PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Basında Marsilya galibiyeti


Hasret Ergül
11-29-2007, 07:46
http://img.sabah.com.tr/im/2007/11/29/9BF7666FD0AFE44482938D70r.jpg

Şampiyonlar Ligi A Grubu'nda mücadele eden Beşiktaş, İnönü Stadı'nda Marsilya'yı konuk etti. 8-0'lık Liverpool yenilgisini unutturmak isteyen Kartal, Tello ve Bobo'nun golleriyle Marsilya'yı 2-1 yenerek tur ümidini son maça taşıdı. Siyah- beyazlı ekibin ortaya koyduğu futbol spor yazarları tarafından tam not aldı. Basında çıkan yorumlar şöyle;


İSKENDER GÜNEN: İKİ AYRI BEŞİKTAŞ (SABAH)

Beşiktaş, Marsilya'yı 2-1 yenerek gruptaki puanını 6'ya çıkardı. Son maç Portekiz'de... Porto'nun Liverpool'da 3 puan bırakmasından sonra görünen o ki, Porto-Beşiktaş maçı bir final niteliğinde olacak.

Beşiktaş-Marsilya maçını iki ayrı devre olarak değerlendirmek gerekiyor. İlk yarıda saha içi yardımlaşma, tempo, coşku, kazanma azmi ve takım olma bilinci üst düzeyde bir Beşiktaş izledik. Maçın başlamasıyla birlikte Marsilya'yı kendi alanına hapsettiler ve topun olduğu her yerde çoğalarak rakibi hataya zorladılar.

İkinci yarı ise sahada ilk devrenin tam tersi bir Beşiktaş vardı. 1-0'ın verdiği avantajla daha özgüvenli olması gerekirken, anlaşılmaz bir biçimde kendi sahasından çıkamayan bir takım görüntüsündeydi. Artık Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde bir üst tura çıkabilmek için Porto maçını 3 puanla kapatmak zorunda. Futbolda her türlü sonuç var. Umuda yolculukta Kara Kartal'a başarılar dilemekten başka sözümüz yok.



GÜRCAN BİLGİÇ: BAŞARININ ANAHTARI (SABAH)

Marsilya'nın ürkek dakikalarında oyunu çok iyi kontrol ettiler ve çoğalarak hücum etmeye çalıştılar. Nefis bir frikik ile gelen üstünlükten sonra da soğukkanlı kaldılar ve devrenin son beş dakikasında İbrahim Üzülmez ile etkili ataklar geliştirdiler.

Marsilya'nın ikinci yarıda oyunu domine etmeye başlaması ve Beşiktaş'ın bunu kabullenmesi anlaşılır gibi değildi. Aynısını Liverpool maçında da yaptılar. Büyük hatalara, yanlışlara ve rakibe tanıdıkları fırsatlara rağmen kazandılar.

Maçın sonucu, bu iki çizgiyi birlikte yaşamak kadar önemli değil. Çünkü bunu sürekli kılmak, zaten başarıyı yanına çağırmaktır. Beşiktaş takımı bu maçın sonunda bir kez daha iyi defans yapamadığını öğrendi. Kalitelerini zorlayarak bu tecrübelerinden yararlanmalılar.
Geçmişe yanarak, ileriye gidilmez.

FATİH DOĞAN: TELLO VE BOBO (FOTOMAÇ)

Bir futbol takımı için bir futbolcu her şey değildir. Ama iyi bir futbolcu bir takım için çok şeydir. Bu yüzden yokluğunda kaybeden Beşiktaş'ın Tello'ya kavuşması bu düşünceleri aklıma getirdi. Sakatlık illeti Şilili futbolcuyu bulmasaydı bugün Beşiktaş'ın durumu farklı olabilirdi. İlginç gelebilir ama Beşiktaş golü yerken de sakatlanan Tello kenarda ve takım 10 kişiydi!

