarların istemediği oyuncuları yollayacaklarını söylemiş. Acaba onu istiyorlar mı?..” Federico Higuain ne demişti? “Ertuğrul hocanın kafasındaki sistemde yer olmamasına karşın beni neden transfer ettiğini anlayamadım.
Bırakın oynatmayı, son bir aydır takımla antrenmana bile çıkarmıyordu. Bir oyuncu takımdan dışlanarak kazanılmaz...” Fahri Tatan ne dedi? “Böyle transfer mi olur. Konya benimle konuştu mu, siz bana sordunuz mu? Bu, şimdi mi söylenir. Biz mal mıyız ki, sormadan bu işler yapılıyor. İnsan, adam yerine koyar ve arar konuşur...” İbrahim’lerin kavgası ve ardından yaşananların boyutu da farklılık içermiyor. Yıldırım Demirören, Sinan Engin ve Ertuğrul Sağlam’ın Beşiktaş’ı ‘emekçi’ oyuncularını gözden öylesine kolay çıkarıyor ki, böylesi ne görüldü, ne de duyuldu! Hangi futbolcu, ‘öğütücü’ olup çıkan Beşiktaş için terinin son damlasına kadar sahada mücadele eder? Aynı şeyin yarın kimin başına geleceği belli mi bu takımda? Beşiktaşlı futbolcu sahada oynar, ama sadece oynar! Gelinen nokta, hiç kimse için sürpriz değil. Beşiktaş’ın şu ana kadar sadece bin 600 adet kombine satabilmesi de yaşananlarla direkt bağıntılı! “Maçların nerede oynayacağı belli değil, satış rakamı ondan düşük” şeklinde ajitasyon ise inandırıcı olmaktan uzak. ‘Beşiktaşlı’, takımı nerede oynarsa oynasın; yaz-kış, yağmur-çamur demeden maça gelir. Onların tutkusu, siyah-beyaz renkleredir, kişilere değil. Ne var ki, artık onlarda bezdi; Yıldırım Demirören, Sinan Engin, Ertuğrul Sağlam ‘trio’sundan. Üç zaman içinde Ertuğrul Sağlam’ın mobil telefonuna da bir sms gelecek; “Ertuğrul Sağlam ile Beşiktaş’ın yolları” ayrıldı şeklinde! Ancak Ertuğrul Sağlam, Fahri Tatan gibi habersiz olmayacak!..

Mehmet Erhan
07-19-2008, 14:27
senin futbolcun bir saatte başka takıma transfer oluyor ve senin bundan sözde haberin yok...bu, hocanın takım içindeki otoritesini ve karar merciinin neresi olduğunu çok açıkça gösteriyor...kaldıki bu transfer ertuğrulun bilgisi dahilinde olsa bile ne hakla fahrinin yerine orta saha istiyor...hem bir futbolcu böyle gönderilmez hocam...kendi gönderilişini ne çabuk unuttun...yoksa o günlerden ders alamadın mı...gerçi böyle bir soruyu sormak bile yersiz... ders almadığın açıkça ortada zaten...ne diyim, gideceğiniz günü hala bekliyoruz...

Öznur Oktay
07-19-2008, 15:04
Ertuğrul Sağlam çok geri planda kalıyor.Takımdan oyuncu gönderiliyor benim haberim yoktu diyor.Ne demek senin haberin yoktu sen bu takımın teknik patronu değil misin? Bu oyuncu bana lazım hiçbir yere göndermem demiyorsun daha doğrusu diyemiyorsun.Ama böyle olmaz.Madem teknik direktörsün gerektiğinde çıkıp çatır çatır konuşacaksın.Ama nerdeee...

Bülent Girgin
07-20-2008, 15:47
Onların tutkusu, siyah-beyaz renkleredir, kişilere değil. Ne var ki, artık onlarda bezdi; Yıldırım Demirören, Sinan Engin, Ertuğrul Sağlam ‘trio’sundan.

bezmedik ama bezmek üzereyiz ! gerçi besiktasa olan sevgimize birsey olmaz ama bu üç zat besiktasta oldugu sürece biraz uzaktan besiktasimizi severiz , ne yapalim artik ! demekki kaderde böyle günleride görmek, yasamak varmis :(

Ezel Özsipici
07-20-2008, 15:53
Onların tutkusu, siyah-beyaz renkleredir, kişilere değil! bu her zaman böle omuştur zaten ! kişiler gelip geçiçidir ama tarftar hep beşiktasın yanında !!elbet birgün kurtulucaz Bunlardan ! demek istiyorum ama biz bile gönderemedik bunları 2010 kadar kim göndericek ?

