Hasret Ergül
09-06-2007, 00:05
Istanbul otogari viyaduklerin cevreledigi bir orumcek agidir. Aglarina
yalniz bahtsizlar takilir. Parasi olmayanlarin kaderleri degismesede
yerlerinin degistigi bir baslangic, yada sondur burasi. Hele oglen kalkan
yada oglen ulasan otobuslerin yolcusuysaniz bu hayata sarilma
direncinizin ilk test yeri yine bu otogardir. Oglen ezani okunuyordu.Nisandi ama
hala kaskollara sarilmis insanlar,cigerlerinden cikan havayi kaskolun
icine ufleyerek isinmaya calisiyorlardi. Artvin'e gidecek otobus
yolculari sigaralarindan son bir firt cekip, otobusun basamaklarini
cikiyorlardi. Muavin bagaj kapaklarini kapatti, peron gorevlisi icerideki
yolculari sayip, kafasini arka kapidan uzatip bagirdi.
-22 numara, 22 numara....
22 numara yoktu. Tam o sirada bir ambulans yanasti yan perona.
Ambulanstan gÖzaltina kadar sakalli bir adam indi.Muavine el kol yapip otobusu
durdurdu.Muavin
-Bagaj var mi ?
Adam
-Yok,ama cenazem var
Dedi.
Muavin yikildi. Cunku agzina kadar dolu bagaji indirip, tekrara
yerlestirmek demekti bu. Peron zili çaldığı halde Artvin otobusu hala
bagajlarini topluyordu. Tabut orta kisma suruldu, ambulans sessizce
ayrildi yan perondan. Yolcular cama dayanmis, efkarli gozlerle izliyordu
olan biteni. Terden pembelesmis yuzuyle muavin adami buyur etti iceri,
otobus yola dustu. 22 numara yolcusunu merakla suzdu otobus. Musade
isteyip yerine oturdu.Yanindaki yolcu merakini kustu hemen,
-Allah rahmet eylesin, yakinin miydi ?
Adam dusundu uzun uzun,"Mehdi" benim neyim oluyor diye. Icini cekip,
-Kardesim di
Dedi.Otobus kopru uzerinden geciyordu. Adam icinden," Mehdi, son kez
hisset bogazi" diye gecirdi. Uzun yol basliyordu.Adam kitabini acip
okumak istiyordu ama yanındaki yolcu kipir kipirdi.Surekli icleniyor, vah
vah cekiyordu.
-Kac yasindaydi
Diye sordu yolcu. Adam,
-Tam olarak bilmiyorum, ama ben yaslarindaydi
-Yahu kardesim diyorsun yasini bilmiyorsun
Diyerek hayret dolu cikisti yolcu.
-Kardesim dediysem, oyle degil
Diye cevap verdi adam.
Ya nasil
Dedi yolcu.Uzun bir sohbet basliyordu, Otobus Istanbul sinirlarindan
cikarken.
-Mehdi'yi ilk kez hapishanede gardiyanlarla dovusurken gordum. Alt
koguslarda, 1980 fraksiyonunun koguslarinda kaliyordu. Orada kavaga
cikinca bizim kogusa postaladilar. 1980 fraksiyonu ile bizim kogusun
gorusleri ters oldugundan kimse yuzune bakmadi Mehdi'nin. En dipte benim
ranzanin sag altina yatirdilar onu. Birkac ay kimseyle konusmadi. Yemek
yapti, topladi,cay dagitti. Havalandirmada yalniz dolasirdi. Kogus
egitimlerimize katilmazdi, annamam oyle seylerden der kenara cekiilirdi.
Anladim ki fraksiyoncu filan degil. Bir harita metod defterine gazetelerden
resimler kesip yapitirirdi geceleri. Her kogus baskininda Jandarma o
defteri bulur yirtardi. Bizim zulayi bilmediginden her seferinde yeni
defter bulur, bir dahaki baskina kadar calismasina devam ederdi. Bir
sonraki baskin tiyosu geldiginde haline aciyip, defterini bizim zulaya attim.
