PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kazım Kanat


Gökhan Özsoy
09-06-2007, 11:31
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Kazım Kanat ' ın Yazılarını Burdan Paylaşalım Arkadaşlar..:)

Hasret Ergül
09-07-2007, 09:48
Hayatının 40 yılını Beşiktaş'ta geçiren biri olarak lafımı baştan söyleyeyim; Evet... Ben de Çarşı'yım!... Çünkü; Çarşı; bir yaşam felsefesidir. Çarşı; bir Beşiktaşlı duruşudur. Çarşı; rakibine sonsuz saygıdır. Çarşı; kişilere değil formaya duyulan aşktır. Çarşı; Beşiktaş'ın cesur kalbidir.
Şu tribün şiddetine gelince, bireysel davranışlar asla bir camiayı bir kurumu bağlamaz. Çarşı'yı hiç bağlamaz. Elbette sonu ölümle biten bir olayı ıskalamamak gerekir. Ben Beşiktaş kongre üyesi olan Emniyet Müdürü Sayın Celalettin Cerrah'ın yerinde olsam, Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören'e şu 5 soruyu sorarım;
1- Kongre öncesinde "Kapalı bizim, başkanlık senin..." diyen tribün liderleri ile hangi pazarlığı yaptın?
2- Hangi tribün liderlerine maaş bağladın?
3- Hangi tribün liderlerini, öteki liderlerden ayırıp Berlin ve Zürih'e özel uçakla götürdün, getirdin?
4- Hangi tribün liderlerini Ümraniye'de yemekli toplantıya çağırdın?
5- Hangi tribün liderlerine kombine verdin? Kaç paraya verdin? Kimlere ne kadar bilet dağıttın?
Bitti mi? Hayır... Sayın Cerrah'a şunu da derim; Menajer Sinan Engin dosyasını yeniden aç ve oku. Sonra da şunu sor: Sen dedin ki 'Ben istersem İnönü'ye 150 tane pankart astırırım.' Bu pankartları kime ve nasıl astırırsın?
Efendim!... Şu an ipler Sayın Cerrah'ın elinde. Görelim bakalım ne yapacak?

H.Hüseyin Uluçay
09-07-2007, 10:32
kazım kanat iyi demiş yine, çArşı bir ruhtur duruştur...

Nihat Kayaöz
09-07-2007, 10:34
kazım kanatın son sağlık durumu nedir???

Barış Aygün
09-07-2007, 10:40
en son dınledıgım haberde artık mucızelere kaldı dıolardı...butun vucudunu sarmıs illet :'( Allah şifa versin.. sevıoruz senı Kazım ABİ

H.Hüseyin Uluçay
09-07-2007, 10:44
amin.. inşallah daha iyi olur...

Nihat Kayaöz
09-07-2007, 10:46
çok üzüldüm bak şimdi :'(:'(

Barış Aygün
09-07-2007, 10:56
Allahtan umıt kesılmez..takım ıcın yazr olark ıyıde yazsa kotude yazsa ondan baska on plan cıkan yok..en azından takım ıcın absın karsında durmaya calısıo..

H.Hüseyin Uluçay
09-07-2007, 23:33
evet kazım kanat iyidir, diğer salla kalçacılar gibi değildir beşiktaş için yazar ve konuşur Allah şifa versin..

Hüseyin Balcı
09-08-2007, 14:06
Palavraci Kazim

Hasret Ergül
09-10-2007, 15:23
FATİH TERİM

Benim merak ettiğim tek konu şu;
Fatih Terim: maçtan sonra otelde odasına çıkınca ne yaptı.
Yani kendisi ile baş başa kalınca ne yaptı?
Rahatlamak için duvarlarımı yumrukladı..
Yoksa;
Sen bu hataları nasıl yaparsın diye Fatih Terim’e bağırdı çağırdı mı?
Mesela şunu yaptı mı;
Ah be..Arda Turan..Senin yerine Serdar Özkan’la maça başlasam dedi mi...
Servet’in golüne rağmen bu oyuncu Ulusal takımın stoperi olamaz diye bağırdı mı...
Altıntop’un golünde asistlik yapan Üzülmez’le bu iş olmaz dedi mi?
Yanisi şu;
Terim kendi kendini yalnız başına analiz etti mi?
Eğer;
Terim bunların hiç birini yapmayıp yatağına uzanıp mışıl mışıl uyuduysa diyeceğim şudur:
- Terim kendisini emekli etmiş!
Tekrar başa dönelim;
Malta maçında yenilen iki gole isyan etmiyorum.
Köy takımına verilen onca pozisyona da itiraz etmiyorum.
Benim itirazım şurada...
Bunun adı itiraz da bir eleştiri değil sınır tanımaz öfke.
Malta Türklerden kurtuluş bayramını kutladığı gün..
Türklerin takımı sahada yüreksiz, korkak ve pısırık bir futbol oynadı.
İşte beni kahreden budur.
Terim’e olan öfkem budur.
Futbolcuları artık sevmememin nedeni budur.
Yazıyı uzatırsam başım belaya girer.
Mahkeme kapılarında sürünmek istemem.
Yazıyı sevgili Yılmaz Özdil’in yazısı ile noktalayayım;
Alex Ferguson bunca başarıya rağmen sir ünvanını yeni aldı.
Bizimki ise yıllardır İmparator...
MESAJ; Dikkatli okurlara iki sorum var:
Birincisi; 6 artı 1 yabancı oyuncuya kim evet dedi.
Brezilyalı Marko’yu kim ismini Mehmet yapıp Ulusal takımda oynattı.
İşte bu sorunun cevabını tarih bir gün soracaktır.
Bu nedenle diyorum ki;
Macaristan maçını 10-0 kazansanız da hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Hidayet Koç
09-10-2007, 16:05
"Alex Ferguson bunca başarıya rağmen sir ünvanını yeni aldı.
Bizimki ise yıllardır İmparator..."
:(h5)::(h5)::(h5)::(h5)::(h5):

H.Hüseyin Uluçay
09-10-2007, 22:45
Malta'ya o gün de o puan verildi, adamlar sanki tekrardan Türkleri salladık der gibi oldular ulusal bayram ilan ettiler (zaten ulusal bayramdı) ikinci bayram içinde şekerlerini biz verdik... yazık yazık yazık !!!

Hasret Ergül
09-14-2007, 08:55
Bay Terim'e vicdani bir soru: -Macarlar'ın 10 kişi kaldığı pozisyonda hakem kırmızı kart yerine penaltı noktasını gösterseydi, Türkiye bu maçı kazanabilir miydi? O zaman sen vicdanlı bir teknik adam, ben ise vicdansız bir yazar olmaya devam edecek miydim?
Sevgili Terim:
Sadece çok basit bir sonucu yazayım. Hakemin o kararı senin kaderin oldu. Kaybetmiş bir Terim başı önde giderken senin adına şu tartışma açılacaktı:
Fiorentina'da sezonu bitiremedi.
Milan'da ilk yarıyı bitiremedi.
Galatasaray'da sezonu tamamlayamadı.
Ulusal takımda ise Kasım ayını göremedi.
Vicdanımın sesini yazıyorum: Ben bu tartışmanın asla içinde olmazdım.
Bu nedenle dün söylediklerimi bugün bir daha söylüyorum:
A- Ulusal takım nasıl olur da Malta gibi sıradan bir takım karşısında sıradan futbol, üç gün sonra ise Macaristan maçında başka bir futbol ortaya koyar?
B- Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe iyi futbol oynayarak Avrupa Kupaları'nda kariyer yaparken, Ulusal takım nasıl olur da Türkiye Ligleri'nin kalitesi altında futbol oynar?
Sevgili Terim... Büyük başarıların karşısında övgüde sınır tanımadığım Fatih Terim bugün, "Terim ilkelerine" ihanet ediyor. Nasıl mı?. Anlatayım:
1- Federasyonun özellikle üç büyüklere popülist yaklaşımı sonucu çıkan 6 artı 1 yabancı kuralı karşısında sen ne yaptın?. Hiçbir şey. Sadece "Yes sir..." dedin. Oysa 3 yabancıda ısrar etseydin bugün elinde zengin bir kadro bulacaktı.
2- Marco Aurelio'yu, Türk yapıp ulusal formayı vererek tam Adana'ca, "Desinler..." rolünü oynadın. Türk futbolcusunun gözünde erişilmez bir ilahtın. Şimdi ise sana inananların hayallerini yıktın.. Bir dönemler "Deniz üstünde yürü" desen yürüyecek kadar sana inanan Türk futbolcusu bugün senin için "Fareli köyün kavalcısı Terim!" diyor.
3- Öğrenecek bir şey kalmadığını söylemek göğe yükselmek demektir. Böylece sen kendini Futbol Tanrısı ilan ettin ki, bunun adı yok.
Son söz: Sevgili Terim, medyanın bir bölümünü eleştiri dışında tutmakla şu mesajı verdin: İstiyorsun ki etrafın yalakalarla dolsun. Şunu unutma ki büyüklerimiz şunu der: Aptal dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun!

Hasret Ergül
09-17-2007, 10:17
'... Sevgili Sağlam; iki önemli starını (Ricardinho ve Delgado) Marsilya maçına sakladın. Ne kadar saçma!..' Sabah Gazetesi yazarı Kazım Kanat'ın köşe yazısı:
Tertemiz gol gitti


İki teknik patrona sormuyorum, onları sorguluyorum! Sevgili Kocaman ; sen futbolculuk ve antrenörlük kariyerinde hep fair-play ruhunu ön plana çıkarırdın. Gördüm ki, sert ve faullü futbolu sistem olarak ilke edinmişsin. Çok şaşırdım. Oyuncuların arkadan ve bileğe (Özkan, Bobo, Tello ve Üzülmez'e) sakatlayıcı fauller yaptılar. Batak'ın insanlık suçu olan faullü futboluna neden "Dur" demedin?
Sevgili Sağlam; iki önemli starını (Ricardinho ve Delgado) Marsilya maçına sakladın. Ne kadar saçma! Hiç olmazsa ikisini birer devre oynatsan belki bir mantığı olurdu. Şunu unutma ki, generali olmayan bir ordu, kurşun askerler gibidir.
Ciddi bir eleştirim de hakem Vedat Yüksel'e... Dinle genç hakem. FIFA'nın şu son fauller ve fena hareketler (12.kural) talimatını bir daha oku ve öğren. Futbolcu evine ekmeği ayağı ile götürüyor, bu bir. İkincisi ve önemlisi Tello'nun ortasında dokunma bile yok. Hem Beşiktaş'ın tertemiz golünü yedin hem de "Elle oynadın" diye Nobre'ye sarı kart gösterdin (Yardımcı hakem Adil Sinem; pozisyonu yanlış görüp, hem orta hakemini yaktın hem de Beşiktaş'ı).
Maçın ilginç görüntülerini tartışalım...
1-Necati Ateş'i izlerken Feldkamp'ın futbol bilgisine saygım kalmadı.
2-İbrahim Toraman'ı izlerken yerine oynatılan Emre Aşık'a baktım ve bir kez daha Fatih Terim'e olan inancım sarsıldı.
3-Ankara oyunu yavaşlatarak oynarken, Beşiktaş'ın tuzağa düşmesi beni şaşırttı. Oysa Beşiktaş'ın en büyük silahı yüksek tempo ve pres değil miydi?
4-İlk kez ilk 11'de oynayan Higuain, klasik bir deplasman oyuncusu. Bire birlerde topu taşıyarak ve rakibin üstüne giderek hücuma çıkıyor. Üstelik çok çabuk biri. Tek kelime ile Beşiktaş'ın en iyi kontratak silahı olacak.
5-Diatta, klasik olarak fiziğini ön plana çıkaran bir oyuncu. Ama bu fiziğini de aklı ile birleştirip sakin oynuyor. Beşiktaş aradığı savunma oyuncusunu buldu.
Ertuğrul Sağlam'a iki sorueleştirim var...
1-Bitime 20 dakika var ve Beşiktaş'ın kaçırdığı bir tane bile pozisyonu yok. Üstelik rakibe verilmiş iki pozisyon var. Ne zaman Rico Paşa girdi; Beşiktaş'ın futbolu değişti. Soruyorum; neden 70 dakika bekledin? (Marsilya maçının yedek oyuncusu İbrahim Akın'ı neden oynatmadın?)
2-Oyuncu çıkarırken de hata yaptın. Koray Avcı çıkmaz, Serdar Özkan hiç çıkmaz. Kazanmak için risk almak gerekir. O zaman neden İbrahim Üzülmez çıkmaz?
MESAJ: Başkan Sayın Yıldırım Demirören'in maç sonrası "Vururum yumruğu herkes dağılır" sözü boş... Ama "Beşiktaş'ı sahadan çekerim" demesi hoş değil. Kendi teknik adam ve futbolcularını tehdit etmesi ise tek kelimeyle korkunç.

H.Hüseyin Uluçay
09-17-2007, 20:53
kazım kanat yine iyi söylemiş, başkanın yaptığı bence iyi en azından diğer yerlere diğer takımlara ve federasyona, hakemlere bir mesaj olarak gitmiştir ama futbolcuları tehdit etmesi olmaz.. tatlı sert uyarması daha iyi olurdu, yinede tepkisiz özhan canaydın dan iyidir ve ibrahim toromanın yerine giren emre aşık muhabbeti katılıyorum sana kazım ;)

Hasret Ergül
09-19-2007, 07:45
Maç başladı... İnanılır gibi değil ama Beşiktaş, Marsilya'ya bir dakikada 3 gol pozisyonu verdi. Bu pozisyonlar gol olsa al sana yüzyılın skandalı! Beşiktaş'ın düştüğü bu komik durumun nedeni çok basitti:
1- Beşiktaş gibi büyük bir marka, 'mahalle takımı' gibi yerleşim hatası yaptı.
2- Beşiktaş gibi bir markanın oyuncuları bir topa üç kişi gitti, oyundan düştü.
3- Beşiktaş gibi bir büyük takım sahaya hücum oyuncuları ile çıktı ama oyunu kendi ceza alanı üzerinde kabullendi.
Peki Ertuğrul Sağlam neden bu komik duruma müdahale etmedi. İşte tartışılması gereken 3 nokta buydu...
1- Tek ön libero ile (Cisse) oynamak demek orta alanda ilk toplara sahip olmamak demekti. Neden iki ön libero (Cisse-Avcı) denenmedi?
2- Tek santrforla (Bobo) oynuyorsun. Olabilir. Ama ileri çıkacak ikinci golcü kim? Bunu yapması gereken Delgado, Bobo'ya gitmek yerine ondan uzaklaşarak oynadı.
3- Marsilya'nın çok adamla hücuma çıktığı anlarda, geride boşalttığı bölgeye Beşiktaş'tan hangi oyuncu sızacaktı. Elbette bu Serdar Özkan olmalıydı. Ama o çizgide ezildi. İçeri girdiği an sert faulle yere indirildi. Bu bölgede hücuma çok çabuk çıkan Higuain oynatılsaydı, Beşiktaş pozisyon bulurdu.
İkinci 45'in tek gerçeği şuydu: Zorunlu RicoAvcı değişikliği, sistemi de değiştirdi. Bu değişim Beşiktaş'ın futboluna çok olumlu yansıdı. Ama sorun şuydu: Sağlam'ın elinde tek kart kalmıştı ve hangi planı uygulamalıydı?
A- Bu bir eleme değil puan maçıydı. Risk alıp erken oyuncu değişikliği yapabilirdi.
B- Sakatlık ihtimaline karşı üçüncü değişiklik hakkını zorda kalmadıkça kullanmayacaktı.
C- Değişimi oyun içinde sistem ve yer değiştirme ile yapabilirdi. Köşeye sıkışan Sağlam; risk alarak Beşiktaş'ı hücuma çıkardı; maçı dengeledi. Son kozunu doğru oynadı. Higuain'i oyuna alıp çift santrfora döndüğünde en şansız an yaşandı. Beşiktaş kornerden gol yedi. Üstelik sahanın yıldızı kaleci Hakan Arıkan'ı kendi arkadaşı Diatta perdeledi. Böyle de gol yenmez ki (Cisse golü faulle attı)...
MESAJ: Beşiktaş 1 tane, o da 86'da, pozisyona girdi. Serdar Özkan ise gol yapması gereken topu dışarı attı. Beşiktaş'ın en ciddi sorunu bu.

Hasret Ergül
09-23-2007, 15:30
Tello'ya saygı duymak!
Eğer "Maç başlamadan eleştiri olur mu?" derseniz "Olur" derim.
Hani tekerlek kırılmadan hesabı... Sağlam'a üç ciddi eleştirimiz maç oynanmadan oldu:
A-Çok adamı kullanmak uğruna sistem üzerinde operasyon yapmanın anlamı şudur: Ne kendi teknik adamlığına ne de oyuncularına güvenin var!
B-İki santrforla (Bobo ve Nobre) oynamak demek, kolay ve çok gol atmak demek değildir. Bugün 4-6-0 gibi çağdaş bir sistemde santrfor yoktur, golcüler vardır. Ayrıca Beşiktaş'ın sorunu gol pozisyonuna girememektir.
C-Delgado ve İbrahim Akın gibi iki yaratıcı oyuncuyu kenara alıp, bütün yükü çizgi oyuncusu olarak kullandığın Serdar Özkan'ın omuzlarına yıkmak büyük risktir.
Maç başladı; bu kez eleştirimiz Ulusal takımın göz bebeği Toraman'a...
- Bu ne biçim ıska geçmek. Ayrıca bu kadar ciddi pozisyon hatası yapılır mı? Fatih Egedik, attığı ilk golde topu çizgiden çıkardı, sen ayağını uzattın (kaleci Arıkan da çok hatalı ya). İkinci goldeki ıskan ise komik. Sol ayak yerine topa sağ ayağını uzatırsan böyle olur.
Bir eleştirimiz de hakem Yunus Yıldırım'a...
- Tomas topu eliyle düzeltti, önüne indirdi, görmedin. Bu top gol oldu. Tello arkadan yere indirildi bu penaltıyı da görmedin. Nasıl olacak bu iş hocam!
Daha neler görmedin hocam!
Eleştiriye devam. Sözümüz Güvenç Kurtar'a...
- Maç 2-0 olunca neden oyunu kilitlemek yerine Beşiktaş'ın üzerine gittin. Fark atmak, tarih yazmak düşüncesi çılgınlıktı (Yusuf Şimşek'in sakatlanması ise Denizli'nin tüm oyun dengesini bozdu. Bu ayrı konu).
Bu kez eleştiri yok, övgü var:
İlk 45'te Beşiktaş, yenilgiden kurtulmak için maça asıldı. Tello olağanüstü çaba gösterdi. Attığı golle Beşiktaş'ı ateşledi. İkinci 45'te yine Tello başrolü oynadı. Savunmadan ileri çıkarak Beşiktaş'ı ateşlemeye devam etti. Attığı frikik golünde Serdar Kurtuluş'un da küçük bir payı var.
Bu maçta Beşiktaş adına tek güzel şey 2-0'dan maçı koparması. Ertuğrul Sağlam, sistem ve kadro felsefesini tekrar gözden geçirmeli.
MESAJ: Sözüm sana Rüştü Reçber. Beşiktaş'ın sana ne zaman ihtiyacı olsa ayağında ödem oluşuyor. Hatırlatayım; Murat Şahin futbol hayatını riske edip Beşiktaş için tek ayakla oynadı.

Hasret Ergül
09-30-2007, 10:53
Sağlam korktu!
Sağlam'ın yerinde olsaydım, sevinç çığlıkları atarak derhal kurmaylarımı yanıma çağırır ve şunu derdim: "Beyler, maç planlarının hepsini çöpe attık. Yeni bir strateji üzerinde çalışmaya başlayalım."
Elbette şu iki konu üzerinde çalışırdım:
A-Hakan Şükür yok. Demek ki, yüksek toplarda gol sorunu yaşamayacağız.
B-Lincoln yok. Demek ki, çift ön liberoya gerek yok. Tek ön liberolu (Koray Avcı) oynayarak bir oyuncuyu hücuma çıkarabiliriz.
Benimki hayal işte. Eğer Sağlam maç öncesi kurmay heyeti ile tekrar maç planlarını gözden geçirseydi, şunları yapardı:
1-Gökhan Zan'ı oynatma uğruna savunmanın yerleşiminde risk almazdı. KurtuluşÖzkan ikilisini yine sağ koridorda oynatarak bu bölgede büyük üstünlük sağlardı.
2-İbrahim Üzülmez'le maça başlamazdı. Bu bölgede sorumluluğu Tello'ya verir, önüne de İbrahim Akın'ı koyardı. Böylece sol tarafta çok güçlü şekilde ataklara çıkardı.
3-Elbette maçın paşası olarak Delgado'yu kullanır ve topa sahip olmada ve hücumda hiçbir sorun yaşamazdı.

HEP KAYBEDECEKSİN SAĞLAM
Ama... Hayatın gerçekleri her şeyi öğretiyor. Maç başladı ve çok kötü oynayan bir Beşiktaş sahne aldı. Bir de Diatta-Hakan Arıkan anlaşmazlığını sezen Arda Turan araya girdi; hakem de aut yerine korneri verdi. Beşiktaş o kornerden gol yedi. İşte o an Sağlam'ın kafasına her şey dank etti. O an Tello'nun harika golü (Özkan'ın asistliği de mükemmeldi) Beşiktaş'ın moralini yükseltti. İkinci 45'te Sağlam iki büyük radikal karar aldı:
1-Sistem tamamen değişti. Tek ön liberolu sisteme geçildi. Diatta'nın çıkması ile Yozgatlı sağa, Serdar Özkan ise ileri ikilinin arkasına geçti. Serdar Kurtuluş da oyun kurucu olunca Beşiktaş tamamen hücuma döndü.
2-Delgado-Nobre değişikliği çok geç kalmış (64 dakika çöpe gitti!...) bir değişim olsa da çok doğru bir karardı.
3-Hesapta olmayan şuydu. Beşiktaş savunmasının klasik hatası. Gol pozisyonu olmayan pozisyonda Arda kendini attı. Dereli de penaltı verdi. Komik.
Bu maçta Beşiktaş'ın çıkaracağı ders şu: İki hakem yorumundan yenilen goller gerçeği değiştirmez. Korkaklar her zaman kaybeder. Beşiktaş'a ve Sağlam'a korkak futbol hiç yakışmadı. Sağlam da korktuğu her maçı kaybeder.
MESAJ: Tribünde yan yana oturan Lincoln-Şükür ikilisinin ayağına kadar gelip boyunlarına sarılan ve sanki taziyelerini sunan kimdi biliyor musunuz?. Yazayım: Adnan Polat. Şunu da yazayım: Şükür hafif doğruldu, Lincoln ayağını bile indirmedi. Polat bu şovu kime ve kimin adına yaptı!

Barış Aygün
09-30-2007, 17:38
tam benım hıslerımı solemıssın kazım abı...ama artık bılmıyorum kımse goremıyor mu anlattıgın 3-5 cumlelık gerceklerı....

Barış Kahraman
09-30-2007, 18:07
süper yorum yapmış.. Bunları görmek için futbol müdavini olmaya gerek yok.. Sokaktan bir adam bile ertuğrul dan daha iyi kadro çıkarırdı.. Ayhan hakan şükür lincoln yok ama hala müdafa yapmaya çalışılıyor.. pes.....

Gökhan Özsoy
10-05-2007, 04:38
İşte olay bu...Bir anlamda korkaklıktan, çılgınlığa da dönse Sağlam'ın ilkesi şuydu: Yenilsek bile korkak futbol oynayarak değil, yüreğimizle savaşarak yenilelim.
Futbol adına gerçek şu:
Gördük ki; Ertuğrul Sağlam, Porto gibi yüksek tempolu oynayan bir takıma karşı cesur ve radikal kararlar almış. Yani geçmişin tüm kötü izlerini silmiş.
Neden bunları G.Saray'a karşı yapmadın tartışmasını yapmak gereksiz. İşte Sağlam'ın geç kalan radikal operasyonu;
A- Klasik sistemlere bağlı kalmadan, oyuncuların yaratıcılığı ön plana alındı. Bazen üçlü savunma, üçlü forvetle oynandı. (Maçın kilit ismi sağ koridoru tek başına kullanan S.Kurtuluş'tu..)
B- Tek ön libero (Cisse) ve tek santrforla (Bobo) maça başlandı. Doğru yorum buydu. (Bobo'nun sakatlanıp çıkması sistemi değiştirdi. Bobo'nun alternatifi asla Nobre değil.. O oyuncu Batuhan olmalıydı)
C- Orta sahada "kurşun askerler" yerine ayağına top yakışan dört usta (Delgado, Tello, Serdar Özkan ve İbrahim Akın) vardı. Özellikle Delgado oyun liderliğini ele aldı. Herkes bu ustaya yardım etti. (Orta saha top yapınca Beşiktaş en zor maçında gol pozisyonları buldu.)
Sağlam'ın 3 yorumuna 3 özel yorum da bizden;
1- Bobo sakatlanıp çıkınca Higuain oyuna girse, savunmanın arasına girip sürpriz gol yapabilirdi. Oysa Nobre ortaya gelip top aldı. Peki golü kim atacak?
2- Üzülmez'siz bir Beşiktaş sezon başında denendi. Oysa Üzülmez'siz Beşiktaş daha çok ayağa top yapmaz mı?
3- Marsilya maçında rakibine sadece beş faul yapan Beşiktaş kendi evinde dayak yedi, hastanelik oldu.
İlk 45'in raporu: Rakibe verilen gol pozisyonu sıfır. Girilen gol pozisyonu ise beş. Demek ki hücum edilirken de çok iyi savunma yapılıyormuş.
İkinci 45'in raporu: Beşiktaş ilk yarıdaki Beşiktaş'a ihanet etti: koşmadı, pres yapmadı ve Porto baskısı karşısında savunma bloğu dağıldı. İşte o an Sağlam oyuna müdahale etti; Yalnız kalan Nobre'nin yerine Higuain'i koydu. Bu yorum doğruydu. Tandoğan'ın girmesi ile Beşiktaş risk alarak tekrar hücuma döndü. Ve muhteşem gol pozisyonları yakaladı. Ama Fenerbahçe'nin şansı Beşiktaş'ta yoktu. Bir şey daha, Beşiktaş'ın yediği gole bakın. MESAJ: Kaleci Hakan ile İbrahim Üzülmez yan yana. Bu gol ikisinin eseri. Helton kurtardı, Hakan yedi...

Hasret Ergül
10-08-2007, 08:14
Takım ruhu yok!..
Maçın fotoğrafı şurada: Nobre'nin golü ve sevinci! İşte bu nedenle konuyu açıyorum ve Beşiktaşlı futbolculara soruyorum: Atılabilecek en güzel anda golü attınız. Yani, soyunma odasına yüksek moralle gideceğiniz bir anda golü attınız. Peki bu golle neden ve niçin takım halinde sevinmediniz? Soruya devam ediyorum; Nobre'ye takım arkadaşları Cisse, Delgado ve Burak Yılmaz sarılırken, Tello niçin arkalarını dönüp giden takım arkadaşlarına, "Gitmeyin. Buraya gelin" diye bağırdı. Bu uyarı üzerine gidenler neden geri döndü? Bu çok mu önemli derseniz, şunu söyleyebilirim; Evet, çok önemli. Demek ki; Beşiktaş'ta takım ruhu yok!..
Enteresan olan şuydu. Feldkamp'ın öğrencisi Stumpf, hocasından hiçbir şey öğrenmemiş. Biraz baskıyı görünce oyunu ceza alanına sıkıştırdı ve 4-1-4-0 sistemi ile sadece Beşiktaş'ı bloke etmeye çalıştı. Hepsi bu! Sağlam ise Porto maçından sonra kendini yenilemeye devam ediyor. Yenilikleri şöyleydi;
1-Oyuna yüksek tempo ve presle başlayarak rakibini geriye yaslanmaya mecbur etti.
2-Burak'ı her topa deparla giden oyuncu kimliği ile sahaya sürdü. Mükemmeldi. Gol pozisyonlarında ise beceriksizdi.
3-Sağda Ali tercihi ofansa güç kattı.
4-Orta saha da serbest oynayan Serdar Özkan iyi işler yapmak için ayağında top tuttuğu anlarda, markajdan çıkamadı. Buna rağmen mükemmeldi.
5-Toraman-Zan ikilisi ilk toplara basmadaki paylaşımda hiç hata yapmadılar. Elbette; övdüğümüz Sağlam'a oyun ve oyuncu tercihinde çok ciddi eleştirimiz var:
A-Sol kanatta İbrahim Üzülmez'in yerine neden Mehmet Sedef denenmedi?
B-Mert Nobre'nin yerine neden Federico Higuain denenmedi?
C-Top kaybının yükseldiği ve orta sahanın rakibe verildiği anda neden Delgado çıktı? Avcı'nın girmesi ile iki ön liberoya geçmek ve skoru korumak Beşiktaş'ın futboluna ihanet değil mi?
D-Takım disiplini sıfır. Topu kaybeden yere düşüyor, ayağını tutuyor.
İkinci 45'te Stumpf'un forveti üçleyip, hücum futboluna dönmesi Beşiktaş'ı geriye yasladı. Futbolda biraz sertleşince Beşiktaş kendi mahallesinde dayak yiyen çocuğa döndü. İşte bu anlarda Özkan-Tello ikisi direndiler. Onlar da yorulunca, Beşiktaş çöktü! MESAJ: Biliyorum soru şu; eleştirilen Nobre gol atmadı mı? Nobre'nin golü çalışılmış bir gol değil ki. Kale önündeki karambolde şansa vurulmuş bir topuk şutu. Peki, Nobre atması gereken pozisyonlarda niye gol yapamadı?

Hasret Ergül
10-09-2007, 18:54
Kısa ve öz yazacağım;
Fatih Terim’in yaptığının adı yok!...
Terim, Ulusal takımla ilgilenmeyin diyor.
Kime diyor?
Halka haber ulaştırmakla görevli Türk medyasına diyor.
Niye diyor?
Kendisini eleştirdikleri için diyor.
Bir dakika lütfen...
Bu ülkede Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genel kurmay başkanı eleştirilmiyor mu!

Öyleyse!...

Terim’in bu davranışı kişisel kapris olmuyor mu.
Görevini kötüye kullanmak olmuyor mu.
Basit ve sıradan bir davranış olmuyor mu?
O zaman biz ne yapalım;
Ulusal maça gelmeyelim mi!



ÇÖK ÖZEL ÇAĞRI
Moldavya ve Yunanistan maçı çok özel noktaya geldi.
Bu maçta sesimizi, tepkimizi dünyaya duyurabiliriz.
Yani PKK terörünü..
Yani PKK’ya terör örgütü demeyenleri..

Sonuç;
Bu iki maçı çok özel hale getirelim.
O maçta bayraklar yarıya mı insin.
Formamız da yas için siyah kurdeleler mi olsun.
Ne olursa olsun.
Ama bir şeyler olsun.
Yapalım bunu...

ERTUGRUL SAĞLAM
Beşiktaş’ta iki noktaya geldik.
Eğer; Beşiktaş şampiyon olamazsa bunun sorumlusu iki kişi vardır.
Başkan Demirören ve menecer Engin.
Bu nedenle herkes şunu bilsin.
Ertuğrul Sağlam onca kadro ve taktik hatasına rağmen Beşiktaş’ı uçuracaktır.

Son söz;

Sağlam bu oyuncuları niye aldı diye soru soranlara şunu diyorum;
Siz daha önce 10’a alıp 1’e sattınız hatta kovdunuz da ne oldu.
Önce onun hesabını verin!

Hasret Ergül
10-12-2007, 08:56
Hakan Şükür'e açık çağrı!

Şunun için Hakan Şükür'e çağrı yapıyorum: O Ulusal takımın kaptanı. Futbolcuların en büyüğü ve hepsinin ağabeyi.
Bu nedenle büyük bir misyon yüklenen Şükür'e diyeceğim şudur: Sen hiç 20 yaşında askere giden bir futbolcu gördün mü? Sen hiç elde silah, güneydoğuda vatan uğruna şehit olan bir futbolcu gördün mü?
Peki ne gördün Sevgili Şükür? 35 yaş sonrasında tatile gider gibi askere giden futbolcular gördün. Sevgili Hakan Şükür, şu maçlarda aldığınız primler var ya... Hani yüzbinlerce dolara varan, cip falan aldığınız primlerden söz ediyorum. Sizleri utandıran, sizleri paracı biri haline getiren o primlerden artık sonsuza kadar vazgeçiniz diyorum. O primleri; sizlerin yerine nöbet tutan, şehit olan o kahraman Mehmetçikler'e bırakın diyorum.
Bunu yapar mısınız bilmem! Yaparsanız bu toplumun vicdanı da rahatlar, sizler de.. Çünkü onlar vatan uğruna gencecik yaşta hayatlarını verip şehit olurken, sizlerin vatan için yaptığınız maçlardan onbinlerce dolar para almanız insani değil, vicdani değil.
Diyorum ki Sevgili Şükür, şu primlerin sonsuza kadar Mehmetçik Vakfı'na verilmesine öncülük edersen o gençlerle belki ödeşirsiniz. Yapmazsanız ne olur? Sadece bir insan olarak benim elim sizin iki yakanızda olur. Kendim için değil, Gabar'da şehit düşen aslan parçaları adına!