Kemal Arıcıoğlu
07-20-2008, 23:01
kim bezmediki abicim...her yıl dişinden tırnağından keserek kombine bilet alan ben inan bu yıl hiçbir mücadele vermiyorum almak için...içimde en ufak bir istek heves bırakmadılar tribünden soğuttular adeta beni....

Ömer Kural
07-20-2008, 23:59
lig tv yi alırım evime bu senede başarı gelmezse formamı duvara asar;çeker giderim...

Ayşegül Alparslan
07-21-2008, 08:19
adam yazmış yaa eline sağlık gerçekten uzun zamandır içi bu kadar dolu bir yazı okumamıştım. o kadar doğru söylemişki artık hangi futbolcu beşiktaş için canla başla mücadele etsin yada neden etsin nasıl olsa kimsenin kıymeti bilinmiyor

Muhammet Ervan
08-25-2008, 10:09
kıymetini kimse bilmedi

Bülent Girgin
09-12-2008, 08:17
http://i.radikal.com.tr/Yazar81x100/2008/08/28/fft26_mf45513.JpegAsena Özkan

Hıncal Uluç ve ‘Minik Futbolcu’

Pascal Nouma, Fenerbahçe’ye attığı golün ardından elini şortunun içine sokup belleklere kazınan ‘o’ malum hareketi yaptığında salt Beşiktaş’tan gönderilmemiş, sınır dışı edilmesi de gündeme gelmişti... ‘Türkiye’nin futbol ikonlarından’ şeklinde tanımlayabileceğimiz ‘Şifo’, Mehmet Özdilek’in İsviçre maçı sonrası rakip oyuncuya attığı tekme, başına hiç ummadığı işler açmış, teknik adamlık kariyeri henüz yolunda başında noktalanıvermişti... Macaristan maçında bir benzeri hareketi basın tribününe karşı sergileyen Emre Belözoğlu’na ceza verilmemesi bir yana, ulusal takımın kaptanlık görevine getirilmesi, düşündürücü olmaktan da öteye geçiveriyor, bu durumda! Ve büyüğümüz Hıncal Uluç’a destek vermemiz kaçınılmaz oluyor...
Hıncal Uluç’un Emre Belözoğlu ile ‘kişisel’ sorunu olduğu inancında değilim. Hıncal Uluç, Macaristan maçında basın tribününe dönerek ‘el hareketi’ yapan ‘kısa boylu’ futbolcunun eylemini kabullenemedi, son derece haklı olarak ve bunun savaşını verdi. Bu mücadelede de ‘tek başına’ kaldı! Fatih Terim’in ‘hışmından’, federasyonun ‘kara listesi’nden, ‘cemaatten’ çekinenler ne yazı ki, somut adımlar atmaktan özenle kaçındılar! Hıncal Uluç sonuna kadar haklı, neden mi? ‘Kin’ ve ‘nefret’ dolu ‘minik futbolcu’ ulusal takımda ‘kaptanlık’ görevine getiriliyor ise ‘durumda’ bir gariplik var demektir! Emre Belözoğlu, şayet bu hareketi başka bir ülkenin ulusal formasını giyerken yapsaydı acaba başına neler geliverirdi? Futbol federasyonu, söz konusu olayın ardından Emre Belözoğlu’ndan savunma istemediği gibi yaptığı ‘terbiyesiz’ ve de ‘saygısız’ hareketi onayladı, sahiplendi ve teknik direktör Fatih Terim’in istemi doğrultusunda da ‘kaptanlık’ verdi. Bu da yetmezmiş gibi, Emre’yi eleştiren Hıncal Uluç’u yeren, bir bildiri yayımladı.
Ne oldu? Hıncal Uluç bir kez daha haklı çıktı. Emre, ulusal takımın otobüsünde telefonla konuşan takım arkadaşı Gökdeniz Karadeniz ile yumruk yumruğa kavga etti: Araya giren diğer oyuncular, ‘sakinleştirici’ görevi üstlendiler de olay geçici de olsa örtbas edildi. Fatih Terim’e de Gökdeniz Karadeniz’i ‘sakat’ mazereti ile kadrodan çıkarıp, gerisin geriye göndermek düştü. Gökdeniz Karadeniz hatalı davranış sergilemiş midir? İrdelenir, gerekir ise ceza da verilir. Ancak öncelik, Emre’nin, üzerine sünger çekilen geçmişteki saygısızlığının! Hıncal Uluç bir kez daha haklı çıktı mı? ‘Minik Futbolcu’ bırakın ulusal takımın kaptanlığını, o formayı giyecek nitelikle olmadığını net şekilde ortaya koyuverdi mi?
Elbette, bir de Emre Belözoğlu’nun ‘prim babası’; Fatih Terim var. Emre
Belözoğlu’nun bu gücü Hıncal Uluç’tan almadığı kesin! Belçika maçında sahadaydı ‘minik futbolcu’ önceki gece, kaptan olarak. Penaltı atışını gole çevirip ardından, çimlerin üzerine yatarak dua etmesine ne demeli? Hakan Şükür senden daha mı az müslüman? Anımsamıyorum çimlerin üzerine yatıp dua ettiğini, attığı gol sonrası Hakan’ın. Ulusal takım forması ile gol atan ‘en müslüman’ futbolcu sen misin? Yoksa tribünde Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşları oturduğu için ‘görsel’ gösteri sunmak mı geldi içinden? Hoca Efendi; ‘Ben futbolcunun gol attıktan sonra sahada namaz kılanını severim’ mi dedi bilemiyorum ama, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim” söylemini, sanırım biliyorsundur!