Önce Bobo, Tello, Toraman, Üzülmez hepsini alkışlamak, emeği geçenleri kutlamak gerek. Özellikle de Beşiktaş'ı 4 yıl aradan sonra ilk kez soktuğu Şampiyonlar Ligi'nde ilk senesinde 6 puan alan Ertuğrul Sağlam'ı da unutmamak gerek. Ancak şunu da belirtelim. Beşiktaş bu yıl 3 kaleci aldı. Bu sezon kaleden yana yüzü gülmedi. Bu açıdan hep sıkıntı çekti. Ertuğrul Sağlam 'Bazı futbolculardan istediğimiz verimi alamadık' derken sanırım bu bölgeyi de kastediyorlar. Beşiktaşlı bu kadar para ödenen kalecilerinden maç kurtaracak performans bekliyor. Herkesin sorumluluğu paylaşması gerekiyor.

MEHMET DEMİRKOL: DOKTOR TELLO (MİLLİYET)

Şampiyonlar Ligi'ne kalmış, ev sahibi bir takımın bu kadar topa yabancı kalmasını anlamak mümkün değildi. Hem de o kadar iyi bir ilk yarının ardından. Beşiktaş'ın bu kadar baskı yemesinin bir maddi açıklaması da yok. 5 dakika tamam, 10 tamam, ama 20 dakika durmak tükenmek bilmeyen bu baskının altından kalkmak mümkün olmadı nasılsa!

İlk yarıda Ricardinho, Delgado, Tello (oyunun lideri garip bir şekilde üçüncü isim) topu aldıklarında enine ya da boyuna savunma kanatlarını ve Bobo'yu da oyuna katarak pekala etkili akınlar yapmayı başarmışlardı. Bu oyunun en azından gölgesi geri döndü.
Tello'nun çizgi dışı golünün hakkını veren bir oyundu bu.
Bu kadar yakın mesafeden barajın üzerinden indirdiği top kuşkusuz gecenin gollerinin başında gelecek çünkü. Zola'dan beri çok az görünen bir goldü. 2 metre geriden olsa tamam ama bu kadar yakından... Gerçekten muhteşemdi. Doktor inceliği vardı.
Bobo'nun sayısı her şeyden, umutları devam ettirmesinden de çok benim için bu sebeple güzel. O gol, Tello'nun muhteşem sayısını kurtardı.

Basri Baykoç: Dip dalgası

Beşiktaş’ın 2. yarının başlamasıyla beraber, neredeyse takım halinde kendi kalesine gelecek kadar geriye yaslanması, ilk yarıyı bu kadar üstün geçiren bir ekip için anlamsızdı. Doğrusu bu ya; ilk yarıdaki Beşiktaş, özellikle de sol kanatı kullanarak, mükemmel ataklar geliştirdi. İbrahim Üzülmez, Tello ve zaman zaman da Delgado’nun katıldığı sol kanat organizasyonlarında yakalan fırsatlar, ilk yarıda Siyah-Beyazlılar’ı maçı bitirebilecek skora da ulaştırabilirdi.
Orta alandaki pres, rakibin yüzünü döndürmeyen alan savunması, işe yaramıştı. Gerets, bu esareti üzerinden atabilmek için 3. oyuncu değişikliğini bile neredeyse yarım saat öne almak zorunda kaldı. Rüştü, belki golde hatalıydı ama totaldaki suçlu, golün öyle veya böyle geleceğini hissedip, takımını uyarmayan Sağlam’ındı aslında. Çünkü Beşiktaş, bitkinlikten dolayı geri çekilmemişti. Nitekim, yediği golden sonra gerek doğru oyuncu değişiklikleri, gerekse karşı alana tekrar taşıyabildiği oyunuyla bunu ispatladı. O zaman, bu ilkel anlayışa ne gerek vardı. Neyse ki Nobre’nin savunmayı meşgul ettiği pozisyonda, Bobo’nun kenara gelip de Delgado’dan aldığı nefis pası iyi değerlendirmesi, kara bulutları ortadan kaldırdı.
Ve Beşiktaş, en dipten gelerek grubu alt üst etti. 2. yarının ilk 20 dakikasındaki dağınıklık haricinde İbrahim Üzülmez, Delgado ve Ali Tandoğan görevini en iyi yapan oyuncular olarak öne çıktı. Hakem Cantalejo’nun özellikle de faul düdüklerindeki hassasiyeti Beşiktaş’ın daha çok işine yaradı.