Terim ile suç ve ceza!
Bir kez daha hatırlatayım. Meslektaşım Onur Belge, Fatih Terim'in kızı ile Emre Belözoğlu'nun flört ettiğini ve bu yüzden ceza almadığını yazdı. Hoş değil, şık değil. Mesleki açıdan ahlaki de değil! Bu nedenle Sevgili Fatih Terim'in bir baba olarak tepkisini, öfkesini saygıyla karşılıyorum. Dahası hak veriyorum. "Yapması gerekeni yaptı" diyorum.
Ama kafamda çözemediğim sorular var. Böylesine ilkeli, duyarlı ve sorumlu olan Terim şu yazacağım konularda ne yaptın? Lütfen cevap!
1-Gökdeniz Karadeniz şike pisliğinin içine bulaştı, ceza aldı. Hâlâ mahkemesi de sürüyor. Böyle biri neden Ulusal Takım'da?
2-Emre Belözoğlu, Türk medyasına çirkin bir hareket yaptı. Ödül olarak tekrar Ulusal Takım'a alındı. Bir ceza bile verilmedi.
3-Takımlarında oynamayan, yedek olanları Ulusal Takım'a aldın, hak edenlere arkanı döndün. Neden ?
Son söz: Meslektaşım Belge'ye 100 bin YTL tazminat davası açman, yani para ile cezalandırma mantığın hoş değil, şık değil. Meslektaşım Belge'nin bu parayı ödemesi demek, açlığa mahkum olması demektir. Böyle bir ceza Terim'i mutlu eder mi? Biz meslektaşları olarak Onur Belge'yi kendi aramızda eleştirdik, utandırdık. Asla onu para ile cezalandırıp açlığa mahkum olması gibi ilkel bir ceza istemedik . Sevgili Terim ile suç ve ceza konusunda ayrıldığım nokta budur!


Sağlam ve Engin

Lucescu, Del Bosque, Çalımbay ve Tigana'nın yemekli toplantı davetlerine "Gelmem.." diyen ben sevgili Ertuğrul Sağlam'ın nazik telefonla davetine hayır demedim. Şunun için daveti kabul ettim; Sağlam bu sene Beşiktaş'ı şampiyon yapacaktır! Davete gitmek için hazırlanırken, menajer Sinan Engin Lig TV'ye bağlandı. Kendisini Beşiktaş'ın patronu ilan etti, "Yazarlara yemek veriyorum" dedi. Üstü kapalı bana da mesaj yolladı. İşte o an Sağlam'ın verdiği yemeğe gitmekten vazgeçtim. Eğer gitseydim Sinan Engin'e şunu derdim:
Bu Beşiktaş bu sene şampiyon olamazsa tek sorumlu ve suçlu burnunu her işe sokan sensin. Bu yanlışlıkları Beşiktaş 11 puan öndeyken Lucescu'ya da yaptın. Dikkat et!...

Hasret Ergül
10-17-2007, 11:08
FATİH TERİM


Bir kez daha...
Ama;
Son kez!...
Fatih Terim'i yazarken geçmişi asla unutmayacağım.
Zaten...Bu yazıyı da bana yazdıran Terim'in o parıldayan geçmişidir.
Peki!...
Gelecekte ne olacak?
Terim bu felsefesi ile giderse.
Hadi açıkça yazıyorum;
Terim kendi felsefesine ihanet etmeye devam ederse...
Terim efsanesinin bitişi çok dramatik olur.
Gelinen noktanın analizi şudur;
Yunanistan maçı kazanılsa bile...

Avrupa şampiyonasına gidilse bile...
Terim kendi yarattığı imparatorluk içinde şuan zor durumda.
Tahtı sallanıyor..
Kendisine inananlar artık inanmadıklarını açıkça söylüyorlar.
Gelinen nokta budur efendim.
Bu nedenle bu yazıyı kısa keseceğim.
Çünkü Yunanistan maçı var.
Bu maçın sonrasında yazacağım.

Ama;
Bu maçın sonucuna göre asla yazmayacağım.
Yani kazanırsak Terim'e övgü...
Kaybedersek Terim'e eleştiri asla olmayacak.
Şu olacak...
Yeni şeyler söyleyeceğim cancağızlarım!
Perşembeyi bekleyin efendim...

Elif Kaya
10-17-2007, 11:13
doğru demiş imparatorluk ellerinden uçuyor bu gidişlede zor o imparatorluk günlerine dönmesi

Gökhan Özsoy
10-21-2007, 13:10
Soru çok basit:

"İki büyük takımın maçında 26 dakikada 4 gol nasıl oldu?"
Cevap çok daha basit;
"İki teknik adam Sağlam ve Doğan'ın taktik yanlışlarından. Bir de bireysel futbolcu hatalarından."
Yazdıklarımıza açıklık getirelim:
1-Beşiktaş ilk kez 4-3-3 oynuyor. Böyle bir riskli taktik bu maçta nasıl denenir?. Üstelik Beşiktaş'ın iki çizgi adamı Tandoğan ve Üzülmez hücuma risk alarak çıkıyor. Bu da bu riskli taktiği daha riskli yaptı. (Çünkü karşılarında topu mükemmel kullanan Yattara ve Karadeniz vardı.)
2-Üçlü orta sahada Kurtuluş ve Tello da sürekli hücuma çıkınca Trabzon'un kontrataklarında Cisse yapayalnız kaldı.
3-Üçlü forvette NobreYılmaz birbirlerinin koşu yolunu tıkadılar. Bu o kadar sorun olmadı. Sorun Delgado'nun çizgiye yakın ve kaleden uzak oynadığı bölümlerdi. (Delgado kaleye yakın oynayınca Beşiktaş'ın baskısına kalite geldi.)
İbrahim Üzülmez, Yattara'nın her atağında refakatçi idi. Baktı, yapamıyor kendini yere bırakıp faul bekledi. "Üzülmez'le olmaz, olmuyor" derken bunu anlatmaya çalıştık. Bir şey daha var. Beşiktaş kolay gol yerken neden zor gol atıyor? Bu hücum sisteminde Nobre'ye yer yok!

RİSK ALMADAN KAZANILMAZ

Trabzon 2-0 öne geçtikten sonra Ziya Doğan savunmayı riske ederek ve iki çizgiyi kullanıp takımına hücum oynattı. Sağlam ise Nobre'yi ortaya çekip, Delgado'yu serbest oynattı. Hem topa sahip oldu hem de hücuma çok adamla çıktı. 2. yarı SağlamDoğan'ın hamle savaşı devam etti:
1-Sağlam maçı almak için 3 değişikliği peş peşe yaptı. Yozgatlı ile hücuma daha çok adamla çıktı. Maç 3-2 olunca Avcı ile tempoyu düşürüp skoru korumak istedi. (3 değişiklik risk. Ama risk almayan maç kazanamaz ki!)
2-Doğan ise maçı kazanmak için değil kaybetmemek için savunmaya döndü ve Yattara'yı oyundan aldı. (Bu Beşiktaş'ı hücuma çıkardı ve Bobo'nun golü geldi.)
Kalecisiz Beşiktaş (Bobo'ya bravo!...) Trabzonspor'u yenerek çok şey kazandı. Trabzon ise çok şey kaybetti.
MESAJ: Umut Bulut'un ayağı yukarıda. Yani tehlikeli hareket. Top Reçber'in göğsüne çarpıyor. Yani temiz. İşte o andaki hakem yorumunda hata büyük. Bu hatalar hep Beşiktaş'a... Dikkat!

Volkan Kaya
10-21-2007, 16:11
yedıgımız gollerde barız bıreysel hatalar war ama bundan da hoca sorumlu oluo anlamadım

Gökhan Özsoy
10-24-2007, 02:10
CANIM SIKILIYOR

Bu can sıkıntısında ne yazmak ne konuşmak insanın içinden geliyor.Spor coşku demektir, heyecan demektir.
İçimizde ne coşku kaldı, ne de heyecan.
Hele; Yunanistan maçı ile hayallerimiz ve umutlarımız yıkılınca herşey can sıkıcı oldu.
Elbette; yenmek ve yenilmek var da..
Eğer;
Gelecek için hayalleriniz yıkılıyorsa yapacak bir şey kalmıyor.
Bakın;
Fatih Terim’e en çok inanan ve güvenen biri olarak geldiğim nokta şudur;
Artık Terim’in başarılı olacağına asla inanmıyorum.
Nedeni çok basit;
Terim kendine inanmıyor.
Şöyle biraz geriye gidin;
O zamanlar diyorum;
Terim ne diyordu ne yapıyordu.
Bu gün ise Terim ne diyor ne yapıyor.
Bu konuuyu daha çok tartışacağız.
Bekleyelim...
Aslında benim beklemeye hiç niyetim yok ya...
Beklesek ne olur ki.
Sadece zaman kaybetmiş oluruz.
Şu son iki maç için özel antrenör(Benim adayım Mustafa Denizli) olursa asorun geçici olarak çözülür.
Sonrasında yeni bir planlama şart.

LİVERPOOL MAÇI ÇOK ÖZEL

Dünya Türkiye’yi dikkatle izliyor.
Bu nedenle Liverpool maçı biz Türklerin kendimizi Dünya’ya anlatma konusunda harika bir fırsat.
Bu nasıl olacak derseniz şunu derim;
Çarşı o müthiş zekası ile her sorunu çözer?
Peki bu maç nasıl olur?
Elbette Liveerpool Beşiktaş’tan güçlü takım.
Ama;
Futbolda her güçlü takım her zayıf takımı yenemez ki.
Futbolunda en güzel yöne bu değil mi?
Beşiktaş’ın çok ciddi sorunları var;
1-Savunma da İbrahim Üzülmez’in durumu ne olacak. Sol kanat çok ciddi sorun.
2-Hücumda Nobre bir şey değil hiçbir şey. Nobre ile olmaz.
3-Doelgado’yu sorun olmaktan çıkarıp yararlandığın an karşınıza inanılmaz iyi bir futbolcu çıkıyor. İşte bu nedenle Delgado iyi analiz edilmeli.
Son söz: Beşiktaş’ın 2 puanı Ankaraspor maçında çalındı. Galatasaray maçında da hakem hatası ile mağlup olundu.
Yani 5 puan?
Geri verin 5 puanı Beşiktaş şuan 3 puan farkla lider olmaz mı?

Öyleyse...
Ben boş yere Beşiktaş bu sene şampiyon olur demiyorum.
Haaa..Bir de Ertuğrul Sağlam’ı rahat bırakın. Rahat!...

Arda Hatipoğlu
10-24-2007, 02:12
güzel yazı yazmıssın kazım baba

Gökhan Özsoy
10-26-2007, 07:15
Liverpool!

Şu İngiliz takımı var ya.
Hani, taraftarının “Bu yolda asla yalanız yurüyemeyeceksin” diye şarkı söyledikleri takım var ya.
Hani defalarca şampiyonlar ligi şampiyonu olan.
Hani defalarca UEFA şampiyonu olan.
Hani defalarca İngiltere şampiyonu olan.
Velhasıl efendim!
Alınabilecek ne kadar kupa varsa hepsini alan, üstelik defalarca alan bir Liverpool, Beşiktaş karşısında teslim oldu.
Sonuç;
Beşiktaş futbol oynayarak bu büyük devi yendi.
Bundan önce Barcelona’yı yendiği gibi.
Londra’da Chelse’yi yendiği gibi.
Şimdi altını çizerek yazıyorum:
Beşiktaşlılar Ertuğrul Sağlam’a destek verirse.
Beşiktaşlılar bu kadroya güvenirse.
Dahası;
Bu teknik kadro ve futbolcular kendilerine güvenirlerse bu Beşiktaş bu sene altın yılını yaşar.
Ya olmazsa!..
Bunun izahı yoktur.
Liverpool’u yenen herkesi yener.
Son sözümde budur efendim.

Elif Kaya
10-26-2007, 08:16
çok doğru demiş kazım kanat liverpoolu yenen herkezi yener. Adamlar şampiyonlar şampiyonu olmuş yenmişiz burdaki bir kaç çapulcuyumu yenemeyeceğiz. Bjk Aşkı öyle büyük ki bu büyük taraftar yensede yenilsede hep takımının yanında biz inanırsak herkez inanır. Bu sene Beşiktaşımızın senesi

Hasret Ergül
10-26-2007, 08:20
Beşiktaş'ın rakibi Beşiktaş'tır

Hani diyordum ya; "Bu Beşiktaş bu sene şampiyon olur?"
Dahası şunu da söylüyordum: "Beşiktaş, Türkiye'nin en iyi teknik kadrosuna ve en iyi futbolcularına sahip bir takım."
Şimdi başa dönelim...
Beşiktaş, Liverpool gibi Avrupa'da alınabilecek her kupayı alan bir takımı 'futbol' oynayarak yendi. Şunun da altını çizelim: Beşiktaş; Porto ve Marsilya'ya yenilirken de iyi oynayarak yenildi.
"Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde ne yapar?" Bu o kadar önemli değil. En kötüsü UEFA'ya gider şampiyonluğa oynar.
Asıl soru şudur:
1-Beşiktaş bu futbol felsefesi ile,
2-Beşiktaş bu futbol oynama ve kazanma arzusu ile,
3-Beşiktaş bu yenilgiyi asla kabul etmeyen hırsı ile ne yapar?
İşte cevap: Beşiktaş ligde şampiyon olur.
Benim anlattığım nokta şudur. Ben bu nedenlerle Beşiktaş'a güvendim. Ben bu nedenlerle Ertugrul Sağlam'a inandım ve destek verdim.
SON SÖZ: Beşiktaş'ın rakibi Beşiktaş'tır. Yeter ki yönetim kendi içinde kriz yaratmasın. Yeter ki teknik patron Ertuğrul Sağlam'ın kafası karıştırılmasın.

Elif Kaya
10-26-2007, 08:23
Tek Rakibimiz BEŞİKTAŞ

Hasret Ergül
11-02-2007, 08:31
Bir Liverpool zaferi yetmez!
Beşiktaş şu son 5 yılda 105 yıllık tarihinin en büyük 3 zaferine imza attı. Londra'da Chelsea'yi hezimete uğrattı. İnönü'de Barcelona'yı şaşkına çevirdi ve son olarak dünya devi Liverpool'a futbol dersi verdi. Bunlar elbette Beşiktaşlılar için gurur veren olaylar. Futbolcular için de...
Baksanıza kaptan İbrahim Üzülmez, "Bu üç büyük zaferde ben de sahada futbolcuyum" diyor. Kaptan Üzülmez'in önünde saygı ile eğilirim. Ama şu gerçeği yazalım: Bir Liverpool zaferi yetmez! Beşiktaş bu sezon mutlaka şampiyon olmalıdır. İşte o zaman Liverpool zaferinin anlamı daha büyük olur. Peki Beşiktaş'ta eksik olan nedir? Sıralıyorum...
1-Sıradan maçlar ciddiye alınmıyor. Teknik patron Ertuğrul Sağlam, ciddiye almayan kim ise; o oyuncuyu göndersin.
2-Yedek oyuncular, kulübeyi yan gelip yatma yeri yapmış.
Bu affedilemez bir suçtur. Menajer Sinan Engin oynamayanı göndersin.
3-Yönetim demek fedakarlık demektir. Futbolcular aç karnına top koşturacaksa yönetimin o koltukta ne işi var? Oynayanların parasını versin. Takımı güçlendirmek ve yeni oyuncu tranfseri için kesenin ağzı açılsın.



Rüştü Reçber
Beşiktaş'a geldiği gün, sonsuza kadar Fener sevgisini kalbinde taşıyacağını söyledi. Vay sen misin böyle konuşan! O an Reçber bir adım geri attı. Oysa kalbinden geçenleri söylemişti. Doğrusu da buydu. O F.Bahçe'nin sembol oyunculardan biriydi.
Bugün gelinen nokta şudur: Rüştü Reçber'in, F.Bahçe maçında Beşiktaş ailesinin bir parçası olduğunu kanıtlama günüdür.
Şunu anlatmaya çalışıyorum: Reçber, Fenerbahçe'ye karşı oynamalıdır. Ya oynamazsa... Reçber için herkesin her şeyi söyleme günü başlar.

Utku Öz
11-02-2007, 11:50
fazla eski olaylar deil ki bende o maçları hatırlıyorum :D ibrahim herhalde yanee ama en sağlamı inönüde olmamasına rahmen chelsea macıydı liverpool da mactaydım ama chelsea baskaydı

Volkan Kaya
11-02-2007, 12:03
Ben bu nedenlerle Ertugrul Sağlam'a inandım ve destek verdim.
bende werıorum destegımı sonuna kadar ınanıyorum Ertugrul saglama ınancımın en buyuk nedenıde hocamızdırr..adam gıbı adam ERTUGRUL SAGLAM ulAnnn

Kemal Arıcıoğlu
11-02-2007, 20:36
rüştü reçber:@ bir an önce kovulsun bu takımdan...ondan gelecek hayır allahtan gelsin....

Gökhan Özsoy
11-04-2007, 15:32
DÜDÜĞÜ NİYE ÇALDIN

Uzun yazmayacağım.
Kısa ve öz yazacağım.
Ve de son yazacağımı ilk yazacağım;
Bu Türk hakemleri var olduğu sürece, Beşiktaş’ın daha çok maçları, daha çok şampiyonlukları elinden alınır.
Türk sözünü bilerek kullandım.
Şunun için;
Eğer son 20 yılı Türk değil, yabancı hakemler yönetseydi Beşiktaş, Türkiye’de en çok şampiyon olan takım unvanını alırdı. Dahası; üst üste dördüncü kez şampiyon olurdu. (Oluyordu da...).Belki de beşinci kez olurdu.
Şimdi gelelim şu Fenerbahçe’nin kurtarılma olayına.
Maçtan önce söyledim.
Gazetem Sabah’ta yazdım.
Dedim ki;
Bu maçı İsmet Arzuman’ın yönetmesi halinde Fenerbahçe galip gelecek diyen maçtan sonra görüşürüz...
Peki şimdi ne oldu?
1-Maç başladı üst üste Beşiktaş aleyhine 5 faul.
2-Maçın başında iki savunmacı Cisse ve Toraman sarı kart gördü. Böylece Beşiktaş’ın sert savunması çökertildi.
3-Deivit atılmadı, Fener maçı 11 kişi bitirdi.
Final;
Arzuman diyor ki düdük çaldım, gol sonra atıldı.
Soruyorum;
Düdüğü niye çaldın.
Faul yok, ofsayt yok. Lütfen söyle düdüğü niye çaldın.
Diyeceksiniz ki; Beşiktaş hakemi de yenseydi.
O da olacaktı...
Bobo bey golü atsa pas verse..
Batuhan isimli çocuk pas verse...
O da olacaktı. Ama olmadı işte.
Son söz; Beşiktaş’ın PAF takımı ile sahaya çıkacak olması ne demek?
Bu kararı düşünelim;
Papaza kızıp oruç bozmayalım.
Pire için yorgan yakmayalım.
Önce düşünelim.
Sakin olun lütfen!......

Hasret Ergül
11-07-2007, 08:19
Demirören hemen istifa etmelidir!
Liverpool'un Beşiktaş'a verdiği ders şu; Büyük hedeflere, büyük düşünen oyuncularla gidersin! Anlamak istemeyen Beşiktaşlılar'a, "Felsefe farkı" dediğim gerçeği bir kez daha anlatayım;
A- "Senden Beşiktaş oyuncusu olmaz" dediğin, Mehmet Sedef'i kurtarıcı gibi sahaya sürüyorsun.
B- Dünya starı Ricardinho'yu, "Senden Beşiktaş oyuncusu olmaz" diye yedek kulübesinde oturtuyorsun. (Higuain yedek olacaksa niye alındı?)
Anlamak istemeyen Beşiktaşlılar'a son kez anlatıyorum... Beşiktaş'ın patronu Sağlam şunu anlatmak istiyor:
Mehmet Sedef hem ortada (Üzülmez'in önünde nöbetçi eczane gibi) oyun kurucu oynayacak, hem de hücuma çıkarak Bobo'ya asist yapacak. Böylece Beşiktaş önce topa sahip olarak kaleyi savunacak, sonra da pozisyon bulursa gol atacak.
Bu satırların yazarı da okurlarına "Öyle değil, gerçek şu" diyerek şunu anlatmak istiyor: Beşiktaş büyük hedeflere büyük oyuncularla yürür! Ricardinho gibi bir yıldızı büyük parayla aldıysan, büyük maçlarda oynatacaksın. Oynatmayacaksan kalmasına niye izin verdin? Neden sıradan oyunculardan yıldız yaratmak istedin? Beşiktaş ile Liverpool arasındaki çok ince teferruat işte burada. Bunun adı da, "Felsefe farkı!"

RÜŞTÜ NEDEN OYNAMADI?
Şimdi Sağlam'a bir sorum var...
Kontrollü savunma futbolu oynatmak istedin de ne oldu? Sonuç ortada! Oysa İnönü'de ki cesur futbolu deneseydin kazanırdın. Kaybetsen bile cesurca kaybederdin. Sözün özü; korkaklar hep kaybeder!
İlk 45 dakikanın özeti: Rakip kalede üç pasif atak var. Rakibe ise korkaklık yüzünden (biri Cisse'nin geri pasından) verilen onca pozisyon ve iki gol var. İkinci yarıda da değişen bir şey yok. Beşiktaş, İnönü'de ders verdiği Liverpool'dan bu kez ders aldı. Yenilmekle kalmadı, rezil oldu.
Bu gecenin iki basit sorusunu Sağlam'a soruyorum;
1- Liverpool'a iki gol atan Beşiktaş bu kez neden gol pozisyonu bulamadı?
2- Dünya'nın en iyi 5 kalecisinden biri kabul edilen Rüştü neden oynamadı?
MESAJ; Başkan Sayın Yıldırım Demirören'in, "Maçlara PAF takımı ile çıkacağız" demeci sonun başlangıcı olmuştur. Sonun başlangıcı da Demirören'in sonudur. Eğer biraz Beşiktaşlı duruşuna sahipse istifa eder!

Bülent Girgin
11-07-2007, 10:23
iste bu kadar !!!!!! agzina saglik kazim abi !!!!

Hüseyin Balcı
11-07-2007, 10:28
Liverpool!

Şu İngiliz takımı var ya.
Hani, taraftarının “Bu yolda asla yalanız yurüyemeyeceksin” diye şarkı söyledikleri takım var ya.
Hani defalarca şampiyonlar ligi şampiyonu olan.
Hani defalarca UEFA şampiyonu olan.
Hani defalarca İngiltere şampiyonu olan.
Velhasıl efendim!
Alınabilecek ne kadar kupa varsa hepsini alan, üstelik defalarca alan bir Liverpool, Beşiktaş karşısında teslim oldu.
Sonuç;
Beşiktaş futbol oynayarak bu büyük devi yendi.
Bundan önce Barcelona’yı yendiği gibi.
Londra’da Chelse’yi yendiği gibi.
Şimdi altını çizerek yazıyorum:
(((((Beşiktaşlılar Ertuğrul Sağlam’a destek verirse.))))
Beşiktaşlılar bu kadroya güvenirse.
Dahası;
Bu teknik kadro ve futbolcular kendilerine güvenirlerse bu Beşiktaş bu sene altın yılını yaşar.
Ya olmazsa!..
Bunun izahı yoktur.
Liverpool’u yenen herkesi yener.
Son sözümde budur efendim.

yorum yok ...

Hüseyin Balcı
11-07-2007, 10:29
Palavraci Kazim

ilk sayfa mesajım buda ve bu topic ile ilgili tek yorumumdu....

Hasret Ergül
11-07-2007, 10:29
Kazım KANAT'a çoğu Beşiktaşlı sert eleştrilerinden dolayı kızıyor ama zaten hep doğru söyleyen dokuz köyden kovulur..

Rico ve Higuain...
1.si rico sedeften ne kadar kötü olabilirdi_?
2.si Higuain daha ne kadar kanıtlaması lazım kendini ilk 11de başlaması için_?

Volkan Kaya
11-07-2007, 13:52
ben de kazım kanata soruyorum rustu olsaydı daha mı az yerdık acaba we kım rustu yu su an ılk 5 kalecıden bırı olarak goruoo.2 sene once manchester den 6 gol yyen de rustu deılmıydıı kazım abıı..dun aksam masum tek bır futblcu warsa o da kalecı hakan arıkan dır kazım abı

Gökhan Özsoy
11-08-2007, 15:06
8-0!.....

Canım yazmak istemediği için yazmadım.
Hala da canım yazı yazmak istemiyor.
Üç-beş satır yazıyorsam bu okura olan sonsuz saygımdandır.
Neyi; nasıl yazacağım ki!
8-0 gibi bir hezimete ne diyeceğim ki..
15 gün önce futbol dersi ver..
15 gün sonra futbol dersi al. Bir de Dünya’ya rezil ol.
Ne değişti derseniz şu değişti, ondan oldu derim.
Komik ama gerçek bu.
Başkan Sayın Yıldırım Demirören yüzünden.
Fenerbahçe maçı gecesinden sonra başlayan o utanç dolu demeçleri hatırlayın, neden bu hezimet oldu anlarsınız.
Şimdi bakın:
Beşiktaş Başkanı Demirören ne istediyse olmadı.
Peki ne olacak?
Tek yol istifa...
Olmazsa ne olur?
Olacağı şudur;
Tarih ilk kez koltuğundan indirilen bir başkanı yazar.

Volkan Kaya
11-08-2007, 15:07
muthıs yazmıss harbıden

Gökhan Özsoy
11-08-2007, 15:12
kısa ,öz ve doğru bir yazı olmuş..

Utku Altıncık
11-08-2007, 16:59
bravoooooo .....

Arda Hatipoğlu
11-08-2007, 19:08
bu adamı sewıyorum yaa

Elif Kaya
11-09-2007, 07:53
süpersin kazım baba :D:

Hasret Ergül
11-09-2007, 07:59
Babanı da al git Demirören!
Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören evinin yarı aralanmış kapısı önünde bağırıp çağırdığı zaman isyanında çok haklı dedim. Bir tepki koyması gerekiyordu, koydu dedim. Sonra da ama... dedim.
Bu açıklamalar Beşiktaş'ın yönetildiği Akaretler'de yapılmalı dedim.
1-Bu Federasyon gidecek!
2-Bu MHK gidecek!..
3-Bu Affan Keçeci gidecek!
4-Bu İsmet Arzuman hakemliği bırakacak!
Durun, bitmedi efendim. Şunu da dedi Sayın bay başkan;
"Bu dediklerim olmazsa, Sivasspor maçına PAF takımla çıkarım. Dahası ligden çekilmeyi de devre arasında gözden geçiririm!" Vay be! Masaya yumruk vurmak bu demekmiş. Hani bay başkanın 46 saniye süren bir basın toplantısı vardı ya... Hani fos çıkan bir toplantısı. Bu daha kötü oldu. Şu an gelinen nokta şudur;
Beşiktaş başkanlık koltuğunun onuru ayaklar altına alınmıştır. Beşiktaşlılık duruşu ve asaleti yok edilmiştir. Yapılacak tek şey bay başkanın istifa etmesidir. Çünkü dediklerinin hiç birini yapmayan ve yaptıramayan (PAF takımı ile oynamak bile kocaman yalan oldu. SPK bahanesi koca bir yalan!) bir başkan Beşiktaş'ı asla yönetemez. Hem de giderken yanına babası Erdoğan Demirören'i alarak gitmelidir.
MESAJ: Başkan Demirören'in babası şunu diyor; 3-4 yıl sonra emekli olup işlerimi oğluma devredip Beşiktaş'a başkan olmak istiyorum. Hay Allah! Beşiktaş'ı yöneten Erdoğan Demirören değil miydi? Bay başkanın her kararda, "alo baba..." dediğini ne çabuk unuttuk!

Elif Kaya
11-09-2007, 08:01
çok doğru demiş ya

Aylin Şengül
11-09-2007, 15:43
helal olsun ne güzel konuşmuş...

ersen1903
11-09-2007, 15:46
helal olsun..

Gökhan Özsoy
11-11-2007, 06:58
Tükürdüğünü yalamak

Ertuğrul Sağlam şu yolu deneyebilirdi: Liverpool rezaletinin ilk 11'ini sahaya sürerdi. Bu bir anlamda iadei itibar anlamına gelebilirdi. Ama gerçek şuydu: Sivas maçı kaybedilirken, Liverpool maçının da ilk 11'i bu sezon kaybedilmek anlamına gelirdi. Sağlam, duygularını değil, mantığını dinledi. Sivas ile oynadığını kabul ederek, kazanmak ve Liverpool izlerini silmek için hatada ısrar etmedi.
Bu maçın teknik yönleri şöyle:
1-Bu maç, iki şampiyon adayının testiydi. Beşiktaş kaybederse çok şey kaybederdi. Sivas ise, 'tatlı bir hayal' olarak yorumladığı şampiyonluk için ilk kez sahne aldı. Gördük ki,Sivas'ın şampiyon olamasa bile sonuna kadar gidecek gücü var.
2-Hakem Bünyamin Gezer, faul yorumlarında Arzumanlaştı! Balili'nin arkadan Cisse'ye yaptığı pozisyon kırmızı kartlıktı. Faul vermedi. 2. yarıda Balili aynı hareketi Toraman'a yaptı. Bu kez kırmızı çıktı. Gezer'in yorumları Beşiktaş'ı mağlup etti. (Toraman'a çıkan kırmızı yanlıştı. Bu yorum golü getirdi. Bobo'nun düşürülüşü penaltıydı. Verilmedi ve o top Beşiktaş'a gol oldu!)
3-Saglam'ı eleştirirken şu cümleyi kullanmıştık: Kaybedeceksen cesurca kaybet. Büyük maçlar, büyük oyuncularla kazanılır. Eleştiriden ders almış. 4-3-3 sisteminde ısrar etmedi. Tek ön liberolu gibi gözükse de (4-2-3-1) tek santrfor oynayarak topa sahip olmak istedi. Nobre ve Diatta tercihleri yanlıştı.
4-Üç oyuncu doğru tercihti. Rüştü; (Taraftarın Fenerli oyuncu istemiyoruz tepkisi ayrı konu. Haklılar!) Rico Paşa ve Higuain tercihleri kaliteyi yükseltti. Kartal'ı ileriye taşıyan Higuain'in, Bobo'nun golündeki asisti mükemmeldi.

DOĞRULARI TARAFTAR YAPTI

Son söz; Saglam'ın dediği gibi Beşiktaş'ın cenaze evinde ki düğün devam ediyor. Bunlar kim? Benim bildiklerimi acaba Sinan Engin de biliyor mu?
MESAJ 1; "Yer yarılsa da içine girsem" sözü şu an Demirören için geçerlidir. Çünkü; tükürdüğünü yalamıştır. Taraftarın, "Beşiktaş başkanı sözünü yemez. Sinan'ı da al git. Taraftar burada, PAF nerede?" diye koyduğu tepkiye bravo. Bunun gereği istifadır!
MESAJ 2; Beşiktaş taraftarı Sağlam'ı bağrına basarak verdiği, "Küme düşsek de Sağlam düşelim" sözünün arkasında durdu. "Destek Sağlam'a. Engin istifa" mesajı ile tükürdüğünü yalamadı. Dikkat!
MESAJ 3; Taraftar Sivas'ı alkışlayarak Beşiktaşlı duruşu dersi verdi. Bravo!

Mehmet Erhan
11-11-2007, 10:17
DOĞRULARI TARAFTAR YAPTI

Son söz; Saglam'ın dediği gibi Beşiktaş'ın cenaze evinde ki düğün devam ediyor. Bunlar kim? Benim bildiklerimi acaba Sinan Engin de biliyor mu?
MESAJ 1; "Yer yarılsa da içine girsem" sözü şu an Demirören için geçerlidir. Çünkü; tükürdüğünü yalamıştır. Taraftarın, "Beşiktaş başkanı sözünü yemez. Sinan'ı da al git. Taraftar burada, PAF nerede?" diye koyduğu tepkiye bravo. Bunun gereği istifadır!
MESAJ 2; Beşiktaş taraftarı Sağlam'ı bağrına basarak verdiği, "Küme düşsek de Sağlam düşelim" sözünün arkasında durdu. "Destek Sağlam'a. Engin istifa" mesajı ile tükürdüğünü yalamadı. Dikkat!
MESAJ 3; Taraftar Sivas'ı alkışlayarak Beşiktaşlı duruşu dersi verdi. Bravo!

işte bu yüzden taraftar hariç hepsi gitsin...

Barış Aygün
11-11-2007, 10:27
tukurdugunu yalamıs ezık bır baskan ıstemıyoruz....yazıklar olsun bole yonetıme...utanmaz arlanmaz varlıklar.. SAPASAGLAM DEVAM tüpçülere tamam...

