PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yemen Ekşioğlu


Bülent Girgin
07-12-2008, 09:02
http://foto.fanatik.com.tr/Yazarlar//yemeneksioglu.jpg

Gözünüz aydın!


12.07.2008

Seven sevmeyen herkesin gözü aydın olsun. Minik takım 50 kişi. Mini Minikler 80 kişi. U14 30 kişi. U15 30 kişi. U16 30 kişi. DSG Ligi 25 kişi. Akademi Ligi-U14 ve U15 50 kişi ve ara gruplar... Toplam PAF takımı hariç 295 Beşiktaş öz kaynak düzeni, lisanslı sporcuları sokakta kalmıştır. İlgililere duyurulur! Şan Ökten'in kemikleri sızlayacak. Şu anda mezarında olduğu gibi, yapayalnız. İçeride hiç bir çocuğun sesi yok. Hasan Doğan'ın da kemikleri sızlayacak. Silah zoruyla rahmetli Hasan Doğan'ın yapmış olduğu Fulya Suni Çim Sahası da elden gitti. Bu çocukların nereye gideceği de meçhul. Feriköy Kulübü'nden Vural kardeşimize, Gençlerbirliği'nden Seyit Ateş kardeşimize, Ümraniye'den Recep kardeşimize, Selimiye Kulübü'nden İdris kardeşimize, Çekmeköy'den Metin kardeşimize telefon açarak rica değil, yalvarıyoruz. 'Ne olur bize kucak açın, sokakta kaldık, idman sahası verin' diye.
'Neden, niçin?' diye soruyorlar, 'yönetiminiz yok mu?' diyorlar. Var da, Halim Aydın'ın dışında (o da çaresiz) herkes işin tıkırında.
1 sene önceden belliydi bu olacaklar. Yalvararak sesimi duyurmaya çalıştım. Ama kulüpte bu işle ilgili arkadaşlar ya da yöneticiler, oradan buradan topladıkları müsvettelerle kitap basmayı, bu çocuklarımızın sokakta kalmasına seçtiler.
Sevgili divan başkanım. Senin ismin vardı Şan Ökten Tesisleri'ndeki binada. 5 yıldızlı otelin konferans salonunda alt yapıyı eleştireceğine, bir gün olsun Fulya'ya gelmedin. Geçen sene alt yapıdan gelen çocuklar, 11 tane resmi müsabaka oynadı. Bu sene Avusturya kampında bunlara 6 kişi daha eklendi. Bir kibrit çak günlerini bizzat yaşayan divan başkanımız, kurtuluşun burada olduğunu göremedi. İlk darbe de 2 gün önce yendi. Araba bulunamadığından, takımlar diğer sahalara gidemediğinden idmanları iptal oldu. Evet, gözünüz aydın. Artık ağzınıza dolamazsınız Beşiktaş Altyapısı'nı. Ama bilmelisiniz ki, bugünkü yönetim anlayışıyla ve bugünkü yönetimdeki bazı insanların kendi menfaatlerini Beşiktaş menfaatlerinin önünde tutmasından dolayı, Beşiktaş Altyapısı el açar hale gelmiştir. Kurtuluş altyapıdadır. Bu borç, ancak buraya yapılacak yatırımla azalır. Bu borç, kendi menfaatlerini kulüp menfaatinden önce tutmayanlar iş başına geldiğinde azalır.

Bülent Girgin
07-12-2008, 09:56
altyapiya neden önem verilsinki? bir zamanlar bilgili ne dedimisti : " ALT YAPIYLAMI UGRASACAGIM, BASARIM PARAYI ALIRIM HAZIR FUTBOLCUYU ! " bu yönetimde bilgilinin yolundan gidiyor , hatta dahada kötüsü alt yapiyi tamamen kapatacaklar böyle giderse !

Mehmet Erhan
07-12-2008, 09:59
sana katılmıyorum abi...sezon öncesi herkes tatil yaparken ertuğrul sağlam 37 tane genci idmana alıp çalıştırmaya başladı...ve bunlardan da geçen yıldan kalan genç futbolcular hariç hiç değilse 3 - 4 tanesini de a takıma alacak...bence bu altyapıya verilen önemi gösteriyor...haa oynatılırlar mı orasını bilemem tabi ama 1-2 tanesini bile kazansak kardır bizim için...

Bülent Girgin
07-12-2008, 10:06
sana katılmıyorum abi...sezon öncesi herkes tatil yaparken ertuğrul sağlam 37 tane genci idmana alıp çalıştırmaya başladı...ve bunlardan da geçen yıldan kalan genç futbolcular hariç hiç değilse 3 - 4 tanesini de a takıma alacak...bence bu altyapıya verilen önemi gösteriyor...haa oynatılırlar mı orasını bilemem tabi ama 1-2 tanesini bile kazansak kardır bizim için...

Minik takım 50 kişi. Mini Minikler 80 kişi. U14 30 kişi. U15 30 kişi. U16 30 kişi. DSG Ligi 25 kişi. Akademi Ligi-U14 ve U15 50 kişi ve ara gruplar... Toplam PAF takımı hariç 295 Beşiktaş öz kaynak düzeni, lisanslı sporcuları sokakta kalmıştır.

okudunmu mehmet? kaç çocuk sokakta kalmis? çocuklarin antrenman yapacak sahalari yok, çocuklarin antrenmana gidecek otobüsleri yok , böylemi altyapiya önem verilir?

Mehmet Erhan
07-12-2008, 10:13
yazıyı okudum tabi ama alt yapıya önem verilmiyor diyince paf takıma da önem verilmediğini de düşünüyorsun sandım...çünkü serdar bilgili o açıklamayı paf takımı için yapmıştı...oradaki rakamlar gerçekten korkunç derecede fazla...295 özkaynak sokakta kalıyorsa bu hakikaten bir yönetim boşluğudur...bunları ya başka takımların alt yapılarına göndermek gerekiyor ya da birilerinin baştakileri uyarıp bu gençleri takıma kazandırması gerekiyor...o da nasıl olacak göreceğiz...

Nuray Kurt
07-12-2008, 20:28
sinan engin'e söylesinler kulüp de tek yetkili o degil mi?o nasıl olsa halleder.biz bilemeyiz ki...

Bülent Girgin
07-12-2008, 22:00
sinan engin'e söylesinler kulüp de tek yetkili o degil mi?o nasıl olsa halleder.biz bilemeyiz ki...

gerçektende halletti yani :D 1 senede kulübü rezil etmeyi basardi ve utanmadan halada konusuyor !

Adnan Direnç
07-12-2008, 22:03
altyapiya neden önem verilsinki? bir zamanlar bilgili ne dedimisti : " ALT YAPIYLAMI UGRASACAGIM, BASARIM PARAYI ALIRIM HAZIR FUTBOLCUYU ! " bu yönetimde bilgilinin yolundan gidiyor , hatta dahada kötüsü alt yapiyi tamamen kapatacaklar böyle giderse !


bu yönetim bilgili nin yaptığını yapmaya çalışıyor ama nafile
bilgili kalite adamdan anlardı bunlarsa ceplerini doldurma derdin deler...

