Kemal Arıcıoğlu
04-03-2008, 17:10
Özledim Seni Selahattin Amca
2007 ocak ayında yazılmış yazımdır.
aradan geçen 15 ay sonunda bir değişiklik gören varsa beri gelsin..
yaş 27 oldu (Şimdi 28)
pek de şampiyonluk gördüğüm söylenemez
ha bu mudur kıstas Beşiktaşı sevmem de
Kesinlikle hayır.
İlkokulu bir köyde okudum. Bir bakkalımız vardı Selahattin amca.
Köyün veletleri olarak okuldan sonra oraya giderdik.
Kaptırdı kapıyı bir vhs koyardı videoya.
Beşiktaşın maçlarını izlerdik.
gol olur goller olurdu
-Selahattin amca bu kim?
-Ali
-Selahattin amca bu kim?
-Metin
-Selahattin amca bu kim?
-Ulvi
-Selahattin amca bu kim?
-Kadir
ve sonunda bir şampiyonluk kutlaması vardı
elinde rakı bardağı olan bir adam
babam gibi
dedem gibi
-Selahattin amca bu kim?
-O mu? O başkan,baba,abi,adam gibi adam
Süleyman Seba...
bir ruh vardı o siyahta ve beyazda
çocuklar gibi sevinen gol atınca
eğilen başlar mağlup olunca
ağlayan gözler mutluluktan
bir abiler vardı bir de kardeşler birbirine saygısını hiç yitirmeyen
aradan tam 20 yıl geçmiş. 20 yıl..
hiçbir şampiyonluğu önemsemedim
tek bildiğim Beşiktaşlı oluşum ve bir duruşumun olması gerektiği idi.
Seba gitti, dertler başladı.
tribünde -alakalı yada alakasız- adam öldü
kavgalar çıktı oyuncular arasında
değerlerim tek tek kiraya verildi cola turka sponsorlarında
Beko dan gelen parayı bile sallamıyordum
beko yazan nereye baksam Beşiktaş geliyordu aklıma.
Beko demek Beşiktaş demekdi benim için..
değerlerim kiraya veriliyordu açık artırma usulu ile..
benim dedem gibi babam gibi olan adamdan sonra gelen:
-Paranız yoksa BJK Yönetimine giremezsiniz
diyordu
Ama 20 yıl önce paramız yoktu ki bizim
Selahattin amca verirdi çikolataları, şekerleri
imzalı Rıza, metin şifo resimlerini...
Televizyonumuz da yoktu
Selahattin amca vhs den geçerdi bize maçları
değerlerim tek tek hor görüldü küreselleşti
utanmak şimdi ayıp oldu
arsız olmak ise marifet
bizim köye dondurmacı gelince zıplardık üstüne külahların tamam da bu amcalar neden şimdi zıplıyorlar külah görünümlü mikrofonların üzerine
ben küçükken köyde utanırdık, ayıp nedir bilirdik
belki çocukluktan Beşiktaşlı olmama yorardım efendi gibi durma gayretimi
Selahattin amca öyle derdi
Sen Beşiktaşlısın ağırbaşlı ol saygılı ol derdi
değerlerim kendi başkanım tarafından borsaya açıldı
en spekülatifinden
ben ağlamadım hiç bir fenerbahçe galatasaray beraberliğine
benim Selahattin amcam da Seba dedem,babam da..
Benim kulubumu temsil eden başkan ağladı
ne varsa bunda
yenilmek de var yenmek de derdi Selahattin amca bize...
her zaman tek üzüldüğüm vardı
Beşiktaş Beşiktaş gibi olmalıydı
Beşiktaş bir duruş, bir semboldu bende.
Yoksa ne alakam olurdu manisanın bir köyünde
İstanbulun bir semt takımıyla..
Modernize olmalı biraz
Tüpü bırakmalı
Doğalgaza geçmeli..
Selahattin amcam öyle derdi.
2007 ocak ayında yazılmış yazımdır.
aradan geçen 15 ay sonunda bir değişiklik gören varsa beri gelsin..
yaş 27 oldu (Şimdi 28)
pek de şampiyonluk gördüğüm söylenemez
ha bu mudur kıstas Beşiktaşı sevmem de
Kesinlikle hayır.
İlkokulu bir köyde okudum. Bir bakkalımız vardı Selahattin amca.
Köyün veletleri olarak okuldan sonra oraya giderdik.
Kaptırdı kapıyı bir vhs koyardı videoya.
Beşiktaşın maçlarını izlerdik.
gol olur goller olurdu
-Selahattin amca bu kim?
-Ali
-Selahattin amca bu kim?
-Metin
-Selahattin amca bu kim?
-Ulvi
-Selahattin amca bu kim?
-Kadir
ve sonunda bir şampiyonluk kutlaması vardı
elinde rakı bardağı olan bir adam
babam gibi
dedem gibi
-Selahattin amca bu kim?
-O mu? O başkan,baba,abi,adam gibi adam
Süleyman Seba...
bir ruh vardı o siyahta ve beyazda
çocuklar gibi sevinen gol atınca
eğilen başlar mağlup olunca
ağlayan gözler mutluluktan
bir abiler vardı bir de kardeşler birbirine saygısını hiç yitirmeyen
aradan tam 20 yıl geçmiş. 20 yıl..
hiçbir şampiyonluğu önemsemedim
tek bildiğim Beşiktaşlı oluşum ve bir duruşumun olması gerektiği idi.
Seba gitti, dertler başladı.
tribünde -alakalı yada alakasız- adam öldü
kavgalar çıktı oyuncular arasında
değerlerim tek tek kiraya verildi cola turka sponsorlarında
Beko dan gelen parayı bile sallamıyordum
beko yazan nereye baksam Beşiktaş geliyordu aklıma.
Beko demek Beşiktaş demekdi benim için..
değerlerim kiraya veriliyordu açık artırma usulu ile..
benim dedem gibi babam gibi olan adamdan sonra gelen:
-Paranız yoksa BJK Yönetimine giremezsiniz
diyordu
Ama 20 yıl önce paramız yoktu ki bizim
Selahattin amca verirdi çikolataları, şekerleri
imzalı Rıza, metin şifo resimlerini...
Televizyonumuz da yoktu
Selahattin amca vhs den geçerdi bize maçları
değerlerim tek tek hor görüldü küreselleşti
utanmak şimdi ayıp oldu
arsız olmak ise marifet
bizim köye dondurmacı gelince zıplardık üstüne külahların tamam da bu amcalar neden şimdi zıplıyorlar külah görünümlü mikrofonların üzerine
ben küçükken köyde utanırdık, ayıp nedir bilirdik
belki çocukluktan Beşiktaşlı olmama yorardım efendi gibi durma gayretimi
Selahattin amca öyle derdi
Sen Beşiktaşlısın ağırbaşlı ol saygılı ol derdi
değerlerim kendi başkanım tarafından borsaya açıldı
en spekülatifinden
ben ağlamadım hiç bir fenerbahçe galatasaray beraberliğine
benim Selahattin amcam da Seba dedem,babam da..
Benim kulubumu temsil eden başkan ağladı
ne varsa bunda
yenilmek de var yenmek de derdi Selahattin amca bize...
her zaman tek üzüldüğüm vardı
Beşiktaş Beşiktaş gibi olmalıydı
Beşiktaş bir duruş, bir semboldu bende.
Yoksa ne alakam olurdu manisanın bir köyünde
İstanbulun bir semt takımıyla..
Modernize olmalı biraz
Tüpü bırakmalı
Doğalgaza geçmeli..
Selahattin amcam öyle derdi.