Hüseyin Balcı
11-16-2007, 17:30
başkan gelsin ayağına kapanmayan g.. tür valla yeter artık seba artık istifa dedğim için çok pişmanım hakkını helal etmeden başkana bişey olursa çok üzülürüm dilimiz kopsaydı :(

Bülent Girgin
11-16-2007, 20:36
başkan gelsin ayağına kapanmayan g.. tür valla yeter artık seba artık istifa dedğim için çok pişmanım hakkını helal etmeden başkana bişey olursa çok üzülürüm dilimiz kopsaydı :(

selam hüseyin,nerede çarsinin "abileri" ?? neden gidip özür dilenmedi kaç senedir? s.e nin ayagina gidildi ama büyük baskanimiz sayin seba unutuldu !!!! simdi beni birazda olsa anliyormusun s.e olayindan sonra çarsiya karsi olan tutumumdan dolayi hüseyin?

Volkan Kaya
11-16-2007, 20:43
kazım kanat hayatının en gusel en dogru yazsılarından bırını yasmıss helal olsnn

Arda Hatipoğlu
11-16-2007, 21:49
selam hüseyin,nerede çarsinin "abileri" ?? neden gidip özür dilenmedi kaç senedir? s.e nin ayagina gidildi ama büyük baskanimiz sayin seba unutuldu !!!! simdi beni birazda olsa anliyormusun s.e olayindan sonra çarsiya karsi olan tutumumdan dolayi hüseyin?


guzel solemıssın bulent abı :(h5):

Hüseyin Balcı
11-17-2007, 07:41
selam hüseyin,nerede çarsinin "abileri" ?? neden gidip özür dilenmedi kaç senedir? s.e nin ayagina gidildi ama büyük baskanimiz sayin seba unutuldu !!!! simdi beni birazda olsa anliyormusun s.e olayindan sonra çarsiya karsi olan tutumumdan dolayi hüseyin?
abi gidilmedi diye bişey yok başkan kapıları kapattı o sene dedi bana yapılanları asla affetmiyecem kapıları kapattı kime sorarsan sor herkes pişman ama seba başkan malesef fırsat vermiyo çok kırgın olduğundan ...

Gökhan Özsoy
11-18-2007, 22:38
ELEŞTİRMENLİK

Size bir itirafta bulunayım;
Türkiye'de futbol eleştirmenliği yapmak demek, ip üstünde sek sek oynamak demek!
Ne söyleseniz tersi çıkabilir.
İmkansız, imkanlı olur.
Düşünün bir kez;
Malta ve Moldavya'yı yenemeyen Türkiye, Oslo'da Norveç'i yeniyor. (İnönü'de Liverpool'a futbol dersi veren Beşiktaş İngiltere'de tarihi fark yiyor gibi!...)
İşte bu yüzden şunu yazıyorum;
Türkiye'de futbol bir eleştirmeni rezil de eder, vezir de...
Yani akıl yok, tesadüfler var.
Her neyse efendim, gelelim şu Norveç maçının öncesinin öncesine; Yunanistan yenilgisi sonrası ne yazdım? (Hepsi arşivde bakınız.). Hepsi bir kenara şunları yazdım: Terim ile Norveç'i asla yenemeyiz. Terim gitsin, Mustafa Denizli gelsin.
Elbette Terim'i eleştirecektim.
Son 5 maç başarısız olmuştu. Böyle bir teknik adama nasıl güvenirdim ki!
Peki ne oldu?
Norveç maçına bir gün kala öyle bir Terim sahneye çıktı ki ağızım açık kaldı.
Yapması gerekenleri yapıyordu.
Gülümsüyordu..
Yüksek moral aşılıyordu.
Yani topluma pozitif enerji veriyordu.
Radikal kararlar almış, yüreğine taş basarak bir çok oyuncu ile yollarını ayırmıştı.
Terim'i bu hale getiren psikolog (Bön öyle diyorum...) eşi Fulya hanıma teşekkür ederim.
Terim, Terim olarak geri döndü.
İşte bu Terim'e güvenerek şunu yazdım;
Bu Terim'le Norveç'i yeneriz...(Öyle de oldu...)

OKURLARA ÇOK ÖZEL MESAJ

Hakan Şükür'ü en çok eleştiren biri olarak Hakan Şükür'ü savunmak bana düştü.
Çünkü;
Şükür Galatasaray'dan gönderiliyor.
Bu böyle olmalıydı.
Yazık oluyor krala.
Hani diyorum, “kendi düşen ağlamaz..”diyeceğim ama hayat böyle.
Şükür'ü Terim bile sildikten sonra...

Arda Hatipoğlu
11-19-2007, 21:00
kazım kanat cok celıskılı bı yazı yazmıssın

Gökhan Özsoy
11-22-2007, 05:30
Kahveci ve Reçber

Maçın sorusu şu: Bosna Hersek ne yapmak istedi? Bu maçı kazanıp üst torbaya çıkmak istedikleri söylenecek. Ama Bosna Hersek maç için değil turistik seyahat için gelmiş. Şimdi soru şu: Böyle bir takım karşısında Türkiye neden panik futbolu oynar?
Biz işimizi ciddiye alalım, eleştirimizi yapalım.
1- Bu futbolla Avrupa Şampiyonası'na gidersek bir maç kazanamadan geri döneriz. Zor maçlarda iyi oynuyoruz, kabul ama asıl sorun kolay maçlarda iyi oynamak.
2- Fatih Terim maç içinde oyuna müdahale etmeyen teknik direktör oldu. Bu çok önemli bir nokta. Semih Şentürk bir kez topla buluşamadı. Şutu yok, pası yok. Neden 60 dakika ısrar edildi. Oysa Mehmet Yıldız ve Tuncay Şanlı var. Şentürk'ün yerine oyuna giren Sabri oldu. Tercih yanlış.
3- Norveç'i yenerken savunmadan hücuma kontrollü çıktık, topu yere indirip ayağa oynadık. Bu taktiğin aynısını Bosna Hersek maçında da yapmak istedik. Yanlış olan şuydu: Bosna Hersek asla Norveç gibi oynamadı. Bu yüzden hücumda çoğalamadık, çoğalır gibi gözüksek bile pozisyon yaratamadık.

TARAFTAR DEĞİL SEYİRCİ!
4- Maçın karakterini orta saha belirledi. Belözoğlu çok kötü oynadı. Üstelik savunmanın çok önünde oynadı, yani hücuma çıkmadı. Aurelio da pres yapmayınca topa ve maça hakim olamadık. Bosna Hersek yüksek top kaybıyla oynadı. Biz ise bu konuda dikkatliydik. İşte bu yüzden kazandık.
5- Maçın oyuncusu Nihat Kahveci oldu. Gol atmak için sorumluluk ve risk aldı. Türkiye'yi Avrupa Şampiyonası'na götüren golü attı. İki pozisyon kaçırdı ama gol atma girişiminde ısrar etti. Hamit Altıntop ısrarla uzaktan gol yapmak için çaba gösterdi. Oysa bu topları arkadaşlarına kullansaydı maçı daha farklı kazanabilirdik. Eleştirimiz Tuncay Şanlı'ya. Öyle bir gol kaçırdı ki bu Türkiye'nin kaderini değiştirebilirdi. Son dakikada gol yesek Tuncay Şanlı'nın Türkiye macerası biterdi.
MESAJ 1: Fatih Terim maça taraftar istiyordu, seyirci geldi. Tezahürat yapmasını bilmeyen bu seyirci futbol seyircisi değil.
MESAJ 2: Yıllar sonra Ulusal Takım kaptanı bir Beşiktaşlı oldu: Rüştü Reçber. Bu durum Beşiktaş taraftarına çok şey anlatır. (Türkiye'yi zafere götüren golü atan da eski bir Beşiktaşlı!)

Hasret Ergül
11-22-2007, 07:34
Evet maça taraftar değil seyirci gitti ve bunun zorluğunuda son 30dk gördük adam kendini paraladı hadi tezahurat diyee... UA.da bişey yaptığını zannediyor pehhh...

Hüseyin Balcı
11-22-2007, 08:12
Evet maça taraftar değil seyirci gitti ve bunun zorluğunuda son 30dk gördük adam kendini paraladı hadi tezahurat diyee... UA.da bişey yaptığını zannediyor pehhh...
hadi arkadaşlar son 30 dakika milli takım oleyyyy milli takım oley :)))))

hadi arkadaşlar son 15 dakika dağbaşını duman almış olmuyo ama bağırın arkadaşlar... koptum maçta ya :zipla:

Hasret Ergül
11-22-2007, 08:25
hadi arkadaşlar son 30 dakika milli takım oleyyyy milli takım oley :)))))

hadi arkadaşlar son 15 dakika dağbaşını duman almış olmuyo ama bağırın arkadaşlar... koptum maçta ya :zipla:


Sen maçtamıydın:D Kopulmayacak gibi değildiki ya adam dakikaları sayıyordu farkında olmadan futbolcularıda strese sokmuştur kesin o :D

Volkan Kaya
11-22-2007, 09:47
hep merak etmısımdr gercı cevabı basıt ama bu futbol elestırmenlerı neden teknık dırektor olmuoda oturdugu yerden atıp tutuo dıee ...hadı nerdeyse hepsının t.dırektorluk belgesı yok pekı ya olanlara ne demelı mesela rıdwan:Dsenelerdır atıp tutuo ama bı takım calıstırmıo ..ben bu adamın hangı soledııne guweneım o zaman

Ayşegül Alparslan
11-22-2007, 10:29
resmen hepsi skor yorumculuğu yapıyor başka bişey değil o yüzden kemsenin yaptığı yorumu okumuyorum

Gökhan Özsoy
11-29-2007, 03:35
Büyük lokma ye, büyük konuşma!

Liverpool hezimeti ile Marsilya zaferi arasındaki çok ince çizgi şudur: Büyük maçlar, büyük oyuncularla kazanılır!.
Elbette; büyük takımları yaratan, büyük düşüncelerdir.
İlk 45'e bakalım. Bu yarının anahtar sorusunun iki cevabı vardır:
A- Top ustaları (Ricardinho, Delgado, Tello ve Özkan) aynı anda ve neredeyse dörtlü çete gibi oynadı. (Böylece top kaybı asgariye indi, Beşiktaş hücuma takım halinde gitti.)
B- Savunma organizasyonunda takım ruhu ön plana çıktı. (Defans bloğu sadece savunma yapmadı. Orta sahaya da destek vererek Beşiktaş'ın hücum futboluna kalite getirdi.)
Beşiktaş'ın hücumda bile pres yapması ilk yarının saygı duyulacak unsuruydu. Böylesine yürekli ve istekli kazanma arzusu peş peşe pozisyon yarattı. Bu pozisyonların oyuncusu Bobo inanılacak gibi değil ama en kötü oyuncuydu. Bu yarının en güzel olayı Tello'nun barajın üzerinden aşırdığı frikik golüydü. Bu gol Beşiktaş'a hayat verdi.

YANLIŞ DEĞİŞİKLİKLER!
İkinci 45'te üç adam maça damgasını vurdu:
1- Gerets üç oyuncuyu birden değiştirip pres ve yüksek tempo ile Beşiktaş'ı çökertmek istedi.
2- Sağlam; maçın en kritik anında en kritik değişikliği yaptı Rico Paşa'nın yerine oyuna Akın'ı aldı. Bu yanlıştı. NobreÖzkan değişikliği ise yanlışın yanlışı oldu! (İlk yarının başarılı 4'lü çetesi niye bozulur? Neden paldırküldür futbola izin verilir? Neden?)
3- Rüştü Reçber gibi bir büyük kaleci 35 metreden gol yemez. Üstelik tokatladığı topu hiç yemez. Üstelik bu golden sonra niye vurdurdun diye isyan da edilmez.
Son söz: Bir kontratak ve bir şut. İşte büyük oyuncu budur. Bobo bir hareketle 45 dakikadaki tüm yanlışlıkları silip attı. İşte futbol bir oyun!
MESAJ: Ertuğrul Sağlam'a diyeceğim şudur: Büyük konuşma! Hatırlatayım... Sezon başında "Koşmayan Ricardinho bu takımda oynamaz" diyordun. "Baki Mercimek'in yerine oyuncu alınsın" diyordun. "Ali Tandoğan'a ihtiyacım yok" diyordun.
Bu sözleri söyleyen sensin hocam. Birini değil üçünü birden oynatan da sensin hocam.
Üstelik Beşiktaş'ın kader maçında oynatan.
Peki o söylediklerin şimdi ne oldu hocam!..

Ayşegül Alparslan
11-29-2007, 09:37
ya bu adam sanki sadece eleştirilecek bişeyler arayıp bulmaya çalışıyor ve o kadar ararsan zaten bulmamanda imkansız

Hasret Ergül
11-29-2007, 09:39
3- Rüştü Reçber gibi bir büyük kaleci 35 metreden gol yemez. Üstelik tokatladığı topu hiç yemez. Üstelik bu golden sonra niye vurdurdun diye isyan da edilmez. +1903

Mehmet Erhan
11-29-2007, 09:39
2- Sağlam; maçın en kritik anında en kritik değişikliği yaptı Rico Paşa'nın yerine oyuna Akın'ı aldı. Bu yanlıştı. NobreÖzkan değişikliği ise yanlışın yanlışı oldu! (İlk yarının başarılı 4'lü çetesi niye bozulur? Neden paldırküldür futbola izin verilir? Neden?)

s.özkana bi şey diyemem ama rico dün çok kötüydü...hayalet gibiydi...bu adam hangi maçtan bahsediyor acaba... :ss:

Son söz: Bir kontratak ve bir şut. İşte büyük oyuncu budur. Bobo bir hareketle 45 dakikadaki tüm yanlışlıkları silip attı. İşte futbol bir oyun!

işte büyük golcü...gole kadar bi hareketini göremedik ama son sözü yine bobo söyledi...teşekkürler bobo..çok babasın... ;)

Hüseyin Balcı
11-29-2007, 09:42
Dün maçtan çıktık ewe dönerken lig radyoyu açtık bir baktık kazım konuşuyo pardon SAÇMALIYO okadar şaşırmışki nedediğini bilmiyo spikere soruyo peki liverpool ne yaptı diyoki 4-1 kazandı oda nedese beğenirsiniz portonun maçının sonucuda önemli o neolmuş dedi :))))

Hasret Ergül
11-30-2007, 12:20
Bu başarıda tek kahraman sahadaki futbolculardır!
Afedersiniz; sokak deyimi ile yazıyorum; Beşiktaş'ın geldiği noktadaki başarı sadece futbolcularındır. Bunun dışında hiç kimse fazla tıraş yapmasın!
Gerekçelerim şöyledir efendim:
1-Başkan Demirören, Liverpool yenilgisi sonrasında soyunma odasını basıp "Rezil adamlar" diye bağırdı.
2-Menajer Sinan Engin, "Bu takımdan 7-8 oyuncu gidecek" dedi.
3-Teknik patron "Tek suçlu benim" demek yerine oyuncularını hedef gösterdi.
4-Taraftar Sivas maçında takımına sırtını dönerek, kötü günde oyuncuları yalnız bıraktı.
5-Beşiktaş medyası moral bozma konusunda elinden geleni yaptı.
Şimdi gelinen noktayı özetliyorum:
Liverpool ve Marsilya zaferini onlar yarattı.
Liverpool hezimetini de onlar yaşattı. Bu zor günlerde sahada hep yalnızdılar.
İşten o yüzdendir ki tüm alkışlar bu oyuncularadır.

Utku Öz
11-30-2007, 12:44
Bu başarıda tek kahraman sahadaki futbolculardır!
Afedersiniz; sokak deyimi ile yazıyorum; Beşiktaş'ın geldiği noktadaki başarı sadece futbolcularındır. Bunun dışında hiç kimse fazla tıraş yapmasın!
Gerekçelerim şöyledir efendim:
1-Başkan Demirören, Liverpool yenilgisi sonrasında soyunma odasını basıp "Rezil adamlar" diye bağırdı.
2-Menajer Sinan Engin, "Bu takımdan 7-8 oyuncu gidecek" dedi.
3-Teknik patron "Tek suçlu benim" demek yerine oyuncularını hedef gösterdi.
4-Taraftar Sivas maçında takımına sırtını dönerek, kötü günde oyuncuları yalnız bıraktı.
5-Beşiktaş medyası moral bozma konusunda elinden geleni yaptı.
Şimdi gelinen noktayı özetliyorum:
Liverpool ve Marsilya zaferini onlar yarattı.
Liverpool hezimetini de onlar yaşattı. Bu zor günlerde sahada hep yalnızdılar.
İşten o yüzdendir ki tüm alkışlar bu oyuncularadır.


tammda bu kadarıda abartı cıksın bakalım seyircisiz maçlara neler olucak

Hasret Ergül
11-30-2007, 12:45
Kazım abiiiiiiiiiiii seviyoruz seni abi ama nolur saçmalama yaa :)

Mehmet Erhan
11-30-2007, 15:01
bu yazılanların hepsi değilsede çoğu doğru...bence iyi yazmış...yanlış olduğu beşiktaşın liverpool ve marsilya maçını iyi oynamadan futbolcularla değilde taraftarının büyük desteğiyle kazandığı...yani tepkilerde lig ayrı avrupa ayrı...işte tam bu konuda saçmalamış bence...

Aylin Şengül
12-01-2007, 08:53
hakikaten doğru söylemiş..

Gökhan Özsoy
12-03-2007, 09:56
Nasıl yani hocam!

Bu yazacaklarımdan sonra şunu sorabilirsiniz; "Senin bu düşündüklerini, Ertuğrul Sağlam düşünemiyor mu?"
Beni rahatsız eden konu da bu. Ertuğrul Sağlam'ın futbol felsefesinde değişim var, gelişim yok.
Sağlam'a çok ciddi iki sorum var;
1- Marsilya maçında Ricardinho-Delgado ikilisini yan yana oynattın. Dahası bu ikilinin yanında Serdar Özkan ve Tello da yer aldı. Yani top tekniği yüksek ve maça damga vuran 4 oyuncuyu yan yana oynattın. Bu yetmedi İbrahim Akın'ı da kullandın. Peki Rize maçında bu değişimin adı nedir? Yani tüm yükü gencecik Mehmet Sedef'in omuzlarına yıkmak (Liverpool maçında da aynı hatayı yaptın, 8 yedin) sadece antrenörlük hatası değildir.
2- Bobo-Nobre ikilisini yan yana oynattın. Aynı özellikli iki oyuncuyu çift santrfor yaptın. Ama sorun şuradaydı. Çizgi oyuncuları çok orta yaparsa, orta saha ileri yüksek top atarsa gol yapardı. Bunların hiç biri olmayınca, Beşiktaş bir kişi eksik kaldı. Bu sorunu çözmek için bir tane gol bile kaçıramayan Nobre'yi oyundan aldın. Ama bu geç kalınmış bir karardı.
Maçın kaderini iki teknik adam belirledi. Şöyle Sağlam kupada yenildiği Rizespor'u iyi analiz edememiş. Saffet Susiç'in radikal kararları sonucunda Rizespor organizeli hücum futbolu oynadı.

RİCARDİNHO'YA SAYGISIZLIK
Maçın kırılma noktaları şöyleydi;
1- Beşiktaş'ın yediği gol bir büyük takıma yakıştı mı? Neredeyse 70 metrelik bir alandan gelen topu Leonardo gol yaptı. Burada suçlu rakibinin dengesini bozmayan Baki Mercimek ile çıkış zamanlamasında hata yapan Reçber. Ama şunu da sormak gerekir: Bu bölgenin bir numaralı sorumlusu Üzülmez ile iki numaralı sorumlusu Sedef gol karelerinde bile yok. Bu iki oyuncu nerede?
2- Futbolda starın varsa oynatacaksın. İlk yarıda Beşiktaş 29 top kaybı ile oynarken Delgado top kaybında (10) bir numaraydı. Peki, Delgado oyundan alınsaydı o harika golü kim atardı?
3- Giden maçı kurtarmak için çaylak Batuhan Karadeniz ve sakatlıktan yeni çıkan İbrahim Akın oyuna girdi. Bu Ricardinho gibi bir büyük ustaya saygısızlık değil mi?
MESAJ: Bobo, santraya kızı ile geldi. Çok sevimli bir tabloydu. Acaba Sağlam'ın yerinde Feldkamp olsaydı ne olurdu? (Hakan Şükür'ün kulakları çınlasın!)

Hasret Ergül
12-05-2007, 08:15
Utandırmak

Bu hafta iki maça dikkat!
Maç dedik te iki futbol karşılaşmasına dikkat..
Adı her ne kadar spor olsa da futbol çağın arenası.
Yani sahada savaş var.
Birincisi; Bursa’da...

Beşiktaş’ı düşman gören Bursaspor bu maça seyircisi ile hazırlanıyor.
En dramatik olanı ise Bursaspor’un başında bir Beşiktaşlı antrenörün oluşu.
Trajedik olanı da şu:
Bursa seyircisi takımların isimleri okunurken futbolcularını alkışlıyor, Aybaba’nın ismini yuhalıyor.
Bu nokta utanç verici tabi...

Bursaspor’un başına Samet Aybaba gelmemiş olsaydı şuan bu takım puan cetvelinin sonunda olurdu.
Yani küme düşme hattında...
Peki o zaman ne olacaktı?
Entresan olan da şu;
Beşiktaş tarihini bilmeyen birkaç kişi, Beşiktaş tarihine ihanet ederek Samet Aybaba’yı eleştiriyor.
Ayıp be!....
Bu maçta olay çıkarsa, kavga çıkarsa ne olur?
Bekleyelim, görelim...

Fenerbahçe-Galatasaray maçına gelince.
Elbette Fener taraftarı Ali Sami Yen’de yapılanları unutmadı.
Kimse de unutsun diyemez.
Haaa...
Bu sözlerim Fenerbahçe'yi tahrik etmek için değil. Asla, unutma unutturma demiyorum. Şunu diyorum; Galatasaray’ın o çirkin davranışı karşısında cevabı centilmen olarak verin.
Tıpkı, Beşiktaş’ın Fenerbahçe’yi karanfillerle karşılayıp utandırdığı gibi.
Birilerinin utanması da en büyük cevap değil mi.

Hasret Ergül
12-07-2007, 07:55
Başkan olsam şunu derdim: Beşiktaş bu maça çıkmıyor!

Beşiktaş Bursa'da, taraftarı İstanbul'da. Gerekçesi ise "Beşiktaş taraftarının can güvenliği yok." O zaman sormazlar mı; "Devlet nerede?" diye. O zaman da şunu demezler mi, "Bursa'da can güvenliği yoksa bu maç neden bir başka saha da oynanmıyor?" Sahi... Futbolcuların can güvenliği garanti altında mı? Beşiktaş'ın o büyük takım olma kariyeri ayaklar altına alınıyor ama Başkan Yıldırım Demirören'den tek kelime yok.

"PAF takımını sahaya çıkarırım, ligden çekiliriz" gibi zart-zurt demeçler veren başkanın bu konudaki tavrı yetersiz. Beşiktaş taraftarının maçı izlemesi gereken tribüne gidip, yalnız başına maç izlemek demek, "Bakın benim halime. Taraftarımı getiremedim, tek başına ben geldim" demektir. Bu mesaj da Beşiktaş'a çok büyük zarar verir. Oysa başkan, " Devletin can güvenliği garantisi vermediği ve taraftarımın bu maçı izlemesine yasak konulduğu Bursa'da sahaya çıkmıyorum" deseydi... İşte o zaman bütün Beşiktaşlılar, Başkan Demirören'in etrafında kenetlenirlerdi. Bunun adı da 'Beşiktaşlı duruşu' olurdu. Şimdi ne oldu? Başkan Demirören'in karizması bir kez daha yerle bir oldu.


MESAJ: Şu Beşiktaşlılar'ı utandıran Rize ve Sebat maçlarını ısrarla yazan ve gündeme taşıyan tek yazar olarak şunu diyorum: Bursaspor taraftarının, Beşiktaş'a duydukları öfkeye asla kızmıyorum, saygı duyuyorum. Ama buradaki çok ince fark şurada; hiçbir takım, bir başka takıma, yani bir camiaya kırılıp, küsemez. İntikam çığlığı da atamaz. Öyleyse kurumları değil kişileri eleştirelim.

O olayın yani Bursaspor'un küme düşmesine neden olan o günkü Beşiktaşlı yöneticilere kızalım. Zaten o kişilere herkesten önce Beşiktaş camiası kızıyor...


Aybaba'yı eleştiren Beşiktaş'a ihanet eder

Bundan yıllar önce seyirci tepkisine kızan Samet Aybaba şöyle demişti: "Taraftar, Beşiktaş tarihine ve Beşiktaşlı duruşuna ihanet ediyor?" O gün bu açıklamayı ıskalayanlar, bugün söz konusu Sayın Başkan Yıldırım Demirören olunca, "Aybaba ne diyor?" dediler. Aybaba şunu dedi: "Demirören benim için 'Kulüpten içeri giremez' diyor. Oysa ben kulüpten hiç dışarı çıkmadım ki!"

Benden de bir hatırlatma; Çarşı'nın bir bölümü Aybaba'yı ıslıklarken biraz kafalarını kaldırıp yukarı baksalardı, kendi astıkları posterlerde Aybaba'nın resmini görürlerdi.

Şunu diyorum; Beşiktaş'a ettiği hizmetlerle Beşiktaş tarihinde seçkin yeri olan Aybaba'yı eleştiren, Beşiktaş tarihine ihanet ediyordur.

Olay budur efendim!

MESAJ: Kadere bakın ki, Bursa taraftarı da Aybaba'yı Beşiktaşlı olduğu için istemiyor. Ancak Aybaba gelmeseydi, bugün Bursa yerlerde sürünüyor olacaktı. Bursa bu gerçeğe sırtını dönerse, gelecekteki başarıların da yolunu keser. Dikkat!


Hülya Avşar ve Süreyya Ayhan

Hülya Avşar, 'bulundukları yere hayat veren kadınlar' deyimine 'şıp' diye oturan biri. Varlığı bile hayatın ta kendisi... Konumuz şu, Bayan Avşar, TV programında konuk ettiği Süreyya Ayhan'ı sorgulamak yerine destek verdi. Bu bir kadın dayanışmasına dönünce gerçek yok oldu. Bayan Avşar'ın bu konuda yazan-eleştiren benim gibi meslektaşlarıma tepki koymasını hoş görebilirim ama, "Süreyya Ayhan'ın doping yaptığını neden görmezden gelmediniz?" soru-eleştirisi karşısında şok oldum. Olacak şey değil?

Olmuş bir şey karşısında üç maymunu oynamak hangi meslek etiğine sığar? O zaman kamu vicdanı sormaz mı, "Nerede fair ruhu?" diye...

Bayan Avşar'dan iki konuda soru bekledim; sormadı. Neden?

Oysa; "Sen henüz 13 yaşında bir kız çocuğuydun. Neden hocanla aşk yaşadın?" deseydi. Dahası ve önemlisi; "2 yıl ceza aldığın (dopingden kaçtığın) olayı bir de bana anlat" deseydi, işte o zaman, o sohbetten çıkanlar ders olurdu.

Her şeye rağmen şunu diyorum: Bayan Avşar'ın bu çok ciddi konuyu gündeme getirmesi harika. Ama sorgulama sistemi felaket. Hele 'Türkiye'yi terk et' gibi yol göstericiliği...

NOT: Taşlar yerine oturdukça şunu öğrendim: Süreyya Ayhan'ın başına ne geldiyse, kendisini atletizm dehası sanan kamyon şoförünün yüzünden geldi. Yazık!


Çaylaklarla yenerler

- Asım DEMİR
Efsane başkanımız Ali Şen'in "Bu maç derbi değil ki! Nasıl olsa Fenerbahçe kazanacak" sözü gerçek. Çünkü derbi iki güçlü takım arasında oynanır...

- Hafta başında "Bu maçın kesin favorisi Fenerbahçe" dedim. Ama aradan geçen 5 gün içinde inanılmaz olaylar oldu. Ali Şen bu demeci ile uyuyan aslanı uyandırdı. Motive olmayan Galatasaray, maçın havasına girdi. Görüyorum ki, Galatasaray sahaya çıkaracağı 'çaylak futbolcularla' Fenerbahçe'yi yenerse hiç şaşırmam. Hele bu maçtan sonra Feldkamp da eline bayrak alıp Souness'ın yaptığını yaparsa; yani Saraçoğlu'nun göbeğine Cimbom'un bayrağını dikerse ne olur? Olacağı şudur: Fenerbahçe bir daha toparlanamaz!

Hasret Ergül
12-07-2007, 07:56
Beşiktaş Bursa'da, taraftarı İstanbul'da. Gerekçesi ise "Beşiktaş taraftarının can güvenliği yok." O zaman sormazlar mı; "Devlet nerede?" diye. O zaman da şunu demezler mi, "Bursa'da can güvenliği yoksa bu maç neden bir başka saha da oynanmıyor?" Sahi... Futbolcuların can güvenliği garanti altında mı? Beşiktaş'ın o büyük takım olma kariyeri ayaklar altına alınıyor ama Başkan Yıldırım Demirören'den tek kelime yok.

Günlerdir sayıkladığım şey ama bizler sayıklasak konuşsak nolur Başkan sustuktan sonra!!!

Hasret Ergül
12-08-2007, 07:48
Zafer çığlığı attı


Bunun adı bir savaş... Bunun adı onur mücadelesi... Bunun adı sadece kazanmak... Beşiktaş kazandı, zafer çığlığı attı. Şimdi Bursaspor'a susmak düşer... Maçın teknik analizi elbette o kadar önemli değil. Çünkü bu çok özel maç. Teknik adamlar yenilmemek için neredeyse sıfır riskle oynadılar. Sadece 1.5 pozisyon var. Buçuğu Bursaspor'un. Veli Acar'ın sağdan inip geriye çıkardığı topu Ali kesti. Biraz dikkatli olsa maç burada kopabilirdi. Ani bir kontratakta Serdar Özkan çizgide başlattığı atağı içeride tamamladı. Bu çok zekice bir hareketti . Sonra şut atmak yerine Delgado'nun önüne bıraktı. Pozisyon kolay gibi gözükse de çok zordu. Ama Delgado büyük bir ustalıkla topu gol yaptı. Şimdi başa dönelim: Aybaba 4-4-2'yi ilke edindi. En önemli detay çok adamla kapanarak araya ve arkaya atılan yüksek toplarda adam kaçırmayı önlemekti. Ama bir kez hata yaptılar, faturayı çok ağır ödediler. Sağlam ise sanki bir merdiven gibi orta sahayı kullanarak 4-1-2-1-2 gibi bir sistemle oynadı. Tek önlibero, bir oyun kurucu ve çift santrforla yüksek risk alarak hücuma çıktı. Bu sistemin ve oyunun da patronu Delgado oldu.

Maçın kaderini orta saha belirsedi. Top kaybedenler, top kazananlar maça damga vurdular. Hiç iyi oynamıyor gibi görünen Cisse (20) ve Baki (11) top kazanarak Bursaspor'u orta alanda engellediler. İşte maçın en önemli kırılma noktası bu oldu.

Ertuğrul Sağlam bu maçın skoru adına hep doğru olanı yaptı. Sistem adına oyuncu değiştirerek maçı kazanmak istedi. Yani sistemle oynamak yerine oyuncuyla oynadı. Bu tercihi yanlıştı.

Herşeye rağmen kazanmak güzel şey. Sağlam Bursaspor'u yenerek kendi koltuğunu kurtardı. Bu da çok şey anlatır.

MESAJ: Futbolcunun eline "Ruhunuz yeter" pankartını tutuşturmak popülist bir davranış. Dahası taraftarını getirme gücünü kullanma otorite ve becerisini göstermek yerine o tribünde oturmak ise bir aczin ifadesidir. Sayın başkanın Delgado'nun golünden sonra gözyaşlarını dökmesi elbette takımına olan sevgisini anlatır. Ama Beşiktaşlı ağlayan bir başkan değil Beşiktaşlıları ağlatmayan bir başkan istiyor. Sayın başkana son sözüm bu.

Hasret Ergül
12-11-2007, 09:00
İşi Delgado bitirir...


Beşiktaş turu geçemezse, Şampiyonlar Ligi'nde başarılı sayılır mı?

Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde strateji hatası yaptı. Maratonun hesaplamasını kötü yaptı. Marsilya ve Liverpool'u futbol oynayarak yendi. 8-0'lık maç çok özel bir durumdu. Beşiktaş, eğer futbol kalitesi olarak Şampiyonlar Ligi'nde ortaya koyduğu futbolu, ligde oynamış olsaydı bugün şampiyonluğun en büyük adayı olurdu.


Porto maçında Beşiktaş nasıl oynamalı?

Beşiktaş'ın bir tane sorunu var. O da deplasmanda korkak futbol oynaması. Ama bu maçta Tello ve Delgado ikilisi Beşiktaş'ı sırtlayıp götürecek. Yani Porto karşısında mükemmel bir futbol oynayacak. Tek dileğim, kaleci Rüştü'nün basit hatalar yapmaması. Şunu söyleyeyim: Bobo ve Delgado ikilisi şu an İngiltere ve İspanya takımları tarafından izleniyor. Delgado'ya Villareal'den teklif var. Bu yüzden Delgado herşeyini ortaya koyarak oynayacak. Sinan Engin TV yorumcusu iken, "Bu adam topçu mu? Satın kovun bunu" diyordu. Şimdi Delgado, Sinan Engin'i de kurtarıyor. Yani Beşiktaş, Sinan Engin'i dinleseydi Delgado şu anda yoktu.