Bülent Girgin
08-04-2008, 11:41
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gif

Bugünlerde moda oldu, takım ruhu... Televizyonda Beşiktaş takımının çifte telli oynamaları, takım halinde sulu şakalar yapmaları, birlik beraberlik göstergeleri hoş görüntüler... Ertuğrul Sağlam’ın da “Son zamanlarda gördüğüm en iyi takım ruhuna sahip bir ekip haline geldik” demesi, işlerin yoluna girdiğinin göstergesi. Ben bunu 15 gün önce Türkiye Şampiyonu olan Beşiktaş Minik Takımı’nın ağabeylerine kupaları hediye ederken, ortaya çıkan atmosferden de hissettim. Gazete sayfalarına pek yansımamıştı. Çünkü prim getirmiyordu. Ama Beşiktaş için çok önemli bir görüntüydü. 2 bin takımın arasından gelip, finalde de Samsunspor’u 6-1 gibi farklı bir skorla yenerek şampiyon olan Beşiktaş Minik Takımı, ağabeyleriyle resim çektirmek isterken, gözlerindeki heyecan görülmeye değerdi. Rüştü’den eldiven alabilmek için kalecilerin peşinden koşturması, ardından Rüştü’nün PAF Takım ile de resim çektirirken eldivenlerini o çocuklara göndermesi, A Takım’da hiçbirinin yerlisi-yabancısı komplekse girmeden bu çocuklarla yarım saate yakın haşır-neşir olması, duygulu anlar yaşanması Beşiktaş’ta bir şeylerin yerine oturduğunun belgesiydi. Beşiktaşlılık ruhu ve duruşu işte buna diyoruz. Önemli olan o duruşa saygılı olmak.

Bakın, Beşiktaş Minik Takımı’nın Karasu’daki Türkiye Şampiyonası’nda finale kaldıktan bir gün önce ‘fahri’ ağabeyleri olarak etrafıma topladım, “Siz artık şampiyonsunuz. Yarın final maçını ister alın, ister almayın, önemli değil. Finale çıktınız ya, bu gururu yaşadınız ya artık siz şampiyonsunuz... Dileyin benden ne dilerseniz” dedim. 24 tane yavru kartal etrafımı sararak, başta kaptan Muhammet olmak üzere Ömer Faruk, Emircan, Ümit ve diğerleri hep bir ağızdan “Yemen amca biz buraya 24 kişi geldik. Arkadaşlarımızdan 6 kişi İstanbul’da kaldı. Bu gece bu arkadaşlarımızı kampa getirtip, yarınki maça onlarla beraber çıkmak istiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olur musunuz” demeleri, belki de 2 bin takım arasında verdikleri mücadelede yaşanan en hoş, en duygusal ve en tatlı andı. Ben de o gençleri kırmayıp, İstanbul’dan 6 arkadaşlarını Karasu’ya getirttim. Sezon başından beri birlikte olan arkadaşlar, geceyi de birlikte geçirdiler. Ve ertesi gün Samsunspor’a 6 gol atıp, Türkiye Şampiyonu oldular. İşte bu takım ruhuydu.
Finalin hediyesi neydi biliyor musunuz? Ağabeyleri Avusturya’da ‘sulu’ şaka yaparken, onlar da Karasu’da Aquapark’a gittiler. Bu sene minikten yukarıya kadar takım ruhu yakalanmıştır. Yeter ki yöneticiler Levent Erdoğan gibi çomak sokmasın.
Ertunç Soğancıoğlu, kulübün geleceğini düşünerek kombine satışı konusunda yetkili biri olarak konuşurken, diğer arkadaşı onu ofsayta düşürüyor. Eline ne geçti onu da bilmiyorum. Çok yazdım, Levent Ağabey bazı şeyler durduğu gibi değil. Lütfen konuşurken... Pardon hiç konuşma daha iyi. Çünkü takımı bozuyorsun.

Yemen Ekşioğlu

Ezel Özsipici
08-04-2008, 19:34
helal olsun valla yavru kartallara alt yapımızın bu sekilde olması cok sevindirici tabi yönetim burayıda bozmassa:)) yemen ekşioglunu pek sevmiyorum yazısında cok güzel seyler yazmıs ama karakartal forum zamanında sürekli taraftarı elestiriyordu..

Nuray Kurt
08-11-2008, 22:09
Beşiktaşlılık bu mu?
11.8.2008 fanatik gazetesi

1 haftadır en az 7-8 avukatla tanıştım. 4-5 büyüğümle de konuştum. Şu ballı seyahatlere giden, 5 yıldız otellerde kalan, ne uçak parası, ne otel parası, ne de bilet parası veren ne de Beşiktaş İnönü Stadı’na müsade etmeyen Anıtlar Kurulu’na yazacaklarım suç unsuru olur mu diye... Hem avukatlar, hem de büyüklerim dedi ki: Boşver, yazacakların da, televizyonda söyleceklerin de suç... Çok tazminat ödersin.
Tazminat ödemeye dünden razıyım ama o mahkeme kapılarında gidip gelmek var ya, hayatımda da hiç gitmedim o beni yorar. Kazanacağımı bilsem bile, yine de yorar. Bunları şunun için söyledim. Ayda 4 saat, yılda toplasan 50 saat kullanılmıyor Beşiktaş İnönü Stadı. Yapılan projeyi öyle maketlerde değil, bire bir mimarlık bürosunda gördüm ve inceledim. Şunu açıkca söylemek isterim; Beşiktaş İnönü Stadı’nın en uç tepesi, yani en yüksek yeri arkasında izin verilen plazanın temelini bile geçmiyor. Arkasındaki 30-40 katlı, ama temelini bile geçmiyor. Kaldı ki, tarihi eser dedikleri duvarın 50 metre gerisinden başlıyor stat. Duvar da korunuyor.
Yazımın başlığında Beşiktaşlılık bu mu derken, Galatasaray’ın Seyrantepe’deki stadı ile ilgili bürokratların yaptığı çabayı bilmeyen yok. En sonunda hatırı sayılır bir para kasaya girdi. Ve dönüyorum Fenerbahçe Stadı’na, hatta Dereağzı Tesisleri’ne. ‘İskan’ı’ yok hiç bör bölümünün. Fenerbahçe Stadı’ndaki sıkıntıyı en çok bilenlerden biriyim. Vallahi de, billahi de gözüm varsa gözüm çıksın. Fenerbahçe’ye de, Galatasaray’a da helal olsun. Ya Beşiktaş’ın bürokratları, başkanın etrafındaki yalakalar, bir taşın altına elinizi sokun. İşiniz sadece seyahatlerde, şurada burada boy göstermek mi? Çarşamba günü Bosna’ya gidiyorum. Sağolsun gazetem beni gönderiyor. Ancak o uçakta olan görevliler dışındaki bürokratlar, asalaklar ve bedavacıları hem bu hafta, hem de gelecek seyahatlerde birbir yazacağım. Bunlara yurt içi seyahatleri de dahil. Bu kızgınlığım İnönü Stadı’ndan daha çok, Beşiktaş’ın en çok faydalı çalışma alanı olan altyapının kalacak yeri kalmaması. Başkan son anda kendi cebinden ödemese, ‘konteynırlar’ hala alınmamış olacaklardı.. Ve ayıp olan da şu olacaktı; TFF, PAF takımı hariç altyapının çoğu maçlarını saha gösteremediğinden dolayı oynatamayacaktı, programlamayacaktı. Bu ayıpların en büyüğü değil mi? Eğer o ballı seyahatlere katılanlar bedelini ödemiş olsalardı, bugün ben de bu yazıyı yazmamış olacaktım. Bütün bürokratlarımıza sesleniyorum. İnönü Stadı Projesi 365 gün iş görecek hale gelecek. Buranın hayata geçmesi, Beşiktaş’ın geleceği demek. Lütfen bu konuda yönetime destek olun. Şampiyonluklar, şunlar bunlar gelip geçici. El oğlunun bürokratlarından örnek alın.