İbrahim Aydın
09-12-2008, 10:59
emre bu hareketleri yaptıktan sonra neden hala milli takımda anlamıyorum ama tahminim fatih terim KAYINPEDERİ
oyuncu olduğu febeşin başkanı AZİZ YILDIRIM da başka yerlerden işi bağladığı içinmi acaba

diye düşünüyor insan

yaptığı hareketlerle kendisini küçük düşürüyor

her ne kadar kendisinden hazzetmesemde

Şule Artarlar
09-12-2008, 20:18
Hıhhh neden ceza alsın tabi bir zamanlar gsdeydi terimdaşlıydı bu minik adam arabasınla sürat denemesi yaparken bi can aldıgı halde bile ceza almadı şimdi mi alıcak çok yazık nerde neymiş gelecegin futbolcusuymuş ......

Bülent Girgin
10-17-2008, 08:03
http://i.radikal.com.tr/Yazar81x100/2008/08/28/fft26_mf45513.Jpeg Asena Özkan

Gecenin bir yarısı telefon çaldı, oldum olası Zafer saati pek fazla umursamaz zaten. Uzatmadı, direkt konuya girip sordu; “Hesapladın mı hiç, Yıldırım Demirören, Beşiktaş Kulübü’ne ‘borç’ olarak verdiği milyon dolarlardan faiz almaya kalksa, ne kadar gelir elde eder?” Rakı, Zafer’i farklı boyuta taşımış diyeceğim ama dilim varmaz, zira bildim bileli içer ve değişim gözlenmez kendisinde. İçmeden de aynıdır, içtikten sonra da... Telefon konuşması uzadı, uzadı, uzadı... Ve uykum kaçtı! Zafer haklı mı? Sorunun yanıtını ararken, konuşmanın bir bölümünü gayet iyi anımsadım.Zafer dedi ki; “Bende dahil tribünden adama söylemediğimizi bırakmadık. Ne ‘tüpçülüğü’ kaldı, ne iş bilmezliği ancak göz ardı ettiğimiz önemli noktalar var. Serdar Bilgili denen zat-ı muhterem ‘Beşiktaş Sevgisi’ dedi, ardından Beşiktaş’ı kullanarak servetine servet kattı. Süleyman Seba yönetimine almadan önce Serdar Bilgili’yi kim tanırdı? Beşiktaş’ı borç batağına saplayan asıl isim Serdar Bilgili’dir.
Ya Yıldırım Demiören? Tamam, ciddi hatalar yaptı ama bu adam Beşiktaş’ı gerçekten seviyor. Kim, bugüne kadar Beşiktaş’a kişisel servetinden böylesine yüklü tutarı ‘borç’ olarak verdi? Serdar Bilgisi, gayet başarılı bir manevra ile sıyrılıp, kaçtı! Yıldırım Demirören ise yanındakilere güvenip, yanlışlar yaptı. Ancak Yıldırım iyi çocuktur...” Hadi gel de uyu! Yıldırım Demirören’i yeren yok, yerden yere vuranlardan ‘ben’ Zafer’in anlatımı karşısında kifayetsiz kalıverdim! Geriye bakmayı hiç sevmem ancak yazdıklarımı
inkar edecek halim de yok ki!
