Hasret Ergül
12-27-2007, 08:04
Beşiktaş liderin 3 puan gerisinde ancak ortaya koyduğu performans pek iç açıcı değil. İlk yarı karnelerinde öyle yüksek notlar yok. Gözümüze ilk çarpan istikrarsızlık. Tam, “Evet işte bu” dediğimiz anda inanılmaz hayal kırıklıkları yaşadık.
Liverpool, Porto, Marsilya maçları bunun en çarpıcı örnekleri. Kartal, kendi sahasında güçlü rakiplerine adeta kök söktürdü. Gelgelelim rakip sahalarda hiç yoktu. Deneyimsizlik, Ricardinho dışında usta oyuncunun olmaması ve özgüven eksikliği Beşiktaş'ı, Avrupa sahalarında eritti.
SKANDAL KARARLAR...
Süper ligde durum değişikti. Dış maçlarda oldukça başarılı bir tablo vardı. 9 maçta, 6 galibiyet, 1 beraberlik, 2 yenilgi...Galatasaray ve Fenerbahçe deplasmanlarındaki yenilgiler tamamen hakem hatalarının sonucuydu. Beşiktaş'ın bu iki maçı birer puanla kapatmasına hakemler izin vermedi. Beşiktaş dışarıda oynadığı diğer 7 maçta 6 galibiyet 1 beraberlik çıkardı. O tek beraberliğin Ankaraspor maçında olduğunu unutmayalım. Yan hakem, skandal bir hentbol kararıyla, Kartal'ın golünü iptal edip 2 puanı resmen gasp etti.
GOL SIKINTISI...
İçerideki maçlarda durum şöyleydi: 8 maçta, 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 yenilgi... ”İnönü'de taraftar stres yaratıyor. Yitirilen puanlar bu nedenle” diyenlere ben, “Hadi canım sen de” yanıtını veririm. Hangi stresten söz ediliyor. Beşiktaş seyircisi inanılmaz bir itici güçtü. Sadece Sivas maçında bu görüntülerini bozdular. O maçta yitirilen üç puanda, taraftar suçluydu. Fatura ağır oldu. Sivas karşısında kaybedilen üç puana, üç de beraberlik eklenince işin rengi değişti. İnönü'de oynanan 8 maçta atılan gol sayısının 10'da kalması gerçek problemi ortaya koydu. Beşiktaş'ın geçen sezon olduğu gibi bu sezon da gol kısırlığı yaşadığı belgelendi.
Geçen sezonki mazeret, kanatlardan yeterince ortanın gelmemesiydi. Bu sezon bolca ortalar yapıldı, sonuç değişmedi. Nokta golcünün bulunmayışı Beşiktaş'ın daha fazla puan almasını engelledi.
Gol sayısının artmamasında bir başka etken topun defanstan oyuna olumlu sokulamamasıydı. Bu bölgeden şişirilen toplar rakip defanslardan geri döndü. Beşiktaş zaman zaman pivot santraforu varmış gibi oynadı. Fizik kondüsyon olarak da siyah-beyazlı ekip kıvamında değildi. Pek çok futbolcu oyununun sonlarında düştüler, maçları diri bitiremediler. 75-90 dakikaları arasında attıkları gol sayısının 3'te kalması da bunu gösteriyor.
Takımın savunma organizasyonu başarılıydı. Bunda orta alanda görev yapan oyuncuların da payı büyüktü. Rakip ataklarda ilk müdahaleyi hep bunlar yaptılar. Defansın üstüne fazla yük bindirmediler.
Beşiktaş en büyük ıstırabı, kısa takım olduğu için yaşadı. Havada çaresiz kaldı ve basit goller yedi. Orta alan Beşiktaş'ın en başarılı bölgesiydi. Burada, ofansif ve defansif dengeyi iyi kurdular. İleri uç resmen çöktü, hiç etkili değillerdi.