Jandarma dosek altini acip defteri bulamayinca Mehdi hayretler icinde
kaldi. Ona aldigimi soylemedim, merak ediyordum cunku deftere neler
yapistirdigini. Herhalde kari kiz resimleridir, hela icin malzeme
yapiyorudur diye dusunuyordum. Oyle ya Jandarma bulur bulmaz paramparca ediyordu
defteri. Isiklar sonunce zuladan cikardim defteri. Gozlerime
inanamamistim. Kogusta kimsenin okumayip bir kenara attigi, ziyaretlerde don,
sigara sarilip getirilen, iase sandiklarinin uzerinde gelen ne kadar spor
sayfasi varsa ayiklanmis, iclerinden ne kadar Beşiktaş ile ilgili haber
varsa kesilip bu deftere yapistirilmisti. Resimlerin kimilerinin
uzerinde domates cekirdegi vardi, kimileri sonradan utu vurulup duzlestirimis
burusukluktaydi. Ama herbirinin altinda tarihi dusulmus, onemli
yerlerinin alti cizilmisti. Ilginc gelmisti bana Mehdi. Bir sabah yoklamasinda
yaninda durdum. Pantolunuma soktugum defteri arkadan sikistirdim eline.
Sasirdi. Cocuk gibi sevindi. Tesekkur etmek istedi, konusmadim onunla.
Ajan damgasi yiyebilirdim kogusta. Havalandirmada yolumu kesti."Sagol"
dedi. Sigara tuttum ona. Comeldik."Kimsin, necisin, neariyorsun
siyasilerin mapushanesinde"dedim."Vallahi bende bilmiyorum, necioldugumu bende
bilmiyorum" dedi Mehdi."Peki anlat o zaman" dedim.Kimseye demek yok
ama, soz mu" dedi."Soz" dedim.Eylul 80 yiliydi.Malumstad bir tane. Ulke
bir savas yasiyor ama bizimderdimiz kapaliyikaptirmama savasi. Aksamdan
yigildik, sabahliyoruzkapalinin kapisinda.Kimimizin koynunda sarap,
kiminde emanet, kimindeyarim somunekmek. Baskin yemeyelim diye ucer ucer
erketeye cikiyoruz Mackatarafina, Dolambahceye, spor sergiye. Ben gece uc
gibi Mackadayim.Motorcular geliyordu asagidan. Son seferinde karsidan
grup indirmis,numayis yapacaklarmis dikkat et dediler. Bickin
delikanliyiz ozamanlar,semtimizde numayise tahammulumuz yok elbet. Bir o
sokagadaliyorum, bir busokaga derken bir baktim, o grup duvara tezahurat
yaziyor. Allah dedim,cektim emaneti uzerlerine yurudum. On kisiydiler, dayak
yerim ama hic olmazsa bir ikisini iyilestiririm dedim ama beni gorunce
ocu gormus gibi kacamaya basladilar, bende arkalarindan. Meger benim
hemen arkamda Polis varmis, ben onlari kovaliyorum, kosuyorum, polis
hepimizin arkasindan kosuyor. Girdik bir cikmaz sokaga, cocuklar durdular,
elleri havada, ben hala bana teslim oldular diye havalardayim, Polis
arkadan isik tutunca uyandim, elimde emanet, kolum havada, megafondan "at
elindeki silahi" diye bagiriyor, ben kala kaldim. Icimden sictik simdi
dedim ama yirtariz. Cocuklar bilmem ne orgutunden, ben orada saf saf
bir adam, polis minibusunde Gayrettepeye vardik. Nezarete oturduk, gecmis
olsunlastik. Cocuklar duvara yazi yazacakalarmis meger, ben onlari ne
zannettim, guldum kendi kendime, bir an once salsalarda maca yetissem
diyorum hala. Nezarette cocuklardan ayrilip duvara yaslandim, sabah
oluyordu, sigara tuttu arkamdan biri. Uzandim aldim, hirsizmis, basilmis
evde salak. Durumu anlattim guldu bana. Rakip takimi tutuyormus, iyi
beklememissin maci nasilsa koyacaz size dedi. Agirima gitti zirtapoz
hirsizin lafi, koyum kafayi burnunun ustune, dagildi agzi burnu. Apar topar
cikardilar disari. Tehditler savurdu bana. Hadi lan ikile, kodumun
hirsizi dedim arkasindan. Sabah dokuz gibi sorguya aldilar teker, teker. Sira
bana geldi. Klasik sorgu odasi iste. Icim rahat, ifadeyi verip
gidecegim maca. Aaa, bir baktim bizim hirsizida aldilar odaya, oturdu karsimda.