Sağlam ile yola devam edilmeli mi?

Ertuğrul Sağlam'ın futbolculuk ve antrenörlük kariyerine tek laf söylemem, söyletmem. Hele adamlığına hiç laf söyletmem. Ama Sağlam ile yolları ayırdım. Çok sevdiğim bu adama öfkeli ve kızgınım. Kuyruğunu dik tutmadı. Sinan Engin geldi, Ali Gültiken gitti. Burada sesini çıkarmadı. Demiröre'in evine gitti. Başkan, " PAF takımla oynayın" dedi sesi çıkmadı. Dahası Demirören'i kurtarmak için "O hepimizden çok Beşiktaşlı" diyerek duygu sömürüsü yaptı. Yakıştı mı Ertuğrul'a? Bu yüzden ona tavır aldım. Sinan dedi ki: "Ertuğrul ile bir elmanın yarısı gibiyim" Elmayı ortadan kesiyorsunuz. Bir tarafı tertemiz. O Ertuğrul. Öbür tarafı kurtlu. O da Sinan Engin.

Hasret Ergül
12-12-2007, 07:53
Rüştü, Rüştü, Rüştü


Maç başladı, Rüştü Reçber kalesinde devleşti. Dedik ki elbette gol yemeyiz. Nasıl olsa bir gol atar bu işi burda bitiririz. Ama ne oldu? Yenilebilecek en kötü golü yedik. Üstelik en kötü dakikada yedik. Yani devrede soyunma odasına yüksek moralle gülerek gideceğimiz anda ağlayarak gittik. Yani ilk yarıda bir dakika dayanamadık. Hani ortada gol pozisyonu olsa, dersin ki kader bu. Ama pozisyon yok, olmayan pozisyonu Rüştü Reçber kendi yarattı, kendi yedi.

Bu golün tarifi yok. Fazla birşey demeye de gerek yok Rüştü o kadar muhteşem goller çıkardı ki!..

Maçın kaderini sadece Rüştü Reçber'e fatura etmek doğru mu? Elbette doğru değil ama maçın gerçeği de bu. Şu gerçeği de bir kenara not edelim ve soralım. Rüştü niye bu kadar çok gol kurtardı? Bu sorunun cevabını şöyle verelim:

A- Teknik patron Sağlam hücum futbolunu ne kadar seven oyuncu varsa hepsini ilk 11'e koymuş. Sahadaki futbolculara bakın, hepsinin golü bile var. Sadece Baki Mercimek ne zaman gol attı onu hatırlayamadım. Ama o da savunmadan hücuma çıkan bir oyuncu değil mi?

B- Peki herkes hücum oynarken savunmayı kim yapacak? Bir soru daha. Her hücum futbolcusu savunma yapabilir mi? Elbette yapamaz ama takım halinde savunma yaparsan o zaman felaketin olur. Top Beşiktaş'ın ayağındayken hücum oynar gibi gözüktük ama yapamadık. Top Porto'nun ayağına gelince dağıldık.


AĞLATMAYAN BAŞKAN!

Skor 2-0 olduktan sonra yani Beşiktaş'ın umutları bittikten sonra futbol şov oyununa dönüştü. Şovu da yapan Porto idi. Savunma nasıl yapılır, hücuma nasıl çabuk çıkılır futbol dersi verir gibi gösterdiler. Bir şey daha gösterdiler sarsılmaz oyun disiplinini. Beşiktaş'ta bir hayal krkılığı da şuydu. Bobo, Delgado ve Tello önce Beşiktaş için değil, önce kendilerini göstermek için oynadılar bu da oyun disiplinini yok etti. Ötekiler ise Beşiktaş için direndiler ama hepsi o kadar.

MESAJ : Bursaspor karışılaşmasını yılın derbisi ve intikam maçı gibi gören Başkan Yıldırım Demirören basit ve sıradan bir galibiyet için sevinç gözyaşları dökmüştü. Biz o zaman şunu demiştik. "Ağlayan değil, Beşiktaşlıları ağlatmayan başkan istiyoruz" Şimdi ne oldu? Beşiktaşlılar kan ağlıyor. 104 yıl sonra gelen tarihi fırsat Beşiktaş'ın avuçlarının içinden uçup gitti. Demirören kaliteli oyuncu alsaydı Beşiktaşlılar şimdi zafer çığlığı atıyordu. Yazık!

Hasret Ergül
12-17-2007, 10:10
BEŞİKTAŞ'TA 2.5 YILDIZ!

A.Gücü maçını kazanmak için, 'çılgınca risk alan' Ertuğrul Sağlam'a futbolun şu gerçeğini hatırlatıyorum; Çok adamla hücum oynarsan, çok gol atamazsın!.

Şunu da söylüyorum; Savunma güvenliğini riske edersen, kolay maçları da kaybedersin.
Bu söylediklerimizin kanıtı ilk 45'te yaşananlar. Anlatayım;
1-Beşiktaş neredeyse 0-4-6 taktiği ile oynadı. Her atağa 6 adamla gitti, sadece tek pozisyon buldu. (O pozisyonu da Serdar Özkan gol yaptı. Tello'nun golü frikik, Delgado'nunki ise uzaktan bir vuruş )
2-Beşiktaş çift santrfor oynadı da ne oldu? (Bobo'nun pozisyonu ve gol girişimi sıfır. Nobre'nin ise bir atağı vardı.)

Bu galibiyet Beşiktaş'taki yanlışları düzeltmez. Beşiktaş'ı 2.5 yıldız galip getirdi. Delgado-Tello ikilisini seyretmek güzel. Bu güzelliğe henüz buçuk dediğim Özkan da eşlik etti.

Nihal Aslan
12-17-2007, 10:23
ayıp ya serdan a bucuk demıs adam:D bırde ne yapacaklarına karar verıp oyle cıksalar sahaya bence ertugrul saglamın rısk almasıda guzel cunku gerı cekılerek korkarak oynamanında kımseye bır faydası yok neyse onemlı olan farklı bır galıbıyet almıs olmamız:Dbundan sonra hep boyla devam eder ınsallah

Gökhan Özsoy
12-23-2007, 20:02
Böyle transfer olmaz!

Beşiktaş’ın aldıklarının, yani şu günlerde transfer ettiklerinin hiç önemi yok.
Önemi olan tek konu şudur;
Beşiktaş neden gönderiyor?
Bu soru cevabı şu birkaç yıl içinde yaşananlara bakılırsa en azından 50 milyon dolarlık sorudur.
Baştan başlayalım;

-Real Madrid’de 5 kupa kazanan Del Bosque’yi milyon dolarlar cebine koyarak getirdin. Sonra ne yaptın? Yine cebine milyon dolarlar koyarak geri gönderdin.

Peki soruyorum;
Bu kararın altında imzası olan kişi yani bay başkan Demirören bu harcanan paraların hiç mi hesabını vermeyecek.

Yani şunu mu diyecek;

-Aldımsa aldım, sattımsa sattık. Kime ne?
Ben de şunu diyeceğim;

Bay başkan babanın şirketlerinden birini böyle yönetsen ertesi gün kapının önüne konulurdun.

Şimdi gelelim günümüze;
Beşiktaş’ın harika çocuğu İbrahim Akın niye gönderiliyor?
Arjantin’in ünlü golcüsü Higuain neden kapının önüne konuluyor?
Senegal ulusal takımının kaptanı ve Fransa liginde 9 yıl top koşturan Diatta’ya kendine kulüp bul deniliyor.
Sevgili Ertuğrul Sağlam’a bir tane sorum var;

- Bu oyuncuları üst üste üç maç oynattın mı?

Bu işler böyle olurken menajer Sinan Engin ne yaptı.
Yaptığını anlatayım;
İbrahim Akın şu 4-3’lük maçta Fenere gol atınca.. Sivas maçında Beşiktaş’ı ipten alınca İbrahim Akın’ı Türk futboluna ben kazandırdım dememiş miydi.
Beyler, efendiler, Beşiktaşlılar...
Beni iyi dinleyin;
Her transferde ben gitti yine Beşiktaş’ın paraları derim.
Bu paralar sadece transfere gitse iyi...
Komisyonculara, menajerlere arada getir götürcülere para gider.

Bu nedenle her transferde ben sorarım;
Bu kez kim zengin edildi!!!!!
Şu an; Beşiktaş transfer yapıyor
Bu transferleri kim yapıyor?
Bu paralar nasıl alınıp, veriliyor....
Ah benim aptal kafam ah!..
Sana ne be adam. Bazı adamların yoluna niye taş koyuyorsun ki;
MESAJ: Alacaksan Roberto Carlos gibi birini al...O zaman ben de helal olsun diyeyim.

Hasret Ergül
12-28-2007, 15:10
Yattarave Holosko-Beşiktaş'ı şampiyon yapar



Size bir soru: Taraftarın giydiği formanın sırtında hangi starın ismi yazıyor? Biliyorum cevabınız hazır: Pascal Nouma, Sergen Yalçın ve İlhan Mansız! Yani Beşiktaş taraftarı, futbolcusunu sevmiyor!
Demek ki, son 4 yılda harcanan 50 milyon doların üzerindeki para çöpe atılmış? Oysa transferde amaç nedir?
A-Seyirciyi mutlu edecek ve onları tribünlere çekecek oyuncu.
B-Oynadığı futbolla antrenörünü ve takım arkadaşlarını mutlu edecek bir oyuncu.
C-Sosyal hayattaki davranış biçimi ile medyayı peşinden koşturacak bir oyuncu.
Şimdi Sayın Demirören'e 3 sorum var;
1-Başkanlığın döneminde aldığın oyuncular Beşiktaş'a ne verdi?
2-Başkanlığın döneminde hangi oyuncuya ne kadar para verdin?
3-Başkanlığın döneminde komisyonculara kaç para verdin?
Kendi kendime soruyorum: Şu 4 yıl içinde paraları saçmak yerine, yani 5 oyuncu almak yerine, çok para verip bir oyuncu almak daha doğru olmaz mıydı?
Yine kendi kendime şunu diyorum: Onca oyuncuya verdiğin para ile Barcelona'dan Ronaldinho'yu alırdın. Üstelik kasanda üste para kalırdı.
MESAJ: Beşiktaş paralarını yine çöpe atacak. ( Tabii birileri yine zengin edilecek ya ).Oysa; Yattara ile Holosko alınsa ne olur? Bu ikili olursa İnönü dolar taşar ve Beşiktaş şampiyon olur. Bu konuda senet bile veririm.

Mehmet Erhan
12-28-2007, 15:25
bence son cümleye kadar her şey tamam...ama son cümlesine katılmıyorum...holosko ve yattara bizi şampiyon yapamaz...yattara son derece disiplinsiz ve onun ipiyle kuyuya inilmez...holoskoda ise takımını şampiyon yapabilecek kapasite yok...yapsa geçen yıl manisayı yapardı...adamlar zirvede 6-7 puan öndeyken düşmekten kurtuldu...kısaca ikiside gerekmez...

Hasret Ergül
12-31-2007, 11:14
TRANSFERLER / 31.12.2007


Önce mutlu yıllar!..
Dilerim ki bu yıl, dürüst, namuslu ve cesur olanlar kazanır.
Kötüler kaybeder.
Dahası; cesur olanların kazanmasını isterim.
Dürüst ve namuslu olmak bir erdem değil, bir insan olmanın gereği.
Herkesten cesur olmasını istemek ve beklemek gibi hakkımız yok.
Ama;
Cesaret saygı duyulacak bir özelliktir.
Gelelim; Beşiktaş’ta ki şu transferler konusuna.
Cuma günü, gazetem Sabah’ta yazdım;
- Holosko ve Yattara’yı alın şampiyonluk için senet veririm.
Şu nedenle bu kadar iddialıyım;
Holosko kaleye direkt giden bir hücum oyuncusu. Asla bir santrafor değil. (Zaten takımın santraforu Bobo...). Holosko-Bobo ikilisi Beşiktaş’ın hücum futboluna kalite ve gol getirir.
Yattara konusu ise bir başka.
Şunun için;
Beşiktaş tribünlerinin şov yapan, yani oynarken tribüne keyif veren bir oyuncuya ihtiyacı var. Bu isim de Yattara. Çok uzağa değil, Fenerbahçe maçının kasetini izleyin sahanın en değerli ve en şovmen oyuncu Yattara olduğunu görürsünüz.
Şimdi konuya gelelim;
Holosko’nun transferi ne kadar doğru bir kararsa, Koray Avcı ile Burak Yılımaz’ın gönderilmesi de o kadar yanlış bir karardır.
Koray Avcı dürüst ve ilkeli bir sporcudur. Ayrıca libero ve ön libero gibi çok özel yerin özel oyuncusudur. Gönderilmesi büyük hata.
Burak Yılmaz ise çok genç ve çok yetenekli. Sakatlıktan yeni çıktı. Gönderilmesi hata değil çılgınlık.
Peki bu transferleri kim yapıyor.
Yani kim düğmeye basıyor?
Delgado’yu gönderin, bundan futbolcu olmaz diyen menecer Sinan Engin.
Soru şu: Sinan Engin’den menecer olur mu?
Tekrar konuyu açıyorum;
Ricardinho’yu göndermek hata.
İbrahim Akın’ı yollamak inanılmaz bir hata.
Hiç şans vermediğin yani üst üste iki maç bile oynatmadığın Diata ile Higuean’ı yollamak ise komik bir olay.
Bu transferler şunu gösterdi ki; Beşiktaş’ın patronu Sinan Engin.
Bu durumda Teknik patron Ertuğrul Sağlam yine tuzağa düştü.
Bakınız yönetim ne diyor:
Bu transferleri Ertuğrul Sağlam istedi diye yapıyoruz.
Yani yönetim diyor ki bu fedakarlıkları Ertuğrul Sağlam için yapıyoruz.
Bunun anlamı şudur:
İlk hata da gönderilecek kişi Ertuğrul Sağlam’dır
Böyle bir taktik izleyen Başkan Demirören ile menecer Engin kendilerini çok zeki sanıyorlar.
Ne seyirci..
Ne de ben..
Bu tezgaha gelmeyiz.
Ertuğrul Sağlam’ın bu tuzağa düşmesi kendi sorunu.
Bu nedenle faturayı ödediği zaman yani kendisini kapının önünde bulduğu zaman eyvah der.
O gün çok geç olacaktır. Benden uyarması...

Hasret Ergül
01-04-2008, 08:24
Şampiyonluk için senet bile veririm! / 04.01.08

Geçen hafta bugün bu sütunlarda şunu yazdım. Beşiktaş yönetimi Holosko (Manisa) ve Yattara'yı (Trabzon) alırsa şampiyonluk için senet veririm! Şimdi... Gelinen tabloya bakalım:
A-Holosko alındı. Bu oyuncu futbol kariyeri ve karizması ile Beşiktaş'ın istediği hücum oyuncusu. Üstelik geleceği olan oyuncu. Satarsın, paranı kurtarırsın.
B-Ama Holosko-Bobo ikilisine cephanecilik yapacak oyuncuya ihtiyaç var. Bu isim de Yattara. Üstelik Yattara tribün şovuna dönük oyuncu. Bu da seyirci demek, forma satışı demek.
Şimdi. Bu transferin stratejisine bakalım:
A-Holosko'ya karşılık Koray AvcıBurak Yılmaz'ın takasta kullanılması çok yanlış bir stratejidir. Çünkü Koray Avcı çok yönlü (Libero ve ön libero da çok başarılıydı), Burak Yılmaz ise geleceği çok parlak oyuncudur. Takasta kullanılacaksa, Beşiktaş'a hiçbir katkısı olmayan Nobre ve Mehmet Yozgatlı verilmeliydi.
B-İbrahim Akın, Diatta ve Higuain'in, "uyum sağlayamıyorlar" diyerek gönderilmesi sorumluluktan kaçmaktır. Bu oyunculara şans verilmedi ki. (Bakınız; Tuncay Şanlı ilk 10 maçta çok başarısız olmasına rağmen ısrarla oynatıldı. Şimdi ise Şanlı takımını kurtarıyor. Dikkat!)
Sözün özü şudur; Başkan Demirören, "koltuğunu kurtarmak..." uğruna da olsa, Holosko'nun transferi doğru bir karardır. Çünkü şampiyonluğun en güçlü adayı Beşiktaş hücum futboluna zenginlik ve kalite getirdi. Ama bu yeterli değil. Yattara mutlaka alınmalı.

Hasret Ergül
01-06-2008, 11:53
Holosko sistemi değiştirir! / 06.01.08


Ertuğrul Sağlam nelerin olacağını değil nelerin olmayacağını hem kendine hem yönetime hem de futbolculara göstermek istedi. Şöyle yaptı:
1-Bobo-Holosko ikilisinin yerine NobreBatuhan Karadeniz ikilisini oynattı.
2-Matias Delgado'nun yerine oyun kurucu olarak Rodrigo Tello'ya görev verdi.
3-Gençlerin yolunu açmak ve onları motive etmek için Aydın KarabulutBatuhan Karadeniz ikilisini sahaya sürdü.
4-Baki Mercimek'i stoper oynatarak çok acil bir transfer istediğini gösterdi.
Oysa Beşiktaş'ta gerçek şu:
1-Nobre'nin bu takımda yeri yok. Derhal kiraya verilsin ve para kazanılsın.
2-Tello ile tek başına olmaz. TelloDelgado yanyana oynamalı.
3-Beşiktaş'a stoper lazım ama ondan daha önce sol çizgi oyuncusu gerekli.
4-Holosko'nun varlığı takımı değiştirir. Ya Holosko 4-4-2 sistemini değiştirir. Ya da sistem Holosko'yu bu taktiğin bir parçası yapar. Sağlam bu riski alır mı?
DİSKİ gibi bir takım karşısında ve çok özel atmosferde oynanan maçtaki goller yabancılara Noel hediyesi gibi oldu. Hepsi kaleci Tayfun'un hatası!..

Hasret Ergül
01-07-2008, 07:43
BEŞİKTAŞ-2008-01-06 / 06.01.2008

Beşiktaş; DİSKİ'ye 4 gol attı.
Az bile attı.
Önce şunu sorgulayalım;
Beşiktaş DİSKİ gibi sıradan bir takıma neden ve niçin 3-4 gol pozisyon verdi.
İşte birinci soru budur.
Beşiktaş kalesinde neden ve niçin Rüştü Rençber oynamıyor.
Beşiktaş adına en önemli soruda ve sorunda budur.
Elbette bu iki konuda Ertuğrul Saglam’ın yapması gereken var.
Yani Rençber ile ikinci yarıya başlamak.
Şimdi gelelim şu rakiplere verilen gol pozisyonlarına.
Bu konu Beşiktaş’ın başını çok ağrıtacaktır.
Bu konu çözülmezse Beşiktaş’ı şampiyonluktan edecektir.
Tartışalım;
1-Beşiktaş tek ön liberolu oynuyorsa orta sahanın sağı ve solu savunmaya yardıma yani top rakipteyken set savunma yapmayla mecburdur.
2-Beşiktaş’ın çizgi oyuncuları top rakipteyken içeri atılan her topta kademeye girmeye mecburdur.
3-Beşiktaş’ın çift santrforları önlerinde oynayan stoperleri oyuna sokmamaya mecburdurlar. Dahası frikik ve korner atışlarında kale önüne gelip yardım etmek zorundadırlar.
Bütün bunları yazarken şunu anlatmak istiyorum;
Beşiktaş’ın hangi takıma karşı kaç gol pozisyonuna girdiği, kaç gol attığı hiç önemli değildir.
Şu önemlidir;
Beşiktaş hangi takıma kaç gol pozisyonu veriyor, kaç gol yiyor?
İşte bu yüzden DİSKİ maçının teknik analizi önemlidir.
Beşiktaş’ta iki konu çok önemli;
Birincisi;
Holosko geldikten sonra sistem değişecektir. Bobo; Holosko’nun ataklarına uyum sağlamazsa o zaman Beşiktaş tek santrafor oynar. Bu da Bobo’nun yedek kalması demektir. (İşte bu durumda Burak Yılmaz niye verildi, Higuean niye sorusu tartışılacaktır.)
İkincisi;
Oyun liderlerinden kim yedek kalacak. Yani Ricardinho, Bobo, Tello ve Serdar Özkan aynı anda oynayacaklar mı?
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz;
Ertuğrul Sağlam dersine iyi çalışır ve etki altında kalamazsa yani sezonun ilk 5 maçında ki taktik düşünceyi sahada uygularsa Beşiktaş’ın önü açıktır.
İkinci yarı başlarken düşüncemiz şudur;
1-Fenerbahçe şampiyonlar liginde iyi işler yaparsa bu Beşiktaş’ın işine gelir şampiyon olur.
2-Galatasaray bu Feldkamp ile hiçbir yere varamaz.
3-Sivasspor ise Anadolu desteğini arkasına iyi alır ve iyi değerlendirirse bu yıl bir tarih yazılır.

Ayşegül Alparslan
01-07-2008, 08:44
holosko geldikten sonra sistem değişecekmi zaten aylardır bir sistemimiz varmı yokmu belli değil birde şimdi tek futbolcu için o bir olup bir olmayan sistemi değiştirmeye kalkarsak halimizi düşünemiyorum valla ayrıca ben boboyu yedek düşünemiyorum hemde sistem uğruna

Bülent Girgin
01-07-2008, 09:10
holosko geldikten sonra sistem değişecekmi zaten aylardır bir sistemimiz varmı yokmu belli değil birde şimdi tek futbolcu için o bir olup bir olmayan sistemi değiştirmeye kalkarsak halimizi düşünemiyorum valla ayrıca ben boboyu yedek düşünemiyorum hemde sistem uğruna

sen simdi ertugrula kötü bir antrenörmü diyorsun ? :D hem "sistem yok" ta ne demek ? inan bizdeki sistem kimsede yok, kimin nerede, nasil oynadigi belli olmadigindan rakipler bir türlü önlem alamiyorlar bize karsi :D

Hasret Ergül
01-09-2008, 08:06
Sarı fare, siyah inci / 09.01.08

Ertuğrul Sağlam'ın elinde 4 as var. Eğer Rico Paşa'yı da oyuna sokarsa elindeki 5'linin adı Flush Royal olur. Yani F.Bahçe'ye bile rest çeker. Konumuz Beşiktaş'ı şampiyon yapacak muhteşem dörtlü:
1) Sarı fare ismini taktığım Holosko efsane sarı fırtına Metin Tekin'in daha agresif ve saldırgan olanı üstelik tekmeden korkmuyor, çok iş yapacak.
2) Şu an Beşiktaş'ın, 'Siyah inci'si Tello, 2. yarıda her maçta gol atarsa kimse şaşırmasın.
3) Delgado Beşiktaş'ın patronu, artık istediği gibi oynuyor. Takım arkadaşları da ona inanıyor.
4) Bobo sanki sahada yok gibi, ama her pozisyonun içinde.
Şimdi konumuz, Beşiktaş'ın ihtiyaç listesinde.
a) Bu kadar kaliteli oyuncu varken Sağlam sistem üstünde oynamaya mecburdur. Bunun adı hücum futboludur. Yani sistemini adı 3-5-2.
b) Savunmanın göbeğine bir stoper aramaya hiç gerek yok. Üstelik Gökhan Zan ve İbrahim Kaş varken, alınacaksa sol çizgiye İbrahim Üzülmez'in yerine oyuncu alınmalı.
Mesaj: Beşiktaş bu futbol felsefesiyle elbette şampiyon olur. Ankaraspor ise bu korkak ve kişiliksiz futboluyla elbette küme düşer.

Ayşegül Alparslan
01-09-2008, 09:48
sarı faremi ? ben bu ismi hiç beğenmedim başka bişey bulmak gerek bu adama illede bir isim takılacaksa :))

Bülent Girgin
01-09-2008, 09:51
sarı faremi ? ben bu ismi hiç beğenmedim başka bişey bulmak gerek bu adama illede bir isim takılacaksa :))

KARAFARE olabilir meselea :D

Ayşegül Alparslan
01-09-2008, 09:54
KARAFARE olabilir meselea :Doldu olacak sadece fare diyelim bari :D bu arada kanat döktürmüş valla ve hiç eleştiri yapmamış çok ilginç :)))

Hasret Ergül
01-11-2008, 08:24
Beşiktaşlılar şampiyonluk bayraklarını hazırlayın!

Sokaktaki vatandaş soruyor; Kim şampiyon olur? Ben de kim olamaz sorusuna cevap veriyorum; A-Şampiyonlar Ligi'nde işler çok iyi giderse (lig de kötü gider) Fenerbahçe şampiyon olamaz. B-Feldkamp görevde kalırsa ve Hakan Şükür sorunu çözülmezse, Galatasaray asla şampiyon olamaz. C-Başkan Yıldırım Demirören ile menajer Sinan Engin, "Ertugrul Saglam'ın kafasını karıştırırlarsa" Beşiktaş şampiyon olamaz! Vatandaş uzun lafın kısasını istiyor. Teferruat beni ilgilendirmez, söyle kim şampiyon olur? Ben de uzatmadan şunu diyorum Beşiktaş, şampiyon olur.. Bu kadar iddialı konuşup söylüyorum ya.. Sağlam da benim kadar şampiyonluğa inanıyor mu diye merak ettim. Aynı soruyu Sağlam'a sordum; Hoca Beşiktaş'ı şampiyon yapacak mısın?
Ertuğrul hocanın söylediklerinin özetinin özetini yazıyorum;
Beşiktaşlılar 5 yıldır sakladıkları şampiyonluk bayraklarını hazırlasınlar.


Üzülmez ve Roberto Carlos

İbrahim Üzülmez, "Carlos benden iyi değil" dedi. Bu mütevazi görüşünden dolayı kendisini tebrik ederim! Sevgili Üzülmez'e iki tane sorum var:
1-Beşiktaş'ta kaç tane forma sattırdın?
-2Beşiktaş ile Avrupa'ya gidince kaç gazeteci etrafını sarıp röportaj yapmak istedi? Büyük futbolcu olmak için büyük takım da oynamak yetmez. Büyük futbolcu demek kariyer ve karizma demektir!

Mehmet Erhan
01-11-2008, 11:20
Beşiktaşlılar şampiyonluk bayraklarını hazırlayın!

şampiyonluk bayraklarımız ezelden hazır zaten... :D


İbrahim Üzülmez, "Carlos benden iyi değil" dedi. Bu mütevazi görüşünden dolayı kendisini tebrik ederim! Sevgili Üzülmez'e iki tane sorum var:
1-Beşiktaş'ta kaç tane forma sattırdın?
-2Beşiktaş ile Avrupa'ya gidince kaç gazeteci etrafını sarıp röportaj yapmak istedi? Büyük futbolcu olmak için büyük takım da oynamak yetmez. Büyük futbolcu demek kariyer ve karizma demektir!

kalemine sağlık hocam...aynen katılıyorum sana...carlos benden iyi değil diyorda acaba kendisi kaç tane forma sattırdıda böyle konuşuyor...yada carlosa oranla kaç kupa kaldırdı...sevmiyorum kardeşim bu adamı...kaptanımız olabilir eyvallah saygı duyuyorum ama sevmiyorum...

Ayşegül Alparslan
01-11-2008, 11:32
kalemine sağlık hocam...aynen katılıyorum sana...carlos benden iyi değil diyorda acaba kendisi kaç tane forma sattırdıda böyle konuşuyor...yada carlosa oranla kaç kupa kaldırdı...sevmiyorum kardeşim bu adamı...kaptanımız olabilir eyvallah saygı duyuyorum ama sevmiyorum...[/QUOTE] ibrahim bi kere ben carlostan daha büyük futbolcuyum dememişki sadece o benden iyi değil demiş ne var bunda evet belki yanlış bir söylem ama çok üzerinde durulmaması gerek bence

Mehmet Erhan
01-11-2008, 11:37
[/QUOTE]ibrahim bi kere ben carlostan daha büyük futbolcuyum dememişki sadece o benden iyi değil demiş ne var bunda evet belki yanlış bir söylem ama çok üzerinde durulmaması gerek bence[/QUOTE]

roberto carlos benden iyi değil demek ben ondan iyiyim yada en az onun kadar iyiyim demektir benim gözümde...o yüzden o sözleri hoşuma gitmedi ve belirtmek istedim...;)

Elif Kaya
01-11-2008, 11:39
ya o kadar alakasız kişileri karşılaştırıyoruz ki biri deli ibo biri carlos

1-Beşiktaş'ta kaç tane forma sattırdın?
-2Beşiktaş ile Avrupa'ya gidince kaç gazeteci etrafını sarıp röportaj yapmak istedi? Büyük futbolcu olmak için büyük takım da oynamak yetmez. Büyük futbolcu demek kariyer ve karizma demektir!

bunlarada aynen katılıyorum

Ayşegül Alparslan
01-11-2008, 11:46
ibrahim bi kere ben carlostan daha büyük futbolcuyum dememişki sadece o benden iyi değil demiş ne var bunda evet belki yanlış bir söylem ama çok üzerinde durulmaması gerek bence[/QUOTE]

roberto carlos benden iyi değil demek ben ondan iyiyim yada en az onun kadar iyiyim demektir benim gözümde...o yüzden o sözleri hoşuma gitmedi ve belirtmek istedim...;)[/QUOTE] ortalıkta ki herkes o kadar çok karşılaştırma ve kıyaslama yaptıki oda bişeyler söyleyecek ne yapsın hem bi kere onun Beşiktaşlı olması yeter :) corlosta kimmiş hıh :D

Hasret Ergül
01-13-2008, 12:09
Şampiyonluğun habercisi / 13.01.08



Sonuçta, Beşiktaş kazandı ya... "Öyleyse teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın kararı doğrudur" diyemeyiz. İtirazımız şundandır:
Son 4 dakikada oyunu rakip ceza alanına yıkmak çok doğru bir taktik. Böyle bir taktiğin içine, 'karambollerin golcüsü' Nobre'yi sokmak da doğru düşünce.
Ama Delgado'yu oyundan almak da risk değil mi? Son dakikada frikik veya uzaktan bir şutla gol atabilecek Delgado, sahada tutulsa; risk adına mesela İbrahim Üzülmez çıksa ne olurdu?
Aslında maçın kaderini değiştiren oyuncu Bobo oldu. Öyle goller kaçırdı ki (Ankara maçında olduğu gibi) takımını yakıyordu. Son dakikada Tello'nun yüksek topunu göğsüyle Nobre'nin önüne bırakması ile maça damga vurdu. Demek ki iyi oyuncular oyunda kalır? Eleştirimize önce Konyaspor'dan başlayalım...
Kazanmak için cesurca ve centilmence oynadılar. Az imkanlarla büyük işler yapan Ünal Karaman'a özel tebrikler.
Beşiktaş'ı 10 yenilgiden, galibiyet çıkardığı için tebrik ediyoruz. Bu bir inancın zaferiydi. Üstelik kötü oynayarak kazandılar. Bu da çok önemli.
Beşiktaş adına sorular şunlar:
1-Beşiktaş neden ilk yarı kötü oynadı? Delgado bozuk zeminde yürüyemedi, saklandı. Tello uzaktan iki kötü şut atınca maçı bıraktı. Holosko ise sıfır riskle oynadı. Bobo ise gol kaçırma uzmanı olmuştu.
2-Beşiktaş ikinci 45'te neden iyi oynadı? Delgado markajdan kurtulup top taşımaya başladı. Holosko çizgiye inip orta yaptı. TelloBobo ikilisi galibiyet golünü hazırladılar.

RÜŞTÜ KURTARABİLİRDİ
Şunu anlatmaya çalışıyorum:
Starlar oynarsa Beşiktaş var.
Maçın ilginç teknik görüntüsü de şuydu: Beşiktaş savunması iki basit hatayı üst üste takım halinde yaptı (bu pozisyonlarda Veysel Cihan becerikli olsaydı Konya farklı kazanabilirdi. Sedat Ağçay'ın golünü Rüştü Reçber gibi bir usta kurtarabilirdi).
MESAJ: "Beşiktaş bu sene şampiyon olacaktır" görüşüm bu maçtan sonra zirve yaptı. İki nedenle...
Nobre'nin golünde kulübedekiler; yani oynamayanlar bile çılgınca sevindi. Demek takımdaşlık üst düzeyde. Bir de Beşiktaş son saniyede kazanıyor. Dikkat!

Hasret Ergül
01-14-2008, 08:34
İKİ FOTOĞRAF!