Can Çobanoğlu: İnanmıştı çocuklar

İngilizler’i ‘desibel şaşkını’ yapan ateşli Beşiktaş seyircisinin ‘Biz inandık, siz de inanın çocuklar’ tezahüratı, sanki dün geceyi anlatıyordu. Tribündeki inanmışlara, sahadaki futbolcular da katılınca belki de mucizenin ilk sayfası yazılmış oldu dün İnönü’de... Neresinden bakarsanız bakın, Beşiktaş çok zor bir maça çıkmıştı. Son haftaların olumsuzlukları, yaşanan olaylar, önemli sakatlıklar, kaybedilen özgüven ve bir türlü gelmeyen iyi futbol ürkütüyordu açıkçası Beşiktaş’ı sevenleri. Öyle bir maçtı ki, kaybetmeyi dahi aklından geçiremiyordun. Gol yemeden gol bulmalıydın, bulduğun golü korumalıydın, o golü korurken bir tane daha bulmalıydın, psikolojini bozmamalıydın ve 90 dakika fizik mücadele ile sahada ayakta kalmalıydın. Kolay değildi kısacası Kara Kartal’ın işi. Ama onlar istedi, mücadele etti ve kazandı. Kazanamasaydı iyi niyetine yazık olacaktı futbolcuların. Ertuğrul hoca elde kalan sağlamlardan oluşturduğu defansının önünde, Cisse ve Ricardinho’yu görevlendirmişti. Rico gecenin kötüsü olunca, Cisse o bölgede çıkana kadar tek başına kaldı. Ama Beşiktaş oyunun boyunu kısa tutunca, birbirlerine yakın oynayınca orta sahada Rico yokluğunu hissettirmedi.
27. dakikadaki muhteşem ‘sol anahtarı’ ile Tello’nun golü gelince Beşiktaş rahatladı. Arkasından bulduğu pozisyonları eğer Kartal gole çevirse, ikinci yarıdaki stresi ve paniği yaşamazdı. Kanatları iyi kullanan, kalitesi yüksek olmasa da istekli oyunu ve mücadelesi tatmin eden mutluluk gecesinin bizi zorlayan anı; topa iyi vurduğu bilinen ikinci yarı oyuna giren Taiwo’nun boş bırakılarak vurduğu füze ve bulduğu gol oldu.
Gecenin özeti; Tellooo, Bobooo ve hepiniz öpüldünüz inanmış çocuklar.

Metin Tükenmez : İlerici futbol oynanmalı


Futbolda kazanmanın en basit ve kestirme yollarından biri, topu ileri ve amaca yönelik oynayabilen futbolculara sahip olmaktır. Beşiktaş’ta bu tanıma uyduğu sanılarak transfer edilen Ricardinho, rakip baskısına kolay girdiği için topu ileri değil, yana ve geriye oynayınca Şampiyonlar Ligi kalitesini tutturacak bir oyuna ulaşamadı Kartal... Oyunu kuran gerici olursa ileriye gitmek kolay olmaz.
Ama yine de futbol oyunu öylesine değişkenlik ve çeşitliliğe sahip ki, bir Şampiyonlar Ligi maçında, takım topu ileriye doğru oynayamasa da ileri vurmasını bilen bir futbolcuyla gol bulabiliyorsunuz. Eğer Serdar Özkan, Tello kalitesinde bir vuruş tekniğine sahip olsaydı; Beşiktaş ilk yarının bitiminde, iki farklı önde bile gidebilirdi soyunma odasına.
Marsilya, başlangıçta bu grubun iddialı takımlarından biri değildi. Ama Türkiye’de iki yıl çalıştıktan sonra Fransa’ya giden Eric Gerets’in görev almasından sonra iddialı oldu Marsilya. Gerets’in olmadığı ilk maçta Beşiktaş iyi oynamış ve kaleci Hakan Arıkan’ın bir zamanlama hatasıyla kaybetmişti. Benzer bir hatayı ilk yarıda Rüştü de yaptı ama rakip topu dışarı vurunca kusurlu olan pek yargılanmıyor bizde. Ne var ki, beraberlik golünde kaleci Rüştü Reçber’in hatrı sayılır bir kusuru vardı. Rüştü rakiple karşı karşıya kaldığında ne denli başarılıysa, uzaktan çekilen şutlarda da o kadar hata yapmaktadır.
Beşiktaş ilerici oyunuyla son dakikalarda galibiyet golünü kazandı. Bu golden sonra tribünler yeniden Liverpool maçı havasına girdi. Kartal’ın tribün gösterisi taklit edilmektedir. Ama unutmamak gerekir ki, taklit sadece aslını güçlendirir.