Yemen Ekşioğlu

Bülent Girgin
10-16-2008, 10:13
http://foto.fanatik.com.tr/YazarlarYeni/YEMEN_EKSIOGLU.gif
Aynı senaryo Norveç maçında da yaşandı. İbrahim Kaş, Fatih Terim tarafından defansın sağ tarafına konulmuş, sakatlanıp çıktıktan sonra, sözde köşe yazarlarının büyük bir kısmı, Kaş’ın sakatlanmasının hayırlı olduğunu belirterek, müsabakanın kazanılmasındaki en büyük etkenlerden biri olduğunu yazmıştı. Bu durum İbrahim Kaş’ı çok üzmüş, 15 gün Nevzat Demir Tesisleri’nden çıkmamıştı. Çocuğu birkaç arkadaşımızla birlikte toparlayana kadar canımız çıkmıştı.
Şimdi aynı durum Batuhan Karadeniz için geçerli. Çocuk, 17 yaşında milli takımlar düzeyinde oynadığı kategorilere göre; en çok gol atan oyuncu. Beşiktaş’ın da, Türk Milli Takımı’nın da geleceği... Bakın 17 yaşında diyorum. 25 yaşın üzerinde de ne şımarık topçuları yere-göğe sığdıramıyoruz. Bosna Hersek maçında, tam önümüzde sakatlandığı pozisyonu televizyonda izleyince, inanın o yüz ifadesinde içim ‘cız’ etti. Ancak televizyondaki yorumcu başta olmak üzere, ertesi gün gazetelerdeki köşe yazarlarının sözbirliği etmişcesine Batuhan’ın sakatlanıp çıkmasının hayırlı olduğunu yazmaları, televizyonlardaki yorumlarda da söylemeleri ayıpların en büyüğüydü. Hem günah hem de ayıp... İnsanlığınız nerede kaldı. Gücünüz 17 yaşındaki çocuğa yetiyor. Konuşsanıza Fatih Terim hakkında, ben de delikanlılığınızı göreyim. Ayıptır!

Mehmet Erhan
10-16-2008, 10:16
medyanın satılmış ve beşiktaş düşmanı olduğuna bir kanıt daha...ağzına kalemine sağlık yemen hocam...çok güzel iğnelemişsin delikanlıları(!!!)...o delikanlılar(!!!) f.terimi neden eleştiremiyor acaba...osman tanburacının durumuna mı düşmek istemiyolar acaba...sizi gidi BEŞİKTAŞ DÜŞMANI, ŞEREFSİZ, SATILMIŞ BASIN... :@

Doğan Köksal
11-08-2008, 09:58
Aferim Kemal Yılmaz

8.11.2008



Nobre’ye aferim. Muhteşem golünden, sahaya verdiği pozitif enerjiden, emeğinden dolayı onu kutluyorum. Bravo Delgado’ya. Alıştığımız şık gollerini attı. Helal olsun Holosko’ya. ‘İşte Holosko bu’ dedirtecek gole imzasını attı. Ancak Kemal Yılmaz’ı ayrı bir yere koyuyorum. Holosko’nun golünde, Nobre ofsaytta olduğu halde, o kadar güzel oynattı ki, Holosko’nun golünden çok Kemal Yılmaz alkış aldı. İşte bu orta hakem ve yardımcı işbirliği. Çünkü Beşiktaş’ın bu sezon, yardımcı hakemlerden başı çok yanmıştı.
Oynanması en zor maçlardır bunlar. Neden mi öyle?.. Maçın başında, ‘kazandık’ dediğimiz karşılaşmalardır. Takım relax, seyirci relax. Ama bir 15 dakika vardı ki, tabela 2-0, Kocaeli lehine. Ne oluyor derken, düşündüm ki, bu iki gol yeni sistemin hediyesi. Hücumda var, defasta yoksun. Bir de oyunu kenarlara taşıyamıyorsun. Denizli, sağ tarafta Ekrem Dağ’yı kullanmış, hücumda var, defansta yok. İlk yarıdaki 2 gol onun hediyesi ama, 2.yarıdaki Beşiktaş lehine olan goller de onun hediyesi. Burada tutar mı?.. Tutar ama, biraz da defansı düşünmesi lazım. Düşünmezse, Serdar gibi kementi çabuk yer. 2-0’dan maçı çevirmek kolay değil. Çok daha farklı da olabilirdi. Delgado biraz silkindi, Cisse-Tello oyuna ağırlığını koydu. Maç koparıldı ancak, bu güzelliklerin yanında kulağı çekilmesi gerekenler de var. Az oynadı ama, Serdar Özkan’ın kulağının çekilmesi lazım. Son sözüm de Serdar Kulbilge’ye. Oyunun bütününde iş ahlakın olacak. Zaten Fenerbahçe’den gitmenin sebebi bu değil mi? Hakikaten büyük takım oyuncusu değilmişsin.