Beşiktaş bu sene şampiyon olur demiyorum, olacaktır diyorum.
Elbette;
İddialı konuşmak riskler taşır.
Ya Beşiktaş olamazsa.
Elbette;
O zaman benim kıç üstüne oturduğumu, “Hani ne oldu. Beşiktaş şampiyon olacaktı” alaycı seslerini diyeceğim.
Bu çok normaldir.
Ama birileri de inandığı doğruları söylemek ve savunmak zorundadır.
Söylediklerini de bir akıl süzgecinden geçirmek zorundadır.
Benim bu söylediklerimi çok basit iki olayla anlatmak istiyorum.
Yani iki fotoğraftan söz edeceğim.
Konya-Beşiktaş maçı.
Nobre golünü atıyor.
Manzara 1;
Saha içinde tüm takım çılgınca seviniyor. Yani oynayanlar sahada kenetleniyor.
Manzara 2;
Saha kenarında yani yedekler kulübesinde oynamayan oyuncular birbirleri ile sarmaş dolaş olmuşlar.
Bu tablo çok mu önemli derseniz şunu derim;
Evet...Çok önemli. Bu tablonun adı takımdaş olmaktır.
Hatırlayın;
Beşiktaş şampiyon olduğu her yıl (Bu başarılı olan her takım için altın kuraldır) sahada ki ve saha dışında ki futbolcular bir aile gibiydi.
İşte bu ışık benim için şampiyonluğun ışığıdır.
Beşiktaş en zor işi başardı.
Bundan sonrası teferruattır!..

Hasret Ergül
01-20-2008, 18:37
İşte Delgado bu / 20.01.08
Önce Beşiktaş için güzel şeyi söyleyeyim. Dakika 20: Beşiktaş 20 mağlup. Dakika 35: durum 22. Ve müthiş final; Beşiktaş galip. İşte Beşiktaş bu yürekli futbolu ile şampiyon olur. Bu maçın mesajı budur.
Şimdi eleştirilerimizi sıralayalım:
1-Sezon başında Ali Tandoğan'a 'Kulüp bul' denildi. Şimdi o yok, Beşiktaş'ın oyun sistemi bile değişti. Demek ki sezon başı planlaması yanlışmış.
2-Beşiktaş savunması, rakip ataklarda sanki golü yemiyor, attırıyor. Özgür Öcal'ın attığı gol bir hediye. Kasımpaşa'nın atamadıkları ise şanssızlık değil beceriksizlik.
3-Orta sahada Cisse olağanüstü oynuyor. Ama Beşiktaş'ın iki çizgi oyuncusu Serdar Özkan ve İbrahim Üzülmez içeri girip destek vermeyince, orta saha çöküverdi. Kasımpaşa da bu bölgeleri iyi kullandı. Özellikle Serdar Özkan'ın sorumluluktan kaçarak oynaması, Beşiktaş'ın hücum futboluna en büyük darbeyi vurdu.
4-Bobo ile Nobre aynı kulvarda oynadılar ve aynı topa gittiler. Nobre yapması gereken ne varsa yaptı. Arka direğe gitti, yüksek toplara çıktı, dönen toplara vurdu. Gollerini attı. Bobo ise hiçbir şey yapmadı. Bu haliyle Beşiktaş'a zarar veriyor, dikkat.
5-Hani diyorlardı ya, "Holosko kapanan savunmaların arasında kaybolup gider. O geniş alan topçusu" diye. Bu görüş bir ölçüde doğru. Ama Holosko çok geniş alanlar da buldu. Önüne atılan topa da gitti, savunmaya yardıma gelip, aldığı toplarla hücuma da çıktı. Ama sorun şurdaydı: Holosko'nun çizgide başlattığı koşulara hiç kimse destek vermedi. O da çizgide oynamakta ısrar edince gol bölgelerinde gözükmedi. Ama her şeye rağmen pres yaparak orta sahayı rahatlattı.
Maçın en özel bölümünü sona bıraktım. Mathias Delgado, Türk futbolunun geç anlaşılan starı. Artık şu bilinsin ki Delgado, F.Bahçeli Alex gibi serbest oynamak zorunda. Serbest oynadığında maça damgasını vuruyor. Attığı gol bir ustanın atacağı goldü. O gol estetik olarak güzeldi ama en değerli goldü.
MESAJ: Beşiktaş taraftarı Beşiktaş başkanlığına aday olmuş, Sayın Affan Keçeci'yi İnönü Stadı'nda istemiyor. Sayın Keçeci, Beşiktaşlı duruşu gösterip federasyonda görevini dürüstçe yapan biri. Alkışlanması gerekirken yuhalamak, Beşiktaşlı duruşuna ihanettir.

Bülent Girgin
01-20-2008, 18:43
Sayın Keçeci, Beşiktaşlı duruşu gösterip federasyonda görevini dürüstçe yapan biri. Alkışlanması gerekirken yuhalamak, Beşiktaşlı duruşuna ihanettir.


bende bunu diyorum iste, demirören ve yönetimdeki sözümona besiktaslilar biraz oturup düsünler !

Hasret Ergül
01-21-2008, 11:00
DAVET BENDEN EFENDİM

Fotoğraf şu;
Şampiyonluk yarışında üç büyükler omuz omuza...
Bu müthiş yarışa bir de Sivasspor katıldı?
Peki ne olur?
İki nokta çok önemli;
Üç büyükler Sivas'a gidiyor bu bir.
İki büyük İnönü'ye geliyor buda iki.
Yani;
Beşiktaş ve Sivasspor kendi kaderlerini kendileri çizecekler.
Yanisi şudur;
Beşiktaş sahasında maç kazanırsa şampiyon.
Sivasspor sahasında kazanırsa şampiyon.
İkinci yarının yorumu budur?
Peki Beşiktaş ne yapar?
Ne yapacağını üç haftadır yazıyorum. Şundan yazıyorum;
1- Beşiktaş bir gol atıyor 11 futbolcu seviniyor. Yedek kulübesi yani oynamayanlar daha çok seviniyor. Demek ki; Beşiktaş takım olmuş.
2- Beşiktaş maç başında bir gol yiyor. Önemli değil diyerek saldırıyor, kazanıyor. Kasımpaşa maçında bir değil iki gol yedi, önemli değil dedi ve saldırdı; 4 gol attı. Demek ki; Beşiktaş ne kadar kendine güvenip yeneceğine inanıyorsa, rakip takımda Beşiktaş'tan o kadar çekinip, “Bunlar bizi yine yenecekler” korkusunu yaşıyor.
Şunu da yazayım;
Dikkatli okurlar hatırlar; Delgado transfer edilince bir paşa yetmez demiştim. Yönetim Ricardinho'yu aldı. Bu sezon ise Tello isimli biri piyangodan çıktı.
Daha önce ne yazılıyordu;
Delgado-Ricardinho ikilisi bir arada oynamaz.
Şimdi ise şu yazılacak;
Bu üçlü aynı anda oynamaz.
Şunu herkes bilsin ki Ertuğrul Sağlam maç kazanma adına 2 stoper 6 orta saha ve iki santraforla bile oynuyor.
Bunun anlamı şudur;
Beşiktaş'ın her maçı futbol adına heyecan demektir.
Öyleyse;
Şampiyonu izlemek isteyenleri İnönü'ye bekliyorum.
Davet benden efendim!...

Nihal Aslan
01-21-2008, 11:04
işte böle arka arkaya farklı galıbıyetler alırsanız herkes ii seyler yazmaya baslayıverır bravo kazım kanat ayrıca tesekkurler

Hasret Ergül
01-25-2008, 12:10
Siyah inci Rodrigo Alvaro Tello

Galiba bu konuda susmakla hata ettim. Ben sustukça Beşiktaş düşmanları, Ertuğrul Sağlam'a öyle bir sallamaya başladılar ki. Dedikleri de şuydu: "Bu oyunculara bu kadar para verilir mi?" Önce şunu herkes bilsin. Gönderilen Diatta ile gönderilmeye çalışılan Higuain benim için çok değerli futbolculardır. Beklemek gerekir. (Delgado'yu eleştirenler, 'Bu adam futbolcu değil' diyenler şimdi ne diyor?)
Şimdi diyeceğim şudur:
1-Cisse şu an Türkiye'nin en iyi ön liberosudur. (Yıllık 1 milyon 200 bin euro)
2-Tello şu an Türkiye'nin en iyi hücuma dönük sol kanat oyuncusudur. (Yıllık 900 bin euro)
Öyleyse sorum şudur:
1-Fenerbahçe, Kezman'a 4 yıllık 30 milyon dolar verdi?
2-Galatasaray, Lincoln'e 4 yıllık 25 milyon dolar verdi?
Sorumun cevabını yazmak istemem. Demek ki Beşiktaş transferde hata yapmamıştır. Şimdi çok özel bir konuyu açayım. Yaşama bakış açımız temelden farklı olsa da sezon başında her konuda tam destek verdiğim Ertuğrul Sağlam ile yollarımı ayırmıştım. Gerekçem şuydu: Prensip ve ilkelerini çöpe atıyor. Menajer Sinan Engin ile başkan sayın Yıldırım Demirören'in karşısında hep, " Yes sir" diyor. Yani kuyruğunu dik tutmuyor.
Şimdi gördüğüm nokta şu: Sevgili Sağlam hatalarından arınıyor. Kendi kişiliğini takıma yansıtıyor. Dürüst ve ilkeli çalışmanın yollarını arıyor. İşte bu durum Beşiktaş'ı şampiyon, Saglam'ı da saygın antrenör yapar. O zaman da Kazım Kanat, Sağlam'a kollarını açar.

Hasret Ergül
01-27-2008, 13:20
Atarız... Atarız...
Beşiktaş'ın teknik patronu Ertuğrul Sağlam, takımının iki özel sorununu çözmek zorundadır...
A-Takımın kendisine güvenmesi harika bir duygu. "Nasıl olsa atarız" diyerek neredeyse her maça mağlup başladıktan sonra oyuna asılmak da harika bir duygudur. Ama Beşiktaş'ın yediği bu goller ve pozisyonlar (bireysel hata-takım hatası) neden ve niçin orta göbek ve sol koridorda oluyor? (Özgürcan Özcan topla buluştuğu an markaj bile görmedi. Şutu direkten döndü. Rodrigo Zurita ise golü Toraman-Mercimek-Üzülmez üçlüsünün özel desteği ile attı!)
B-Beşiktaş'ın santrforu Bobo "Önce takımım" demiyor "Önce ben" diyor. Bobo çok özel maçların çok özel anlarında egoizmde sınır tanımıyor. Neden? (Maçın başı, topla buluştuğu an Holosko boşta. Pas verse gol. Bobo sol ayağı ile topu dışarı attı. Oysa Bobo'nun sol ayağı ile bir tane bile golü yok!)
Maçın kritik sorusu şu : Beşiktaş neden bir hafta önce Fenerbahçe'den 5 gol yiyen Gaziantepspor karşısında özellikle orta saha ve hücumlarda yetersiz kaldı?
Elbette Gaziantep Teknik Direktörü Bünyamin Süral'ı taktik düşüncesinden dolayı tebrik edeceğiz. Ancak Ertuğrul Sağlam'ı eleştireceğiz. Şunlardan:
TÜM YÜK CİSSE'DE
1-Hücumların neredeyse tamamı sağ taraftan ve yüksek toplarla geldi. Sol taraf ise hücumda sıfırdı. (Bu bölgeyi Murat Ceylan mükemmel kullandı.)
2-Delgado-Tello ikilisi çok pasif oynadılar ve bu yanlışlık seyredildi. Tello sol çizgide Üzülmez'in önünde bekledi. (Tello yoksa, Beşiktaş'ta yoktu?)
3-Orta sahanın yükü Cisse'nin omuzlarına bırakıldı. O da hem defansa yardım etti, hem hücum organize etti, Nobre'nin golüne asistlik yaptı ve golünü de attı.
4Sağlam'ın golden sonra Nobre'yi oyundan alıp tek santrfora dönmesi doğru bir yorumdu. (Özkan ve Rico Paşa değişikliği de çok doğruydu.)

MESAJ: Maçın güzel ve çirkin yönü aynı anda yaşandı. Nobre'nin golü Beşiktaş'a hayat verdi. Bu gole herkes sevinir. Ama bu gole Başkan Sayın Yıldırım Demirören bir amigo gibi sevinemez. Başkan Demirören'in hoplayıp zıplaması, çak yapması ne kadar ayıptı!

Hasret Ergül
02-01-2008, 16:48
Beşiktaşlı'nın, Beşiktaş'tan başka dostu yok. Anlayın!
En çok cezayı Beşiktaş almış. Neden almış? Taraftarının coşkusu yüzünden! Hani Liverpool maçından sonra tüm Türkiye'nin dünyaya örnek gösterdiği taraftarı yüzünden almış. Şimdi bu noktadan söyleyeceklerim taraftara.
Son maçta gördüm ki, çıldırdınız. Bu kötü anlamda değil ki, şampiyonluğa inandığınız için çıldırdınız. Şimdi çözülmesi gereken iki konu var:
1-Çarşı, rant ve avanta için kendi içine sızan Beşiktaş düşmanlarını temizleyecek? (Yoksa, Çarşı, Çarşı'yı yok eder!)
2-Hiçbir futbolcu ayırt etmeden sahaya çıkan 11 futbolcuya eşit ve sıcak sevgi yollanacak. (Takım içinde ayırımcılığa son!)
Bu satırların yazarı haftalardır inanarak şunu yazıyor: Beşiktaşlılar kenetlenirse, Beşiktaş bu sene şampiyon olur? Elbette sevgili Ertuğrul Saglam'ın önerilerden ve eleştirilerden ders çıkarıp doğruyu yakalaması harika bir olay. Ama Saglam'ın kafasını da karıştıranlar o kadar çok ki!
MESAJ: Bu Beşiktaş şampiyon olacak diyen menajer Sinan Engin'e ben de şunu demiştim. Beşiktaş şampiyon olursa seni sırtıma alır İnönü Stadı'nda tur atarım. Bu dediğimi yapacağım için şimdiden ben çalışıyorum da. Sevgili Engin'e ricam şu; Lütfen biraz kilo ver. Yoksa PAF takımının en yetenekli oyuncusu Oğulcan Engin'den yardım isterim. Bilmiş ol!..

Bülent Girgin
02-01-2008, 17:42
ben bu yaziya yorum yapmayacagim :D


1-Çarşı, rant ve avanta için kendi içine sızan Beşiktaş düşmanlarını temizleyecek? (Yoksa, Çarşı, Çarşı'yı yok eder!)

ama sunuda belirtmeden edemeyecegim : yukardaki sözleri ben söylemedim :D:

Ezel Özsipici
02-01-2008, 17:45
hepmiz biliyoruz beşiktaslının beşiktaslıdan baska dostu yok!! olmasın biz birbiriimize yeeterizZ!

Hasret Ergül
02-03-2008, 08:55
Yeter be Bobo!

Erdoğan Arıca 24 saatte ne yapabilirdi? Şunu yaptı: Büyük maçlarda fark yiyen Rizespor'u savaşan takım yaptı. En önemli gelişme buydu. Beşiktaş'ı yenerek müthiş bir başlangıç yaptı. Ertuğrul Sağlam ise sorunlara basit çözüm getirdi. Yani alternatifleri sahaya sürdü. Şunları yaptı:
1-Savunmayı Gökhan Zan-İbrahim Kaş ikilisinin üzerine kurdu. Kaş, arkaya atılan her topta kademeye girerek mükemmel oynarken bir hata yaptı. Kafa ile çıkacağı topa ayağıyla çıktı. Anderson da topu kovalayıp golü attı. Zan ise Schildenfeld'in transfer edildiği gün bir anda sakatlıktan kurtuldu. Hayret!
2-Ricardinho ve Serdar Özkan Tello-Delgado ikilisini arattılar. Özkan savunmaya yardıma gelerek orta sahaya dinamizm verdi. Ama top kaybı oranı yine yükseldi. Bu da futbol kalitesini düşürdü.
Elbette bu bir kupa maçı. Yani telafisi var. Beşiktaş bu açıdan maça baktı. Ama yanlış yaptı. Deplasmanda oynuyorsan gol atacaksın. Kupanın kuralı budur. Şimdi Beşiktaş'ı tartışalım.
1-Bobo ceza alanının her noktasında pozisyon yakaladı. 6 pasın içinde bile yakaladı. Ama hepsine kötü vurdu. Bobo gol atamazsa Beşiktaş kazanamaz ki.
2-Holosko ceza alanına kadar mükemmel. Ama sonrasında egoizm üst noktada. Sağ taraftan 6 pasa kadar sokulduğunda Nobre'ye topu verse rövanş bile rahatlayacaktı. Ama kalecinin üstüne vurdu. Bunun adı disiplinsizlik.

SAĞLAM'IN RADİKAL KARARI
Maçın kilitlendiği anda Sağlam radikal bir kararla Aydın Karabulut'u sol tarafa aldı. Yani orta sahayı güçlendirdi ve Bobo'yu da oyundan alarak tek santrfora döndü. Bu değişim Nobre'nin de önünü açtı. Bu Beşiktaş'ın hücum kalitesini yükseltti. Ama yenilen gol bir anda her şeyi tersine çevirdi.
Beşiktaş'ta ön plana çıkan oyuncu yine Cisse oldu. Rizespor'un sert futbolunu orta sahada bloke etti. Kaleci Hakan Arıkan ise iki mükemmel kurtarışıyla parladı. Yediği golde ise yapacağı hiçbir şey yoktu.
Hakem Bünyamin Gezer mükemmel maç yönetti. Yalnız Nobre'nin attığı gol temizdi. Hatayı yardımcısı yaptı.
MESAJ: Serdar Özkan sağ çizgiden orta sahaya geçince yani Delgado'nun yerine oynayınca futbolu ön plana çıktı. Fatih Terim'e soruyorum. 6 aydır maç oynamayan Tümer Metin Ulusal Takım'da, Serdar Özkan ise kadroda yok!
Olur mu böyle şey?

Arda Hatipoğlu
02-03-2008, 13:43
Fatih Terim'e soruyorum. 6 aydır maç oynamayan Tümer Metin Ulusal Takım'da, Serdar Özkan ise kadroda yok!
Olur mu böyle şey?
:bagir:

Gökhan Özsoy
02-05-2008, 21:01
11 METİN SAHA DA!

Galatasaray sahaya nasıl bir ruhla çıktı;
-11 Metin saha da!...
Yani;
Metin Oktay’ı en yüce, ulaşılmaz ve örnek bir sporcu olarak gördüklerini deklare etti.
Şimdi soru şu;
Metin Oktay ruhuyla sahaya çıkanlar arasında Hakan Şükür var mıydı?
-Vardı?
O Hakan Şükür Metin Oktay’ın rekorunu kırdığı zaman neler söylemişti?
-.................
Şimdi, Hakan Şükür onca başarıyı elde ederken bu satırların yazarı ısrarla neyi savunuyordu?
Hatırlatayım!...
Metin Oktay’ın maç sayısı ve attığı golü bölün, sağlama yapın...O zaman anlarsınız ki Metin Oktay’ın rekoru asla kırılmadı.
Metin Oktay’ın Galatasaray’lı duruşuna bir bakın o zaman şunu görürsünüz. Beşiktaş ve Fenerbahçelilerin bile hayran olduğu saygı duyduğu bir futbolcu.
Bu da önemli bir durum!...
Bu noktada konuyu kısa kesiyorum;
Metin Oktay bugün bu sahada, bu topla ve bu ayakkabı ile oynasaydı 1000 (Yazıyla bin...)gol barajını çoktan aşmıştı.

ŞU BOBO BENİ ÇILDIRTACAK

Dikkatli okurlar hatırlar.
Israrım şuydu;
Beşiktaş’ın santrforu Bobo’dur...
Yani;
Nobre’yi hiçbir zaman düşünmedim bile.
Hala da öyleyim yani...
Ama;
Rizespor maçından sonra isyan ettim; Yeter be Bobo diye eleştirdim.
Çünkü;
Bobo gol atamazsa, Beşiktaş kazanamaz.
Hatırlayın;
Beşiktaş Fener maçını Bobo yüzünden kaybetti. Bobo yüzünden Galatasaray maçını kazanamadı.
Şimdi konumuz şu;
Brezilya Ulusal takım patronu Alex’ izledi...
Bobo’yu izlemedi.
Peki ne oldu?
Alex gibi elimde çok oyuncu var sözünü diplomatça söyledi.
Elbette;
Fenerliler Dunca’ya çok kızdılar.
Peki Dunca, seyretmediği Bobo’yu niye kadroya aldı.
Bu durumun iki yorumu var;
1-Bobo gerçekten Brezilya’nın aradığı golcü. (Bu doğru yorum)
2-Bobo’nun önü açılmak istendi. (Bu da doğru yorum. Bobo Avrupa’ya transfer olursa her zaman Brezilya kazanır!!!)
SÖZÜN ÖZÜ; Marco Aurelio’yu yılın futbolcusu seçtik. Dunca’yı getirdik ödülü de ona verdirdik. Peki soru şu; Marco niye ısrarla İspanya’ya gitmek istiyor.
Para için mi?
Şöhret için mi?
Hani diyorum Türkiye’de öyle çok mutluyum ki diyordu.
Yarın da Marco şunu der mi?
-Kusura bakma Fatih Terim. Takımım Sevilla’nın maçları daha önemli. Türkiye bensiz oynasın?
Aha buraya yazıyorum;
O gün çok yakındadır!!!!!!

Bülent Girgin
02-08-2008, 08:20
Okur diyor ki

- Beşiktaş'ın cesur kalbi dediğiniz Çarşı, Ulusal Takım'ın İsveç maçında Fenerbahçe'ye sürekli küfür etti. Bu mudur Beşiktaşlı duruşu?

- Utanarak, sıkılarak ve başımı öne eğerek yazıyorum: Elbette Beşiktaşlı duruşu bu değildir. Beşiktaşlı duruşu, Ulusal Takım'ı sevmek demektir. Formasında Türk bayrağı taşıyan ve Yunanistan maçında Türkiye'yi temsil eden bir Beşiktaş'ın taraftarının yaptığı bu çirkinliğe asla şunu diyemem; Bunlar Beşiktaşlı değil! Bunlar Çarşı ruhunu taşımayan, Çarşı duruşuna ihanet eden Beşiktaş'ın yüzkaralarıdır.
Bu utancın sorumlusu Sayın Başkan Yıldırım Demirören'dir.

Bülent Girgin
02-08-2008, 09:09
Çarşı duruşuna ihanet eden yüzkarasıda ülkeye ihanet ihanet edip başka diyarlara kaçan nedir ? sonuçta bu tepkiler milli takım formasının değerinin düşmesine verilen tepkilerdir hepsinin ağızlarına sağlık ... milli formam ona buna kol hareketi yapan terbiye yoksunlarına ve köşe bucak kaçan adamcıklara kaldıysa önce onları kurcalamak lazım tepkilerin nedenlerini...

bence burada tepki verilecek biri varsa o da milli takimlar antrenörü fatih terimdir, gökdenizi,emreyi,tümeri takima çagiran o, yani milli takim formasini böylesine insanlara fatih terim teslim ediyor! tepki verilecekse dogru adrese verilmelidir diye düsünüyorum.

selamlar

Bülent Girgin
02-08-2008, 09:11
Sevgili Fatih Terim şunu söylüyor:

- Ben bir İmparator'um. Kararlarım tartışılmaz! İşte bu nedenledir ki Terim'i yüksek sesle eleştiriyorum. Çünkü Ulusal Takım'da kişilerin kompleksleri ön plana asla çıkmaz. Orada bir ulusun duruşu vardır. Bu nedenle Terim'e şunu diyorum:

1-Şike suçundan ceza almış Gökdeniz Karadeniz'i suçlu olduğu dönemde kadroya aldın, oynattın. İsveç maçında da kaptan yaptın. Bu hiç şık olmadı.

2-Askerlik yapmamak için Fenerbahçe'yi bile bırakıp Yunanistan'ın Larissa takımına giden ve aylardır antrenman bile yapmayan Tümer Metin'i İsveç maçı kadrosuna aldın. Seyirci tepkisini görünce korktun oynatmadın. Bu da hiç şık olmadı.

3-Bir inat uğruna, Marco'ya ulusal formayı giydirdin, genç Türk oyuncuları küstürdün. O zaman sormaz mıyım: TC vatandaşı olan Vederson ve Nobre'yi niye kadroya almıyorsun?

Mehmet Erhan
02-08-2008, 09:31
bide bu yazının içine basın tribünlerine el-kol hareketi yapan emre belözoğlunuda ekleyebiliriz...milli takım kimlerin eline kalmışda haberimiz yok...çok yazık !!!

Hasret Ergül
02-08-2008, 10:13
Nihayet Türk futboluna Beşiktaşlı bir başkan


Türk futbolu nihayet Haluk Ulusoy'dan kurtulacak. O gün bu satırların yazarı helva dağıtacak. Ulusoy başkan olmadığı için; şaibesiz, şikesiz bir Türk futbolu seyredeceğiz. Gelinen bu noktadan sonra asla başka bir Galatasaraylı başkan olamazdı. Hele bir Fenerbahçeli hiç olmazdı. Bu nedenle, saygın bir Beşiktaşlı olan Hasan Doğan şu an tarafsızlık adresi oldu. Doğan'ın Başbakan Sayın Erdoğan'ın çok yakın arkadaşı olması nasıl bir sonuç çıkaracak.
1-18 kulüp, "Seni biz başkan yaptık. Şu işlerimizi çöz" dediklerinde Sayın Doğan nasıl bir diyet ödeyecek?
2-Süper Lig'in sürpriz sonuçlarında, "Başbakan böyle istedi, arkadaşı Hasan Doğan da yaptı" dedikodusu gündeme gelince bundan özerklik mi zarar görür yoksa AKP mi?
Bu konuda şunu bilir şunu söylerim; Başbakanımız Sayın Erdoğan'ın eski bir futbolcu olması, Türk futbolu için çok büyük şanstır. Hasan Doğan gibi ilkeli bir spor adamının da federasyon başkanı olması da bir büyük şanstır. (Sevgili dostum Ayhan Bermek'in adaylıktan çekilmesi doğrudur. Keşke aday olmak için biraz bekleseydi!)

Hasret Ergül
02-10-2008, 09:52
Hem dayak yediler hem yenildiler / 10.02.08


Futbol adına iki soru şu: 1-Nasıl oluyor da bu kadar yüksek top tekniğine sahip Beşiktaş'ın 5'li forvetinin bir gol pozisyonu bile yok? 2-Nasıl oluyor da güçlü savunma yapıp, tek santrforla kontrollü hücum futbolu oynayan Kayserispor'un iki golü ve girdiği en az 5 net gol pozisyonu var? Bu iki sorunun cevabını Ertuğrul Sağlam vermelidir. Şunun için vermelidir:
Kayserispor'u mükemmel tanıyan bir teknik adam olan Sağlam, nasıl olur da bu kadar büyük antrenörlük hatası yapar.
Önce yapmamız gerekeni yapalım. Kayseripor'u bu maça mükemmel hazırlayan Tolunay Kafkas'ı tebrik edelim. Kayseri takım halinde savaşırken bir gol, bir asisti olan Koray Çölgeçen'e bir tavsiye: Futbolun çirkin yönüne sarılma!
Sonra da Sağlam'ı eleştirelim...
A-Ön libero Cisse ve santrfor Bobo yok diye sistemi değiştirmenin anlamı nedir? Bu bölgenin sorumlusu hiç faul yapmasını, rakipten top kapmasını beceremeyen üstelik kısa boylu Serdar Özkan olur mu?
B-Sistemle oynanırken, futbol felsefesini de hücuma döndürmek ne demek? Orta sahayı tamamen hücuma dönük 5'li forvetle ve tek santrforla oynatmak çılgınlık değil mi?
C-Kayserispor, savunmadan uzun toplarla hücuma çıkarken savunma neden adam paylaşımı ve kademede zavallı olur.

TAŞI AYAĞINA DÜŞÜRMEK
Sağlam'a ciddi sorum da şu: Beşiktaş mağlupken hücumdan Serdar Özkan'ı çıkarıp oyuna Gordon Schildenfeld'i alırken ciddi miydin Yani şaka yapmadın değil mi hocam?
Çok özel sorusuyu sona bıraktım. Sorunun cevabını altını çizerek yazıyorum...
En çok faul yapan takım ile en az faul yapan takımın maçını yöneten Bülent Demirlek, faul yorumlarını bilmiyor. Dolayısıyla hakemliği bilmiyor. Tekmetokat futbola izin vermesi, kart yorumlarının yanlışlığı futbolun kalitesini ve seyir zevkini de etkiledi. Demirlek'in kötü niyetli futbolcuları koruması güven duygusunu zedeledi.
MESAJ: Buna; "Kaldırdığın taşı ayağına düşürmek" denir. Menajer Sinan Engin'in gönderdiği Koray Avcı gitmese, bu maçın en önemli oyuncusu olurdu. İbrahim Akın ve Burak Yılmaz ise gollere başladılar. (Koray Avcı'nın arandığı bu maçta Beşiktaş'a golü Koray'ın atması sanki, ilahi adalet!)

Hasret Ergül
02-17-2008, 10:46
Nobre çıkar mı? / 17.01.08


Şu belgelendi ki; Kayseri yenilgisi Beşiktaş'ın futbol felsefesini yok etti. Sağlam, radikal kararlar alarak yeni bir Beşiktaş yarattı. İşte Beşiktaş'taki büyük değişim:
1-Coşku ile 6 forvetle saldırmak yerine, kontrollü ve sadece kazanmaya planlanmış bir futbol oynadılar. "Kız gibi futbol" yerine de, sert ve faullü oynadılar. Bazen Nobre-Holosko işi abartıp, 'hücum faulü' bile yaptılar.
2-Savunma yeniden organize edildi. Toraman orta göbekten savunmanın sağına çekildi. Toraman çakılı oynayarak savunmanın arkasına atılan her topta kademeye girdi.
3-Savunmanın orta göbeğinde iki uzun boylu Zan ve Schildenfeld yüksek toplardan sorumluydular. Ama ikisi de hem yüksek topa çıkmadılar hem de adam paylaşmayarak Reçber'i çizgi kalecisi yaptılar.
4-Üzülmez her atakta ileri gitmek yerine bu kez hep önüne adam aldı. Hücum dönüşlerinde de refakatçi olmak yerine hep adam kovaladı.
5-Orta alanda Rico Paşa yedek yapıldı, Delgado oyunun tek patronu oldu. Ama bölgedeki en önemli oyuncu Tello'nun yerine oynayan Aydın Karabulut, takım oyununa müthiş uyum gösterdi. Ayrıca bireysel yeteneklerini özellikle korner atışlarında ön plana çıkardı.
6-Bobo'nun yokluğunda Nobre santrfor gibi oynuyor gözükse de, her topta asist yaptı. Holosko ise ileri atılan her topa giderek gezgin bir santrfor gibi oynadı.
İlk 45'te çok top kaybı yüzünden futbol, hızlı oynanıyor gözükse de seyirciye keyif vermedi. Bu yarıdaki tek olay Karabulut'un kornerini formasından çekilmesine rağmen topu kafayla çeviren Cisse'nin zekasıydı. Nobre'nin uçarak attığı kafa şutu ise golün kreması oldu!
İkinci 45'te Ankaraspor baskı kurduğu an golü yedi. Ani bir atakta Ankara savunması Nobre'nin üzerine gidince Holosko boşta kaldı. O da Emre Aşık'ın yere düşmesi ile golünü attı.
İşte o an Sağlam affedilmez antrenörlük hatası yaptı. Korktuğunu belli ederek ve panikleyerek Nobre-Rico değişikliğini yaptı. Yani Beşiktaş tek santrforlu savunma futboluna döndü. Maç 2-0'dan 2-2 oldu. O zaman Sağlam son 5 dakikada iki değişiklik daha yaptı. Batuhan Karadeniz'i oyuna alıp takımı hücuma döndürdü. Toraman'ın karambol golü şans golü oldu, Beşiktaş'a hayat verdi!
MESAJ: Uzatma golünde Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören'in el kolla seyirciye sataşması ve bir taraftar gibi sevinmesi şık değil. Dikkat Başkan!

Hasret Ergül
02-19-2008, 01:40
AYIP OLUYOR!....
17.02.2008

Hani, diyebilir ki;
- Ben başkanlık koltuğuna oturmuyorum. Şeref tribününde arka bir yerdeyim. Taraftar gibi sevinirim!
Bütün bunlar ıvır zıvır şeylerdir.
Gerçek vardır o da bir tanedir. O da şudur;
- Başkanlar başkan gibi davranır.
Konuyu şuraya getiriyorum.
Bundan öncede yaptı. Eleştirdim.
Ama..Bu kez hem çocuklar gibi sevindi, yani bir taraftar gibi oldu. Yani bir başkan gibi davranmadı, yine eleştiriyorum.
Şunun içinde artık eleştiride sınır tanımıyorum.
Taraftarın biri diyor ki (Belki de Beşiktaş genel kurul üyesi...) ne için seviniyorsun başkan. Takımın şu haline bak?
İşte bunu diyen taraftarı tehdit edip seninle hesaplaşacağım diyor.
Bunun bu adamı bana diyor.
Eleştiriyi kısa kesiyorum;
Biz Türklerin harika bir sözü vardır. Deriz ki;
- Balık baştan kokar!...
Beşiktaş’ta yanlış giden ne varsa başkan Sayın Yıldırım Demirören’e bakın. Orada her şeyi görürsünüz.