Elif Kaya
11-29-2007, 07:49
Taraftarda futbolcularımızda teknik direktörümüzde hepimiz inandık ve kazandık inş. portoyuda bu şekilde yeneriz ve gruptan çıkarız :D

Hasret Ergül
11-29-2007, 07:52
Yemen Ekşioğlu : Yakıştı


Dakika 46, sahaya 1-0 çıkmışın. O da ne! Sanki Beşiktaş’ın üstüne ölü toprağı serilmiş, Marsilya’ya gel bana gol at diyorsun. 46. dakika ile 65. dakikalar arası kurdeşen döktük, kurdeşen.
İlk yarıdaki takım gitmiş, Serdar Özkan, Tello kendi yarı sahamızda Koray ve Delgado’ya kısa pas yaparak rakibin ekmeğine yağ sürmüştü.
Oyunu kenarlara taşısalardı, belki sıkıntıyı bu derece hissetmeyeceklerdi. Cisse daha 20. dakikada oyundan çıkmış, bütün oyun düzeni bozulmuştu.
İlk yarıda Tello’nun golü dışında doğru dürüst maça da bakamadık. Neden mi? Muhteşem Beşiktaş taraftarı yüzünden. Mükemmel bir taraftar vardı. Özellikle ilk yarı ve 70. dakikadan sonra taraftar inanılmazdı.
Beşiktaş’ın OFTAŞ maçından sonra dün geceki galibiyete çok ihtiyacı vardı. Bu maçta kazanılacak paranın hiç önemi yoktu. Çünkü dün gece itibar maçıydı, onur maçıydı. TFF, dün gece tribünden nasibini çok aldı, taraftar da haksız değildi. Liverpool maçı öncesi Fenerbahçe maçının kaosu, dün gece Rize maçının seyircisiz oynanacak olmasının açıklanması...
Zaten Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Ligi takımlarının federasyonu değil, Türk Milli Takım Spor Kulübü’nün federasyonu. Doğru düzgün federasyon olsaydı, dün geceye kadar Norveç maçında sakatlanan İbrahim Kaş’ı ararlardı. Demek ki Beşiktaş’ın tek dostu yine Beşiktaş...
Kendi iç kavgalarımızı bırakalım... Bugün milat olsun. İçeriden ve dışarıdan o kadar çok saldırı var ki! Fenerbahçe İnter’den 3 tane yedi, Fenerbahçe medyası Sarı-Lacivertliler’i göklere çıkardı. Beşiktaş dün gece berabere kalsaydı, Beşiktaş medyası kim bilir neler yazardı. Yeter artık, yönetime kızsanız bile bu takıma sahip çıkın. Herkese sesleniyorum. Bu takım fazlasını hak ediyor...

Turgay DEMİR : Işıkları Bobo açtı

Beşiktaş'ın kaderi üç-dört futbolcunun ayaklarında. Bahsettiğim kader adamları Delgado, Serdar, Ricardinho ve Tello. Bu dörtlü taşın altına ellerini koyup, sorumluluk aldıklarında Kartal vites yükseltiyor, karşısındaki rakip kim olursa olsun gücünü kabul ettiriyor. Marsilya önünde ilk 45 dakikada böyle bir Beşiktaş izledik. Serdar Özkan ve Delgado ayaklarına top beklemeyip topa gittiler, ikili mücadelelerde ayakta kaldılar. Teknik kapasitelerini mücadele azmiyle birleştirdiler. Tello da ilk yarıda onlara uyum sağladı. Eğer Rico Paşa biraz kıpırdasa, Beşiktaş'ın birden fazla gol bulması işten bile değildi. Rico kıpırdamadı! Müthiş bir motivasyonla oynayan siyahbeyazlı takım maçın ilk yarısında rakibine bir tek pozisyon vermedi. Fransızların tam bir baş belası olan etkili forveti Niang'a kademeli markaj uygulandı. Ali Tandoğan bastı, ondan kurtulduğu anda Baki ya da İbrahim Toraman devreye girdi.