Bülent Girgin
11-12-2008, 07:51
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gifYemen Ekşioğlu

Kupa statüsü çok farklı. Bir üst tura çıkmak için deplasmanda mutlaka puan alman lazım. Beşiktaş 1’i beklerken, 90’da 3’ü aldı ve bir üst turu garantiledi. İçeride alacağı 3 puan yeter, çünkü kupanın son maçında ‘bay’... Gerisini diğer takımlar düşünsün.
Delgado, Cisse, Sivok, Rüştü yok. Holosko, Nobre kulübede. Denizli biraz risk aldı, zayıf halkaların tamamı sahadaydı; Seriç, Ekrem, Serdar Özkan, gol atmasına rağmen Bobo.
İlk 10 dakikada kaleci Hakan, ‘şamar oğlanına’ döndü. Trabzon sağdan vuruyor, soldan vuruyor. Bir türlü olmuyor. Bunu hisseden Denizli, 4’lü defanstan vazgeçip 3’lüye döndü. Orta sahayı ise 5’ledi.
Toraman, Zapotocny, Gökhan Zan dün çok iyiydi. Ancak kenarlar, yarım Yattara’ya rağmen yol geçen hanı gibi. Beşiktaş bu sistemde kenarlarına mutlata çare bulmalı.
Yarım takım, yarım sahada iyi sonuç. Yani Beşiktaş Bursa maçına dönük hiç yorulmadı. Yarım sahada top oynadı, ‘uzun toplarla nasıl olsa pozisyon bulurum’ dedi. Nitekim golleri de buldu.
Ancak gelelim Bünyamin Gezer’e... Geçen hafta pazartesi Rize’de, pazar günü Gaziantep’te, hangi rapor geldi ki salı günü Trabzon’da? Tur operatörü olsa, bu kadar geçmez. Üstelik Galatasaray-Tarbzon maçının skandal hakemiyken.. Ve dün gece de 53. dakikada skandalı yaratıp, Beşiktaş’ın 3 puanını gasp ediyordu. Zapatocny, Yattara’ya dokunmadı bile. Bizler Gineli’ye sarı beklerken, Zapo sarıyı yedi. Zapotocny’e bu kadar kolay sarı gösteren Bünyamin Gezer, Egemen ve Song’u nasıl es geçti, nasıl sahada tuttu, o da onun becerisi. Bir önemli konu daha var, Zapatocny bu karttan sonra ikili mücadelelerde zıp zıp oynadı. Çünkü aklında Bursa maçı vardı ve göreceği bir kırmızı kart onu yakardı. Ancak son dakikada attığı temiz kafa golüyle, Bünyamin Gezer’e güzel bir ders verdi.
Aferim MHK’ye, Gezer’in ismine layık, gezdirerek Trabzon’a yolladı ama o da işlemi tamamlayamadı, anlayana...

Nuray Kurt
11-12-2008, 18:56
yarım kalan işlemi beşiktaş tamamladı...

Doğan Köksal
11-17-2008, 10:47
17.11.2008

Fırsat teptiler

Kağıt üzerinde 5 tane santrfor var: Bobo, Nobre, Holosko, Batuhan ve Delgado. 17 korner atılıyor, sayısız ölü top var, ama gol yok. Beşiktaş’ın belki de en zor deplasmanıydı, en rahat pozisyon bulduğu maçıydı. Olmadı... Neden?
Maçın en suçsuzları sahadaki oyuncular. Oyuncular gergin geçen bir seyahatin ardından, yöneticilerin çirkinliklerle dolu açıklamaları önünde mücadele ettiler. Tabela değişmedi, ama Ekrem Dağ iyiydi.
Golün güzelini atma sevdasından uzak olsaydı, Nobre, Gökhan, Delgado, Ali ile Beşiktaş öne geçebilirdi. Uğur, Serdar Kurtuluş ve Özkan kulübede, Ekrem, Ali ve Tello sahadaydı. Boy ortalaması 1.65... İyi mi oldu diye sorarsanız, top Beşiktaş’tayken iyi, ama rakipteyken sıkıntı var. Ne Delgado’yla oluyor, ne Delgado’suz. Holosko’ya ne olduğunu ise hâlâ çözemedim. İkinci yarıda Uğur gibi güçlü bir oyuncuyu beklerdim. Ama Denizli, rakibi tek ısıran futbolcu olan Nobre’yi çıkardı. Bobo ile Serdar Özkan takımı frenledi. Bunun farkına varan hoca, Delgado’nun yerine Batuhan’ı sahaya sürdü, iş tamamen doldur-boşalta döndü.
Son sözüm yetkisi olmayan yetkililere... Hafta içinde Orhan Yıldırım yazmıştı, ‘Sayın Vali...’ diye. Ben de ekleyeyim: Sayın Vali’nin yanında oturan Bursa Emniyet Müdürü hemen görevi bırakmalı. Elinize tarihi bir fırsat geçmişti ancak siz geri teptiniz. Ben 34 plakalı aracım ile stadın kapısına kadar girdim. Hiç birşey olmadı. Artık ilk adım İstanbul’da atılacak.

Ayşegül Alparslan
11-17-2008, 12:07
emniyet müdürü maçtan önce açıklama yaptı bizim kurulda sadece bir oyumuz var ve onuda taraftarın stada alınmasından yana kullandık diye..

Bülent Girgin
02-14-2009, 13:18
Fulya Süleyman Seba Kompleksi´nin açılış törenine gitmedim... Ben hergün oradayım. Fulya Şan Öktem Tesisleri´nin halini biliyorum... Beşiktaşlılar personelin 6 aydır maaş alamadığını, minik futbolcuların paralarının ödenmediğini biliyor mu?

Şeref Stadı’ndaydı... Arabanın arkasına tırmık yapan delikanlı, malzemeci Halil ile Ahmet’i de tel örgüye ağırlık olacak şekilde sahayı sürdüler. Beşiktaş’ın efsane kadrosu, bu sahada rahat bir şekilde antrenman yapabilecekti. Daha sonra, “Bu araba traktör mü” diye çıkan haberler nedeniyle, o delikanlı babasından hatrı sayılır bir dayak yemişti...

O delikanlı bendim...
O günlerde Beşiktaş’ın Şeref Stadı’ndan çıkarılıp, Fulya’ya geçmesini içime sindirememiştim. Ancak yılın yarısını Fulya’da geçiren ben, son senelerde Süleyman Seba Kompleksi’nin yükselmesiyle sıkıntılarımı gidermiştim. Hakkı Yeten başta olmak üzere, vesile olan herkese, Süleyman Seba’ya, Serdar Bilgili’ye, Yıldırım Demirören’e ve inşaat sektörünün sıkıntılarını bilen biri olarak Aşçıoğlu ve ekibine alkışlarımı ve tebriklerimi gönderiyorum.
Ben Fulya projesinin, Beşiktaş’ın geleceğini ve altyapısının kurtuluşu olarak görüyordum... Ancak açılış gününde Fulya’da yoktum. Her günümü Fulya’da geçiren ben, gündüz gözüyle oradaki altyapı tesislerinin ve Şan Öktem Binası’nın rezilliğini biliyorum. Hava karardığı için, misafirlerin yüzde 90’ı bu acılı ve rezil görüntüye şahit olmadılar. Ya da güzergahlar değiştirilmişti!

http://foto.fanatik.com.tr/Article/2009/2/9_243084_burasi1402_414.jpg

Şatafatlı açılış yerine...
Oradaki şatafatlı açılışa harcanan paraların dörtte biriyle, neler yapılmazdı ki... Aylardır maaş alamayan hocaların sıkıntıları giderilirdi... Barakalarda yatan, o barakalarda yemek yiyen gençlerin, daha doğrusu milli takım apoleti taşıyan geleceğin futbolcularının daha sağlıklı bir ortamda beslenmeleri, uyumaları ve dinlenmelerine imkan sağlanabilirdi. 100’e yakın yarışmacı gruptaki çocuklarımızın ulaşım ücretleri karşılanabilirdi. Profesyonel sözleşme imzalayan, PAF takım dahil olmak üzere Süper Genç, B Genç, Yıldız ve Minik takımdaki oyuncuların 6-7 aydır ödenmeyen ücretleri ödenebilirdi. Malzemecilerin, Fulya’daki personelin maaşları günü gününe ödenebilirdi.

http://foto.fanatik.com.tr/Article/2009/2/12_243085_burasi1402_saha_414.jpg

Alkoliklerin mekanı!
En acısı da Beşiktaş uğruna şehit olan Şan Öktem’in adının verildiği binadan 8 ay önce apar-topar, 2 günde çıkarılan çocukların yerine, Aşçıoğlu firmasının görevlilerinin konulmasıydı. Geceleri o binanın, alkoliklerin uğrak yeri olması çok acı...