Zafer haklı mı? ‘Haklı’ da diyemeyeceğim ‘Haksız’ da! Yıldırım Demiören yabana atılmayacak hataların sahibi olup çıkıverdi. Ancak Mustafa Denizli ‘manevrası’ ile öylesine akılcı hamle yaptı ki, ‘antipati’ birden ‘sempati’ye dönüşüverdi, taraflısında da tarafsızında da. ‘Keşke’ demeyi hiç sevmem ama diyorum! Keşke, yanındaki ‘dalkavuklara’ bu kadar güvenmeseydi, Yıldırım Demirören... “Beşiktaş TV’yi kuralım” önerisi ile kulübün milyon dolarlarının akıbetini belirsizliğe iteleyenlere inanmasaydı! Yeri gelmişken, kim ya da kimler zengin oldu onca alet edevatın alımından, satımından? Keşke, canı sıkıldıkça teknik adam edası ile soluğu futbolcuların antrenman sahasında almasaydı. Keşkeler öylesine uzar gider ki, sadece Yıldırım Demirören değil, bizler için de elbette!..
Gelinen noktada Yıldırım Demiören’e ‘bir şans’ daha denilenden verilmeli mi, verilmemeli mi? Beşiktaşlılar bunu düşünüyorlar, tartışıyorlar... Görünen, Mustafa Denizli’nin beraberinde Beşiktaş’a ‘olumluluklar’ getirdiği. Zafer, diyor ki; “Yıldırım akılcı iş yaptı ama artık top kendisinde. Bundan böyle ‘taraftar’ değil de ‘başkan’ olduğunu anımsamalı, üstüne üstlük Beşiktaş Kulübü’nün başkanı olduğunu aklından hiç çıkarmamalı. İşte o zaman ben bile tribünden Yıldırım’ı alkışlarım...” Zafer, ‘haklı’ mı, ‘haksız’ mı? Beşiktaşlılar hataları, yaşanmışlıkları sineye çekip Yıldırım Demirören’e destek vermeli mi? Her şey unutulur zaman içinde yeter ki, dürüst olsun karsındaki!

Nuray Kurt
10-17-2008, 17:58
antipati hala sempatiye dönüşmedi.bu yazı kafa karıştırmak ve demogoji yapmaktan öteye gitmiyor.yıldırım demirören başa geldiğinde ki borç ortada şimdi ki borç ortada."yanında ki dalkavuklara inanmasaymış"inanmasaydı kardeşim sen yıllardır ticaretle uğraşan bir adamsın bunları hesaplaman gerekirdi.beni de beşiktaşın başına getirseler anca bu kadar kötü yönetebilirdim üstelik ticaretten de hiç anlamam.kim ne derse desin bu adam beşiktaşı değil şampiyon yapmak şampiyonlar ligi şampiyonu yapsa bile 2010 yılında yanında ki dalkavuklarla beraber gitmelidir.nedir bunlardan çektiğimiz canım melih gökçek bir sayın demirören iki.gidin artık yahu!

Bülent Girgin
10-17-2008, 18:17
"üstelik ticaretten de hiç anlamam"

anlamasan bile 2 liraya aldigini 1.5 liraya satacagini sanmam nuray,çünkü zarar edecegini bilirsin :D ama bizim yönetim bunu bile beceremiyor iste

Nuray Kurt
10-17-2008, 18:24
asena özkan a göre:demirören iyi de çevresi kötü.

Bülent Girgin
07-24-2010, 14:06
http://i.radikal.com.tr/Yazar81x100/2008/08/28/fft26_mf45513.JpegAsena Özkan

Beşiktaş, gerisi fasarya!..