Orta saha oyundan düştü
Cisse'nin sakatlanıp çıkması ve yerine Koray'ın girmesi Beşiktaş'ı o bölgede boydan kısalttı ama topu daha iyi kullanma imkanı da sağladı. Savunmada çok az hatayla oynayan, orta alanda çabuk ve iyi top çeviren Beşiktaş, Tello'nun müthiş golüyle özgüven de kazandı. Özkan önün düşen topu daha iyi değerlendirebilse ilk yarı bitmeden maç bitmiş olabilirdi! İkinci yarının ilk 20 dakikasında manzara değişti. Serdar ve Delgado yoruldu, Ricardinho ise tam kayboldu. Orta saha resmen oyundan düştü. Bu kez topla daha çok oynayan, Beşiktaş yarı sahasına kamp kuran Marsilya'ydı. Gerets, biri zorunlu olmak üzere, 53. dakikaya kadar üç oyuncu değişikliği yaparak risk aldı. Beşiktaş'ı baskı altına almasına rağmen kale önünde etkisiz kalan oyuncularını gördü. Uzaktan attığı sert şutlarla bilinen Taiwou'yu sahaya sürdü ve aradığı golü de böylece buldu. Golle birlikte moraller de bozuldu elbet. Her şey bitti diye düşünmek için ortam hazırdı. İşte böyle bir ortamda küllerinden doğdu Kartal! O dakikaya kadar çok etkili olamayan Bobo, "Işıklar sönmesin, umutlar bitmesin" dercesine vurdu sol çaprazdan, karanlıktan aydınlığa çıkardı Beşiktaş'ı. Şimdi işin şekli değişti. Artık Kara Kartal, Porto'ya turistik seyahat için değil, gruptan çıkmak için gidecek. Yolu açık olsun.

Rıza ÇALIMBAY : Beşiktaş Tempoyu Yüksek Tutmalı

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde şansını sürdürmesi için mutlak galibiyete ihtiyacı vardı. 3 puan geldi ama teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın tek forvet seçimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bana göre Beşiktaş'ın, kazanması gereken karşılaşmaya çift forvetle çıkması gerekiyordu. Tek golcü ile sanki oyunu sahasında kabul edermişcesine bir görüntü ortaya çıktı. Bobo, bu nedenle Marsilya karşısında yalnız kaldı diyebiliriz. Mesela Nobre ile Bobo ikilisi rakip takımı çok daha fazla zorlayabilirdi. Çünkü Marsilya takımının defansına baktığımızda bu ikilinin, iyi işler yapacağını söylemek hiç de yanlış olmazdı. Delgado, Bobo'ya destek vermek istese de bu kısıtlı oldu. Tabii ki Arjantinli oyuncu iyi oynadı ancak forvet hattında Nobre kadar faydalı işler yapamazdı.

TELAŞ YAŞANIYOR

Siyah-beyazlı takım, Marsilya karşısında çok önemli bir galibiyete imza attı. Bundan sonra Beşiktaş'ın gruptan çıkma şansını nasıl görüyorsunuz?

Farklı Liverpool yenilgisinin ardından gelen bu galibiyet Beşiktaş için umut oldu. Ancak şöyle bir gerçek var. Beşiktaş, deplasmanda Porto'yu yenmek zorunda. Dünkü karşılaşmada aslında oyunun kalitesinden daha çok sonuca gidebilmek önemliydi. Beşiktaş da bunu başardı. Siyahbeyazlı takım, 1-0 öne geçince bu nedenle skoru koruma telaşına da düştü. Bana göre skoru korumak yerine, atak bir futbol ortaya koyma fikri ile Beşiktaş bu kadar zorlanmadan sonuca ulaşabilirdi. Zaten Ertuğrul Sağlam'ın Nobre'yi son 15 dakikada oyuna alıp 1-1'den sonra galibiyeti kovalamaya başlaması da 3 puanın sinyalleriydi. Beşiktaş, işte bu nedenle Porto karşısına mutlaka çift forvetle çıkması gerek. Bobo ve Nobre ile Beşiktaş, zorlu deplasmanda iyi işler yapabilir. Siyah-beyazlılar, ayrıca Porto karşısında tempolu oynamaya mecbur. Gerçekten de bu kapasite, bu takımda var. Eğer düşük tempoyla oynarsa galibiyeti elde etmesi zor gözüküyor. Sadece Şampiyonlar Ligi'nde değil, Süper Lig'de de Beşiktaş temposunu yükseltmeli. Aksi taktirde zor 90 dakikalar yaşayabilir.