Burnu tamponlu, sargi icinde. Noldu lan yetmedi dedim. Koltugunun
altindaki silahi gorunce yikildim. Sivilmis meger, nezaretten laf almaya
karismis, nasil yedim bu numarayi diye kendi kendime kizdim. Diger
cocuklari salmislar mahkemeye kadar, ama bizim kirik burun davasindan " memura
karsi koyma ve darptan" kalakaldik. Mac gitti, ama asil giden benim
hayatimdi. Asker ertesi gun darbe yapti. Memurun raporuna gore hala ben
orgut uyesi zanlisiydim. Darbenin ilk gunlerinde kurulan mahkemelere
cikartildim. Konusturmadilar bile. Sonrasi o kogus senin, bu kogus benim.
Her kogus derdimi anlattikca bana ajan muamelesi yaptilar. Bende
kimseyle konusmamaya basladim. Disarida hala bizim tribunden avukat cocuklar
ugrasiyormis ama yakalandigim grup cok sivriymis, cok vukuati varmis,
yirtamaz demisler. Bende bir umuttur bekliyorum iki yildir, ama su
gardiyanlara gicik oluyorum, ne oldugumu bildiklerinden ne zaman mac kaybetse
Beşiktaş abuk subuk hareket yapiyorlar, bende daliyorum, sonrasi
jandarma dayagi, biktim, agzimda dis kalmadi.Otobus otobani bitirmis, yola
doner donmez, mola vermisti. Yolcuya kalsa hikayenin devamini dinlemek
icinaltina isemeye raziydi. Ikide bir vah, vah diyor, yorum yapmak
istiyordu. Adam asagi indi, bir sigara yakti. Hava sogumaya baslamisti. Bagaj
sicakmidir,diye dusundu. Oluler usumezdi oysa.Caylarla birlikte ust
uste, hizli,hizli sigaralar icildi. Ananons yapildi,otobus mola yerinden
ayrildi. Merakli kulaklar dikildi, VCD'de oynayan filmi kimse seyretmez
olmustu. Adam devam etti. Mehdi'nin bir arkadasi olmustu artik. Ben.
Okumamisti, ama hayat onu yetistirmisti. Bize katil dedim ona. Anlamam o
islerden, sevmem o isleri dedi. Olsun vakit baska turlu gecmez, gel
otur aksamlari sende tartis bizimle dedim. Kogus sorumlumuza durumu
anlattim. Ajan olabilir dedi. Ben kefil oldum Mehdi'ye. Oturdu o aksam
bizimle. Kismetsiz Mehdi'nin ilk geceside sanssiz baslamisti aramizda. Okuma
yapilacakti. Zuladan kitaplar cikti. Herkes haril haril okumaya
basladi. Yan gozle Mehdi'yi seyrediyordum, okumak ne kelime, kitaba bakmiyordu
bile, sonra harita metodunu soktu kitabinin arasina, yine kendi
dunyasina daldi. Ama onu bekleyen bir supriz vardi ki, okunan kitabin bolumu
hakkinda tartisma yapilacakti geceyarisi. Okuma bitti. Bolum bolum
herkes kogus sorumlusunun sorudugu sorulara yanit veriyordu. Sira Mehdi'ye
geldi. Ben gozlerimi kapadim, cikacak cumbusu ve Mehdi'nin
sorumlulugunun bende oldugunu dusunerek basima gelecekleri dusunuyordum. Kogus
sorumlusu sordu " Mehdi,teoride yenilmek kisi benliginde ideolojiyi
zedelermi?" Ben yer yarilsada icine girsem diye dusunurken Mehdi girtlagini
temizledi, konusmaya basladi, kulaklarimi tikadim." Bir harekete taraf
olmak, eger ona aşk ile baglanmamissan sana kaçacak çok firsat birakir.