Sadece 5 gün gelin
Bana köşesinden gönderme yapan arkadaşlara derim ki, önce sen 365 günün çok değil 5 günü Fulya’ya geleceksin. Bu sıkıntıları görüp, iyice irdeleyeceksin. İçinize sindirebiliyorsanız, sonrasında, “Yemen Ekşioğlu açılışta yoktu” diyeceksiniz... Bugün saat 13.30’da yine oradayım. Her zamankinden daha güçlü, dimdik... Bu çocuklarımla sıkıntıyı biz çekiyoruz, kulaklarını tıkayanlar bilemez.
İşte bu yüzden açılışta yoktum...

Yemen Ekşioğlu

Bülent Girgin
02-28-2009, 22:29
http://foto.fanatik.com.tr/YazarlarYeni/YEMEN_EKSIOGLU.gifYemen Ekşioğlu

Tamam Halis Özkahya kötü bir maç yönetti. İstanbul Belediyesporlu futbolcular, tribün dahil her yeri gerdi. Peki sen ne yaptın Mustafa hoca? Bir takımın üstüyle başıyla bu kadar oynanır mı? Sen, pek korkak da değildin. Hep yüzde 51 hücum düşünürdün. Ama dün gece, yüzde 70 savunmayı düşündün. Yıllardır Gökhan ile İbrahim Toraman bir arada oynadı eleştirdik. Sivok ile Zapo gelince, bir oh çekmiştik. Üstelik Toraman son 3-4 haftanın en iyi oyuncusuydu, İbrahim Üzülmez ile beraber. Ekrem Dağ’ı oynatacağım diye, bu kadar sıkıntıyı yaratmana sebep yoktu. Çok kararsız kaldın hocam.
6 defans oyuncusuyla, (Gökhan Zan, Sivok, Ekrem Dağ, İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman ve önlerinde Ernst) Bobo ve Nobre’yi birlikte oynattın. Sezonun en çok rakip ceza alanına orta yapan takımısın ama, dün gece 37. dakikada ilk ortanı yaptın.
Maalesef Denizli dün korktu. Yönetim kurulu açıklama yayınlıyor: Ne olur takıma, camiya sahip çıkın, frene basın... Doğru, birlik, beraberlik, bütünlük lazım. Ama biraz da söyleyin, Mustafa Denizli frenden ayağını çeksin. Bu kafada, bu anlayışta, bu Beşiktaş taraftarı zaten çıldırmış, kafayı da yer.
Başta Halis Özkahya olmak üzere, bütün hakem arkadaşlardan ricam; ne olur Nobre’yi potansiyel suçlu ilan etmeyin. Adama faul yapılmıyor, resmen dayak atılıyor. Abartmıyorum ama, içinizde Allah korkusu varsa Nobre’ye biraz hoşgörü gösterin. Ve Beşiktaş’ın kaderi midir bilmiyorum ancak, cuma günleri çok sıkıntı yaşıyor. Cuma ligi, sıkıntı ligi.

Samet Sevim
04-21-2009, 15:30
Süper Lig’imizde, kalite bakımından çok yüksek olmasa da senelerdir görülmemis bir yarış ve heyecan var. Beş takımımız şampiyonluk hayalleri yanında, Avrupa mücadelesi içindeler.

Bu hedefi yakalamak için, sezon başında büyük maliyetli, rekor derecede paralar harcandı. Haftalar ilerleyip, istenen sonuçlar gelmeyince teknik adamlar değiştirildi.
Bu puanlar uğruna sakatlar verildi, seyirciler gerildi, oyunculara yüksek miktarda primler verildi,
yeri geldi hakemler yerildi ve maalesef hedefe giden yolda, ‘her şey mübah’ felsefesi sergilendi. Kulüp başkanlarından “tezgah var” feryatları yükseldi... Yayın kuruluşuna ise, “Sen de bu kaosun içinde ol” diye yer verildi.

Kaldı 6 hafta...
Herkes üzerine düşeni yapıyor, aynen yayıncı kuruluştaki “Adios arkadaş” gibi. Hangi hafta, hangi maçta bir pozisyon olsa, o dostum bilirkişi pozisyonunda. İyi hoş da bitime 6 hafta kala, Adios Eramanatos çok formsuz. Yunus Yıldırım’ın, Colin Kazım’ın koluna, “orada ne işin var” derken dikkat, herkesin penaltı dediği pozisyona es geçerken, Rüştü’ye yapılanlar, pozisyonda Nobre var diye faul derken malesef başka müsabakalarda bir dediği diğerini tutmuyor. Delgado sarı kart istedi, hakem de verdi diye hakemi yerin dibine soktun.

Ya Lugano’ya, Lincoln’e sarı kart vermeyenleri niye omuzunda taşıdın Eramanatos. Asıl üzüntüm büyüğüm, çok sevdiğim, Şansal Ağabey’in karşısında, Ender kardeş içeride şaşkınları oynuyor. Ricamdır; 6 hafta Erman Kardeş rapor alsa da, meydanı takımlara bıraksa. Maç sahada oynansa, hakemleri etki alanından rahat bıraksa.
Baksanıza FIFA kuralı hak getire. Yere göre sığdıramadığı Bünyamin Gezer’in, Sivasspor maçında yaptıkları ortada.


Kaleye giden topu, Bursasporlu Ömer elle kesmiş, varsın kessin. Beşiktaş lehine karar olmasın da ne olursa olsun. Toraman’ın pozisyonunda Kirita formasından çekmiş, Toraman’ın dengesini bozmuş. Orada Kirita’nın pozisyonunda penaltı var diyeceğine, sarı kart ve elle oynadı diye, “ihraç doğru” diyor.
Neye göre? O akşamki ruh haline, hakemin Ermanatos’a yakınlığına, kulüplerle olan problemine göre mi?
Devamlı gittiği, yediği yerleri söylüyor. Ermanatos şu 6 hafta ye, iç keyfine bak. Faturayı hiç çekinmeden bana gönder. Bu uğurda bilhassa amatörlerde çok para harcadım. Çünkü senin yorumlarınla amatörlerde de katliam çıkıyor. Söz veriyorum, faturanı ödeyeceğim ama tek şartla; Pazar akşamları toz oluyorsun. Bilhassa Beşiktaş’ı rahat bırakıyorsun. Maçın skorunu değiştiren, üstüyle başıyla çok oynayan, çomak sokan hakemleri iki koyun bile teslim etmeyeceğim çobanları bize; dürüst, cesur diye allayıp pullayıp satmaya kalkma.
Anlıyorsun değil mi? Adios Ermantos.