ATAK OYNAMALI

Beşiktaş, Marsilya karşısında maça baskılı başladı. Ancak ikinci yarıda oyunun insiyatifini rakibine kaptırdı. Sizce Ertuğrul Sağlam'ın nasıl bir hamle yapması gerekti?

Teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın bu bölümde yapması gereken topu, Marsilya yarı sahasına taşımasıydı. Skoru korumak yerine atak bir futbol sergilemek siyahbeyazlı takımın oyun insiyatifini ele geçirmesini sağlayabilirdi. Beşiktaş oyunu sahasında kabullenince zaten Marsilya Teknik Direktörü Gerets de oyuna forvet almakta gecikmedi. Eğer Beşiktaş dün ikinci yarıda daha atak oynasa, bu kadar zor durumda kalmadan da 3 puana ulaşabilirdi.

Siyah-beyazlı takımda Hakan yediği gollerle eleştirilmişti. Dün de Rüştü yaptığı hatalarla dikkat çekti ve Marsilya'nın attığı golde başrolü oynadı. Beşiktaş kaledeki sorunu nasıl aşabilir?

Bana göre Beşiktaş kalesinde bir kriz yaşanmıyor. Bazen kaleciler iyi ya da kötü günlerinde olabiliyor. Türkiye'de kalesi sağlam olan ender takımlardan birisi Beşiktaş. Bana göre kaleye bir transfer gerekmez. Aslında siyahbeyazlı takımın kadrosu çok geniş. Ara transferde yeni isimler alınmasa da olur. Çünkü sahada görev yapamasalar da takımda çok iyi isimler var. Kadro daraltılıp, forma bulamamış isimlere şans verilse Beşiktaş'ın kazanımları olabilir. Örneğin Nobre gibi bir isim bile Beşiktaş takımında ancak 15 dakika görev yapabiliyor.

SAVUNMA İYİYDİ

Beşiktaş, önemli bir galibiyete imza attı. Ön plana çıkan isimler kimlerdi?

Beşiktaş'ın, Marsilya karşısındaki en iyi oyuncusu Delgado idi. Arjantinli futbolcu, gösterdiği performansla takımın galibiyetinde başrolü oynayan birisiydi. Ali Tandoğan da defansta oldukça iyi bir grafik çizdi. Karşılaşmanın geneline baktığımızda Beşiktaş'ın savunma hattı neredeyse hatasız oynadı. Baki Mercimek de gayet iyiydi. Üzerindeki her türlü baskıya rağmen neredeyse hatasız oynadı. Yüreğini ortaya koydu. Kendisini tebrik ediyorum.

Atilla GÖKÇE : Ya hep ya hiç!

Gel-gitli bir sezon yaşıyor Beşiktaş. Ya tel tel dökülüyorlar ya da hışımla çullanıp perişan ediyorlar


