Orijinalini görmek için tıklayınız : Onlar daha becerikliydiler 04.10.07
Hasret Ergül
10-04-2007, 09:11
Tribünler son haftaların, “Vurdum duymaz” takımını coşturmak için elinden geleni yapıyordu. Onlar da bu maçın kaybedilmesinin, Avrupa’ya çok erken bir elveda anlamı taşıyacağını biliyordu. Korkaklıkla suçlanan teknik direktör Ertuğrul Sağlam, derbinin tam aksine daha ofansif ve agresif oyunculardan kurulu bir takım sürmüştü.
Maçın başındaki cılız Beşiktaş atağının dışında mücadelenin ilk 20 dakikasında futbol adına çok önemli bir şey yoktu. Ancak daha sonra Kartal, olumlu sinyaller vermeye başladı. Bobo ve İbrahim Toraman’ın kaçırdığı pozisyonlar, “Kartal gol gol gol” diye inleyen tribünleri iyice hareketlendirdi. Rakip adına da Quaresma top ayağındayken futbol adına sahalarda nadir görünen güzellikler sunuyordu.
İkinci yarının ilk 5 dakikasının ardından Beşiktaş, patlayan bir balon gibi bir anda söndü. Bu andan sonra Porto, sahaya daha iyi yayılarak oyuna hakim olmaya başladı. Beşiktaş’ın top hareket halindeyken hiçbir planı yok gibi... Tüm gol arama çabası, Tello’nun duran topları kaleye şişirmesinden ibaret. Dün gece geçmişe oranla biraz daha arzu ve istek vardı. Ancak özellikle hücumda üretkenlik ‘yine yok’ denecek kadar azdı. Zaten Beşiktaş kenar yönetimi, iyice kronikleşmeye başlayan hastalığa çözüm bulamıyor. Bir takım düşünün 4’ü lig olmak üzere son 6 resmi maçında santrforları sadece bir gol atabilsin.
Porto’nun 90+2’de umutları söndüren golü ve kazandıkları üç puanı çok hak ettiklerini söyleyemeyiz, ama onlar daha becerikliydiler.
Kaan Bora kbora@fanatik.com.tr
Hasret Ergül
10-04-2007, 09:12
Ertuğrul Sağlam’ın sezon başındaki amacı mümkün olduğunca kadrosunda hazır oyuncu bulundurmaktı. Ama bir sezonun daha 4’te 1’i dolmadan, bırakın ideal onbirin dışında hazır olması gerekenleri, omurganın esas oyuncuları bile çok çabuk havlu attılar. Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi arenasında oynamak için hiçbir hazırlığı olmayan bir ekip. Dünkü maçın özellikle de ikinci yarısı bunu belgeledi. Porto, müthiş başarılı günlerinin şu an çok uzağında... Önce belki isminden çekinmek doğal karşılanabilirdi ama maçın ilerleyen bölümlerinde onların kapasitesini ölçmeniz lazımdı. Beşiktaş’ın, pozisyonlar bulduğu ilk yarının ardından ikinci yarıda özellikle de rakibin savunmasını gözüne kestirmiş olması gerekirdi. Ama gördük ki; ikinci 45. dakikanın başlamasından itibaren oyundaki skora razı olan, zihinsel ve fiziksel eksikliğini bildiğinden olsa gerek, ne hücum presi ne de boş alanları değerlendirmede yeterli bir Beşiktaş izleyebildik. Baskı gerekirdi, pres gerekirdi, denenmedi bile.
Bu kez Ertuğrul Sağlam’ın ofansif ağırlıklı kadro seçimi rahatlıkla oyunu kanatlardan karşı kaleye taşıyacak tasarımdaydı. Ama İbrahim Akın, Tello ve İbrahim Üzülmez’in kanadına fazla gelmişti adeta. Ne duracağı ne de koşu yapacağı alanları belirleyebildi. Aynı şekilde Serdar Özkan da sağ kanadı kullanmaya hiç yanaşmadı.
İkinci yarı da sadece Higuain’in girdiği tek pozisyonla sınırlı kaldı. Oysa Beşiktaş’ın oyundan düşmesini, Porto teknik direktörü de kaçırmadı. Santrafor Adriano’yu oyuna alıp galibiyeti istedi. Son saniyelerde de olsa altın değerindeki 3 puanı alıp gitti. Herkesin gözü Quaresma’dayken, biz görev anlayışı ve organizasyon becerisi ile Assunçao’ya takıldık.
Basri Baykoç bbaykoc@fanatik.com.tr
Hasret Ergül
10-04-2007, 09:14
Şampiyonlar Ligi’nin gruptan çıkış anahtarı; kendi sahanda galip gelip, dışarıdan puan almaktır. Marsilya’daki kayıp, Beşiktaş’ın ‘Porto maçından mutlak galibiyetle ayrılmasını gerektirir’ tablo ortaya çıkarınca, Kartal buna uygun plan ve istekle İnönü’de sahadaydı.