BİR AYIPTA SAGLAM’IN
Geçtiğimiz günlerde bir görüşümü söyledim.
Bu görüşüme Ertuğrul Saglam tepki koydu?
Olabilir..
Tepki koymasa benden daha büyük eleştiri alabilirdi.
Ama beni eleştirirken kullandığı sözcükleri kabul etmem mümkün değil.
Benim için Beşiktaş’ın şampiyon olmasını istemeyen adam diyor. Beşiktaş şampiyon olmasın diye Beşiktaş’ı karıştıran adam diyor.
Ben Saglam’ı eleştiriyorum...
Saglam bana hakaret ediyor.
Komik olan da şu;
Saglam bir teknik adam. Şuan ki konumu ile Beşiktaş’ın bir personeli. (Görev yapıyor, karşılığında para alıyor)
Bu satırların yazarı bu ülkenin saygın gazetecilerinden biri.
Bu gazeteci, ayarıca Beşiktaş genel kurul üyesi.
Yanisi şudur;
Beşiktaş’ın bir personeli (işçisi) Beşiktaş’ın gerçek sahibi genel kurul üyesine hakaret edebilir mi. O kişiyi Beşiktaş düşmanı ilan edebilir mi?
Olayın üzücü yanı da şudur;
Bu satırların yazarı, medya dünyasında neredeyse Ertuğrul Saglam’ın etrafında kale gibi durmuş tüm eleştirileri göğüslemesini bilmiş biridir.
Şimdi benim şu halime bakın;
İyilik yap, kötülük bul.
İşte bu dünya böyledir!...


NOT
Saglam’ın benim için yaptığı eleştiriyi, Saglam’n görüşü olmadığına inanıyorum. Saglam’a öfkem şudur; Kuyruğunu dik tutamıyor!...

Mehmet Erhan
02-19-2008, 09:31
Gerçek vardır o da bir tanedir. O da şudur;
- Başkanlar başkan gibi davranır.

işte olayın özeti budur...başkansan başkan gibi davranacaksın,sokaktaki herhangi bir insan gibi değil...biraz ağır ol,efendi ol dediğim de bundan kaynaklı bi durum...Beşiktaşlı duruşuna defalarca ihanet ederek bizi yeterince küçülttün,yerdin...tabi en fazla kendini de...eğer bu yılda şampiyon olamazsak ankara maçında yaşadıklarının kat be kat fazlasını yaşatırlar sana...bundan emin ol Bay Demirören...ve artık ona göre davran...yeterrrrr...

Bülent Girgin
02-22-2008, 08:09
Pazar günü mali kongre var. Yani; Beşiktaş'ın geleceği konuşulacak, kararlar ve genel kurulun onayı alınacak. Son gün, son anda Divan başkanı şöyle diyecek; "Beşiktaş'ın mali durumunu oylarınıza sunuyorum. İbra edenler el kaldırsın!" O an benim önerim şudur; "Beşiktaş'tan alacağın olan 40 milyonu sil, ben de seni ibra edeyim." Çünkü o parayı sen Beşiktaş için değil sırf şan olsun diye harcadın. Dahası; çarçur ettin! Ben ve benim gibiler ibra etmezse ne olur? Elbette; büyük hukuki sorunlar olur. Ama bu şu demek değildir; İbra etmek tek yol değildir. Şunun da altını çiziyorum; Sayın Demirören 2010 yılında başkan adayı olacağını söylüyor. "Hodri meydan" diyor. "Çıksınlar karşıma" diyor. Elbette; iddialı konuşmak için iddialı konumda olmak gerekir. Ama genel kurul suskun değil ki! Ayrıca gün ola, harman ola. Daha iki yıl var. Bekleyelim görelim. Şunun da altını çizeyim; Sayın Demirören maçları Şeref tribününün en arka yerinden yani bir başkan gibi izlemiyor. Ayrıca, en basit bir olaya bir taraftar gibi tepki koyuyor. Kulüp genel koordinatörünün çözeceği basit bir sorunu Beşiktaş başkanlığına hakaret gibi algılıyor. Savunulur hiçbir yanı yok. Benim önerim şudur; Başkan Yıldırım Demirören maçları Çarşı'nın tam içinden seyretsin. Taraftarsa yeri orasıdır. Başkan ise yeri Şeref tribünün bir numaralı koltuğudur!
---------------------------------------------------------------------------
Oğuz Sarvan, 22.02.2008

Bir Fenerbahçe-Ankaragücü maçıydı. Galiba Kalenga isimli bir futbolcu ilk oynadığı maçta Fenerbahçe'ye attığı golün sevincini (İki takımında rengi sarılacivert. Dikkat!) tribünlere coşkulu yaşamış maçın hakemi Oğuz Sarvan da kırmızı kartını göstermişti. O gün TV'lerde şunu söyledim; "Bu hakemin babasını da sevmezdim!" Yani geçmişe dönmüş Ankaragücü-Beşiktaş maçını çok kötü yöneten Muzaffer Sarvan'ı hatırlamıştım. Öyle ya baba Sarvan o maçta Nihat Atacan'ın nizami golünü iptal etmiş sonra da eli cebinden çıkmamıştı. Hatta gelmiş geçmiş en büyük Türk antrenörü efsane Gündüz Kılıç (O'nu da merdivenlerden iten oyuncu Erman Toroğlu idi ya!..) yerlerde sürünmüştü!.. Beşiktaş o maçta Sabri Dino'yu sakat bırakmış, Nihat, Sanlı, Yusuf ve Vedat kırmızı kart cezalısı olmuş ve şampiyonluk Galatasaray'a gitmişti. Her neyse efendim. Oğuz Sarvan, MHK başkanı oldu. Hayırlı uğurlu olsun ama babası gibi olmasın!

Erkan Korkmaz
02-22-2008, 21:15
O silmesinden bahsettiğin 40 küsür milyon dolar demirörenin koltuğunu garanti altına almasını sağlayan en önemli şey... Hiç silermi onu....

Bülent Girgin
02-28-2008, 07:41
Beşiktaş 3 gol atarak kupadan eleniyorsa suçlu antrenör Ertuğrul Sağlam'dır. Sağlam'ın hatasını gidermek için devre arasında başkan Demirören'in soyunma odasına inmesi ise tam bir arabesk. Bakın Beşiktaş'ta ne saçmalıklar oldu. Elbette ki bu yazacaklarımın faturasını Sağlam ödeyecektir. Ama kupa gittikten sonra ne yazsak boş ve tekerlek kırıldıktan sonra olacak.
1- Rüştü Reçber'in yerine Hakan Arıkan'ı oynatmanın bir izahı var mı?
2- Aylardır sakat olan Mehmet Yozgatlı'yı bu maçta oynatmanın anlamı var mı?
3- Beşiktaş'ın tek ön liberosu Cisse. O sakatlanırsa onun yerine kimin oynayacağı belli olmaz mı? (Önce Toraman oynadı sonra da hiç kimse. Yani Beşiktaş ön liberosuz oynadı)
4- Beşiktaş'ın dörtlü savunmasına bakın. Maça başladılar sonra değişe değişe çorba oldular. Rize'nin attığı iki gol, direkten dönen şut ve acemice kaçırdıkları var ki.. Bu defans ne iş yapar?
Bu yazacaklarım Sağlam'ın iflasıdır. Nobre'ye bir tek top gelmedi. O anda oyuna Batuhan Karadeniz de girdi. Ama çıkan oyuncu Yozgatlı. Mantık olarak böyle bir yorum yapılabilir mi? İki tane kafacı santrforla oynuyorsun, sağ taraftan orta yapacak adamı çıkarıyorsun, sol tarafta zaten İbrahim Üzülmez rezil. Oysa Holosko sağa Aydın sola alınsa o zaman çift santrforla oynamanın mantıklı bir yorumu olur. Sağlam kupa maçında kadro seçimi ve taktik düşünce olarak iflas etti. Eğer Sağlam dersini çalışırsa, yüreğine taş basarak çok sevdiği İbrahim Üzülmez'in yerine Aydın Karabulut'u monte ederse, sağ tarafta macera aramazsa yine ligin tek şampiyon adayıdır. Ama bu her yönüyle derslik bir maç.

SUAT USTA'YA TEBRİKLER
Erdoğan Arıca'yı ve Rizespor'u tebrik ediyorum. Bir hata yaptılar işte o an Holosko golü attı. Daha sonra Arıca geriye fazla yaslanmadan kapalı savunma yaparak Holosko'nun koşu yolunu kesti. Ricardinho ve Delgado ikilisine alan savunması yaptı. Böylece Beşiktaş'ı bloke etti, tebrikler.
MESAJ: Nobre'nin topuğuyla attığı gol çizgiyi geçti. Bunu tespit eden yardımcı hakem Nihat Mızrak'ı tebrik ediyorum. Rizeli oyuncular bu gole itiraz ettiler . Sadece Suat Usta Halis Özkahya'nın elini sıktı ve tebrik etti. Ben de böyle centilmen bir oyuncu Suat Usta'nın elini buradan sıkıyorum.

Bülent Girgin
03-03-2008, 09:09
Şampiyon adaylarının, şampiyonluk maçının heyecanı çok yüksek ama futbol kalitesi skandal! Derbiyi ikiye ayıralım. Nobre'nin kafa golünden önceki 60 dakikalık futbol;
1-Yenilme korkusu ile kalelerini savundular.
2-Yakaladıkları her topu ileri şişirdiler.
3-Orta sahada kaybettikleri toplar yüzünden, futbolu tenis maçına çevirdiler.
4-Organize ve çalışılmış gol pozisyonu yaratamadılar.
5-Sağlam ve Feldkamp ise maçın kalitesini ve skorunu değiştirmek için risk almadılar.
Nobre'nin kafa golünden sonraki 30 dakikalık futbolda çok şey vardı;
A-Galatasaray tüm riskleri alarak hücuma döndü.
B-Beşiktaş nihayet büyük takım olduğunu anladı ve şampiyon olacaklarına inandılar. Kalesini savunmayı değil, hücum oynayarak ikinci gol atmayı ilke edindi.
Son 30 dakikalık futbolu bakarak ve inanarak şunu yazıyorum;
Bu Beşiktaş bu sezon şampiyon olur! Kim iyi oynadı derseniz elbette Holosko derim. Önüne atılan her topu ceza alanına kadar taşıdı. Topu ayağında tutarak Nobre'nin gelmesini bekledi. Song-Çetin ikilisinin arasında dans etti.
Beşiktaş'ta maçın kaderini değiştiren oyuncu kim derseniz elbette Rüştü Reçber derim. Savunmayı mükemmel yöneterek Şükür-Karan ikilisinin yüksek toplarda etkili olmasını önledi . İbrahim Toraman oyun disiplinine bağlı kaldı. Galatasaray'ın en güçlü olduğu bölgede, yani orta sahada hem adama hem topa bastı. Kazanılan topları servis yaptı.

GEZER 3 CİDDİ HATA YAPTI
Sağlam ilk derbisini kazandı. Ama son 15 dakikada Delgado'yu oyundan alıp Özkan'ı oyuna sürerek affedilmez antrenörlük hatası yaptı. Oysa Nobre'yi çıkarıp Holosko'yu ileride yalnız bırakarak oyuna Ricardinho'yu alması gerekirdi. Son dakikalarda oyuna iki çaylak oyuncu Batuhan Karadeniz ve Aydın Karabulut'u almasının ise yorumu yok. Bu çılgınca bir riskti.
MESAJ: Bünyamin Gezer üç pozisyonda çok ciddi yorum hatası yaptı. İbrahim Kaş'ın Ümit Karan'a çizgi üzerinde yaptığı müdahale kesin fauldü. Özkan'ın atağının faulle, Delgado'nun atağının da ofsaytla kesilmesi büyük bir hataydı. İki gol gitti!

Adnan Direnç
03-03-2008, 09:39
hakkatten güzel yazmış bence bu sefer çok korkak oynadık ilk 60 dk...

Nihal Aslan
03-03-2008, 15:18
bende bunu anlamıorum adamlar oynasalar suc oynamasalar suc.. yok top şişirdiler bılmem ne ya ben bu macı fb liyle ızledım adam macın basında o ılk pozısyonda dedıkı hıcbısey olmaz bjk alıcak macı baksana nasıl kosuorlar ... bunlar hıkaye macın ılk yarısında belkı ıı futbol oynanmadı ama herkez gordukı kazanma hırsı vardı

Ömer Kural
03-17-2008, 17:38
Biraz gerilere gidelim-16.03.2008

Zürih maçın da oyundan alınan Nobre saygı sınırlarını aşan davranışta bulundu.
Yani;
Ertuğrul Saglam, Nobre’yi kovsaydı helal olsun işte disiplinli bir antrenör böyle olur derlerdi.
Peki Saglam ne yaptı?
Nobre’yi kazandı. Nobre de golleri ile Beşiktaş’a hayat verdi.
Bir örnek daha;
Gaziantepspor maçında oyundan alınan Delgado saygı sınırlarını zorlayarak hocası Saglam’a saygısızlık yaptı.

Yani;
Saglam Delgado’yu kovsaydı helal olsun. Disiplin uğruna takımın starını kovdu derlerdi.
Peki ben ne yaptım?
Nobre’ye isyan ettim. Saglam’a neden bu adamı kovmuyorsun dedim. Ama; aynı tepkiyi Delgado adına koymadım. Şunu dedim; Delgado’yu niye oyundan aldın. Starları kaybedersen Beşiktaş kaybeder.
Şimdi gelinen şu noktaya bakın;
Delgado ve Nobre Beşiktaş’a hayat veriyor.
İşte bu konuda Ertugrul Saglam ile sohbet ettim. Saglam’ın iltifat dolu sözlerinden duygulandım. Konu şuydu. Hatırlatayım;

- Diyordum ki Beşiktaş Holosko’yu alırsa şampiyon olur?
Şimdi; soruyorum?
Holosko için bir şey olmaz diyenler şimdi kıvırıp bu Holosko Beşiktaş’ın her şeyi ben demiştim diyorlar.
Herkes balık hafızalı sanki. Kimin ne söylediği, kimin ne yazdığı ortada.
Şimdi gelelim bir özele noktaya;
Kaleci Rüştü Rençber’e sahip çıkarken Beşiktaş taraftarı ile görüş ayrılığımız vardı.
Rençber ıslıklanırken yapmayın diyordum.
Rençber şimdi alkışlanıyor.
Peki kim kimden özür dileyecek!!!!
Hep dediklerimi tekrarlıyorum;
Bu Beşiktaş şampiyon olur diyordum. Yeter ki Ertuğrul Sağlam rahat bırakılsın!
Gördüm ki konuşan ağızlar sustular.
Şimdi ilk konuşan Saglam!...

Alıntı..

Bülent Girgin
03-23-2008, 02:48
Hakemlikte kural şudur: Son yapılan değil, ilk yapılan hareket önemlidir. İşte bu nedenle Hakan Sivriservi affedilmez hakemlik hatası yapmıştır. Şöyle:
A-Beşiktaş ceza alanına yüklendiğinde topa hareketlenen Ekrem Ekşioğlu, arkadan sarılarak Bobo'yu ısrarla tuttu. Bobo ellerini kaldırıp yardımcı hakemden yardım istedi. İtme ve çekmenin adı penaltıdır.
B-Bobo baktı ki yardımcı "Devam" diyor. O da bu faullü markajdan kurtulmak için Ekşioğlu'nu önce itti; sonra da çok güçlü iterek (kasıtlı yumruk yok!) düşürdü. Bunun adı faul ve Bobo'ya sarı karttır. (F.Bahçe maçında oynamasın diye mi!)
Hakem Sivriservi'nin yanlış yorumu (yardımcı Orkun Aktaş'tan görüş bile almadı) maçın kaderini belirleyince bunları yazmak zorunda kaldım. Bilesiniz diye. Çünkü bugün medyadaki 4 hakem uzmanı (Çakar, Toroğlu, Tokat ve Yavuz) bu pozisyon için 4 ayrı görüş yazacaklar. Siz de "Ben kime inanacağım" diyeceksiniz. En iyisi bana inanın. Bu pozisyon ciddi bir hakem hatasıdır. (Maçtaki faul pozisyonlarındaki yorumlara bakın hakemin bu işi bilmediğini görürsünüz!)
Bu maçı bu noktaya Ertuğrul Sağlam'ın yanlışlıkları getirdi. Şöyle:
1-Bobo gibi geniş alanları kullanan Holosko'yu sağ çizgiye mahkum etti.
(Bir kez ortadan hücuma çıktı ve golünü attı!)
2-Kısa boylu ve markajda çok zayıf olan Serdar Özkan'dan ön libero yarattı. (Rico Paşayla oyuna başlansa ve 352'ye dönülse hiç sorun olmazdı.)
3-Üç forvetle oynamak (Nobre, Bobo ve Holosko) çılgınlıktı. Orta saha yoksa nasıl bu kadar çok adamla hücum edersin? Orta saha ileri çıkınca savunma da ileri çıktı. Beşiktaş da rakibe bolca gol pozisyonu verdi. Bütün bu hücum organizasyonunu İbrahim Akın yaptı. Bu şunu anlatıyor: Bu çocuğu satmak hataymış)
4-Madem Gordon gibi biri alınacaktı; Diatta niye satıldı? (Ateş'in kafa golüne bakın. Göstere göstere attı.)
Elbette Belediye'nin sanki şampiyonluğa oynuyormuş gibi yürekli futbolunu tebrik edelim. Özellikle antrenör Abdullah Avcı'ya büyük alkış!

Bülent Girgin
04-12-2008, 09:45
Beşiktaş'ı şampiyon yapmayacaklar tezimde artık ısrar etmiyorum. Beşiktaş'ı artık ikinci bile yapmayacaklar? Önce dışarıdakiler?
1-İnönü Stadı sadece bir kişinin, " yarım şişe " su yüzünden (O da tutuklandı) kapatılıyorsa, Beşiktaş'ın yolu kesiliyor demektir.
2-Hakem hataları artık çifte standardı aşıp Beşiktaş'a saldırıya dönüyorsa ne olacak? Serdar Özkan, Kadir Bekmezci'nin arkadan itmesi ile kendini yerde buldu. Hakem Abitoğlu penaltı yerine Özkan'a sarı kart çıkardı. İkinci yarıda ise Özkan önce çekilerek sonra da Petkoviç'in faulü ile durduruldu. İki kere penaltıydı! Beşiktaş'ın asıl sorunu dışarıdaki engellemeler değil, içindeki yanlışlar. Bu hatalar için eleştirim Ertuğrul Sağlam'a. Huzurunuzda soruyorum:
A-Delgado gibi bir usta oyuncuyu, "Sakatlıktan yeni çıktı" diyerek yedek oturtmak ne demek. O zaman "Sakatlıktan yeni çıkan" Mehmet Yozgatlı'nın sahada işi ne?
B-Ricardinho gibi son Dünya Kupası'nın yıldızını cezalandırılan kim? Sahada ölü top ustası yok. Maç çevirecek oyuncu yok. Peki sormazlar mı Ricardinho'nun suçu ne ?
C-Savunmaya bakıp gülüyoruz. Gordon Schildenfeld çakılı oynadı. İleri çıkmayı bırakın her topu ya taca attı ya da savunmaya dönük ve geri pas olarak kullandı. Kadir Bekmezci'nin golünde refakatçiydi. (Bu adamı almak için kovulan Diatta, Premier Lig'de Belezoğlu'nun yedek olduğu Newcastle takımında 90 dakika oynadı!)
D-Beşiktaş'ın 100. yılında sağ tarafta oynayan Kaan Dobra'yı hatırlayan yok. Ama solda oynayan Üzülmez hâlâ sahada. O da kontenjan senatörü gibi!..
İlk 45 dakika sadece Holosko'nun çaprazdan auta giden şutu. İkinci yarı Beşiktaş golü yiyince, Sağlam iki tane affedilmez antrenörlük hatası yaptı. Bunun adı teknik direktör iflasıydı.
Birincisi (Delgado/Yozgatlı değişikliği) geç kalmış bir doğruydu. İkincisi ise komikti. Beşiktaş yenikti ve oyundan Holosko çıktı. Kurtarıcı olarak Batuhan Karadeniz'in girmesinin yorumu bile yapılamaz.
Beşiktaş'taki tek güzel şey Aydın Karabulut'un yenilgiye isyan eden hırsıydı. Bravo genç Kartal! Beşiktaş'ın şampiyonluk hayali bu maçta bitti. Geçmiş olsun!...
MESAJ; Beşiktaş şampiyonluğu kovalarken menajer Sinan Engin kalacaklarkovulacaklar listesini açıkladı. Bu, Beşiktaş'ı sabote etmektir. Aslında asıl gidecekler listesinde, daha dün "Bu Beşiktaş şampiyon olur", bugün de "Bu Beşiktaş'tan bir şey olmaz" diyen Bay Sinan Engin olmalı.

Bay Başkan Demirören, Sinan Engin ve Ertuğrul Sağlam'ı al git!

Bülent Girgin
04-12-2008, 09:46
son cümlesine dikkat ederseniz benim aylardir söylediklerimi söylemis ve "alintidir" diye yazmayip ayip etmis kazim kanat :D

Barış Aygün
04-12-2008, 09:59
son cümlesine dikkat ederseniz benim aylardir söylediklerimi söylemis ve "alintidir" diye yazmayip ayip etmis kazim kanat :D
evet bugun gazeteyı okurken dıkkatımı cektı :D hemen kulaklarını cınlattım...

Nihal Aslan
04-12-2008, 10:11
hiçbirini istemiorum ne futbolcumuz olan ıbrahım üzülmezi ne tek dırektorumuz ertugrulu ne mafya babası sınan engını nede yönetıcılık sıfatını kendı ustune yapıstırmaya calısan demırörenı en bastan berı bılıorduk boyle olacagını butun sezon rahat bır mac ızleyemedık malesef ve golsuz ızledıgımız mac sayısıda cok az once attık sonra mutlaka yedık hepınız gidinnn

Şule Artarlar
04-12-2008, 11:00
Kazım Kanat herzaman ki gibi duygulara tercüman olmuş söylenecek bişey kalmamış bizlere...

Ayşegül Alparslan
04-12-2008, 12:35
ne demeli bilmiyorum ki şu an o kadar üzgün ve kızgınım ki bu adam artık bu sezon sonunda da bırakıp gitmezse hala çıkıp bize hikaye anlatmaya kalkarsa ben onun beşiktaşlılığından da insanlığından da ve adamlığından da şüphe ederim

Adnan Direnç
04-12-2008, 12:57
kazım kazım töbe be adam herkezi suçlamışsın ÇARŞI nın hiç mi suçu yok 4 yıldır gelen başarıszlıklarda...

yarancam diye iyice yalaklanıyorsun...

Mehmet Erhan
04-12-2008, 14:31
kazım kazım töbe be adam herkezi suçlamışsın ÇARŞI nın hiç mi suçu yok 4 yıldır gelen başarıszlıklarda...

yarancam diye iyice yalaklanıyorsun...

dünkü maç öncesi yazısında çarşıyıda eleştirdi adnan...aranıza giren birkaç çıkarcıya izin vermeyin...onları barındırmayın...ya gönderin bunları aranızdan ya da siz de gidin der gibilerine...ama bu yazıyı yazmakta çok gecikti aslında çok...

Barış Kahraman
04-12-2008, 16:20
gecikti diyosunda bu beşiktaş taraftarını anlamak gerçekten zor mehmet.. ben burda takımı eleştirdiğim için kaç kişiyle tartıştım.. neymiş adminmişim takımı eleştiremezmişim, neymiş takıma destek zamanıymış takımı eleştirmemeliymişim vs vs vs.. at gözlüğüyle baktılar hep.. olacagı buydu..

Bülent Girgin
04-12-2008, 18:06
kazım kazım töbe be adam herkezi suçlamışsın ÇARŞI nın hiç mi suçu yok 4 yıldır gelen başarıszlıklarda...

yarancam diye iyice yalaklanıyorsun...

dünkü maç öncesi yazısında çarşıyıda eleştirdi adnan...aranıza giren birkaç çıkarcıya izin vermeyin...onları barındırmayın...ya gönderin bunları aranızdan ya da siz de gidin der gibilerine...ama bu yazıyı yazmakta çok gecikti aslında çok...


surada okuyabilirsiniz kazim kanatin çarsi hakkinda yazdiklarini :

http://www.kartalpencesi.com/forum/showthread.php?t=2123

Adnan Direnç
04-12-2008, 18:09
daha önce okudum ve o yüzdem böyle bir yorum yaptım ...

Beşiktaşın "Kanat" Sorunu Devam Ediyor...

Bülent Girgin
04-18-2008, 08:01
Beşiktaşlı, bugün Beşiktaşlı olduğunu göğsünü gere gere söyleyemiyor. Çünkü utanıyor! Beşiktaşlıları utandıracak en son şey şampiyon olamamaktır. Saha başarılarının o kadar önemi de yoktur. Önemli olan Beşiktaşlıların sahada Türkiye'ye örnek davranışıdır. Bunun adı da 'Beşiktaşlı duruşu' dur.
Elbette Türkiye'de, 'yükselen değerlerin takımı Beşiktaş' ı yönetenler, bu gerçeği bilmiyorlar, göremiyorlar. Asıl sorun buradadır. Gelinen çok önemli iki noktanın altını çiziyorum:
A-Artık çocuklar, babaları gibi Beşiktaşlı olmuyor.
B-Beşiktaşlı olan çocuklar, babalarına kızıp, takım değiştirmek istiyorlar.
Peki Beşiktaş bu hale niye geldi?
1-Beşiktaş'ın, 'cesur kalbi' olan ve bir yaşam felsefesi taşıyan dünyaya örnek olan Çarşı'nın içine sızdılar. Çarşı, Çarşı'ya karşı oldu. Maç seyretmek cesaret işi oldu. (Tribün terörü var. Dikkat!)
2-Beşiktaş, öz kaynaklarına ihanet ederek, evlatlarına sahip çıkmadı. F.Bahçe ve G.Saray'ın kapıya koyduklarını aldı. Beşiktaş sevgisini taşıyan
kolej gibi takım karizması çizildi.
3-Yönetenler, Beşiktaş'ın paralarını sokağa attılar. Beşiktaş'ın geleceğini ipotek altına aldılar. (Asıl tehlike burada!)
4-Beşiktaş'ı yöneten başkanların sözü senettir; tartışılmaz. Ama Demirören, söylediklerini yapamayan başkan oldu.
5-Menajeri mafya ilişkileri için yargılanırsa, antrenörü tarikat bağlantılarının içinde olursa; Atatürk'ün takımında bu utanç dolu görüntüler olursa elbette Beşiktaş büyük yara alır.

SON SÖZ: Ey Beşiktaş'ın büyükleri... Beşiktaş elden gidiyor. Lütfen Beşiktaşlı gibi davranın ve 2010 yılını beklemeyin.

Bülent Girgin
04-21-2008, 09:09
Hani Anadolu'da bir söz vardır: "Kaldırdığı taşı ayağına düşürdü!" Beşiktaş'ın teknik patronu Ertuğrul Sağlam aynen böyle yaptı. Aslında bunun bir başka adı da var ya! "Kendi ayağına kurşun sıkmak" gibi. Konu şu: Matias Delgado'nun yedek kalmasının teknik açıklaması yoktur. Zico neden Alex'i yedek oturtmuyor? Zico ile Sağlam arasındaki farklar şuralarda:
A-Zico oyun stratejisini Alex gibi bir oyuncunun üzerine kuruyor.
B-Beşiktaş'ın iki paşasından Ricardinho şu an PAF takımında. Delgado yedek kulübesinde. Bu da Sağlam'ın oyun stratejisi!
Aslında bu sorunun o kadar çok çözümü var ki. En basit ve kolayını yazayım: Üzülmez'i çekersin kulübeye. Toraman'ın önüne Aydın Karabulut'u koyarsın. Sistemi de risk alarak 3-5-2'ye döndürüp Delgado'yu ikilinin arkasında serbest oynatırsın.
Elbette; futbolu konuşacağız. Konuşurken de şunları söyleyeceğiz:
1-Şampiyonluğa oynayan Beşiktaş bu!
2-Kümede kalmaya çalışan Rizespor da bu!
Türk futbolunun gerçeği altında ilk 45 dakikaya bakınca iki yan top ve iki gol diyoruz. Mustafa Çiçek'in kafa golü güzel de, Rüştü gibi bir kaleci üzerine vurulan bir yan topu niye içeri alır ki? İbrahim Kaş ise bir savunma oyuncusu olarak attığı golle maçın kaderini değiştirdi.
İkinci 45'te Ertuğrul Sağlam'ın maça müdahalesi çok doğruydu ama kendisiyle çelişiyordu. Ne yaptı hoca efendi Sağlam?
A-Sol koridora dinamizm getiren Aydın Karabulut'u, sonra da Tello'yu oyundan aldı. (Oynamayan Sedef ve Kurtuluş'u alarak oyunu riske soktu. Dikkat!)
B-Yedek kulübesinden sahaya sürdüğü Delgado'yu oyunun patronu, yani lider oyuncusu yaptı. (Bu bir antrenörlük iflasıdır!)

ŞİKE DEDİKODULARINA TOKAT
Sağlam bu yorumlarıyla kendisine güvenmeyen, panikleyen ve çelişkiler yaşayan bir teknik adam portresi çizdi. Sağlam'ın Zico gibi bir şablon antrenörü asla olmadığı da belgelendi. O, strateji yönü de olmayan bir teknik adam. Yazık!
Bu değişiklikle ne oldu?
1-Delgado oyuna girince; Beşiktaş, Beşiktaş gibi oynamaya başladı.
2-Delgado attığı golle Beşiktaş'ın umudunu sürdürdü.
3-Delgado'nun attığı golle Rizespor'u yenen Beşiktaş, "şike dedikodularına" ağır bir tokat vurdu.
Özetin özeti: Beşiktaş ve Rize tüm umutların bittiği anda kazanmak için oynadılar. Geçmiş olsun!
MESAJ: Bu satırların yazarı 2010 yılına kadar asla bekleyemez. Yani Demirören ile teknik patron Sağlam'ın "Biz buradayız, gitmiyoruz" açıklamalarına tek sözü vardır: "O zaman gönderilirsiniz!..."

Bülent Girgin
04-21-2008, 09:09
döktürmüssün bugün yine :D

Bülent Girgin
05-05-2008, 08:05
Maçın hakemi Hüseyin Göçek'e iki sorum var: 1-Ayağı kayıp düşen Gökhan Zan'a sarı kart göstermek diyelim ki doğru yorum. Peki penaltı kararına itiraz eden, yardımcı hakem Aleks Taşçıoğlu'nu azarlayan, Özkan'ı kovalayan, neredeyse tüm Beşiktaş takımına saldıran ve oyunu 3 kez durduran İbrahim Ege'ye neden sarı kart? (Diyelim ki Ege haklı. O zaman niye Özkan'a sarı yok?)
2-Serdar Özkan sağdan ceza alanına girdiği an sen hemen arkasındaydın. Yani olanlar gözünün önünde oldu. Arkadan orantısız güç kullanan Murat Duruer Özkan'ı düşürdü. Bu net penaltıya devam dedin. Yardımcı hakem Aleks Taşçıoğlu sana zorla penaltıyı verdirdi. Büyük hata yapmanı engelledi. (Yardımcı hakemler penaltı pozisyonlarında yorum yapmasın diyen MHK şimdi ne yapacak!)
Maçın yorumunda hakemi ön plana çıkardık. Aslında sezonun yorumu yapıldığı zaman da görülecek ki Beşiktaş'ın şampiyonluğu elinden alınmış. Bu konuda elbette başkan Demirören gibi MHK'yi "Hırsızlar" diye suçlamıyoruz. Sadece şunu diyoruz; Beşiktaş çok ciddi hakem hatalarına uğradı.

SAĞLAM RİSK ALDI
Futbolu konuşursak; Ertuğrul Sağlam'a eleştirimiz var.
A-16 yaşındaki çocuk yıldız Emir Gökçe'yi oyuna alman gelecek için güzel bir mesaj. Ama maç henüz kazanılmadan, sahanın en iyi oyuncusu Serdar Özkan'ı ve Nobre'yi oyundan alman büyük risk değil mi?
B-Tek santrforla oynarken sistem kendiliğinden 4-6-0'a döndü. Hem orta sahada topa sahip olunmadı, hem de kontratakla oynama yanlışına düşüldü. Yanlış sistem Ankaragücü'nü maçın hakimi yaptı.
C-Beşiktaş savunması çakılı oynamasına rağmen her kontratakta açık verdi. Bunun nedeni de hücuma çıkan Cisse'nin savunmaya geç dönüşleri oldu. Buna neden izin verildi?
Şunu da bir kenara not edelim; Beşiktaş iki ölü topla kazandı. Bu iki gole kaleci Serkan Kırıntılı hiçbir şey yapamazdı. Kırıntılı, Delgado'nun frikiğini mükemmel kurtardı. Tello'nun direkten dönen ve sonra da ayağına çarpan frikiğine de yapacağı bir şey yoktu.
MESAJ: Ankaragücü taraftarı, 'kardeş taraftar' ilan ettiği Bursaspor adına taşeronluk yaptı. Sürekli Beşiktaş'a küfretti. Beşiktaş taraftarı Galatasaray'ın şampiyon yapıldığı şu 8-0'lık maçı hatırlatırsa Ankaragücü taraftarı utanmaz mı?