Ocak operasyonu
Beşiktaş dört koldan saldırıda... Hani o 'Ocak Operasyonu' var ya işte onun için. Avrupa'da yollar arşınlanıyor. Akılsız kafanın cezasını ayaklar çekermiş. Olmadı, sil baştan. Gelinen nokta ortada. Teknik heyet tarafından ballandıra ballandıra anlatılan Higuain ve Diatta çürük çıktı. Ertuğrul hoca, “Yanıldık!” itirafında bulundu. Bu kelimeden nefret ediyorum. Transfer ettiğin üç yabancıda iki yanılgı. Buna kimsenin hakkı yok. Gitti paralar gitti umutlar.
Bir de bu futbolcuların postalanması işi var. Adamlar garanti paraları bulmuşlar, keyiflerine diyecek yok. Hem cepleri doluyor, hem de istirahatteler. Huzurlarını bozarlar mı? Ayrıca Beşiktaş'a zorla mı geldiler. Havaalanlarında omuzlara alındılar. Şimdi denecek ki “Aldığın paradan vazgeç” enayi mi adamlar. Ertuğrul hoca “Bu oyuncuların talipleri var” diyor ama ben inanmıyorum.
Beşiktaş'ın şu andaki stratejisi bu oyuncuları kiraya vererek veya satarak kurtulmak. Ve de yabancı kontenjanını açmak. Ricardinho'ya da sözüm ona talip varmış. Haydi hayırlısı, rastgele... Başka ne diyebiliriz.
Deniyor ki, “Borç nasıl böyle büyüdü?” İşte bu tür saçmalıklardan. Futbolcuyu alırken de kaybediyorsun satarken de. Takımı güçlendiremediğin için asıl büyük kaybı da orada yaşıyorsun.
Beşiktaş yollarda. Umarım bu kez yine çürük tahtaya ayak basmazlar. Yönetim, Sinan ve Ertuğrul hoca son şanslarını kullanıyor. Artık bu işin affı yok. İki kaliteli oyuncu transfer edilmezse Beşiktaş zirveyi yakalayamaz. Gelen yabancılar yine fiyasko çıkarsa bunun tepkisi çok büyük olur. Ve artık tribünler hiç susturulamaz.
GEÇER NOT ALANLAR
İBRAHİM ÜZÜLMEZ: Elinde avucunda ne varsa, her zaman hepsini veriyor. Üzülmez gibilerini çok seviyorum.
ALİ TANDOĞAN: Geri dörtlünün sağı gerçek bölgesi olmamasına karşın çok iyi oynuyor. Hücuma katılımı pozitif.
CİSSE: “Görev adamı” diye bir tanım var ya, Cisse işte tam bu tanımın karşılığı. Ah bir de ekstra işler yapsa, karşı kaleyi düşünse.
TELLO: İlk geldiğinde çok iyiydi. Sakatlandıktan sonra toparlanamadı. Yine de çok faydalı. Sol ayak mükemmel.
SERDAR ÖZKAN: Önce alkışladık sonra frene bastık. Torbasındaki sermayeyi sınırlı kullandı. Zaman zaman da abartılı işlere kalkıştı, eline yüzüne bulaştırdı. Çok daha iyi oynayabilecek bir potansiyele sahip.
DİBE VURANLAR
İBRAHİM AKIN: Sadece yetenek işe yaramıyor. Yeteneğini ve kafanı kullanamıyorsan her şey boşuna. İbrahim Akın'a hep “Dikkat!” dedik, dinletemedik. Kendi düşen ağlamaz.
BURAK: Suçu başka yerlerde aramayacak. Aynaya bakacak. Kötü, çok kötü oynuyor. Çıkmaz sokaklara girip duvara tosluyor. Korkuyorum, o da kaybolacak.
BAKİ: Sınırlı olan yetenekleriyle elinden geleni vermeye çalışıyor. Ama ne yazık ki Beşiktaş takımının oyuncusu değil.
TANIYAMADIKLARIMIZ
HAKAN ARIKAN: İlk başlarda “Oh be!” dedik. Sonra sustuk geri adım attık. Durun bakalım.
DİATTA: Defansta ayağı en yumuşak oyuncu. Sakatlandı, oynatılmadı. Nedir, ne değildir anlayamadık.
HİGUAİN: Hızlı, çabuk, dağınık biri. Et mi balık mı çözemedim.