Insanin kendi dunyasi bencillik uzerine kuruludur.Benlik, bencillikten
turemistir. Teori diye tanimlanan hareket, insanin bencilligini
beslemezse kaybolur gider. Iste insanoglu harekete saygini yitirmemek icin aski
dogurmustur, beyninde ask olmazsa benlik yada bencillik, teoriyi
zorunluluk haline getirir.
yalniz bahtsizlar takilir. Parasi olmayanlarin kaderleri degismesede
yerlerinin degistigi bir baslangic, yada sondur burasi. Hele oglen kalkan
yada oglen ulasan otobuslerin yolcusuysaniz bu hayata sarilma
direncinizin ilk test yeri yine bu otogardir. Oglen ezani okunuyordu.Nisandi ama
hala kaskollara sarilmis insanlar,cigerlerinden cikan havayi kaskolun
icine ufleyerek isinmaya calisiyorlardi. Artvin'e gidecek otobus
yolculari sigaralarindan son bir firt cekip, otobusun basamaklarini
cikiyorlardi. Muavin bagaj kapaklarini kapatti, peron gorevlisi icerideki
yolculari sayip, kafasini arka kapidan uzatip bagirdi.
-22 numara, 22 numara....
22 numara yoktu. Tam o sirada bir ambulans yanasti yan perona.
Ambulanstan gÖzaltina kadar sakalli bir adam indi.Muavine el kol yapip otobusu
durdurdu.Muavin
-Bagaj var mi ?
Adam
-Yok,ama cenazem var
Dedi.
Muavin yikildi. Cunku agzina kadar dolu bagaji indirip, tekrara
yerlestirmek demekti bu. Peron zili çaldığı halde Artvin otobusu hala
bagajlarini topluyordu. Tabut orta kisma suruldu, ambulans sessizce
ayrildi yan perondan. Yolcular cama dayanmis, efkarli gozlerle izliyordu
olan biteni. Terden pembelesmis yuzuyle muavin adami buyur etti iceri,
otobus yola dustu. 22 numara yolcusunu merakla suzdu otobus. Musade
isteyip yerine oturdu.Yanindaki yolcu merakini kustu hemen,
-Allah rahmet eylesin, yakinin miydi ?
Adam dusundu uzun uzun,"Mehdi" benim neyim oluyor diye. Icini cekip,
-Kardesim di
Dedi.Otobus kopru uzerinden geciyordu. Adam icinden," Mehdi, son kez
hisset bogazi" diye gecirdi. Uzun yol basliyordu.Adam kitabini acip
okumak istiyordu ama yanındaki yolcu kipir kipirdi.Surekli icleniyor, vah
vah cekiyordu.
-Kac yasindaydi
Diye sordu yolcu. Adam,
-Tam olarak bilmiyorum, ama ben yaslarindaydi
-Yahu kardesim diyorsun yasini bilmiyorsun
Diyerek hayret dolu cikisti yolcu.
-Kardesim dediysem, oyle degil
Diye cevap verdi adam.
Ya nasil
Dedi yolcu.Uzun bir sohbet basliyordu, Otobus Istanbul sinirlarindan
cikarken.
-Mehdi'yi ilk kez hapishanede gardiyanlarla dovusurken gordum. Alt
koguslarda, 1980 fraksiyonunun koguslarinda kaliyordu. Orada kavaga
cikinca bizim kogusa postaladilar. 1980 fraksiyonu ile bizim kogusun
gorusleri ters oldugundan kimse yuzune bakmadi Mehdi'nin. En dipte benim
ranzanin sag altina yatirdilar onu. Birkac ay kimseyle konusmadi. Yemek
yapti, topladi,cay dagitti. Havalandirmada yalniz dolasirdi. Kogus
egitimlerimize katilmazdi, annamam oyle seylerden der kenara cekiilirdi.
Anladim ki fraksiyoncu filan degil. Bir harita metod defterine gazetelerden
resimler kesip yapitirirdi geceleri. Her kogus baskininda Jandarma o
defteri bulur yirtardi. Bizim zulayi bilmediginden her seferinde yeni
defter bulur, bir dahaki baskina kadar calismasina devam ederdi. Bir
sonraki baskin tiyosu geldiginde haline aciyip, defterini bizim zulaya attim.