Bülent Girgin
05-05-2008, 08:07
sanki ertugrul saglam bunu ilk defa yapti bu sezon ! maç 1-0 veya 2-1 ken her maçta takimi defansa çekmedimi? :(

Salim İnce
05-05-2008, 09:21
Öne geçtiğimiz maçlarda dakika kaç olursa olsun takım hemen geriye yaslanıyor. Bu yüzden puan ve puanlar kaybettik. Artık dünyada böyle bir taktik anlayışı yok. Ertuğrul Sağlamın bundan vazgeçmesi gereklidir.

Ayşegül Alparslan
05-05-2008, 09:32
sorun geriye yaslanmakta değil geriye yaslandında ne oldu bu türlü hiç skoru korumayı beceremedikki

Nihal Aslan
05-05-2008, 10:33
MESAJ: Ankaragücü taraftarı, 'kardeş taraftar' ilan ettiği Bursaspor adına taşeronluk yaptı. Sürekli Beşiktaş'a küfretti. Beşiktaş taraftarı Galatasaray'ın şampiyon yapıldığı şu 8-0'lık maçı hatırlatırsa Ankaragücü taraftarı utanmaz mı?



gerizekalılar ekmeklerını sulşarını bursamı verıo bu adamların :D: pekı edılen onca kufure ragmen ceza yokmu ceza

Barış Kahraman
05-05-2008, 10:36
sağlamın taktiği o zaten.. 1 gol at defansa çekil.. sanki anadolu takımıyız..

Mehmet Erhan
05-05-2008, 11:22
MESAJ: Ankaragücü taraftarı, 'kardeş taraftar' ilan ettiği Bursaspor adına taşeronluk yaptı. Sürekli Beşiktaş'a küfretti. Beşiktaş taraftarı Galatasaray'ın şampiyon yapıldığı şu 8-0'lık maçı hatırlatırsa Ankaragücü taraftarı utanmaz mı?

bu şerefsizler de biliyor her şeyi...kirli mazilerini...ama utanma yok ki...olsa Beşiktaş'a değil 8 gol yediği için kendi takımlarına küfrederlerdi...bunların alayı kansız...kardeş taraftar ilan ettikleri totoşlar gibi...

Bülent Girgin
05-09-2008, 08:25
Beşiktaş yine transfer ettiği futbolcularla değil, sattığı futbolcularla gündeme geliyor! Bu affedilmez bir hatadır. Çünkü Beşiktaş, futbolcusunu satmak yerine, kadrosuna kaliteli oyuncu almaya mecburdur.
Çünkü Beşiktaş Nihat Kahveci'yi satarak şampiyonluğu satmıştır. Rony Johnsen ve John Carew'i satarak büyük oyuncularla büyük takım olma felsefesine ihanet etmiştir. Her neyse konu şudur: Beşiktaş transfer komitesi kuruldu. Bu komite menajer dahil kime ne kadar para veriyorsa kuruşuna kadar açıklamak zorundadır. Ama sorun şurada. Beşiktaş menajeri Sinan Engin, transfer komitesine itiraz etmiş. Ekip çalışmasına inanmayan biri olarak tepkisi normal. Komiteye karşı çıkmasının nedeni ise Mehmet Özdilek'in varlığı. Şu anlaşıldı ki Engin, Özdilek'in varlığından çok rahatsız. Şunun altını çizerek yazalım.
1-Mehmet Özdilek adam gibi adam... (Jübilesini hatırlayın) Özdilek, Ulusal Takım antrenörlüğü de yaptı. (İsviçre maçının tüm çirkin yükünü omuzladı ve sustu)
2-Özdilek Beşiktaş'ta kaptan olarak muhteşem bir kariyer yaptı. (Oyun kurucu, asist ve 100'den fazla gol attı) Özetin özeti şudur: Futboldan ve futbolcudan Özdilek anlamıyor, Engin anlıyorsa diyeceğim şudur; Hadi oradan, hadi!..

Elif Kaya
05-09-2008, 08:35
evet işte birkaç cümle ile sinan enginin beş para etmez bir adam olduğunun kanıtı neden şifo mehmetten rahatsız çünkü doğru adam kendisi yanlış doğrunun yanlışı silmesinden yok etmesinden korktuğu için şifoyu istemiyoo allah belanı versin :@ Nefret ediyorum şuan adamdan seven olduğunuda sanmıyorum ama hala beşiktaş gibi bir takımda ne işi var anlamıyorum

Nihal Aslan
05-09-2008, 09:37
takım calısmasına ınanmıorsa nıe bu takımın basında bu adam delırecegım ya

Bülent Girgin
05-30-2008, 07:22
Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören, "İnönü Stadı projesini engelleyenler, Beşiktaş'ın içindeki kişiler" dedi. Başkan bu ağır suçlamayı, " Beşiktaş'ın senatosu " olan ve akil insanlardan oluşan, Divan kurulu toplantısında söyledi. Demirören'e çok özel iki sorum var.
1-İnönü projesini engelleyecek kadar toplum içinde güçlü (sözü geçen) bu kişiler kimler?
2-Çok ağır biçimde Beşiktaş'a ihanet etmekle suçladığın bu bilinen kişiler hakkında ne gibi işlem yaptıracaksın?
Önce şunu not edelim; Demirören'in bu suçlamalarına, " Olabilir " demek bile mümkün değildir. Hiçbir Beşiktaşlı Beşiktaş'ın çıkarlarını engellemez.

Ama çok ciddi sorun şurada; Sayın Başkan Demirören'in İnönü projesi hayal.
Başkan Demirören'in İnönü Stadı projesi sadece gündemi değiştirmek için kullanılan bir oyun. Ortada maket yok, inşaat izni yok, proje ve finans ise hiç yok. Demirören'e soruyorum; 19 Mayıs günü temel atacağım dediğin gün ben de elimde kazma kürek bir amele gibi çalışırım dedim. O gün geldi geçti. Peki ne oldu? Beşiktaş başkanı sözünü tutamayan başkan oldu. Yakıştı mı?

Nihal Aslan
05-30-2008, 10:08
yav demır ören benıde zor duruma düşürüporsun nasıl savunayım ben senı:D

Bülent Girgin
06-06-2008, 11:00
Beşiktaş Başkanı, futbol işlerinin tek yetkili patronunu Sinan Engin yaptı. İtirazım yoktur. Çağdaş menajerlik sistemi budur. Ama başkan Yıldırım Demirören'in bu çağdaş yapılanmayı yapmasındaki amaç şudur: Başarısızlık halinde, Engin'i kovarak kendi koltuğunu kurtarmak ( basketbolda antrenör Ergin Ataman bu düşünce ile gönderilmedi mi? ). Şimdi gelelim asıl konuya... Beşiktaş futbol takımının tek patronu olan kişide şu özellikler var mıdır?
1-Hangi lisanı bilir? 2-Ekonomiden anlar mı? 3-Sevk ve idare (menajerlik) konusunda eğitimi nedir? 4-Hakkında yasal işlemler yapılmış birimidir.
Bunları neden mi yazdım? 'Çağdaş menajerlik' derken, G.Saray'dan Adnan Sezgin'i örnek gösteriyorum. Bir kıyaslayalım lütfen.
NOT: Teknik patron Ertuğrul Sağlam'ın, " F.Bahçe kadar puan aldık. Onlar yüceltildi, biz eleştirildik" savunması komik. Sağlam; senin takımın Beşiktaş, Liverpool'dan 8 yerken; F.Bahçe Şampiyonlar Ligi'nde ilk 8 takım arasına girdi.

Mehmet Erhan
06-06-2008, 11:10
sadece sinan engini kovmakla olmaz...ertuğrul sağlamı alarak kendisi de gitmeli...bu sefer de başarısız olursak ve hala o koltukta oturmaya devam ederlerse çok ama çok kötü şeyler yaşanabilir...o yüzden biraz yüzü varsa ve biraz Beşiktaşlıysa gider...

Nihal Aslan
06-06-2008, 12:18
konustuk söyledık bagırdık cagırdık elestırdım yuhaladık olmadı olmuyor adamlar söyleyeceklerını söyledıler secımle geldık secımle gıderız herkez içine sindirse ii olur bunlar bayaca bir zamn daha klubun basında olmaya kararlılar .....

bunun ıcın dıorumkı barı besıktasımın ısmı orada burada kullanılıp kötülenmesın bırakın herkez kendı ısıne baksın yıne aynı seylerı yasarlarsa sorumlu tutulacaklarını dusundeuklerı ıcın kendılıgınden cozulecek sorun bence rahat olun ulenyyynnnn:p

Bülent Girgin
07-11-2008, 08:12
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Bu yazacaklarım sana ilk ve son mektuptur. Düşünür, analiz eder ya da düşünmeden öfke ile bağırır çağırırsın.
Tercih senin. Dinle bak!
1-Beşiktaş geleneğinde kaptan demek, çok şey demektir. İlk kaptan Kazım efendi Çanakkale'de 11 arkadaşı ile şehit düştü. Sonra Baba Hakkı kaptanlık yaptı. Türkiye'ye örnek oldu. Sonrasında Recep Adanır, Nazmi Bilge, Kaya Kösteben, Necmi Mutlu, Sanlı Sarıalioğlu, Zekeriya Alp, Rasim Kara, Samet Aybaba, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek hep örnek oldular.
2-Sen ne yaptın? Daha dün TV'lerde, "Canı isteyince oynuyor, canı isteyince deplasmana gidiyor" dediğin Mathias Delgado'yu kaptan yaptın! Bu da yetmedi Fenerbahçeli Nobre'yi de yardımcısı yaptın. Bu olmaz! Neden olmaz? Şundan; Kaptan dediğin Beşiktaş ruhunu taşır. Yahu; Türkçe bilmeyen birisi ne kendinin ne de Beşiktaş'ın haklarını nasıl korur!?
3-Beşiktaş'ın 4 İbrahim'ini istemiyordun, kurtuldun! Bundan bir şey olmaz dediğin Akın Beşiktaş'ı şampiyonluktan etti. Kaş ise İspanya'dan aldığının yarısına Beşiktaş'ta kalmak istedi, istemedin. Elin yabancılarına ise milyon dolar saydın. Üzülmez ile Toraman'ın Beşiktaş'ı küçük düşüren kavgalarına gelince. İsteseydin o kavga asla olmazdı. O kavga ortamını sen yarattın! Yine isteseydin evin içinde olan bu işi kapatırdın. Kapatmadın! Niye? (Üzülmez ve Toraman maçta ve herkesin ortasında kavga etseydi, kovardın. Evin içinde olan bir olay orada kalmalıydı)
4-Gökhan Zan'la niye anlaşılmıyor. Bu çocuğun suçu sakatlanmaksa öyle bir suç olmaz!
5-En büyük rakibin Fenerbahçe, İspanya gol kralını alırken, sen en iyi santraforun Bobo'yu satmak için menajerlerin peşinde koşuyorsun. Olur mu böyle şey?
NOT: Bay Sinan Engin! Senin için anlamı var mı bilmem. Biz gazeteciler için haber kutsaldır. (Hani Lucescu seni antrenmandan kovmuştu ben da arkamı dönmüş görmemiştim ya. Bu sana yaptığım büyük jestti. O gün onu bile anlamamıştın!) Bu nedenle Serdar Sarıdağ (Milliyet) ve Kartal Yiğit (Vatan) ustalarının yaptığını değil, dediğini yaptılar. Aferin onlara!

Adnan Direnç
07-11-2008, 10:18
aferim onlara, aferim sana :)

Gökhan Gök
07-11-2008, 11:16
Cok iyi yazmış yaa Kıllarım tiken tiken oLdu =)

Bülent Girgin
07-18-2008, 11:22
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Biz Türklerin harika bir sözü vardır. Deriz ki; "Balık baştan kokar!" O nedenle ben Beşiktaş denilince sadece başkanı Sayın Yıldırım Demirören'i tanırım. Yanisi şudur; menajer, antrenör, kaptan ve futbolcu benim için teferruattır. Şimdi Toraman ile Üzülmez'in yumruklaşma olayına bakalım.
1-Üzülmez, menajer Engin ile antrenör Sağlam'ın koyduğu kuralları icra etti; suçu yok.
2-Üzülmez, bunu yaparken yumruklarını konuşturdu; Suçlu.
3-Toraman, kaptanı ile konuşma tarzında suçlu. Toraman, kaptan Üzülmez'in yumruklarına cevap vererek daha büyük suçlu.
Ama burada asıl iki suçlu var. Birincisi Ertuğrul Sağlam. Bu olayı takım içinde çözebilirdi, çözmedi.
Çok önemli iki oyuncusunu yitirdi. İkincisi Sinan Engin. Sorunu çözmek yerine, iki kaptanı bir araya getirip yeniden kavga etmelerine ortam sağladı. Sonra da bu iki futbolcuyu ayrı uçaklarla yollayarak olayı abarttı. Engin isteseydi bu kavga olmazdı, iki kaptan barışırdı. Yeter ki isteseydi. Bu olaya başkan el koydu da ne oldu? Delgado'yu kaptan, Nobre'yi de ikinci kaptan yaparak sorunu çözdüğünü sanan Yıldırım Demirören şunu bilisin ki, sorun çözümsüz. Delgado gibi biri Beşiktaş'a kaptanlık yapamaaaaz! Delgado'nun kaptan olması 105 yıllık Beşiktaş tarihine ihanettir.
Başkan Yıldırım Demirören şunun hesabını genel kurula nasıl verir? Mali kurulda gelirgider tablosunda ve değerler bölümünde Üzülmez ve Toraman 10 milyon doların üzerinde gösterildi (Borsadaki değeri daha yüksek).
Bütün bunlar gösteriyor ki Beşiktaş'ın parasının değeri başkan için değerli değil. Diyeceğim şudur: "Beşiktaş'ta otorite yok. Yani balık baştan kokuyor."

İYİ ŞEYLER YAZMIYOR!
MESAJ ; Menajer Sinan Engin, benim için Serdar müdürüme, "Hiç de iyi şeyler yazmıyor" diyormuş. Çok haklı. Maalesef iyi şeyler yazmak için elime kalem aldığım zaman hep kötü şeyler yazıyorum. Bunun suçlusu Engin'dir. Bu nedenle Bay Sinan'a şunları söylüyorum:
Otoriteden, disiplinden bahsediyorsun da senin futbolculuk dönemini de iyi bilirim. Benim ağzımı açtırma. Şu 4 İbrahim'in gönderilmesindeki bakış açın, futbol bilgin açısından seni sıfırladı. Diyorsun ki "Kaş yedek kalacaktı, gitmesine izin vererek iyilik yaptım."
Engin; Kaş, İspanya ligine gitti. onun yerine aldıklarının şimdiden teneke transfer olduğu belgelendi. Ayrıca Kaş gitmeden önce, İspanyolların 1.5 milyon dolarına karşılık senden 600 bin YTL istedi (sen 400 verdin ). Transferde Beşiktaş'ın milyon dolarları niye çöpe gidiyor? Neden 5 kazma alacağına 1 tane yıldız almadın? Niye?

Bülent Girgin
07-18-2008, 11:23
balik bastan kokarda bizim baligin kokmasi neredeyse kuyruguna geldi :D

Nuray Kurt
07-18-2008, 21:17
o koku balıkdan gelmiyor sanırım tüpler gaz kaçırıyor.

Ezel Özsipici
07-18-2008, 21:26
Kaptan dediğin Beşiktaş ruhunu taşır!!
i.toraman bunu gayet güzel tasıyodu bence hırsıyla olsun Beşikasklıyla olsun herşeyiyle ama onuda göndermeyi bildi!! babasının ciftliği gibi beşiktasta ne isterse yapıyo!!

Otoriteden, disiplinden bahsediyorsun da senin futbolculuk dönemini de iyi bilirim. Benim ağzımı açtırma.:D Şu 4 İbrahim'in gönderilmesindeki bakış açın, futbol bilgin açısından seni sıfırladı. Diyorsun ki "Kaş yedek kalacaktı, gitmesine izin vererek iyilik yaptım."
birde beşiktastan giderek bize cokk büyük bir iyilik yapsa!!

Barış Kahraman
07-18-2008, 21:40
bu adamı seviyorum ya!!! yine döktürmüş.. i.kaş olayını ilk defa okudum..

Bülent Girgin
07-27-2008, 12:55
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Beşiktaş'ta güzel şeyler var. Çok adamla rakip kaleye gitmek cesurca bir düşünce. Top tekniği yüksek oyuncuların neredeyse hepsinin sahada aynı anda tutulması harika. Geçen yıldan değişen ne var derseniz üç önemli değişimin altını çizerim:
1- Beşiktaş tek santrfor (Bobo) oynuyor gibi görünse de her hücum organizasyonunda neredeyse 3-4 forvetle hücuma çıkıyor. Desteğe gelen oyuncular Beşiktaş'ın futbol kalitesine zenginlik getiriyor. Önemli değişiklik bir numaralı oyuncu Nobre değil. O iyi bir yedek.
2- Ön libero iki kişiyle (Cisse ve İnceman) oynanıyor. Bu ikilinin en büyük özelliği kesicilik değil hücuma çıkarken topu ayağa kullanmak.
3- Sağ tarafta Holosko banko. Onun yanında kimin oynayacağı çözülmemiş sorun. Çözülemez de... Çünkü çok aday var. Sol tarafta Tello-Karabulut ikilisinin yan yana oynaması Beşiktaş'ın futbolunda devrim yaratacaktır. Bu sorun böyle çözülecekti geçen yıl niye çözülmedi? (Doğrusu Üzülmez'i hiç aramadım)

HOLOSKO'NUN VERDİĞİ DERS
Beşiktaş'ın futbolunda temel felsefedeki tek yanlışlık şu: Aslında bu bireysel yanlışlık. Hücuma çıkarken kaptırılan toplarda geriye dönüşlerde savunmaya kim yardım edecek? Hiç kimse sorumluluktan kaçmamalı. Bu maçın belki de en büyük dersi Holosko'nun geriye 80 metre depar atarak ceza alanında kademeye girmesi.
Elbette Beşiktaş'ın tek paşası Delgado'nun takıma katkısı pozitif. Herkesten çok koştu ama herkesten az topa sahip oldu. Yanlışlık burada. Delgado herkesten çok topa sahip olursa özellikle hücum organizasyonlarında kaliteyi yükseltir.
Herkes savunmayı merak ediyor. İtiraf edeyim ben de merak ediyorum. Önce şunun altını çizeyim. Savunmada hiç kimse Toraman'dan iyi değil. Zapotocny'nin golünü kimse "Bak gördün mü?" diye göstermesin. Toraman ön direkte o gollerin kralını attı. Gökhan Zan iyileşirse kim oynar? Burada sadece Zapotocny'nin yeri kesin gibi. Seric'i hemen gönderin, adam tam bomba... Beşiktaş savunma sorununu çözerse bu ligde çok iş yapar. Beşiktaş'ı saha içinde yönetecek bir paşa daha bulunursa en güçlü takım olur.
MESAJ: Beşiktaş geçen yıldan daha iyi takım. Ama soru şu: Bu Beşiktaş bu yılki Fenerbahçe ve Galatasaray'dan daha iyi takım mı? Bu sorunun cevabı Beşiktaş'ın kaderini belirler.

Sinan Engin'e özel mesajım

Bay Sinan diyorsun ki röportaj vermediğim bazı gazeteler benim aleyhime yazıyor.Komik oluyorsun. Sonra da "Tigana onu adam yerine koymaz" diyerek Ali Gültiken'in menajerlik dönemini eleştiriyorsun. Bak, dinle; Beşiktaş, Ali'nin adına şarkılar söyleyerek efsaneleştirdi. Senin için "Çek git" pankartı açıldı. Anla yani!. Şimdi geleyim asıl konuya. "Nerede o arkamdan konuşan 4-5 yönetici?" diye kükrüyorsun.
Dinle Sinan; Onlar seçilmiş insanlar. Sen ise atanmış birisin. Yani personelsin. Beşiktaş Kulübü'nün insan kaynakları bölümündeki değerin herkesle eşit.
Yani malzemeci Süreyya'dan tek farkın maaşındaki bol sıfırlar ile kartvizitinde yazan menajer kelimesi. Hepsi bu.

Bülent Girgin
07-27-2008, 12:56
Seric'i hemen gönderin, adam tam bomba...

bomba transfer oldugu dogruymus demek :D

Barış Kahraman
07-27-2008, 12:58
Ben bu adamı seviyorum :) Güzel yazmış yine.. Sinan engine gelince sevmiyoruz sevmeyeceğizde.. sırf onu sevmiyoruz diye beşiktaş aşkımızdan vazgeçcek değiliz!!

Bülent Girgin
07-27-2008, 13:06
Ben bu adamı seviyorum :) Güzel yazmış yine.. Sinan engine gelince sevmiyoruz sevmeyeceğizde.. sırf onu sevmiyoruz diye beşiktaş aşkımızdan vazgeçcek değiliz!!

bazi insanlar sinan engini, yildirim demiröreni ve ertugrul saglami maalesef "beşiktaş" olarak görüyorlar :( ama bizler anlatamiyoruz heralde sevgimizin renklere oldugunu !

Barış Kahraman
07-27-2008, 13:19
Koltukta oturanlar gelip geçicidir.. Bizim aşkımız renklere..

Bülent Girgin
08-01-2008, 08:32
Çocukları affet baba

Beşiktaş Başkanı, Beşiktaşlıların babasıdır. O baba ki, asla evlatlarını kapının önüne koymaz. Hele ele güne karşı asla küçük düşürmez. O evlatlar, Beşiktaş'a ihanet etmedilerse asla! Bu noktada Beşiktaş Başkanı Sayın Yıldırım Demirören'e saygıyla arz ediyorum: Üzülmez ve Toraman'ı cezalandır ama asla kovma. (Kovarsan Beşiktaş cezalandırılmış olur. Dikkat!)
Sayın Başkan Demirören, size yakın tarihten bir örnek vereyim. Gordon Milne, Beşiktaş'ın gençlik yüzü Metin Tekin'i sezon başı kampına götürmedi. Nedeni çok basit ve çocukçaydı. Metin Tekin yönetici Tevfik Yamantürk'ü görünce şöyle bir toparlanmamış. Tüm suçu buydu. Bana sorarsanız Metin Tekin çok büyük bir cezayı hak etmişti. Sayın Başkan Demirören, o dönemin başkanı Sayın Süleyman Seba, senin bugün yaptığını yapmadı. Hoşgörü içinde sorunu çözdü.
Peki ne oldu? Seba, Beşiktaşlıların babası, Metin Tekin de Beşiktaş'ın sembolü oldu. (Böylece Beşiktaş cezalandırılmadı. Dikkat!)
Sayın Demirören, lütfen Üzülmez ile Toraman'ı affet. Bu çocuklar disiplin suçu işlediler ama Beşiktaş'a ihanet etmediler. Sayın Başkan Demirören; tamam kavgaları çocukçaydı. Ne olur; sen de çocukla çocuk olma. Bir baba, bir başkan gibi ol. Diyorum ki affet; kavgalarını çocukluklarına ver.

MESAJ: Beşiktaş'ta kararları başkan alır, personel ise (menajer Sinan Enginantrenör Ertuğrul Sağlam) uygular. Kararları personel alıyor da başkan uyguluyorsa o zaman şunu derim: Eyvah! Beşiktaş'ta başlar ayak, ayaklar da baş oldu. Buna izin verme başkan.

Mehmet Erhan
08-08-2008, 15:34
İŞTE TÜRK MEDYASI!
08.08.2008

http://www.sporx.com/images/yazar/17.jpg

Bizim futbol eleştirmenleri iki noktaya bakar;
Birincisi;
Maç kaç kaç..
İkincisi;
Golleri kim attı.
Fenerbahçe'nin MTK zaferi işte böyle bir kafayla yorumlandı. Hele Semih Şentürk'ün attığı 4 gol maçın düğüm noktası oldu.
Oysa;
Fenerbahçe; MTK'ya 2 maçta 7 gol atarken rakibine sıfır gol pozisyonu verdi. İşte maçın görülmeyen gerçek yüzü budur.
Bu maçın bir başka eleştiri yönü de şudur;
Türk medyası yine iki yüzlülük yapar.
Eğer;
Rakibinize sahadan siler ve bol gol atarsanız o zaman şunu yazar; Köy takımı!..
Burada iyi güzel yerine, başarıyı yani güzelliği yok etmek vardır.
Bu nedenle ntv'de özellikle Rıdvan Dilmen'in rakibi küçük gören yorumlarına katılmadım. Dahası; Rıdvan Dilmen'in bu bakış açısına hiç katılmadığımı söylemek isterim. Şunu da hatırlayalım; MTK dediğimiz köy takımı bir zamanlar Rıdvan Dilmen'in antrenörlük hayatını bitirmedi mi.
Bir çift lafım da Sergen Yalçın'a. O da MTK köy takımı dedi. Kendisinin oynadığı dönemlerde köy takımı karşısında neler yaşanıldığını o unutmuş olabilir ama bu satırların yazarı asla.
Çünkü;
Futbolda küçük takım yoktur. Sadece oynanılan futbol vardır. Yorum da bu futbol üzerine yapılır.

BİR MEDYA REZALETİ DAHA
Bursa'da ki Bursaspor-Galatasaray maçını okuyorum.
Öyle eleştiriler okudum ki bunun adı yok.
Yazı Galatasarayla başlıyor, Galatasarayla bitiyor.
Yazının içinde bir tane Bursaspor kelimesi yok.
Bu yazarlar arasında Milliyet'ten Halil (Özer) Bursaspor
.için bir cümle yazmış. Oh be dedim. O da diyor ki Yusuf Şimşek'in transferi ile Bursaspor artık kümede kalma korkusu yaşamaz.
Bu bile harika…

BEŞİKTAŞ'I SONA BIRAKTIM
Beşiktaş'ı eleştiriyorum inanılmaz bir destek.
Bir yandan ise eleştiri.
Neymiş efendim; Beşiktaş'ın içinde ki Beşiktaş düşmanıymışım.
Benim kellemi kesseniz de doğru bildiğimi yazar ve söylerim.
Zaten Beşiktaşlıda benim gibi düşünüyor;
Fenerbahçe kombine satışında 30 bine dayanmış, Beşiktaş ise 2 bin (iki) de takılmış kalmış.
Şunun altını çiziyorum;
Beşiktaş'a alınan oyuncular kim.
Beşiktaş'tan kovulanlar kim?
Sadece iki örnek vereyim.
İbrahim Kaş ispanya'da golünü attı.
Burak Yılmaz Macaristan'da gol attırdı.
Bu rezaleti tek başına yazan Kazım Kanat için Beşiktaş düşmanı diyenlere sesleniyorum; Siz Beşiktaş dostusunuz ha!

Arda Hatipoğlu
08-08-2008, 15:51
sewiyorum bu adamı,yine güzel yazmıssın..

Bülent Girgin
08-08-2008, 18:38
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Hocaefendi dedi ki: "20 yıldır futbolun içindeyim. Arkadaşlığı böyle yüksek ve üst düzey bir başka kamp görmedim." Bu sözler bir basın toplantısında söylendi. Bu sözlere bir tane bile Beşiktaş muhabiri bile "Ne diyorsun sen hocaefendi" diye tepki göstermedi. Hepsi sustu.
Oysa orada ben olsam Ertuğrul Sağlam'a şunu söylerdim: "İki kaptanın (Üzülmez-Toraman) iki kez birbirine girdi ve yumruk yumruğa kavga etti." Bu lafları hocaefendiye söyledikten sonra lafımı şöyle bağlardım: "40 yıldır futbolun içindeyim. İki kaptanın yumruk yumruğa dövüştüğünü ilk kez duydum. Dahası ve önemlisi ikinci kavgada menajer Sinan Engin'in 'Kimse karışmasın. Kozlarını paylaşsınlar' diyerek horoz dövüşüne izin vermesini ilk kez duydum." Bu olayın korkutucu noktası hocaefendinin "Bu kavga takımı olumlu olarak etkiledi" sözüdür. Beşiktaş'ı izlerken şu nokta önemli: Hocaefendi felsefesi ile insanları kandırmayın. Türkiye zeki ve akıllı insanların ülkesidir.

Ezel Özsipici
08-08-2008, 20:13
kazım kanat taraflı türk medyasını cokk güzel dile gitrmiş helal olsun valla onlar hep gss vefb'yi tutsunlar yere göğe sıgdıramasınlar bjk'a gelince he ortalık karıstırsınlar bjk düşmanı demişler birde adama ama dost acı söyler.))

Bülent Girgin
08-15-2008, 14:21
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg

Bu maçın sadece iki güzel yönü var. Birincisi Türk futbolu adına. Beşiktaş şimdiden tur atladı. İkincisi ve daha önemlisi, Türk futbolu Aydın Karabulut gibi bir büyük yeteneği bir kez daha gördü. Bu oyuncu Beşiktaş'ın sol kanat sorununu tümüyle çözdü. Çok kısa zamanda ulusal takımın da sol kanat sorununu çözer.
Maça baktığımız zaman çıkarılacak mesajlar Beşiktaş'ın dünü ve bugünü ile ilgili. Lütfen söyleyin dünden bugüne değişen ne var? Bugün yeni olarak görebileceğiniz ne var? İsterseniz yüksek sesle tartışalım.
1-Savunma bloğunda yeni bir isim Sivok var. İbrahim Toraman döndüğü zaman o da yedek kulübesine gidecek. O zaman sormazlar mı, bu transferleri kim yaptı, niye yaptı? Bu kadar büyük paraya yani 9 milyon 250 bin euro'ya aldığın oyuncuların yeri yedek külübesiyse bunun da hesabını kim verecek?
2-Beşiktaş ilk kez iki ön liberolu (CisseUğur İnceman) oynadı. Bu çağdaş bir düşünce. Bu iki oyuncunun topu oyuna sokma, ileri gidip şut atma konusunda yüksek yetenekleri var. Ama bu yeteneklerini kullanma konusunda sanki birileri onlara "Kullanmayın diyor". Bu ikili savunmanın önünde çakılı oynarsa Beşiktaş hücum sorunu değil savunmada çok büyük sorunlar yaşar.
3-Tamam anladık bu takımın her şeyi, patronu yani paşası Delgado. Ama o da, saklanarak oynuyor. Orta sahada sokak futbolcusu gibi varyete yapıyor. Ya tekme yedi ya da topları kaptırdı. Bu disiplinsizlikle takım kaptanlığı yapılır mı?

BEŞİKTAŞ TAKIM OLAMADI!
4-Beşiktaş'ın hücumdaki iki çizgi oyuncusu Karabulut ve Holosko, hücumlarda içeri doğru kaçmadılar. Böylece Bobo yapayalnız kaldı. Bu taktik düşünce olarak çok yanlıştı. Bu iki çizgi oyuncusunu arkadan destekleyen Tandoğan ve Tello da ileri çıkmayınca Beşiktaş'ın hücumlarında yaratıcılık ve futbol kalitesi neredeyse sıfır oldu.
MESAJ: Teknik direktör Ertuğrul Sağlam'ın sahaya çıkardığı 11 harika. Oyuncu değişikliklerinde müdahalesi de harika. Ama sorun Beşiktaş'ın futbol felsefesinde. Beşiktaş henüz takım olamadı.

Ayşegül Alparslan
08-15-2008, 15:39
herşey zamanla, işte şimdi gerçekten biraz sabır gerekli

Barış Kahraman
08-15-2008, 15:50
doğru demiş aslında.. çıkan kadro güzeldi oyunada güzel ve yerinde müdehale etti.. sağlamdan beklenmezdi.. takım olamadık ama en kısa zamanda olacagız..

Muhammet Köksal
08-20-2008, 12:00
allah şifa versin

Bülent Girgin
08-25-2008, 08:06
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpgKAZIM KANAT

Hain ve kahraman!
Hoca Efendi yine yazacaklarıma kızacak. Futbolda hain de yok kahraman da yok diyecek. Hoca Efendi kızsa da, Beşiktaşlı futbolcular önce hain sonra kahraman oldular. Elbette burada kullandığım hain vatana ihanet anlamında değil. Mesleğe ihanet! Maçın olayı şu. Beşiktaş çok kötü, çok aptalca iki gol yedi. Üstelik bu iki golü de kornerden yedi. Bunun adı şudur: Rakip takıma saygısızlık, rakip meslektaşı küçük görme. Koskoca Beşiktaşlı futbolcular aynı golü iki kez art arda yer mi? Yerse ben de onlara hain derim.
Sonrasında ise Beşiktaşlı futbolculara "Helal olsun" diyorum. Yani hepsi birer futbol kahramanı.
Bu maçın iki yorumu var.
1-Beşiktaş aptalca goller yedi. Harika goller attı. Üstelik harika da futbol oynadı.
2-Antalyaspor, müthiş istekli, cesur oynadı. Ama şansları da yoktu. Durum 22 iken topları direkten döndü, o dönen top kendi kalelerine gol oldu.