BATUHAN: Havada kuş uçurtmuyor. Ayakları da fena değil. İkinci yarıda kaliteli bir santrafor alınmayacaksa, ben gözüm kapalı en az 6-7 maç bu çocuğu Bobo'nun yanına koyarım. Ne olduğuna bakarım.
MEHMET SEDEF: Çok az oynuyor. Aynen Batuhan gibi bu çocuğu da sol kanatta Tello ile önlü arkalı 6-7 maç oynatırım. Sedef'in kumaşı iyi.
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATANLAR
RÜŞTÜ: Yılların kalecisi komik hatalar yaptı. Uzun süren sakatlıklar yaşadı. Her şeye karşın Rüştü'nün ikinci yarıda gerçek performansını yakalayacağına inanıyorum.
Serdar Kurtuluş: Sakatlıkları uzun sürdü. Oynadığı maçlarda da verimli değildi. İyi bir Serdar defansın sağına canlılık getirir.
Gökhan Zan: Bir kronik sakat daha. Fazla sakatlanan oyuncuyu hiçbir kulüp sevimli bulmaz. Gökhan bunu unutmamalı.
İbrahİm Toraman: Marke ettiği adamı kaybediyor. Tek hamle yapıyor, başarılı olamayınca rakibini kaçırıyor. Toparlanmak zorunda, forma tehlikede.
Koray: Çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Bu düşüncem değişmek üzere. Bildiğim Koray bu değil.
Ricardinho: Brezilya Milli Takımı'ndan çıkıp ayağının tozuyla Beşiktaş'a geldi. Geçen sezon 5-6 maç bizi mest etti. Bunun dışında ara ki bulasın.
Bobo: Beşiktaş da santrafor olarak kim oynarsa oynasın gol atar. Bobo kötü bir yarım sezon geçirdi. Emekliliği yaklaşmış futbolcu gibiydi.
Nobre: Fenerbahçe'deki Nobre'nin bin kilometre uzağında. Hiçbir şey yapmıyor.
Mehmet Yozgatlı: Fenerbahçe'de oynatılmadığında hayret ediyordum. Beğendiğim biriydi yoksa yanıldım mı?
Sanlı Sarıalioğlu
Liverpool, Porto, Marsilya maçları bunun en çarpıcı örnekleri. Kartal, kendi sahasında güçlü rakiplerine adeta kök söktürdü. Gelgelelim rakip sahalarda hiç yoktu. Deneyimsizlik, Ricardinho dışında usta oyuncunun olmaması ve özgüven eksikliği Beşiktaş'ı, Avrupa sahalarında eritti.
SKANDAL KARARLAR...
Süper ligde durum değişikti. Dış maçlarda oldukça başarılı bir tablo vardı. 9 maçta, 6 galibiyet, 1 beraberlik, 2 yenilgi...Galatasaray ve Fenerbahçe deplasmanlarındaki yenilgiler tamamen hakem hatalarının sonucuydu. Beşiktaş'ın bu iki maçı birer puanla kapatmasına hakemler izin vermedi. Beşiktaş dışarıda oynadığı diğer 7 maçta 6 galibiyet 1 beraberlik çıkardı. O tek beraberliğin Ankaraspor maçında olduğunu unutmayalım. Yan hakem, skandal bir hentbol kararıyla, Kartal'ın golünü iptal edip 2 puanı resmen gasp etti.
GOL SIKINTISI...
İçerideki maçlarda durum şöyleydi: 8 maçta, 4 galibiyet, 3 beraberlik, 1 yenilgi... ”İnönü'de taraftar stres yaratıyor. Yitirilen puanlar bu nedenle” diyenlere ben, “Hadi canım sen de” yanıtını veririm. Hangi stresten söz ediliyor. Beşiktaş seyircisi inanılmaz bir itici güçtü. Sadece Sivas maçında bu görüntülerini bozdular. O maçta yitirilen üç puanda, taraftar suçluydu. Fatura ağır oldu. Sivas karşısında kaybedilen üç puana, üç de beraberlik eklenince işin rengi değişti. İnönü'de oynanan 8 maçta atılan gol sayısının 10'da kalması gerçek problemi ortaya koydu. Beşiktaş'ın geçen sezon olduğu gibi bu sezon da gol kısırlığı yaşadığı belgelendi.