Jandarma dosek altini acip defteri bulamayinca Mehdi hayretler icinde
kaldi. Ona aldigimi soylemedim, merak ediyordum cunku deftere neler
yapistirdigini. Herhalde kari kiz resimleridir, hela icin malzeme
yapiyorudur diye dusunuyordum. Oyle ya Jandarma bulur bulmaz paramparca ediyordu
defteri. Isiklar sonunce zuladan cikardim defteri. Gozlerime
inanamamistim. Kogusta kimsenin okumayip bir kenara attigi, ziyaretlerde don,
sigara sarilip getirilen, iase sandiklarinin uzerinde gelen ne kadar spor
sayfasi varsa ayiklanmis, iclerinden ne kadar Beşiktaş ile ilgili haber
varsa kesilip bu deftere yapistirilmisti. Resimlerin kimilerinin
uzerinde domates cekirdegi vardi, kimileri sonradan utu vurulup duzlestirimis
burusukluktaydi. Ama herbirinin altinda tarihi dusulmus, onemli
yerlerinin alti cizilmisti. Ilginc gelmisti bana Mehdi. Bir sabah yoklamasinda
yaninda durdum. Pantolunuma soktugum defteri arkadan sikistirdim eline.
Sasirdi. Cocuk gibi sevindi. Tesekkur etmek istedi, konusmadim onunla.
Ajan damgasi yiyebilirdim kogusta. Havalandirmada yolumu kesti."Sagol"
dedi. Sigara tuttum ona. Comeldik."Kimsin, necisin, neariyorsun
siyasilerin mapushanesinde"dedim."Vallahi bende bilmiyorum, necioldugumu bende
bilmiyorum" dedi Mehdi."Peki anlat o zaman" dedim.Kimseye demek yok
ama, soz mu" dedi."Soz" dedim.Eylul 80 yiliydi.Malumstad bir tane. Ulke
bir savas yasiyor ama bizimderdimiz kapaliyikaptirmama savasi. Aksamdan
yigildik, sabahliyoruzkapalinin kapisinda.Kimimizin koynunda sarap,
kiminde emanet, kimindeyarim somunekmek. Baskin yemeyelim diye ucer ucer
erketeye cikiyoruz Mackatarafina, Dolambahceye, spor sergiye. Ben gece uc
gibi Mackadayim.Motorcular geliyordu asagidan. Son seferinde karsidan
grup indirmis,numayis yapacaklarmis dikkat et dediler. Bickin
delikanliyiz ozamanlar,semtimizde numayise tahammulumuz yok elbet. Bir o
sokagadaliyorum, bir busokaga derken bir baktim, o grup duvara tezahurat
yaziyor. Allah dedim,cektim emaneti uzerlerine yurudum. On kisiydiler, dayak
yerim ama hic olmazsa bir ikisini iyilestiririm dedim ama beni gorunce
ocu gormus gibi kacamaya basladilar, bende arkalarindan. Meger benim
hemen arkamda Polis varmis, ben onlari kovaliyorum, kosuyorum, polis
hepimizin arkasindan kosuyor. Girdik bir cikmaz sokaga, cocuklar durdular,
elleri havada, ben hala bana teslim oldular diye havalardayim, Polis
arkadan isik tutunca uyandim, elimde emanet, kolum havada, megafondan "at
elindeki silahi" diye bagiriyor, ben kala kaldim. Icimden sictik simdi
dedim ama yirtariz. Cocuklar bilmem ne orgutunden, ben orada saf saf
bir adam, polis minibusunde Gayrettepeye vardik. Nezarete oturduk, gecmis
olsunlastik. Cocuklar duvara yazi yazacakalarmis meger, ben onlari ne
zannettim, guldum kendi kendime, bir an once salsalarda maca yetissem
diyorum hala. Nezarette cocuklardan ayrilip duvara yaslandim, sabah
oluyordu, sigara tuttu arkamdan biri. Uzandim aldim, hirsizmis, basilmis
evde salak. Durumu anlattim guldu bana. Rakip takimi tutuyormus, iyi
beklememissin maci nasilsa koyacaz size dedi. Agirima gitti zirtapoz
hirsizin lafi, koyum kafayi burnunun ustune, dagildi agzi burnu. Apar topar
cikardilar disari. Tehditler savurdu bana. Hadi lan ikile, kodumun
hirsizi dedim arkasindan. Sabah dokuz gibi sorguya aldilar teker, teker. Sira
bana geldi. Klasik sorgu odasi iste. Icim rahat, ifadeyi verip
gidecegim maca. Aaa, bir baktim bizim hirsizida aldilar odaya, oturdu karsimda.