ZAN VE AYDIN OLMADI!
Gelelim iki teknik adam Jarabinsky ve Sağlam'a. Jarabinsky iyi oynayan ve Beşiktaş'ın üzerine giden takımı geriye çekti. Bu korkaklığın faturasını ağır ödedi. Sağlam'a ise çok ciddi eleştirimiz var. Nedeni şu:
1-Delgado gibi bir büyük oyuncuyu savunmanın önünde neden oynatırsın? Delgado ne zaman ceza alanına girdi, Antalya savunması paramparça oldu.
2-Holosko gibi ters koşular yapan agresif bir oyuncuyu neden çizgiye mahkum edersin?
3-İki ön liberolu oynarken ikisini de neden hücuma çıkarmadın? Tek ön liberoya geçip çift santrfora dönünce Beşiktaş golleri buldu. Hem oyunu çizgilere açıp hem de yan ve yüksek toplarla oynarken Bobo tek başına bir hiçti. Oysa orada Holosko olsaydı, Nobre'ye hiç ihtiyaç olmazdı. Beşiktaş'ta Zan'a özel eleştirim var . Üç gün önce Ulusal Takım savunmasının en iyi oyuncusu neden ve niçin bu kadar kötü oynar? Geleceğin büyük starı diye takdim ettiğimiz Aydın Karabulut neden ve niçin kendi futboluna ihanet eder? Sağlam bu iki sorunu çözmeli. Sağlam dedim, çok özel uyarıyı sona bıraktım. Beşiktaş'a savunma futbolu oynatmak intihardır. Çünkü Beşiktaş savunma yapmayı bilmiyor.
MESAJ: Beşiktaş Başkanı'na yapılan saygısızlık 20 milyon Beşiktaşlıya yapılmış sayılır. Dikkat!

Barış Kahraman
08-25-2008, 13:19
bunu herkes görüyor kazım kanat ama ne yazıkki sağlamın futbol bilgisi o kadar yok.. göremiyor kör olmuş..

Arda Hatipoğlu
08-25-2008, 14:25
sağlam dün beni kanser etti ya holosko gibi bi topcu nasıl harcanır herkese gosterdı resmen,holosko sağ kanatta oynayamıyo işte bizim 10 dakkada anladıgımız ertugrul 90 dk anlayamadı,acaba ertugrul ne düşünüyo aklından neler gecıyo cok merak edıyorum

Bülent Girgin
08-27-2008, 08:29
http://www.sporx.com/images/yazar/17.jpg

Türkiye Avrupa dördüncü.
Yani Avrupa’nın 5 büyük liginden birine sahip.
Peki ne oldu?
Ligler cehennem sıcağında başladı.
Soruyorum;
Yunanistan, İtalya ve İspanya’da ligler eylülde başlayacak?

XXXX

UEFA kriterleri dediler. Her kulüp bu tahaütleri imzaladı.
Peki nedir bu?
Yani Antalyaspor zemininin hali.
Antalya yönetimi asıl yapması gereken işini yani sahayı sona bile bırakmamışlar. Yani hiç yapmamışlar.

XXX

Bu ülkede yapanın yanında kar mı kalınıyor.
Yok mu bir hakem. Çıkacak, düdüğünü çalacak ve diyecek ki Antalya sahasında maç oynatmam.
Olur mu böyle şey deyin.
Bal gibi olur işte. Antalya’yı yöneten o iş bilmez kötü yöneticiler açıklanır. Yani Antalya’ya kötülük eden bu insanlar yok edilir.

XXXX

Çok önemli bir nokta;
Antalya’da bir seyirci bıçaklandı.
O an bir Antalyaspor’lu taraftar polis tarafından tutuklandı.
Üstelik ortada bir tane Beşiktaşlı bile yok.
Peki ne oldu?
Medya olaya öyle bir baktı ki; o olayı yaratan Beşiktaşlılar.
Ayıptır be..

XXXX

Beşiktaş 2-0’dan maçı 3-2 aldı.
Bu sonuç harika gözükebilir.
Ama soru şudur;
Beşiktaş neden 2-0 mağlup duruma düştü?
Asıl soruda şudur;
Ertuğrul Sağlam böyle bir iyi kadroyu yönetme konusunda yeterlimidir?
Eğer;
Bu tür maçların sayısı çoğalırsa (Geçen yıldan bu yana 6 oldu) o zaman Ertuğrul Sağlam sorgulanmalıdır.
Şunu anlatıyorum;
Ertuğrul Sağlam hata yapıyor.
Futbolcular bu hataya rağmen maç kazanıyor.

Ayşegül Alparslan
08-27-2008, 09:13
Ertuğrul Sağlam hata yapıyor.
Futbolcular bu hataya rağmen maç kazanıyor.


o bi kere futbolcuları deniyor bakayım ne yapacaklar diye yoksa hata falan yapmaz :D

Bülent Girgin
08-27-2008, 09:19
Ertuğrul Sağlam hata yapıyor.
Futbolcular bu hataya rağmen maç kazanıyor.


o bi kere futbolcuları deniyor bakayım ne yapacaklar diye yoksa hata falan yapmaz :D

yok canim, ertugrul hiç hata yaparmi? :D: büyük antrenör :D

Mehmet Erhan
08-27-2008, 17:05
Ama soru şudur;
Beşiktaş neden 2-0 mağlup duruma düştü?
Asıl soruda şudur;
Ertuğrul Sağlam böyle bir iyi kadroyu yönetme konusunda yeterlimidir?

Beşiktaş, Ertuğrulun saçma salak sistemi yüzünden 2-0 geriye düştü ve bu kadroyu yönetme konusunda yetersiz olduğunu gösterdi...ama eğer ikinci yarıdaki sistemi ilk 11 de denerse her maç kriz geçirmeyiz ve daha rahat maç kazanırız...böylece futbolcular daha çok verim sağlar ve ertuğrul da eleştiri almaktan kurtulur...

Samet Sahin
08-27-2008, 20:40
Ertuğrul Sağlam hata yapıyor.
Futbolcular bu hataya rağmen maç kazanıyor.

bunu demesi yeterli olmuştur heralde

Bülent Girgin
08-29-2008, 07:41
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpgKAZIM KANAT

Şimdi güzel şeyler zamanı. Önce Hocaefendi Ertuğrul Sağlam'ı tebrik ediyorum. Eleştirileri dinledi, onlardan ders çıkardı ve inandığı doğruları sahiplendi. Sistemden vazgeçmedi. Futbolcularını sisteme uymaya zorladı. Doğru mantık da bu. Çünkü sistemi değiştirmek demek, her şeyi yeniden yapmak demek. Bu, büyük bir riskti. Hocaefendi bakın neler yaptı:
1- Savunmanın göbeğinde ilk toplara basma konusunda hata yapan ve kademede sorun yaratan Gökhan Zan'ı bir köşeye çekti. Bu, Gökhan Zan'dan vazgeçmek değil. Ayrıca o bölgeye İbrahim Toraman da gelecek. Böylece takım içinde rekabet olacak. Ama bu bölgede bir sorun var. Yan ve yüksek toplarda hala rakibe kafa vurduruluyor.
2- Orta sahadaki reform kenarlarda yapıldı. Sağda Serdar Kurtuluş, solda Serdar Özkan futbol felsefeleriyle Beşiktaş'ın dengesini sağladılar. Yani bu bölgeyi iyi kapattılar. Ama asıl devrim iki ön libero (Cisse ve İnceman) Beşiktaş'ın ana merkezi oldular. Yani savaş karargahı... Eleştirimiz şuydu: İnceman ile Cisse neden hücum çıkmaz ve şut atmazlar? Bu eleştiriye ilk cevap İnceman'dan geldi. Sürekli hücuma çıktı ve topla buluştuğu an kafasını kaldırarak golünü attı. Bu gol, kupada turu getirdi. Öteki goller ise pastanın kreması oldu.

BU BOBO ÇOK İŞ YAPAR
3- Hücum organizasyonunda temel nokta Matias Emilio Delgado'nun futbol felsefesi. Delgado savunmaya değil sürekli hücuma destek verdi. Hem diri ve güçlü kaldı hem de futbolun patronluğunu eline aldı. Burada bir nokta çizelim. Bobo'nun golcülüğünü değil asist yapma özelliğini övelim. İşte böyle bir Bobo, Beşiktaş'a çok şey verir.
Şimdi gecenin sorusu şu: Beşiktaş bu futbolu Türkiye'de oynarsa ne olur? Cevap belli: Tribünler dolar ve Beşiktaş şampiyon olur.
Ama bu sorunun gerçek cevabı bu değil. Beşiktaş böyle bir rakibi Türkiye Ligi'nde bulamaz. Çünkü bu takım Bank Asya 1. Lig'de bile orta sıralarda yer alır. Bu satırları ısrarla ve altını çizerek yazıyorum. Beşiktaşlılar kendinizi kandırmayın. Bu maçın skoruna aldanmayın. Eğer bunu yaparsanız, Beşiktaş'a da en büyük kötülüğü yaparsanız. Beşiktaş bu takıma bile üç net pozisyon verdi. Atılan dört gol, gole çevrilemeyen beş pozisyon önemli değil. Önemli olan rakibe verilen pozisyonlar. Dikkat!

Bülent Girgin
08-29-2008, 07:44
Çünkü bu takım Bank Asya 1. Lig'de bile orta sıralarda yer alır.Beşiktaş bu takıma bile üç net pozisyon verdi,Atılan dört gol, gole çevrilemeyen beş pozisyon önemli değil. Önemli olan rakibe verilen pozisyonlar.

ya ben bunlari dün yazmistim, acaba benim yazdiklarimdan alintimi yapiyorlar yazarlar ? :D

Bülent Girgin
09-02-2008, 07:38
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpgKazım Kanat

Beşiktaşlı soruyor:
- 3 günde ne değişti?
Sorunun cevabı çok basit;
- Beşiktaş üç gün önce çok zayıf bir takım karşısında istediği futbolu oynadı. Aslında o maçta 4 golü az bile attı!
Futbolda dün yoktur. Biz bugüne bakalım. Konyaspor maçında yanlış olan şeyleri altını çizerek ve "Dikkat!" diyerek söyleyelim:
A- Beşiktaş gibi bir büyük takımın, üstelik evinde tek santrforla oynaması inanılmaz yanlıştır. Beşiktaş'ın klasik sistemi 4132'dir. Yani tek ön libero çift santrfor ana prensiptir.
B- Beşiktaş savunması aslında Tello'nun futbol felsefesi ile dörtlü değil. Tello'nun sağdaki tüm faul atışlarının her dönüşünde Beşiktaş savunmanın solunda sorun yaşadı. Dikkat!
C- Maçın kilit oyuncusu Philip Holosko ne çizgi oyuncusu oldu, ne de Bobo'ya destek verdi. Böylece Beşiktaş'ın, 'hücum futbolu' felsefesi temelden çöktü. Dikkat!
Antrenör Raşit Çetiner bu kadro ile doğru olanı yaptı. Savunmayı ve orta sahayı blok halinde döndürüp Beşiktaş'ın ataklarını çizgiye kaydırdı. Kontrataktan gol aradı. Konyaspor'un ana ilkesi "Asla teslimi olmadan" çağdaş futbol oynamaktı.

BİR PAŞA YETMEZ!
Şimdi özel noktayı not edelim;
Beşiktaş'taki tüm yanlışlıkları bir kişi, o da Kaptan Matias Delgado değiştirdi. Attığı gol o kadar önemli değil. Ama Beşiktaş'ın paşası Delgado oynadı, oynattı ve Beşiktaş'a ruh verdi. Zaten golden sonra Beşiktaş hem iyi futbol oynadı, hem de Konyaspor'un iyi futbol oynamasına izin verdi. Böylece can sıkıcı futbola kalite ve heyecan geldi.
Ertuğrul Sağlam'ın kafası karışmış olabilir. Çünkü önünde çok ciddi üç konu var:
1- Tek ön liberoya dönülürse Cisse ve İnceman'dan hangisi yedek kalır?
2- Beşiktaş çift santrfora dönerse Bobo'ya kim eşlik eder? ( Burada üç aday var; Nobre, Holosko ve Karadeniz)
3- Savunmanın göbeğinde Zapotocny'nin yeri garanti. Peki ona kim eşlik edecek? (Üç aday var: Toraman, Zan ve Sivok)
MESAJ: Beşiktaş'ın paşası Delgado sakatlanır veya ceza alırsa ne olur? Tekrarlıyorum: Beşiktaş'a bir paşa yetmez.

Mehmet Erhan
09-02-2008, 09:27
Ertuğrul Sağlam'ın kafası karışmış olabilir. Çünkü önünde çok ciddi üç konu var:
1- Tek ön liberoya dönülürse Cisse ve İnceman'dan hangisi yedek kalır?
2- Beşiktaş çift santrfora dönerse Bobo'ya kim eşlik eder? ( Burada üç aday var; Nobre, Holosko ve Karadeniz)
3- Savunmanın göbeğinde Zapotocny'nin yeri garanti. Peki ona kim eşlik edecek? (Üç aday var: Toraman, Zan ve Sivok)
MESAJ: Beşiktaş'ın paşası Delgado sakatlanır veya ceza alırsa ne olur? Tekrarlıyorum: Beşiktaş'a bir paşa yetmez.

1-Tek ön liberoya geçilirse sivok, zapoya eşlik edeceği için yabancı kontenjanından ötürü cisse yedek kalır.
2-Beşiktaş çift santrafora dönerse ona batuhan hariç herkes eşlik edebilir. yerine göre nobre yerine göre holosko.
3-Savunmada zapoya, 1. de yazdığım gibi sivok eşlik etmeli, çünkü zapoyla ikisi bir uyum içinde ve bunu siroki maçında gösterdiler. ayrıca defansın hata yapma oranı da iyice düşer. böylece sağ beke de toraman geçer. kısaca kadro şu şekilde olabilir:

rüştü, toraman, sivok, zapo, tello, s.özkan, uğur, delgado, aydın, holosko, bobo.

tüm bunlar benim düşüncelerim tabii...

Bülent Girgin
09-15-2008, 07:32
http://img.sabah.com.tr/i2/y/55_192x260.jpg Kazım Kanat

Sağlam ve Yanal'a sorum şudur: Devre arasında futbolcularınıza ne söylediniz? Yanal için futbolcularına söylenecek çok söz yok. "Çocuklar biraz dikkatli olalım, kontrollü oynarsak Beşiktaşlı yeneriz" diyebilir.
Sağlam'ın ne söyleyebileceğine gelince... Takımı bir kenara, takımın yıldızlarını da öbür kenara ayırırım. Kaptan Delgado, Tello, Özkan ve İnceman'a çok şey söylerim. Bir de Bobo'ya...
Sağlam'ın yerinde olsam ağzımdan alevler çıkarak şunları söylerim:
1-Delgado; takımın yıldızı sorumluluk almadan, saklanarak oynamaz. Biraz ileri çık, Bobo ile çift santrfora dön.
2-İnceman; savunmanın önünde, 'nöbetçi eczane' gibi çakılı oynarsan bu takım nasıl hücuma çıkar. Topu alıyorsun yan pas yapıyorsun. Çık, uzun top at, oyunun liderliğini al.
3-Tello; Karabulut'un hücuma çıktığı anlarda sen de bindirme at ki, hücumda çoğalalım. İleri çıkmayarak takıma katkın sıfır. Ayrıca arkana atılan her top Trabzon'a pozisyon oldu.
4-Özkan; her yediğin tekmede kendini yere atıyorsun. Oysa tekme yemeden topu da fazla taşımadan hücuma katılsan daha iyi olur.
5-Bobo; tek santrforsun ama asla yalnız değilsin. Sağına soluna bak; herkes yanında. Toplara gitmiyorsun. Song'un da hücuma çıkmasına izin veriyorsun.

DEĞİŞEN FELSEFELER
Devre başlayınca gördük ki; değişen şey Sağlam ve Yanal'ın futbol felsefeleri. Bunun adı hücum futbolu! Sağlam; ikinci yarıda sistem üzerinde operasyon yaptı...
A-Özkan'ın geniş alanlarda oynaması ile Beşiktaş'ın hücumuna kalite geldi. Ayrıca Delgado'nun yükü biraz azaldı.
B-İnceman'ın hücuma çıkması ile Beşiktaş ileride topa basmaya başladı (ikinci yarıda tek ön liberolu oynandı).
C-Ekrem Dağ'ın oyuna girmesi doğru bir yorumdu. BoboNobre değişikliği ise yapılmaması gereken değişiklikti. BoboNobre yan yana oynasaydı, Beşiktaş cesur futbola dönerdi. Ama Sağlam maç kazanacak en büyük silahını yok etti.
Hakem Halis Özkahya kusursuz maç yönetti. Bu skorun adı; "Futbolun adaleti" oldu. Kaybedenin olmadığı bu büyük maçta aslında kazan Beşiktaş oldu.
MESAJ: Bütün karşılaşma boyunca gözüm savunmanın göbeğindeki Sivok ile Zapotocny'nin üzerindeydi. İlk maçta çok iyi uyum sağladılar.

Ayşegül Alparslan
09-24-2008, 08:58
Gazeteci Kazım Kanat'ı kaybettik
İSTANBUL / DHA

Türk Spor basının önemli ismi, usta gazeteci Kazım Kanat hayatını kaybetti.

Geçtiğimiz günlerde Zatürre tanısıyla Vehbi Koç Vakfı Hastanesi'ne kaldırılan Kazım Kanat solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti


gerçekten şu an şoktayım çok ama çok üzüldüm hatta ağlayabilirim allah rahmet eylesin hepimizin başı sağolsun ardaşlar

Ayşegül Alparslan
09-24-2008, 12:09
KAZIM KANAT'IN SON YAZISI

Bugün sabah saatlerinde kaybettiğimiz spor basının usta kalemi Kazım Kanat, 21 Eylül tarihli Sabah Gazetesi'nin Pazar ekinde yazdığı son yazısında yakalandığı hastalıkla savaşını anlatmıştı. Hastalığı ile dalga geçen Kazım Kanat, köşesinde şöyle yazmıştı: "Komik olan da şu: Bir mantarı yenmek, kanseri yenmekten biraz zor olacak..."

İşte Kazım Kanat'ın "Hikâyenin sonu şöyleydi" diyerek başladığı son yazısı;

Başımı alıp gittim de ne oldu!

Hikâyenin sonu şöyleydi: Hani doktorlar, kanser tedavim için beni hastane odasına mahkûm etmişlerdi ya... Ben de başımı alıp Bodrum'a gitmiş, hayatımı bir yelkenlide geçirmeye başlamıştım ya... Harika bir yazdan sonra bir otelde kaldım. Klimayı açıp, keyif çattım. Sonrası ne oldu? Ne olacak, kuyruğu bacaklarımızın arasına kıstırıp, hastaneye geri döndük. Hem kanser hem de zatürree olmuşum. Kanseri yendik! Zatürreede dalga geçtik! Ama... Aması şurada... Anlatayım... Kanseri bir kez daha yenmenin mutluluğunu yaşarken, mutsuz oldum. Bodrum'da cehennem gibi sıcakta ilk kez bir şey yaptım. Eşim Sevinç için yaptırdığım klimayı çalıştırdım, karşısında uyudum. Sonuç felaket! Bir süre sonra nefes alamaz, yürümekte zorluk çeker oldum. Oğlum Mesut'un yemin töreni için gittiğim Kars'ta yüksek rakımda kötü oldum. Hikâyenin şimdiki sonu şöyle; ciğerlerime klimadan dolayı virüsler girmiş, mantarlar oluşmuş. Sürekli antibiyotik ve oksijen tedavisiyle ben değil, doktorlar savaşıyor. Komik olan da şu: Bir mantarı yenmek, kanseri yenmekten biraz zor olacak. Okurlara! Kimsenin moralini bozmak istemem. Hele benim, kanser yoldaşlarımın asla... Zaten onlara güzel haberlerim var. Kanseri 'akıllı bomba' ismi verilen bir ilaçla yendim. Elim kalem tutunca söz, her şeyi yazacağım. Biraz sabır ve anlayış, lütfen. Biliyorum ki ben sizler için umudun umuduyum! Teslim olmak yok, geri çekilmek yok. Savaşa devam! Sevgili okurlar! Ne zaman iyileşirim bilmiyorum. Tek bildiğim şey, yazabileceğim an yazacağımdır. Özel mesaj: Bu, hastane odasından yazılan belki de çok duygusal, belki de okurları ilgilendirmeyen mesajdır. Bu mesaj benim her zamanki dostum Hıncal ustaya. "Beni niye aramadın?" deme. Ama sana ulaşmam ancak bu şekilde oluyor. Ulaşsam bile konuşamam ki! Hıncal ağabey, bir aydır, hastayım kimselere söylemedim. Şu zor günlerimde kırıcı ve incitici söz ve yazıların (Benim üzerimden, benim iyileşmem için çırpınan Genel Yayın Yönetmenim Ergun Babahan'ı eleştirmen de şık değil) beni ve seni sevenleri çok üzüyor. "Kardeşim," dediğin Kazım'ı 40 yıldır binlerce yazısından tanırsın. Bilirim seversin de... Bir söz için bana düşman oldun. Ricam şudur; şimdilik biraz bekle, lütfen. İyileştikten sonra o kırıcı ve incitici eleştirilerini yapmaya devam edersin. O zaman bile tek kelime söylemem! Öyle değil mi Öcal ağabey, Haşmet kardeş?

Baran Kurban
09-24-2008, 13:52
allah rahmet eylesin azrail yine bi beşiktaşlıyı aldı aramızdan hepimizin başı sağolsun arkadaşlar...!!!

Görkem Karahan
09-24-2008, 14:19
Usta kalem değerli insan kazim kanati kaybettik hepimizin başi sağ olsun :(:(:(

Gülay Koç
09-24-2008, 15:41
hıncal uluç kazım kanatın son yazısını okuyunca ne hissetmiştir acaba çok merak ediyorum.

Mehmet Erhan
09-24-2008, 16:01
Teslim olmak yok, geri çekilmek yok. Savaşa devam! Sevgili okurlar! Ne zaman iyileşirim bilmiyorum. Tek bildiğim şey, yazabileceğim an yazacağımdır.

maalesef bu defa teslim de oldun, savaşı da kaybettin... :( allah rahmet eylesin...hıncal uluç da seni eleştirmeye devam etsin artık...ona burda bir şeyler yazardım ama, neyse aması var işte...

Elif Kaya
09-25-2008, 07:54
Kanat İçin İlk Tören Beşiktaş Kulübü’nde

Kazım Kanat 26 Eylül Cuma günü son yolculuğuna uğurlanacak… Kanat için ilk tören Akaretler’deki kulüp binamızda saat 10.30’da yapılacak.Akaretler’deki kulüp binamızdaki törenin ardından Kazım Kanat için ikinci tören eski yöneticisi ve üyesi olduğu Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin (TSYD) Levent'teki tesislerinde düzenlenecek. Kanat'ın cenazesi daha sonra, Levent Camii'nde öğleyin kılınacak cuma namazının ardından, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

Can Polat Kara
09-26-2008, 10:56
seni çok özleyeceğiz abi bize ısmarladığın çayların geri dönüşümünü bile yapamadık abi ya neden bu kdr erken :( Mekanın Cennet Olsun Kazım Abim

H.Hüseyin Uluçay
09-28-2008, 00:03
Kalemi Beşiktaş'lıydı.. Allah rahmet eğlesin..

Erkan Korkmaz
09-28-2008, 00:28
Kanserin her türlüsünü yen gel zaatüreye yenil.. Mekanın cennet olsun abi..

Ezel Özsipici
09-28-2008, 16:56
o kadar savastı etti ama beşiktasın sampiyonlugunu göremeden gitti ne kadar acı :(

Mehmet Erhan
09-28-2008, 17:55
Kanserin her türlüsünü yen gel zaatüreye yenil.. Mekanın cennet olsun abi..

zatürreye yenilmesi aslında bir yerde kanserlede alakalı...şöyleki kanser illeti yüzünden karaciğerin 5 te 4 ünden, akciğerin ise yarısından oldu maalesef...böylece bünye zatürreye dayanamadı ve yenildi...ciğerleri işlev görseydi ve yeterli gelseydi bu hastalık kazım abimize zarar vermezdi... :(

Samet Sevim
10-26-2008, 23:50
İsterim ki denizden gelen rüzgâr yüzüme vursun.

Sonra, cebinden çıkardığı telefonunun tuşuna bastı. "Musa Eroğlu ustayı dinle" dedi. Şarkıya eşlik etmeye başladı... Azrail'in gelir kendi Ne ağa der ne efendi Sayılı günler tükendi Yolun sonu görünüyor. Telefonunu tuşuna bastım. "Galiba kapıdaki 'Her canlı ölümü tadacaktır' sözüne fazla takıldın" dedim. Ömer kapattığım tuşa tekrar bastı... Bana ne yazdan bahardan Bana ne borandan kardan Aşağıdan yukarıdan Yolun sonu görünüyor. "Mezarlıkta ne işin vardı?" diye söylendim.

Ömer Güvenç ise sanki bir partiden gelmiş gibi anlatıyordu: "Huzursuz olduğum günlerde Zincirlikuyu Mezarlığı'na giderim. Sevdiğim insanlarla mezarı başında sohbet ederim, onlarla dertleşirim. Sonra da mutluluk içinde dönerim." "Eh!" dedim, "Sağlığında sohbet edemediğin Vehbi Koç ve Sakıp Sabancı'yı randevusuz, sekreterlerinin 'Şu an toplantıda efendim. Biz size döneceğiz,' demelerini beklemeden ziyaret edersin". Bizim Ömer güldü: "Vallahi çok haklısın. Sağlığında yanına yaklaşamadığım insanların mezarının başına oturup onlarla öyle sohbet ediyorum ki gören de 40 yıllık arkadaşı ile konuşuyor sanır." Şarkıya yüksek sesle eşlik ediyordu: Geçtim dünya üzerinden Ömür bir nefes derinden Bak feleğin çemberinden Yolun sonu görünüyor. Sonrasında ne mi oldu... Ben de şarkıya Ömer ile birlikte eşlik ettim: Bu dünyanın direği yok Merhametin yüreği yok Kılavuzun gereği yok Yolun sonu görünüyor. Ömer neşe içinde "Sanki sen ölümsüz müsün?" dedi. "Huzur bulmak istiyorsan mezara git, bir parkta dolaşır gibi dolaş". Çıktı gitti! Daldım gittim... Gençlik yıllarımda bir şiir okumuştum. Ozan ölümünü anlatıyor. Ölmüş... Şairin söylediklerini unuttum... Ama aklıma kazılanları anlatıyorum: "Daha dün," diyor "Evime gelene bütün dostlar ürkek ve çekingen. Biraz da korku ile kapı aralığından bana bakıyorlar. Sahi ölüm bu kadar korkunç bir şey mi?" Ya da şöyle diyelim: "Ölen insan, en sevdiklerini bile bu kadar korkutur mu?"


Fazla kafa yormam. Ama herkesin mezarlıktan geçerken korktuğunu bilirim. İşte bu yüzden, kimseyi korkutmamak için mezarlığa gömülmek istemem. Dostlarıma vasiyetimdir. Beni dağ başına gömün. Hele Bodrum olursa, harika olur. Yeter ki yüzüm denize dönük olsun. Eğer, beni dimdik gömerseniz mutlu olurum. Denizden gelen rüzgâr yüzüme vursun. Saçlarım şöyle bir tuzlu su ile ıslansın isterim. Vasiyetimdir... Beni Bodrum'da, kimsenin üzerimden geçmeyeceği, kuytu bir köşeye gömün. Hayvanların, hele keçilerin benim üzerime basarak kayanın ucundaki o harika ağaca uzanmasına itirazım yoktur efendim. Yeter ki, baş ucumdaki kır çiçeğini koparmasın. Yahya Kemal'in şiirinde olduğu gibi benim o küçük bahçemde Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öterse, "Bu da dostlar için" derim..



* Kazım Abimizin 26-04/2006 tarihli yazısı.

Samet Sevim
11-07-2008, 15:42
Gençliğimin en güzel yılları Beşiktaş Yenimahalle’de geçti...
O harika Abbas Ağa parkında unutulmaz günler..
Özellikle iki kişiyi hiç unutmam...
Galatasaraylı Tayfun hoca (sonradan TRT genel müdürü olan Prof. Tayfun Akkgüner...)
Fenerli Şenes...(UEFA As başkanı Sevgili Şenes Erzik)
Ne güzel günlerdi...
Askere oradan gittim..
Döndüm bu kez Kılıç Ali’ye taşındım.
Serencebeyli oldum.
Karım Sevinç tuz babalıdır.
Yani Beşiktaş’ın en koyusundan..
Oğlum oradan gitti, seçmelere katıldı torpilsiz Beşiktaş futbol okulunu kazandı.
Anlayacağınız ben Köy içiliyim.
Şimdi moda deyimle Çarşı’lıyım...
Beşiktaş’ı severim; forması için.
Rakiplere saygı duyarım: Beşiktaşlı olduğum için.
Beşiktaşlı duruşunun ne olduğunu bilirim. Çünkü; Hakkı Yeten’in terbiyesinden geçtim.
Mütevaziyim. Süleyman Seba’nın yanında büyüdüm.
Dostlar...
Kısaca Ben Beşiktaşlıyım ve Çarşılıyım...
Şimdi gelelim şu cinayet olayına:
Üzüldüm...
İncindim...
Kırıldım...
O çocukları tanırım. Yeminle söylüyorum: karıncayı bile incitmezler.
Nasıl oldu, neden oldu orasını tanrı bilir.
Benim bildiğim şudur:
Bu üzücü olaydan sonra:
Çarşı’yı yok etmek var ya...
İşte o olmadı dostlar.
Çünkü;
Çarşı bir felsefedir.
Çarşı bir yaşam biçimidir.
Buralara nasıl geldik, bu işler neden ve niçin oldu derseniz o zaman size iki adres gösteririm.
Bu olayı; Başkan Demirören’e sorun derim.
Menecer Sinan Engin’e sorun derim.
Diyeceğim hepsi budur.

ÖZEL NOT; Sevgili Sinan...İki yıl önce benim için düşündüğün o duyguları Çarşı’nın nasıl cansiparene önlediğini de bilirim. O olayı da bir kenara not ettim. Bilirsin: asla hiçbir şeyi unutmam.

Ceyhun Pişken
01-23-2009, 20:53
alah mekanını cennet etsn nediyelim... çoq ii beşiktaşlıydı

Ertürk Yıldırım
09-07-2009, 10:10
:( çok sevdik seni be :(

Mehmet Erhan
09-23-2010, 12:13
mekanın cennet olsun... :(

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs265.snc1/9222_152393113376_662668376_2502871_7105598_n.jpg


Spor yazarı, Beşiktaş'ın kongre üyesi Kazım Kanat, vefatının 2. yılında yarın (24 Eylül) Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anılacaktır. Kazım Kanat'ın ailesinin düzenlediği anma töreni saat 11.00'de başlayacaktır. Anma töreni için Akaretler'deki kulüp binasının önünden saat 10.00'da servis kaldırılacaktır.

Hidayet Koç
09-23-2010, 12:41
Çok özledik be abi!!! :'((((((

Bulent Yazici
09-23-2010, 13:51
besiktasin su halini gormesini cok isterdim
mekani cennet olsun

Hidayet Koç
09-24-2010, 09:47
Kazım Kanat anılıyor

Beşiktaş'ın unutulmaz yazarlarından Kazım Kanat yarın kabri başında anılacak.

Kazım Kanat anılıyor Spor yazarı Kazım Kanat, ölümünün 2. yıldönümünde yarın anılacak.

Beşiktaş Kulübü'nden yapılan açıklamada, siyah-beyazlı kulübün kongre üyesi olan merhum Kanat'ın, Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anılacağı duyuruldu.

Kazım Kanat'ın ailesinin düzenlediği anma töreninin saat 11.00'de başlayacağı, Akaretler'deki kulüp binası önünden saat 10.00'da servis kaldırılacağı bildirildi.

Hidayet Koç
09-24-2010, 15:08
Kazım Kanat anıldı

Spor yazarı ve Beşiktaş Kulübü'nün kongre üyesi Kazım Kanat kabri başında anıldı.

Kazım Kanat anıldı Spor yazarı ve Beşiktaş Kulübü'nün kongre üyesi Kazım Kanat, ölümünün 2. yıldönümünde mezarı başında anıldı.

Kanat'ın Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine Beşiktaş Kulübü Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, kulüp derneği genel koordinatörü Levent Çifter, kurul üyeleriyle spor basınından kişiler ve Kazım Kanat'ın ailesi katıldı.

Kulüp başkanı Yıldırım Demirören'in çelenk gönderdiği anma töreninde Kanat için dualar okundu.

Onur Bayrak
09-25-2010, 08:19
http://www.forzabesiktas.com/images/uploads/1285314148c.jpg

Safiye Türk
09-25-2010, 11:39
beşiktaşımıza gönlünü tam anlamıyla vermiş olan kazım kanatımızı unutmadık unutmayacagızve unutturmayacağız. kalbimizdesin kazım kanat...

Ferit Şimşek
09-25-2010, 13:47
Mekanı cennet inşallah !