Nuray Kurt
07-31-2008, 13:52
Yaşar Aşçıoğlu'nun basın açıklamasını tatilimi geçirdiğim Antalya'da okudum.
Fulya Şan Ökten tesislerinin, Beşiktaş kulübüyle yapılan protokole göre gelecekteki adının "Aşçıoğlu-Şan Ökten Tesisleri" olacağını bu açıklamayı okuyunca öğrendim.
Şaşırdım, öfkelendim, üzüldüm...
İşin en acı tarafı da, 30 senedir "çok iyi bir Beşiktaşlı" olarak tanıdığım Yıldırım Demirören'in, kulübün geçmişinden de, Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan değerlerden de bihaber olduğunu anladım...
Beşiktaş başkanı, "Ökten" soyadının kulüp için ne anlam ifade ettiğini bilmiyorsa, yazık...
Biliyor ve buna rağmen o protokolü imzalıyorsa, iki kere yazık...
Sayın Başkan ve değerli yönetim kurulu üyeleri;
bugün o koltuklarda oturuyor ve milyonlarca taraftara sahip bir kulübü yönetiyorsanız,
bu yapıya ilk harç koyan, kat üstüne kat inşa ederek binayı yükselten birkaç addan biridir "Ökten" soyadı...
Kuruluşunda sınırlı sayıda sporcusu olan ve sadece ferdi sporlarda faaliyet gösteren bu kulübe futbolu getirerek halka kucaklaştıran kimdir? Ahmet Şerafettin Bey, yani Şeref Bey...
Peki, Ahmet Şerafettin Bey'in en büyük destekçisi, en yakın arkadaşı, sağ kolu ve futbol şubesindeki yardımcısı kimdir? Nazmi ÖKTEN... Rahmetli Şan Ökten'in babası Nazmi Ökten...
Kardeşlikten öte öyle bir dostluk vardır ki Şeref Bey'le Nazmi Bey arasında, Şeref Bey'in 39 yaşında vefat etmesinin ardından uzun süre hayata küser Nazmi Ökten... İlk erkek çocuğuna, yakın arkadaşının hatırasını yaşatmak için "Şeref" adını koyar... İkinci erkek evladına da "Şan" adını verir...
Armatörlüğe atılır, ilk satın aldığı geminin ismini de "Şeref" koyar... Uzun yıllar Beşiktaş yönetim kurullarında görev yapar... Ticarette kazandığının birçoğunu Beşiktaş için harcar... Karşılık beklemeden, "şu tesise ismim koyulsun" şartı gütmeden...
Kadere bakın ki, Beşiktaş uğruna can veren yakın arkadaşı Şeref gibi, oğlu Şan da siyah beyaz renkler uğruna can verir... Tıpkı Şeref Bey gibi gencecik yaşında...
Yaşar Aşçıoğlu'nun, bu anlattıklarımı bildiğini sanmıyorum. Hemşerisi olan Ökten ailesini tanısaydı belki böyle bir protokolün hazırlanmasını teklif dahi etmezdi... "2.5 Milyon Dolar harcadım, ismimi de koyarım" demezdi...
Ama "Beşiktaş'ı yönetiyorum" diyerek,
bu paranın neredeyse 5 mislini beceriksizliklerinden Del Bosque'ye kaptıranlar,
Gordon diye ayağını iki kere topa süren bir oyuncuya buna yakın bir parayı harcayanlar,
Sırf "Fenerbahçe'den futbolcu aldım" demek için Mehmet Yozgatlı diye bir futbolcuya bu paranın daha fazlasını "garanti transfer ücreti" olarak çıkarıp verenler,
500 Bin Avroluk bonservis bedeli ile alınmış adama 4.5 Milyon Avro'yu pazarlıksız çıkarıp vermekte sakınca görmeyenler,
Har vurup harman savuranlar, döküp saçanlar,
O "Şanlı, Şerefli" geçmişi bir protokol parçasıyla silmeye, yok etmeye kalkışırlarsa, sadece genel kurul karşısında değil, tarih karşısında da hesap veremezler.
Bir zamanlar "Adı, kulübün adının önüne geçiyor" gerekçesini ileri sürerek, Şeref Stadı'ndan "Şeref" isminin kaldırılması kararının altına imza koymuş yönetim kurulu üyeleri gibi, bir daha yöneticilik yapmamak üzere tarihten silinirler...