Burnu tamponlu, sargi icinde. Noldu lan yetmedi dedim. Koltugunun
altindaki silahi gorunce yikildim. Sivilmis meger, nezaretten laf almaya
karismis, nasil yedim bu numarayi diye kendi kendime kizdim. Diger
cocuklari salmislar mahkemeye kadar, ama bizim kirik burun davasindan " memura
karsi koyma ve darptan" kalakaldik. Mac gitti, ama asil giden benim
hayatimdi. Asker ertesi gun darbe yapti. Memurun raporuna gore hala ben
orgut uyesi zanlisiydim. Darbenin ilk gunlerinde kurulan mahkemelere
cikartildim. Konusturmadilar bile. Sonrasi o kogus senin, bu kogus benim.
Her kogus derdimi anlattikca bana ajan muamelesi yaptilar. Bende
kimseyle konusmamaya basladim. Disarida hala bizim tribunden avukat cocuklar
ugrasiyormis ama yakalandigim grup cok sivriymis, cok vukuati varmis,
yirtamaz demisler. Bende bir umuttur bekliyorum iki yildir, ama su
gardiyanlara gicik oluyorum, ne oldugumu bildiklerinden ne zaman mac kaybetse
Beşiktaş abuk subuk hareket yapiyorlar, bende daliyorum, sonrasi
jandarma dayagi, biktim, agzimda dis kalmadi.Otobus otobani bitirmis, yola
doner donmez, mola vermisti. Yolcuya kalsa hikayenin devamini dinlemek
icinaltina isemeye raziydi. Ikide bir vah, vah diyor, yorum yapmak
istiyordu. Adam asagi indi, bir sigara yakti. Hava sogumaya baslamisti. Bagaj
sicakmidir,diye dusundu. Oluler usumezdi oysa.Caylarla birlikte ust
uste, hizli,hizli sigaralar icildi. Ananons yapildi,otobus mola yerinden
ayrildi. Merakli kulaklar dikildi, VCD'de oynayan filmi kimse seyretmez
olmustu. Adam devam etti. Mehdi'nin bir arkadasi olmustu artik. Ben.
Okumamisti, ama hayat onu yetistirmisti. Bize katil dedim ona. Anlamam o
islerden, sevmem o isleri dedi. Olsun vakit baska turlu gecmez, gel
otur aksamlari sende tartis bizimle dedim. Kogus sorumlumuza durumu
anlattim. Ajan olabilir dedi. Ben kefil oldum Mehdi'ye. Oturdu o aksam
bizimle. Kismetsiz Mehdi'nin ilk geceside sanssiz baslamisti aramizda. Okuma
yapilacakti. Zuladan kitaplar cikti. Herkes haril haril okumaya
basladi. Yan gozle Mehdi'yi seyrediyordum, okumak ne kelime, kitaba bakmiyordu
bile, sonra harita metodunu soktu kitabinin arasina, yine kendi
dunyasina daldi. Ama onu bekleyen bir supriz vardi ki, okunan kitabin bolumu
hakkinda tartisma yapilacakti geceyarisi. Okuma bitti. Bolum bolum
herkes kogus sorumlusunun sorudugu sorulara yanit veriyordu. Sira Mehdi'ye
geldi. Ben gozlerimi kapadim, cikacak cumbusu ve Mehdi'nin
sorumlulugunun bende oldugunu dusunerek basima gelecekleri dusunuyordum. Kogus
sorumlusu sordu " Mehdi,teoride yenilmek kisi benliginde ideolojiyi
zedelermi?" Ben yer yarilsada icine girsem diye dusunurken Mehdi girtlagini
temizledi, konusmaya basladi, kulaklarimi tikadim." Bir harekete taraf
olmak, eger ona aşk ile baglanmamissan sana kaçacak çok firsat birakir.
Insanin kendi dunyasi bencillik uzerine kuruludur.Benlik, bencillikten
turemistir. Teori diye tanimlanan hareket, insanin bencilligini
beslemezse kaybolur gider. Iste insanoglu harekete saygini yitirmemek icin aski
dogurmustur, beyninde ask olmazsa benlik yada bencillik, teoriyi
zorunluluk haline getirir.