Mehmet Erhan
05-04-2008, 19:49
105 yıllık şanlı tarihiyle övündüğümüz Beşiktaş. Kimliği, ruhu ile hayatımızın tam ortasında yerini almış Beşiktaş. Siyahı ile beyazını ölümle yaşama benzettiğimiz Beşiktaş. Şimdilerde eski zamanlarını yad ettiğimiz, geleceğine en karamsar ruh halimizle baktığımız Beşiktaş.
Peki biz neresindeyiz Beşiktaş’ın?
Şeref Bey’deki her maçı sevgilisine hasret aşık gibi özlemle bekleyip, maç sabahı erkenden semte inip, siyah beyaz bayrakları, formaları, atkıları görüp damarlarındaki kanın daha fazla pompalandığını hisseden, hayat denen bilinmezi Dolmabahçe yollarında çözenler neresinde Beşiktaş’ın?
Kapalıya ilk adımını attığı andan itibaren sahadaki siyah beyaz forma, dilindeki tezahürat, omuz omuza durduğu Beşiktaşlı can kardeşleri hariç hayatına dair ne varsa unutan, 90 dakika bitene kadar boğazını yırtan, sahadakini üzerindeki siyah beyaz formanın hakkını vermesi için ölümüne destekleyenler neresinde Beşiktaş’ın?
Topun vücudun neresiyle oynandığına bakmaksızın, mekan ve zaman gözetmeksizin sırf siyah beyaz forma aşkına Beşiktaş’ı her koşulda takip eden, maaşından, haftalığından, aylığından arttırdığını, aç kalmayı göze alıp, onlarca saatlik yolculukları göze alıp siyah beyaz formayı giyen çocuklar yalnız kalmasın diye kendini, kendi hayatını bir kenara bırakanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Kongre zamanlarına yakın ortaya çıkıp, kaos dönemlerinin simsarlığını yapanlar, grupçuluk psikozuna girip, Beşiktaş’tan önce ben diyenler, koltuk kavgalarının en ateşlisini verenler neresinde Beşiktaş’ın?
Doğrular az, yanlışlar gün gibi ortadayken oturdukları yerlerden hiçbir şey yapmayanlar, asli görevlerini unutup bu görevleri, amaçları sadece Beşiktaş’ı her koşulda desteklemek olanlara yıkanlar, oluşturdukları kurullarda küçük hesaplar peşinde koşanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Kendilerini ileri gelen sayıp, milyonlarca taraftarı olan Beşiktaş’ın kaderine yön çizme hakkını kendilerinde görenler fakat senelerdir o sorumluluğu üstlenmeye korkanlar, Beşiktaş’ın durumunu görüp de kılını kıpırdatmayanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Bilmedikleri sadece sandıkları olaylar üzerine dedikodu mantığında eleştiriler yapanlar, çamur atıp izinin kalmasını beklemeden bir başka bataklığa doğru yol alanlar, sokaklar ve tribünler oradayken dijital ortamın rahatlığından vazgeçemeyenler neresinde Beşiktaş’ın?
Hayatlarını Beşiktaş’a adayanlar, bir ömür Beşiktaş’la yaşayıp Beşiktaş için ölenler, tüm sevgileri bir kenara bırakıp kalplerinin tüm kapılarını sadece Beşiktaş’a açanlar, karşılıksız ve koşulsuz Beşiktaş’a bağlananlar neresinde Beşiktaş’ın?
Zaman bir masal kahramanının gelip bizi kurtarmasını bekleme zamanı veya kısa ve geçici çözümlerle günü kurtarma zamanı değil Beşiktaş için kalıcı çözümler üretme zamanıdır. Zaman ben Beşiktaşlıyım diyen herkesin şapkasını önüne koyup, özeleştiri yapması, sebep-sonuç ilişkisini iyi kurup, hastalıklı yapının kaynağının neresi olduğunu iyice analiz etme zamanıdır. Zaman Beşiktaşlıların Beşiktaş’ın neresinde olduklarını iyice belirlemeleri zamanıdır. Bu sevda sokaklarda, tribünlerde, statlarda yaşanmaya devam mı edecek yoksa modern dünyanın bizlere dayattığı rahatlığa ve icraatsızlığa teslim mi olacak?