Doğrularıyla, yanlışlarıyla coşkusu ya da kaygılarıyla bir Beşiktaş gerçeğine tanık oluyoruz bu yıl. İnönü'de coşan ve taraftarıyla Liverpool'u ezen de Beşiktaş, Marsilya'daki ilk maçta şaşkın ve dağınık gezen de Beşiktaş... Liverpool'daki rövanşı ve Oftaşspor karşısındaki dramayı da hatırlayalım. Ya tel tel dökülüyorlar ya da hışımla çullanıp perişan ediyorlar.
Gel-gitli bir sezon yaşıyor Beşiktaş. Dün gece Marsilya karşısında futbolcuların tümü de gerçek bir onur savaşı veriyor. Travmalardan, önlenemeyen krizlerden, tedirginlikten kurtulup en ihtiyaç duydukları güven duygusunu, kazanmayı özleyerek koşuyorlar.
Tello, Delgado, Cisse, İbrahimler ve Baki inanılmaz efor sarfediyor. Ama sağ kanat hiç de etkin değil. Ali Tandoğan pasif, Serdan Özkan dağınık, Bobo yeterince top alamıyor. Yine de baskılı oynayarak Marsilya yarı alanına yerleşiyorlar. Gecenin yıldızı Delgado. Ona yapılan faul Tello'yu getiriyor topun başına. Muhteşem bir sol vuruş ve iki ayağının üzerinde sabit kalan kalecinin şaşkın bakışlarıyla çatala takılan top.
Beşiktaş kuşkudan coşku sürecine geçiyor.
Bu golden önce yapılan Cisse-Koray değişikliği takımın balansını sarsmaya başlıyor yavaş yavaş. Top kayıpları artıyor. Hele ikinci yarıda Beşiktaş zaman zaman yarı alandan çıkamayıp kendi savunmasına yaslanmak, Marsilya'yı hep perdelemek yanlışına düşüyor. Topu alıp taşıyan yok. Hücum organizasyonu yok. Marsilya her atağında telaşlandırıyor Beşiktaş savunmasını. Ya faul yapıyorlar, ya kornere atıyorlar ya da savuruyorlar. Onların her biri Marsilya'ya aradığı gol fırsatlarını sunuyor. İşte Baki'nin panikle kornere attığı toptan gelen Taiwo golü... Telaş ve panik öylesine sarsmış ki Beşiktaş'ı, Taiwo savunmanın savurduğu topu 30 metreden atarak Rüştü'yü çıldırtıyor.
Garip gelecek ama bu golle uyandılar. Savunmayı bırakıp saldırmaya karar verdiler. Nobre, İbrahim Akın, Bobo ve Delgado oyunu karşı kaleye taşımaya başladı. Ve Delgado'nun uyuyan Bobo'yu uyandırıp attırdığı gol.
İyi iş yaptı Beşiktaş...Gruptaki tablo öyle oluştu ki, ya Porto'yu orada yenip ikinci tura kapağı atacaklar, ya da hangi sonuç olursa olsun grubun dibine çakılacaklar.
Ertuğrul Sağlam'ın hiç bir seçeneği yok. Kazanmaya oynayacaksın hoca.. Çünkü ötesi sadece senin ve Beşiktaş'ın da kaybıdır!

Serhat Kartal
11-29-2007, 11:24
Fransız basınında Kartal'ın zaferi...
Fransız spor basını, Beşiktaş futbol takımının, dün gece İstanbul'da Marsilya futbol takımı karşısında aldığı galibiyete geniş yer verirken, ''kendi takımları için artık ikinci tura çıkabilmek için Liverpol karşısında yenilginin yasak olduğu'' yorumunu yaptı.
Le Figaro, ''Marsilya, şampiyonlar liginde geri adım attı'' başlığıyla verdiği haberde, Fransız takımının yıldız oyuncusu Nasri'nin sakatlık sonucu sahayı erken terk etmesinin talihsizlik olduğunu yazdı.

Le Parisien gazetesi, ''Marsilya için her şey olabilir'' başlığıyla okuyucularına duyurduğu haberde, Fransız takımının oyuncularının gerçekte yenilgiyi hak etmedikleri yolundaki açıklamalara yer verdi.

Fransız gazetesi, bu yenilginini Marsilya'nın tur umutları için işini zorlaştırdığını yazdı.

Liberation gazetesi, ''Marsilya gruptan çıkmak için Liverpool karşısında oynayacak'' başlığıyla verdiği haberde, ''Bobo, Marsilya'yı üzdü ifadesini'' kullandı.

Spor gazetesi L'Equipe ise, ''Marsilya için bundan sonra sıcak olacak'' başlığıyla verdiği haberde, Marsilya futbol takımı teknik direktörü Gerets'in ''Kazanabilirdik'' şeklindeki açıklamasına yer verdi.

Gazete, Liverpool maçının tam anlamıyla bir final özelliğini taşıdığını yazdı ve takımlarının alacakları sonuçlara göre tur için şanslarıyla ilgili bilgilere geniş yer verdi.

Fransız fgazetesi, Beşiktaş futbol takımında Bobo'yu, Marsilya'da ise Rodriguez'i en başarılı oyuncu olarak gösterdi.

Hasret Ergül
11-29-2007, 11:26
aaa üzdükmü çok afedersiniz :)

Mehmet Erhan
11-29-2007, 11:27
beter olun pis fransızlar... :@ inşallah liverpool de dağıtır sizi ve sonuncu olup elenirsiniz şampiyonlar liginden... :@

Barış Aygün
11-29-2007, 11:32
ermenı yandası soysuzlar...beter olunnn..