Fanatik

Bülent Girgin
04-27-2009, 07:52
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gifYemen Ekşioğlu

Bravo Rüştü

Tam 28 yıl önce, Eskişehir Atatürk Stadı’ndaydım. Şartlar biraz hafifletici olmakla birlikte yine aynı. Eskişehir sıkıntıda, Beşiktaş şampiyonluk hesaplarında.
Değişen ise; 28 yıl önceki toprak zemin, çim olmuş. Rıza Çalımbay bu sefer sahada değil, kulübede ancak Eskişehir kulübesinde...
Yani doğduğu yerde değil, doyduğu yer için mücadele ediyor.
Gelelim sahaya... 45. dakikada olması gereken kadro, maalesef ilk yarı yoktu. Bobo forvete, Üzülmez sola, Ekrem sağa, Sivok ve Serdar soyunma odasına. Bunu niye söyledik; Serdar Özkan ve Sivok kötü oynadığından değil ancak, Eskişehir’in oyun anlayışına Denizli’nin ilk 45 dakikadaki kadrosu sağlıklı değildi. Çünkü Eskişehir geriye yaslanmış, uzun toplarla Youla’yı kaçırarak pozisyon ve gol bulmak istedi. Sivok, Ekrem, Gökhan hatta İbrahim Toraman arasında Youla yalnız ne yapsın. Sıkıntılı dakikalarda Youla-Engin kavgası Beşiktaş’ın imdadına yetişti. Yapılan Bobo-Sivok, Serdar Özkan-İbrahim Üzülmez değişikliği Beşiktaş’ın üstündeki kara bulutları atarak rahat bir ikinci 45 dakika geçirmelerini sağladı. Kaleci Rüştü’ye 3 yürek hoplatan top geldi, tecrübesini kullandı. Maçın kader adamıydı. Ernst, Cisse ve hatta Delgado’yu dünün iyileri olarak sayabiliriz. Yusuf’u en sona bırakıyorum. 80’de girdi, tam girdi. Tribünde ben hariç, 70 metrede kaleci Sinan dahil çalımlamadığı oyuncu kalmadı. Golü Holosko’ya yaptırmadı. Holosko’ya çarptırıp gol attı. Dedik ya; bu sene Beşiktaş’ın hedefi şampiyonluk. Zor bir fikstür, en zoru da dündü.

Bülent Girgin
05-10-2009, 13:37
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gifYemen Ekşioğlu

Özkahya yetmedi

Evet... Beşiktaş’ın lider olmasını Özkahya önleyemedi. Kusura bakmayın, herkesten özür diliyorum. Maçtan önceki görüşlerim neyse, müsabakada aynen tekrarlandı. Verdiği, vermediği kartlar bilhassa Ankaraspor lehine olan 2 kırmızı kartı ‘es’ geçip, zaten diken üstünde olan takımı daha da sıkıntıya soktu. Sivok’un kulübeye çekilmesinin de ana sebebi buydu. Bu da takımın dengesini bozdu.
Denizli doğru zamanda doğru yerde oyuncuları kullanınca, işler bak nasıl istediği gibi oluyor. Ankara’dan mutlaka gol çıkmalıydı. Gol lazım ama, golcülerin nerede? En önemli silahın Bobo, hayalet gibi. Kulübeye bakıyorum, orada da golcülerin yok. Dua ediyoruz; ‘Ölü top olsun, uzunların gitsin golü atsın’ diye... Böyle de oldu.
Beşiktaş’ın top ayağında kalması gerekiyordu. Ancak Aykut Kocaman, Yusuf’a Ömer Aysan’ı, Delgado’ya Hürriyet’i, Bobo’ya da Erhan’ı yapıştırınca oyun kilitlendi. Dedim ya; artık gol ölü toplara kalmıştı. Nitekim öyle oldu. Bobo 3 sefer ceza sahasına girdi, topla buluştu, golünü attı. Bobo’nun yeri orası, cezası sahası dışı değil.
Her hafta söylüyorum. Sadece ben değil; Sivok, Ernst ve Cisse de söylüyor: Hocam, Ernst ile Cisse’yi ayırma. Sivok’u da göbeğe koy. Yani adama yer arama. Yerin adamını koy.
İşte son 10 dakikada gelen farklı skor, Sivas’tan da gelen mükemmel haber Beşiktaş’ı lider yaptı. Ankara’nın en güzel tarafı; hemen İstanbul’a dönmek ama, mutlu dönmek. Son sözüm Melih Gökçek’e... Sen, belediye başkanısın. Ankara’da en az sana 1 milyona yakın Beşiktaşlı oy verdi. Soyunma odalarında cirit atana kadar, Beşiktaş’a da bir hoşgeldin desen ayıp olmazdı.

Bülent Girgin
08-11-2009, 08:43
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gifYemen Ekşioğlu

Bir nesil kayboluyor!

Beşiktaş Yönetimi sayısız genç alıyor, milyon Euro'lar ödüyor. Ancak kendi evlatlarını görmezden geliyor. Altyapılarda transferlerden eksiği olmayan sayısız oyuncu şans bekliyor ama nafile!

Beşiktaş Divan Toplantısı’nda yapılan tartışmalara iki gündür takıma geçen sezon çifte kupa kazandıran teknik direktör Mustafa Denizli’nin 10.5 numara bir oyuncu istemesi damgasını vurdu... Rıdvan Şimşek’e birşey demedik. Bir ay Beşiktaş’ta idmana çıktı, bir sene önce alınmadı, bu sene kadroda... Gençtir, gelecektir. Ama malesef bu sezon bu formayı 5 maçtan daha fazla giyemeyecek. Bunu tecrübeli çalıştırıcı Mustafa Denizli’nin, daha doğrusu Beşiktaş’ın kadro yapısına göre söylüyorum. Gaziantepspor’dan transfer edilen İsmail Köybaşı’ya 5.5 milyon Euro verildi, sesimizi çıkarmadık, ‘gençtir’ dedik. 19 yaşındaki Bozöyüklü delikanlı Onur’a, ses çıkarmadık. 1.5 milyon TL’den fazla maliyeti oldu, ‘geleceği var’ dedik. Aslında iyi de bir topçu. Ama göreceksiniz, bu sezon Siyah-Beyazlılar’ın kadrosunda 18’e bile giremeyecek. Ekrem Dağ gelsin, Ankaraspor’dan alınan Erhan bile forma giyemeyecek...