Geçen sezonki mazeret, kanatlardan yeterince ortanın gelmemesiydi. Bu sezon bolca ortalar yapıldı, sonuç değişmedi. Nokta golcünün bulunmayışı Beşiktaş'ın daha fazla puan almasını engelledi.
Gol sayısının artmamasında bir başka etken topun defanstan oyuna olumlu sokulamamasıydı. Bu bölgeden şişirilen toplar rakip defanslardan geri döndü. Beşiktaş zaman zaman pivot santraforu varmış gibi oynadı. Fizik kondüsyon olarak da siyah-beyazlı ekip kıvamında değildi. Pek çok futbolcu oyununun sonlarında düştüler, maçları diri bitiremediler. 75-90 dakikaları arasında attıkları gol sayısının 3'te kalması da bunu gösteriyor.
Takımın savunma organizasyonu başarılıydı. Bunda orta alanda görev yapan oyuncuların da payı büyüktü. Rakip ataklarda ilk müdahaleyi hep bunlar yaptılar. Defansın üstüne fazla yük bindirmediler.
Beşiktaş en büyük ıstırabı, kısa takım olduğu için yaşadı. Havada çaresiz kaldı ve basit goller yedi. Orta alan Beşiktaş'ın en başarılı bölgesiydi. Burada, ofansif ve defansif dengeyi iyi kurdular. İleri uç resmen çöktü, hiç etkili değillerdi.
Ocak operasyonu
Beşiktaş dört koldan saldırıda... Hani o 'Ocak Operasyonu' var ya işte onun için. Avrupa'da yollar arşınlanıyor. Akılsız kafanın cezasını ayaklar çekermiş. Olmadı, sil baştan. Gelinen nokta ortada. Teknik heyet tarafından ballandıra ballandıra anlatılan Higuain ve Diatta çürük çıktı. Ertuğrul hoca, “Yanıldık!” itirafında bulundu. Bu kelimeden nefret ediyorum. Transfer ettiğin üç yabancıda iki yanılgı. Buna kimsenin hakkı yok. Gitti paralar gitti umutlar.
Bir de bu futbolcuların postalanması işi var. Adamlar garanti paraları bulmuşlar, keyiflerine diyecek yok. Hem cepleri doluyor, hem de istirahatteler. Huzurlarını bozarlar mı? Ayrıca Beşiktaş'a zorla mı geldiler. Havaalanlarında omuzlara alındılar. Şimdi denecek ki “Aldığın paradan vazgeç” enayi mi adamlar. Ertuğrul hoca “Bu oyuncuların talipleri var” diyor ama ben inanmıyorum.
Beşiktaş'ın şu andaki stratejisi bu oyuncuları kiraya vererek veya satarak kurtulmak. Ve de yabancı kontenjanını açmak. Ricardinho'ya da sözüm ona talip varmış. Haydi hayırlısı, rastgele... Başka ne diyebiliriz.
Deniyor ki, “Borç nasıl böyle büyüdü?” İşte bu tür saçmalıklardan. Futbolcuyu alırken de kaybediyorsun satarken de. Takımı güçlendiremediğin için asıl büyük kaybı da orada yaşıyorsun.
Beşiktaş yollarda. Umarım bu kez yine çürük tahtaya ayak basmazlar. Yönetim, Sinan ve Ertuğrul hoca son şanslarını kullanıyor. Artık bu işin affı yok. İki kaliteli oyuncu transfer edilmezse Beşiktaş zirveyi yakalayamaz. Gelen yabancılar yine fiyasko çıkarsa bunun tepkisi çok büyük olur. Ve artık tribünler hiç susturulamaz.
GEÇER NOT ALANLAR
İBRAHİM ÜZÜLMEZ: Elinde avucunda ne varsa, her zaman hepsini veriyor. Üzülmez gibilerini çok seviyorum.
