Hasret Ergül
12-11-2007, 09:03
Tarih 9 Aralık 2003... Beşiktaş’ın, Lucescu yönetiminde göz kamaştırıcı oyunlar oynadığı günler... O gece Şampiyonlar Ligi’nde rakip Chelsea... Siyah-Beyazlı takımın, daha önce Londra’da 2-0 mağlup ettiği İngiliz ekibinden İnönü’de 1 puan alması, ikinci tura çıkmasına yetecek. Hatta mağlubiyet halinde bile şansı var.
Fakat beklenen olmuyor ve Beşiktaş, evinde Chelsea’ye boyun eğerken, Prag’dan taraftarı kahreden haber geliyor. Sparta, Kincl’ın 90+3’teki golüyle Lazio’yu yenip, ikinci tura sıçramış. Oysa maç berabere bitse, iki takım da Şampiyonlar Ligi’ne veda edecekti.
Siyah-Beyaz’a gönül verenlerin tarih yazılmasını beklediği o gece, belki de kulüp için sonun başlangıcı oldu, kim bilir?
O dönemde 100. yıl şampiyonluğunun getirdiği zafer sarhoşluğunu yaşayan Beşiktaş için ‘Türkiye standartlarının üzerinde oynuyor’ deniyordu. Ama takımın Avrupa’ya havlu atması, ligde de 11 puanlık avantajı yitirerek, şampiyonluğu kaptırması yalnızca birkaç ay aldı. Bir çöküştü bu...
Aradan geçen 4 yılda, Beşiktaş’ta 4 teknik adam değişti.
Gidip gelen futbolcuların sayısını, kulübün muhasebecisi bile bilmez herhalde!
104 yaşındaki kulüp, şimdi bir kez daha tarihin kapısını tıklatıyor. Bu gece Porto’da kazanırsa, Avrupa’daki en parlak sonucu almış, daha önce hiç yapılamayanı yapmış olacak.
Aslında İstanbul’daki maçta son dakikalarda Higuain’le yakaladığı fırsatı kullanabilse, Queresma’nın 90+2’deki golüne izin vermese sahadan 3 puanla ayrılmış ve bu geceki maçı formaliteye çevirmişti Siyah-Beyazlılar... Olmadı. Şimdi galibiyeti aslanın ağzından kapmak zorundalar.
Avrupa Kupaları’nın tecrübeli ekibi Porto’nun maçı kaybetmesi halinde elenecek olması, Beşiktaş’ın en büyük dezavantajı. Rakip, seyircisinden oyuncusuna, masöründen futbolcusuna, konsantrasyonunu hiç yitirmeyecek ve hırslı oynayacak. Kısaca, bir futbol mucizesi gerekiyor. Ama tarihin sayfaları sayısız mucizeyle dolu (Kincl’ın golü bunlardan biri değil miydi?) Bir yenisi neden bu gece yazılmasın?
Yiğiter Uluğ
Fakat beklenen olmuyor ve Beşiktaş, evinde Chelsea’ye boyun eğerken, Prag’dan taraftarı kahreden haber geliyor. Sparta, Kincl’ın 90+3’teki golüyle Lazio’yu yenip, ikinci tura sıçramış. Oysa maç berabere bitse, iki takım da Şampiyonlar Ligi’ne veda edecekti.
Siyah-Beyaz’a gönül verenlerin tarih yazılmasını beklediği o gece, belki de kulüp için sonun başlangıcı oldu, kim bilir?
O dönemde 100. yıl şampiyonluğunun getirdiği zafer sarhoşluğunu yaşayan Beşiktaş için ‘Türkiye standartlarının üzerinde oynuyor’ deniyordu. Ama takımın Avrupa’ya havlu atması, ligde de 11 puanlık avantajı yitirerek, şampiyonluğu kaptırması yalnızca birkaç ay aldı. Bir çöküştü bu...
Aradan geçen 4 yılda, Beşiktaş’ta 4 teknik adam değişti.
Gidip gelen futbolcuların sayısını, kulübün muhasebecisi bile bilmez herhalde!
104 yaşındaki kulüp, şimdi bir kez daha tarihin kapısını tıklatıyor. Bu gece Porto’da kazanırsa, Avrupa’daki en parlak sonucu almış, daha önce hiç yapılamayanı yapmış olacak.
Aslında İstanbul’daki maçta son dakikalarda Higuain’le yakaladığı fırsatı kullanabilse, Queresma’nın 90+2’deki golüne izin vermese sahadan 3 puanla ayrılmış ve bu geceki maçı formaliteye çevirmişti Siyah-Beyazlılar... Olmadı. Şimdi galibiyeti aslanın ağzından kapmak zorundalar.
Avrupa Kupaları’nın tecrübeli ekibi Porto’nun maçı kaybetmesi halinde elenecek olması, Beşiktaş’ın en büyük dezavantajı. Rakip, seyircisinden oyuncusuna, masöründen futbolcusuna, konsantrasyonunu hiç yitirmeyecek ve hırslı oynayacak. Kısaca, bir futbol mucizesi gerekiyor. Ama tarihin sayfaları sayısız mucizeyle dolu (Kincl’ın golü bunlardan biri değil miydi?) Bir yenisi neden bu gece yazılmasın?
Yiğiter Uluğ