Dönemleri, Beşiktaş'ın Şan'ını ve Şeref'ini satılığa çıkardıkları bir dönem olarak tarihe geçer... Kulüplerinde Şan'ın ve Şeref'in silinmesine rıza göstermiş, Şan'sız ve Şeref'siz kalmış bir yönetim olarak anılırlar....
tuğrul yenidoğan
Fulya Şan Ökten tesislerinin, Beşiktaş kulübüyle yapılan protokole göre gelecekteki adının "Aşçıoğlu-Şan Ökten Tesisleri" olacağını bu açıklamayı okuyunca öğrendim.
Şaşırdım, öfkelendim, üzüldüm...
İşin en acı tarafı da, 30 senedir "çok iyi bir Beşiktaşlı" olarak tanıdığım Yıldırım Demirören'in, kulübün geçmişinden de, Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan değerlerden de bihaber olduğunu anladım...
Beşiktaş başkanı, "Ökten" soyadının kulüp için ne anlam ifade ettiğini bilmiyorsa, yazık...
Biliyor ve buna rağmen o protokolü imzalıyorsa, iki kere yazık...
Sayın Başkan ve değerli yönetim kurulu üyeleri;
bugün o koltuklarda oturuyor ve milyonlarca taraftara sahip bir kulübü yönetiyorsanız,
bu yapıya ilk harç koyan, kat üstüne kat inşa ederek binayı yükselten birkaç addan biridir "Ökten" soyadı...
Kuruluşunda sınırlı sayıda sporcusu olan ve sadece ferdi sporlarda faaliyet gösteren bu kulübe futbolu getirerek halka kucaklaştıran kimdir? Ahmet Şerafettin Bey, yani Şeref Bey...
Peki, Ahmet Şerafettin Bey'in en büyük destekçisi, en yakın arkadaşı, sağ kolu ve futbol şubesindeki yardımcısı kimdir? Nazmi ÖKTEN... Rahmetli Şan Ökten'in babası Nazmi Ökten...
Kardeşlikten öte öyle bir dostluk vardır ki Şeref Bey'le Nazmi Bey arasında, Şeref Bey'in 39 yaşında vefat etmesinin ardından uzun süre hayata küser Nazmi Ökten... İlk erkek çocuğuna, yakın arkadaşının hatırasını yaşatmak için "Şeref" adını koyar... İkinci erkek evladına da "Şan" adını verir...
Armatörlüğe atılır, ilk satın aldığı geminin ismini de "Şeref" koyar... Uzun yıllar Beşiktaş yönetim kurullarında görev yapar... Ticarette kazandığının birçoğunu Beşiktaş için harcar... Karşılık beklemeden, "şu tesise ismim koyulsun" şartı gütmeden...
Kadere bakın ki, Beşiktaş uğruna can veren yakın arkadaşı Şeref gibi, oğlu Şan da siyah beyaz renkler uğruna can verir... Tıpkı Şeref Bey gibi gencecik yaşında...
Yaşar Aşçıoğlu'nun, bu anlattıklarımı bildiğini sanmıyorum. Hemşerisi olan Ökten ailesini tanısaydı belki böyle bir protokolün hazırlanmasını teklif dahi etmezdi... "2.5 Milyon Dolar harcadım, ismimi de koyarım" demezdi...
Ama "Beşiktaş'ı yönetiyorum" diyerek,
bu paranın neredeyse 5 mislini beceriksizliklerinden Del Bosque'ye kaptıranlar,
Gordon diye ayağını iki kere topa süren bir oyuncuya buna yakın bir parayı harcayanlar,
Sırf "Fenerbahçe'den futbolcu aldım" demek için Mehmet Yozgatlı diye bir futbolcuya bu paranın daha fazlasını "garanti transfer ücreti" olarak çıkarıp verenler,
500 Bin Avroluk bonservis bedeli ile alınmış adama 4.5 Milyon Avro'yu pazarlıksız çıkarıp vermekte sakınca görmeyenler,
Har vurup harman savuranlar, döküp saçanlar,
O "Şanlı, Şerefli" geçmişi bir protokol parçasıyla silmeye, yok etmeye kalkışırlarsa, sadece genel kurul karşısında değil, tarih karşısında da hesap veremezler.
Bir zamanlar "Adı, kulübün adının önüne geçiyor" gerekçesini ileri sürerek, Şeref Stadı'ndan "Şeref" isminin kaldırılması kararının altına imza koymuş yönetim kurulu üyeleri gibi, bir daha yöneticilik yapmamak üzere tarihten silinirler...
Dönemleri, Beşiktaş'ın Şan'ını ve Şeref'ini satılığa çıkardıkları bir dönem olarak tarihe geçer... Kulüplerinde Şan'ın ve Şeref'in silinmesine rıza göstermiş, Şan'sız ve Şeref'siz kalmış bir yönetim olarak anılırlar....
tuğrul yenidoğan