ALİ TANDOĞAN: Geri dörtlünün sağı gerçek bölgesi olmamasına karşın çok iyi oynuyor. Hücuma katılımı pozitif.
CİSSE: “Görev adamı” diye bir tanım var ya, Cisse işte tam bu tanımın karşılığı. Ah bir de ekstra işler yapsa, karşı kaleyi düşünse.
TELLO: İlk geldiğinde çok iyiydi. Sakatlandıktan sonra toparlanamadı. Yine de çok faydalı. Sol ayak mükemmel.
SERDAR ÖZKAN: Önce alkışladık sonra frene bastık. Torbasındaki sermayeyi sınırlı kullandı. Zaman zaman da abartılı işlere kalkıştı, eline yüzüne bulaştırdı. Çok daha iyi oynayabilecek bir potansiyele sahip.
DİBE VURANLAR
İBRAHİM AKIN: Sadece yetenek işe yaramıyor. Yeteneğini ve kafanı kullanamıyorsan her şey boşuna. İbrahim Akın'a hep “Dikkat!” dedik, dinletemedik. Kendi düşen ağlamaz.
BURAK: Suçu başka yerlerde aramayacak. Aynaya bakacak. Kötü, çok kötü oynuyor. Çıkmaz sokaklara girip duvara tosluyor. Korkuyorum, o da kaybolacak.
BAKİ: Sınırlı olan yetenekleriyle elinden geleni vermeye çalışıyor. Ama ne yazık ki Beşiktaş takımının oyuncusu değil.
TANIYAMADIKLARIMIZ
HAKAN ARIKAN: İlk başlarda “Oh be!” dedik. Sonra sustuk geri adım attık. Durun bakalım.
DİATTA: Defansta ayağı en yumuşak oyuncu. Sakatlandı, oynatılmadı. Nedir, ne değildir anlayamadık.
HİGUAİN: Hızlı, çabuk, dağınık biri. Et mi balık mı çözemedim.
BATUHAN: Havada kuş uçurtmuyor. Ayakları da fena değil. İkinci yarıda kaliteli bir santrafor alınmayacaksa, ben gözüm kapalı en az 6-7 maç bu çocuğu Bobo'nun yanına koyarım. Ne olduğuna bakarım.
MEHMET SEDEF: Çok az oynuyor. Aynen Batuhan gibi bu çocuğu da sol kanatta Tello ile önlü arkalı 6-7 maç oynatırım. Sedef'in kumaşı iyi.
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATANLAR
RÜŞTÜ: Yılların kalecisi komik hatalar yaptı. Uzun süren sakatlıklar yaşadı. Her şeye karşın Rüştü'nün ikinci yarıda gerçek performansını yakalayacağına inanıyorum.
Serdar Kurtuluş: Sakatlıkları uzun sürdü. Oynadığı maçlarda da verimli değildi. İyi bir Serdar defansın sağına canlılık getirir.
Gökhan Zan: Bir kronik sakat daha. Fazla sakatlanan oyuncuyu hiçbir kulüp sevimli bulmaz. Gökhan bunu unutmamalı.
İbrahİm Toraman: Marke ettiği adamı kaybediyor. Tek hamle yapıyor, başarılı olamayınca rakibini kaçırıyor. Toparlanmak zorunda, forma tehlikede.
Koray: Çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Bu düşüncem değişmek üzere. Bildiğim Koray bu değil.
Ricardinho: Brezilya Milli Takımı'ndan çıkıp ayağının tozuyla Beşiktaş'a geldi. Geçen sezon 5-6 maç bizi mest etti. Bunun dışında ara ki bulasın.
Bobo: Beşiktaş da santrafor olarak kim oynarsa oynasın gol atar. Bobo kötü bir yarım sezon geçirdi. Emekliliği yaklaşmış futbolcu gibiydi.
Nobre: Fenerbahçe'deki Nobre'nin bin kilometre uzağında. Hiçbir şey yapmıyor.
Mehmet Yozgatlı: Fenerbahçe'de oynatılmadığında hayret ediyordum. Beğendiğim biriydi yoksa yanıldım mı?
Sanlı Sarıalioğlu