Şampiyonluğa bile eş!
Bu gençlerin hiçbirine ‘hayır’ demiyorum. Çünkü Beşiktaş’ta son iki sezondur tek bir düşünce var; günü kurtarmak... Gelecek açısından baktığımda, bu kardeşlerime ‘özkaynak düzenleyici bir ağabey olarak’ her zaman sahip çıkarım, çıkacağım da... Ama bir de madalyonun diğer yüzü var: Bu oyuncuların hiç biri milli takımlarda yokken, her kategoride Ay-Yıldızlı formayı giyen Beşiktaş’ın kendi evlatları var... Necip var, Orhan var, Furkan var, Sezer var, Ali Kuçik var... Var da, var... Ve bu isimlerin hepsi de, gelecekte Türk futboluna damgasını vurmaya aday...

10.5 numara transfer inadı...
Bakın tekrar ediyorum, bu isimlerini saydığım çocuklar, milli takımlarda oynuyor ve takıma ‘genç’ diye transfer edilenlerinse, milli takımlarda esamesi okunmuyor. Ama iş paraya gelince, milyon Eurolar ödenen bu arkadaşların yanında, Necip; 2 bin 500 TL., Furkan; 500 TL., Beşiktaş’ın geleceği diye düşündüğüm Orhan: 500 TL., Erkan; 500 TL., Sezer; 550 TL., Ali Kuçik; 750 TL. alarak bu formaya hizmet ederken, suçları Bozöyük’ten, Ankaraspor’dan, Karşıyaka’dan transfer olmamaları!.. Asıl bu yazıyı yazmamdaki sebeplerin başında ‘10.5 numara’ transfer istenmesi, bıçak yememiş hiç bir yeri kalmayan Yıldıray Baştürk’ün peşinde koşulması geliyor. Bakın, bütün samimiyetimle söylüyorum; kendi çocuklarımızın değerini hiç bilmiyoruz.

Batuhan bile oynasın!
Saydığım isimlerin hepsi, transfer edilenlerden bir santim aşağı bile değil. Herşeyden evvel, Beşiktaş kültürü ile büyümüş, ‘ahlaklı’ çocuklar... Gelenlere ‘ahlaksız’ demiyorum... Ama şunu söylüyorum; Yıldıray Baştürk’e milyon eurolar ödenip, bu takım şampiyonluğa oynayacaksa; Necip, Furkan, Sezer, Ali Kuçik, Orhan, Erkan, hatta kimsenin istemediği ama benim başımın tatlı belası, kendi çocuğumuz Batuhan Karadeniz’in bile oynamasını, şampiyonluğa eş değer sayarım.

Bıçak kemiğe dayandı
Kısacası futbol hayatını Almanya’da Stuttgart formasıyla sürdüren Yıldıray Baştürk’le şampiyon olacaksam, bu çocuklarla küme düşeyim. Bıçak kemiğe dayandı. Artık bir yere kadar. Bu düşünceler benim duygusallığım yüzünden ön plana çıkabilir. Ama eldeki gençler için yeni hocaları efsaneleşmiş Gökhan Keskin ile Sergen Yalçın’a bir danışılsın...

Bülent Girgin
08-18-2009, 11:48
http://www.yazarx.com/Yazarlar/3B0C6EA5E32F4E56B768D7D6B9E9666D.gifYemen Ekşioğlu

Ruhunuzu değil sizi istiyoruz

Tribünde bir pankart... Daha doğrusu iki pankart. Bir tanesi; ‘Yokluğun cehennemin öbür adı’, diğeri de ‘Ruhumuz burada’. Yani sitem ediyorlar. Seyircisiz maç olur mu diye... Evet olmaz. Ama sebebi de sizsiniz. Ruhunuzu değil, tribünde kendinizi görmeyi istiyoruz. İnşallah ders olur.

Antalyaspor, belki de 2009-2010 sezonunda 18 takım içinde oynanacak en rahat maç, en rahat takım. Buna rağmen Mustafa Denizli, yabancı kontenjanını Antalya maçında defansta kullanıyor. Her ne kadar Nobre, Bobo, Nihat’la, ‘Ben gol istiyorum’ diyorsa da kendini rakip alana en rahat taşıyacak, ceza sahası içinde gol arayacak en etkili ismi de yanında oturtuyordu. O da Holosko. Holosko’nun iş ahlakına saygı duymak lazım.

Nobre’nin de aynı. ‘Otur’ diyor oturuyor, ‘Oyna’ diyor oynuyor. Gerçi, bugünkü transfer politikasında otursan da oturmasan da farketmiyor. Netice de onlar için farketmiyor. Parasını kuruşuna kadar alıyor. Onun için de Nobre ile Holosko’nun iş ahlakına ayrı bir bakışım var.

Beşiktaş takımının en pahalı futbolcusu kim biliyor musunuz?.. Ne Nihat ne Bobo ne Holosko ne de Ferrari. En pahalısı İsmail Köybaşı. O da kulübede, İbrahim Üzülmez sahada. 10,5 numara aranıyor, para yok deniyor. Şu İbrahim Üzülmez’in yaptığına bakın; Beşiktaş’a en az 50 milyon Dolar’a patladı. Gelen oturdu, o oynadı.

Futbol ayakla oynanan bir oyun. Ama seyircisiz olunca, foyalar meydana çıkıyor. Ayaklarından daha çok çeneleri çalışıyor. Aynı temmuzda masa başında çenelerinin çalıştığı gibi. Para isterken iyi, sahada hayalkırıklığı. Hakem İlker Meral mi?.. Seyirci yok, baskı yok, oyuncular da iyi niyetli. Buna rağmen yetersiz mi yetersiz. Yani Beşiktaş deneme tahtası mı?

Ertürk Yıldırım
09-25-2009, 20:45
Kazanan Beşiktaş olur
Öncelikle sağlığın ne kadar önemli olduğunu ve dostları da şu 15 gün içinde öğrenmiş oldum. Geçirdiğim by-pass ameliyatından dolayı gerek hastanede, gerek evde ziyaretlerinde ve telefonlarında gazetelerdeki arkadaşlarımın yazdıkları yazılardan son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim. Hepsine çok teşekkür ederim. Demek daha görecek çok günümüz varmış...

Bu dönem süresince, hiç seyretmediğim kadar televizyon seyrettim, hiç okumadığım kadar da gazete okudum. Tabii ki Beşiktaş ailesinde de gündem Murat Aksu ile birden bire değişti. Yerli miydi yersiz miydi, derbi maçı öncesinde zamanı mıydı derseniz, onu da zaman gösterecek. Ancak görünen o ki, Beşiktaş ailesi içinde bir heyecan yarattı.