Ricardo Quaresma geldi, Jose Maria Gutierrez Hernandez yolda, Raul Gonzalez’in ise eli kulağında... Beşiktaş bu kez ecnebi futbolcuların iyilerini alıyor ve de fanatik yandaşlarını ‘kompleksten’ arındırıyor. Artık ‘en iyiler’ Beşiktaş’ta, gerisi fasarya!..
Ne var ki ‘aklı selim’ Beşiktaşlıları ‘korku’ sardı. Bu gidişin sonu nereye varacak? Teknik direktör Bernd Schuster ile Ricardo Quaresma transferi öncesi Beşiktaş’ın açıklanan ‘resmi borcu’ 285 milyon 233 bin Türk Lirası tutarındaydı. Daha sırada Guti ile Raul var!
Aşikar; Siyah-Beyazlı kulübün borcu çok da zorlamadan sezon ortasında 400 milyon Türk lirasına ulaşacak. Buraya bir kısa not düşmeli: 33 milyon avrosu maliyeye olmak üzere 90 milyon avroyu bulan borcu olduğu iddia edilen Mallorca’nın, geçen sezon La Liga’yı 5’inci sırada bitirmesine karşın, UEFA’nın aldığı kararla Avrupa Kupaları’nda oynaması için gerekli olan lisansı geri alındı. UEFA’nın Mallorca’nın yerine La Liga’yı 7’inci sırada tamamlayan Villarreal’i Avrupa Ligi’ne dahil etmesi bekleniyor...
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, iki yönetim kurulu üyesi Serdal Adalı ve Cengiz Zülfikaroğlu ile ‘kepçekazan’ bağlamında sonu gelmeyen Avrupa turları atıp, futbolcu transferi yaparken, geride kalan ve de ne olup bittiğini genelde televizyon ekranlarından öğrenen diğer yönetici taifesi işin içinden çıkamıyor, çıkmaları da olası gözükmüyor! Bu arada da dikkati çeken Serdal Adalı’nın açıklamaları oluveriyor!
Transfer edilen ya da edilecek oyuncuları kendi cebinden ödeyeceği avrolar ile Beşiktaş’a getireceği imajını yaratması, salt yönetim kurulunun diğer üyelerini değil, Beşiktaş’ın ‘kıdemlilerini’ de çileden çıkarıyor. Son mali genel kurulda, Beşiktaş Kulübü’nün söz konusu isme 9 milyon 682 bin lira borcu olduğu açıklandığına göre atılan adımlara, kurulan cümlelere dikkat edilmesi gerekiyor! Olmadan harcanan para, futbolculara, çalışanlara ödenemeyen ederler, bankalarda biriken borç tutarları, kredi taksitleri sadece Beşiktaş’ın, gerisi fasarya! Beşiktaş’ın çelişkiler yumağında trajikomik şeyler de yaşanıyor doğal olarak! Ecnebi kontenjanını açmak için Rodrigo Tello’nun bedelsiz Eskişehirspor’a ‘hediye edilmesi’, ‘adam olmayacak’ tanımlaması ile gönderilen Batuhan Karadeniz’in geri istenmesi, 2 milyon 500 avro yerine 3 milyon 500 bin avroya transfer edilen Matteo Ferrari’nin aynı şekilde gözden çıkarılması gibi... Aklıma gelmişken, İtalyan defans oyuncusunun transferinde hangi menajer Beşiktaş Kulübü’nden 1 milyon avro kazanç sağladı? Bir, belki de iki ecnebi futbolcu daha aynı şekilde gözden çıkacak gibi gözükmekte. Üstüne üstlük bu futbolcuların transfer edildikleri kulüplere bonservis bedelleri taksitler halinde (çoğu da aksayarak) ödenmeye devam edilirken. Kuşkusuz önümüzdeki günlerde daha da ilginç yaptırımlara tanıklık edeceğiz ve asla ardında mantık aramayacağız! Sonuç olarak başkan Yıldırım Demirören, tribünler ile barıştı. Hatta ve hatta tribün önde gelenleri, başkanı İnönü Stadı’nda çiçekle karşıladı. Gerisi fasarya!
Beşiktaş Kulübü’nün ‘borç’ hanesinde yazılı tutarın büyük hızla artacağı gerçeği ortada. Serdar Bilgili ile başlayan süreç, Yıldırım Demirören ile ivme kazandı. Önümüzdeki günler Beşiktaş adına ne yazık ki sevecenlik ihtiva etmemekte. Alınacak yengiler, kazanılacak olası şampiyonluk borç tutarını ne derece eritir bilinmez. Biz yazmaktan bıktık ama onlar borçlandırmaktan bıkmadı, gerisi fasarya...