Peki biz neresindeyiz Beşiktaş’ın?
Şeref Bey’deki her maçı sevgilisine hasret aşık gibi özlemle bekleyip, maç sabahı erkenden semte inip, siyah beyaz bayrakları, formaları, atkıları görüp damarlarındaki kanın daha fazla pompalandığını hisseden, hayat denen bilinmezi Dolmabahçe yollarında çözenler neresinde Beşiktaş’ın?
Kapalıya ilk adımını attığı andan itibaren sahadaki siyah beyaz forma, dilindeki tezahürat, omuz omuza durduğu Beşiktaşlı can kardeşleri hariç hayatına dair ne varsa unutan, 90 dakika bitene kadar boğazını yırtan, sahadakini üzerindeki siyah beyaz formanın hakkını vermesi için ölümüne destekleyenler neresinde Beşiktaş’ın?
Topun vücudun neresiyle oynandığına bakmaksızın, mekan ve zaman gözetmeksizin sırf siyah beyaz forma aşkına Beşiktaş’ı her koşulda takip eden, maaşından, haftalığından, aylığından arttırdığını, aç kalmayı göze alıp, onlarca saatlik yolculukları göze alıp siyah beyaz formayı giyen çocuklar yalnız kalmasın diye kendini, kendi hayatını bir kenara bırakanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Kongre zamanlarına yakın ortaya çıkıp, kaos dönemlerinin simsarlığını yapanlar, grupçuluk psikozuna girip, Beşiktaş’tan önce ben diyenler, koltuk kavgalarının en ateşlisini verenler neresinde Beşiktaş’ın?
Doğrular az, yanlışlar gün gibi ortadayken oturdukları yerlerden hiçbir şey yapmayanlar, asli görevlerini unutup bu görevleri, amaçları sadece Beşiktaş’ı her koşulda desteklemek olanlara yıkanlar, oluşturdukları kurullarda küçük hesaplar peşinde koşanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Kendilerini ileri gelen sayıp, milyonlarca taraftarı olan Beşiktaş’ın kaderine yön çizme hakkını kendilerinde görenler fakat senelerdir o sorumluluğu üstlenmeye korkanlar, Beşiktaş’ın durumunu görüp de kılını kıpırdatmayanlar neresinde Beşiktaş’ın?
Bilmedikleri sadece sandıkları olaylar üzerine dedikodu mantığında eleştiriler yapanlar, çamur atıp izinin kalmasını beklemeden bir başka bataklığa doğru yol alanlar, sokaklar ve tribünler oradayken dijital ortamın rahatlığından vazgeçemeyenler neresinde Beşiktaş’ın?
Hayatlarını Beşiktaş’a adayanlar, bir ömür Beşiktaş’la yaşayıp Beşiktaş için ölenler, tüm sevgileri bir kenara bırakıp kalplerinin tüm kapılarını sadece Beşiktaş’a açanlar, karşılıksız ve koşulsuz Beşiktaş’a bağlananlar neresinde Beşiktaş’ın?
Zaman bir masal kahramanının gelip bizi kurtarmasını bekleme zamanı veya kısa ve geçici çözümlerle günü kurtarma zamanı değil Beşiktaş için kalıcı çözümler üretme zamanıdır. Zaman ben Beşiktaşlıyım diyen herkesin şapkasını önüne koyup, özeleştiri yapması, sebep-sonuç ilişkisini iyi kurup, hastalıklı yapının kaynağının neresi olduğunu iyice analiz etme zamanıdır. Zaman Beşiktaşlıların Beşiktaş’ın neresinde olduklarını iyice belirlemeleri zamanıdır. Bu sevda sokaklarda, tribünlerde, statlarda yaşanmaya devam mı edecek yoksa modern dünyanın bizlere dayattığı rahatlığa ve icraatsızlığa teslim mi olacak?