İki Serdar’la sağ, Üzülmez, Tello ile sol kanatı kapatarak Ertuğrul hoca, Porto’ya bildiği ve sevdiği kanat bindirmeleri ile oynama imkanı vermedi. İbrahim Akın tercihi, Tello’nun öne daha rahat çıkışını sağladı. Dengeli geçen ilk 10 dakikanın sonrasında özellikle Cisse’nin en iyi performansıyla oynaması, Üzülmez ve Serdar Kurtuluş’un kontrollü müdahaleleri ve topları oyuna olumlu sokmaları, Tello ve Serdar Özkan’ın Porto üzerinde kurduğu baskı, ilk yarıda pozisyon zenginliğini ve oyun hakimiyetini Beşiktaş’a getirdi. Kurtuluş-Cisse-Bobo-Toraman mutlak gol şanslarını değerlendirebilseler, akıtılan terin karşılığı alınmış olacaktı. Porto iyi bir takım, gruptaki son şampiyon. Önde baskıyı tek tek değil, takım olarak yapıyorlar. Bu da Beşiktaş’ın geriden oyun kurmasını zorlaştırdı. Delgado ortaya çıkıp, mesuliyet alıp atacağı paslarla bu baskıyı bozmalıydı, bunu yapmadı. Takım savunmasını iyi yapan Porto’yu, Kartal terse açtığı uzun toplarla hep dengesini bozarak yakalayabilirdi. Bunu da yapmayınca Porto gol yolunda etkili olmasa da, kalesini garantiye alabildi. İki kaş, bir kaburga, bir de Kurtuluş bu savaştan arda kalanlar olurken, bu pozisyonlarda sarı kart çıkmadı. Erken sakatlıklar, Ertuğrul hocayı zora soktu. Unutulmamalı ki Şampiyonlar Ligi üst düzey kalite gerektiriyor. Bulduğunu atamazsan, hem para hem maç gidiyor.
Gecenin tesellisi ‘helal olsun’ dedirtecek futbol, üzüntüsü ise Devler Ligi’ne veda idi.
Can Çobanoğlu ccobanoglu@fanatik.com.tr
Hasret Ergül
10-04-2007, 09:14
Bu yazıyı 85. dakikada verdim. Ben, skoru değil, oyunu yazdım. Ama 85. dakikadan sonra, başta 90+2 dakika olmak üzere yaşananlar pek hoş değildi.
Bu tür maçlarda iki, bilemedin üç pozisyon yakalarsın. Toraman, Higuain ve Bobo...Olmayınca olmuyor. Demek dün top da Kartal’ı sevmedi.
Beşiktaş taraftarı Hakan’a niye bağırıyor anlamadım. Bütün aut atışlarında çocuğu maymuna çevirdiler. Vurduğu topların hepsi duvara çarpmış gibi geri geliyor. Ne yapsın!
Zaten dün, topu ayağına alan, “Top benden gitsin de nereye giderse gitsin” diye devamlı vurdu.
Ama vurdukları top, maalesef istenilen yerlere değil, hep rakipte. 15. ve 45’inci dakikalarda Beşiktaş sahada, gerisi yalan. Gerisi var da..!
Dün gece üç tane zayıf halka vardı. Delgado, Serdar Özkan ve İbrahim Akın, bir de çıkana kadar Bobo yerden kalkmadılar. Anlayın siz dün İnönü’deki çileyi. Lütfen, başta Ertuğrul Sağlam olmak üzere, Allah aşkına Serdar Özkan ve Serdar Kurtuluş niçin önlü arkalı oynamıyor? Bakın sezon başından beri Beşiktaş’a iyi denildiği dönemlere, hep bu ikili önplandaydı. Zaten Beşiktaş kenarlara topu taşıyabildiği müddetçe pozisyonları bulabiliyor. Çünkü; orta alandaki Serdar, Cisse, Delgado ve Tello tenis maçı oynar gibi müsabakayı bitirdiler, hoş da olmadı. Çünkü Beşiktaş oyunu, kalecisi Hakan ve defansı ile Porto defansı arasında geçirdi. Şunu abartmadan söyleyebilirim. Özellikle orta saha oyuncuları iyi oldukları anlarda, kendi arkadaşlarından daha rahat rakipten top alıyorlardı. Asıl üzüntüm ne biliyor musunuz? Sanki tribünler ve saha bir kıvılcım bekliyordu. Ligin başı, daha doğrusu sezon başı, eğer taraftar ve takım arasında şimdiden ipler koparsa vay ki vay...
Yemen Ekşioğlu yeksioglu@fanatik.com.tr
Nihal Aslan
10-04-2007, 09:27
kız hasret dokturmussun gene ama ben yınede dıorum kı marsılya macındakı spıkerden alıntıdır ruzgar ters estı yoksaaaaaaaaaaa :) tabıkıde 3 puanı haketmedıler ama becerıklıde deıldırler bence ole buyuk bı takım goremedım sahada oynayan ben bılmıorum yane
vBulletin v3.7.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.