Bülent Girgin
08-15-2010, 12:20
http://i.radikal.com.tr/Yazar81x100/2008/08/28/fft26_mf45513.JpegAsena Özkan


Sergen Yalçın'ın İspanyolu...


Kaleci Hakan Arıkan ile Guti dışındaki Beşiktaşlı futbolcular çözüm üretmişler oyunun sıkıştığı dakikalar için. Kalabalık orta alanı ve de katı defans elemanlarını aşamadığında; ne yap ne et, topu bir şekilde Quaresma’ya aktar! Aktar ki Portekizli oyuncu sol çizgiden inebildiği yere kadar insin ve ortasını yapsın, belki vuran çıkar da gol olur!
Birbirinden farklı iki ayrı futbol grafiği sergiledi Beşiktaş İzmir sıcağında dün gece. İlk bölümde Quaresma’ya yüklendi takımın diğer elemanları. O da iki kez başarı ile yerine getirdi görevini ancak son vuruşu yapan çıkmadı. Beşiktaş ilk yarıda ‘beklenen’ futbolundan fazlası ile uzaktaydı, Quaresma’nın bireysel yetisi dışında... Nihat Kahveci’nin isteksizliği, zaman zaman toptan sakınması dikkatlerden kaçmadı! Bobo’nun alışa gelmiş şekilde topla buluşamaması, buluştuğu anda da yitirmesi, Erhan Güven’in sağ kulvarı tek başına kullanmaya çabalarken yaptığı hataları sıcak ile bağdaştırmak olası elbette. Buna, Bucaspor’un kalabalık orta alanı ile savunma bloğunu da ekleyebiliriz. Ancak sezon başlamadan ‘şampiyon’ ilan edilen Beşiktaş’ın daha tutarlı futbol sergilemesini beklemek ‘hayalcilik’ ile özdeşleşmezdi.
İkinci bölümün başlangıcında futbolun deneyimlisi Guti’nin Sergen Yalçın’dan bu yana ‘hasret’ kalınan bir nevi ‘ayağa teslim’ pası ile buluşan Bobo, son vuruşu başarı ile yaptı ve Beşiktaş’ı öne geçiren golü kaydeden isim oldu. Golün ardından da ev sahibi Bucaspor’un ‘süngüsü düşüverdi.’ Bülent Uygun’un ‘rakibi oynatmama’ taktiği işe bu kez yaramadı! Gol, salt skor tabelasında değişim yaşatmadı, sayının ardından sahada da ‘istemli’ mücadele başladı. Hakem Barış Şimşek’in tolerans tanıdığı Ediz ikinci sarı kartla oyun dışında kalmaktan kurtuldu ama Necip Uysal’a yaptığı ‘sert’ hareket sonrası direkt kırmızı ile takımını sahada eksik bırakmayı başardı ve ilahi adalet de yerini bulmuş oldu!
Yorulan Guti’nin yerini Matias Delgado aldı ve ev sahibi takımın kontra atakları sıklaştı. Belirgin; Guti izleme, irdeleme döneminde. Kim, nerede hangi beceri düzeyinde oynuyor. İlerleyen haftalarda akıllarda yer eden pasları kuşkusuz sahiplerine tek tek ulaşacak. Guti,
Sergen Yalçın’ın İspanyolu... Şayet bir de beceri düzeyi üst seviyede golcü transfer edilir ise Beşiktaş’ta taşlar tamamı ile yerine oturacak. Defansın kusursuz olduğunu söylemek ise gerçek ile bağdaşmaz. Dün gece şansları rakiplerinin deneyimsizliği ve gol atmaktan çok oyun bozma mantalitesi ile mücadele etmeleriydi. Beşiktaş üstün oyun sergile-medi ama sezona üç puanla başladı.

Kaynak : Radikal Gazetesi