Yıldırım Demirören 100. yılda bu takımın futbol şube sorumlusuydu. Daha sonra başkanı oldu. Son dönemde tek başına seçime girdi. İşte sıkıntı buradaydı. Yani tek başına seçime girmesi...Nasıl, Yıldırım Demirören, Fikret Orman, Affan Keçeci ve Erol Kaynar yönetim kurullarını oluşturdukları zaman plan-programları yanında her biri ayrı ayrı değer olan çok özel yönetim kurulu üyeleriyle kongreye katılmışlardı. Hatta bana sorarsanız, o dönemin en iyi yönetim kurulu listesi, Affan Keçeci’nindi. Hatta o dönem Fikret Orman’a oy atmıştım, ancak Affan Keçeci’ye oy atmadığım için üzülmüştüm. Çünkü kazanamayacağını biliyordum.

Son seçimde Yıldırım Demirören’in tek aday çıkması, Beşiktaş’ın en büyük sıkıntısıydı. Keşke biri daha çıkmış olsaydı. En azından Sayın Demirören, şu son iki seneyi bu derece sıkıntılı geçirmezdi. Yönetim Kurulu içindeki sıkıntıları bilmeyen yok. Herşey para, parayı da başkan verdiği için diğerlerinin çoğu paranın ezikliğini hissetti. Bu da Beşiktaş’a zarar verdi. Murat Aksu’nun çıkmasını çok hoş karşıladım. Neden? Çünkü ocakta liste değil, listeler yarışacak. Proje değil, laf değil, projeler yarışacak. Biz genel kurul üyeleri de kongre salonuna göğsümüzü gere gere gideceğiz, önce projeleri inceleyeceğiz, sonra isimlere bakacağız ve sonra da oyumuzu kullanacağız. Burada ahbap-çavuş, kongre farelerine yer olmayacaktır. Belki de 1980 seçimlerinden sonra yani Gazi Akınal-Rıza Kumruloğlu döneminden sonra, yani ‘Bir kibrit çak’ döneminden sonra en kritik kongreyi yaşayacağız. Kulübün borcu var. Bu konuda Demirören’e laf eden taş olur. Paradan yana kulübü hiç mağdur etmedi. Ama parayı yerinde ve akıllı mı kullandı, o tartışılır. Onun nedeni de çevresindekiler. Sağlıklı bir yönetim oluşturmuş olsaydı, bu borç yarıya inebilirdi. Artık yoğurdu üfleyerek yiyecek sayın Demirören... Bir önceki yönetimi de değiştirecek. Listesi de inanıyorum ki herkesin gıpta edeceği bir yönetim olacak. Murat Aksu’yu biliyoruz. Sayın Aksu çekirdekten spor ailesine gelen birisi. Parayı da iyi işleteceğini biliyorum, iyi bir yönetim oluşturacağını da biliyorum. Son yıllardaki en rahat kongreme gideceğim. Kazanan Beşiktaş olacak. İki liste de çok güçlü olacak. İşte biz de listelerden, o projeleri hayata geçirecek insanlara oy vereceğiz.

Ertürk Yıldırım
09-25-2009, 20:45
İkisi de korktu

Öncelikle belirtmeliyim atamayana atarlar. Serdar Özkan kaptan çıktığı bir maçta tarih yazabilirdi. Ama biraz fanteziye kaçması kendisinin ve Beşiktaş’ın da sıkıntısı oldu.
Denizli’ye sonra geleceğim, gelelim hakemliğini ve kendisini çok sevdiğim adamlığına da laf söyletmeyeceğim Bülent Yıldırım’a. 2 tane çok büyük hata yaptı. Hani derler ya; ‘maçın kaderiyle oynanır mı?’ diye. Hakem el kitabında 12. kuralda der ki, ‘Vurmak ya da vurmaya teşebbüs etmek, illa vurması şart değil teşebbüs bile kırmızı karttır...’ Yani 30. dakikada Mustafa Sarp tribüne gidecekti, ama hakem korktu. 2 sene önce Trabzon’da, 50 metreden Rüştü’ye kırmızı kart gösteren Bülent Yıldırım 56. dakikada Franco’nun pozisyonunda neredeydi. Hadi o uyudu, Bahattin Duran neredeydi. Franco’ya da kırmızı; kaldı mı Galatasaray 9 kişi. Beşiktaş futbol adına bir şey yapmaya çalışıyor, ama Mustafa Denizli’nin korkaklığından ceza sahası içinde topu 3 direk arasına gönderecek futbolcu yok.

Bobo, Nobre, Holosko kulübede. Oyun 2-0 olmuş Holosko’yu, Bobo’yu almışsın. Öküz ölmüş ortaklık bitmiş. Sen 9 puan geride kalmışsın. Hani sen yüzde 51 hücum hocasıydın. Nihat, milli takımda sakat diye 2 maçta oynamıyor, sen gol umudu diye Emre Aşık’la Servet’in arasına yolluyorsun. Topu da havadan atıyorsun, sanki Nihatın 1,90 boyu var. Fink, Bobo, Nobre, Holosko kulübede. Yahu 30-40 milyon dolar kulübede bu adamları kulübede otursun diye mi aldın?

Bir de müsade ederseniz güzellikten bahsedeyim. İki takımın kaptanı da Serdar Özkan ve Arda altyapılardan, özkaynak düzenlerinden geliyor. Trilyonlukların alayı kulübede. Demek ki yerli malı her zaman iyidir. Arda’yı da Serdar’ı da kutluyorum. Ah be Denizli Hocam! Bülent Yıldırım gibi sen de korktun. Bakalım simdi kaçıncı haftada bu puan farkı kapanır diyeceksin...

Ertürk Yıldırım
09-25-2009, 20:46
12. adama...

Derbiden çıkan sonuçtan sonra oyun ne kadar bazı kesimleri tatmin ettiyse de skor sıkıntılıydı. Kısacası işler yolunda değildi. Manchester maçı şans olabilirdi. Kötü de oynamadı takım, bilhassa defansif olarak. Ta ki 76’ya kadar. Ferguson’un talebelerine alan bırakmadılar. İki İbrahim de üzmedi. Demek ki bu iş biraz da tecrübe işi. Galatasaray maçında Keita’nın karşısında Köybaşı yerine Üzülmez olsaydı skor çok daha farklı olabilirdi.

Beşiktaş da zaten bu sezon defansif olarak, hatta kalede Hakan olduğu dakikalarda bile sıkıntı yok. Beşiktaş’ın sıkıntısı orta sahada ve ileride... Ceza sahası içinde tabelacısı yok. Bu maçın çıkardığı bir sonuç var; O da yabancı sayısında kısıtlama yok, oynat oynatabildiğin kadar. Tello’yu, Fink’i, eve gönderdiğin Bobo’yu eğer sen bu maçlarda oynatmayacaksan o zaman oturup düşünmen lazım. Transferde az buz değil çok hata yaptık. Borç da aldı başını gitti. Diyeceksiniz ki bu kadar yabancı oynatırsan bizim çocuklarımız ne olacak? Haklısınız. Ama alma o zaman. Bak, derbide de dün gece de 22 kişinin en iyisiydi Serdar Özkan. En azından top ona geldiğinde rakip alanda kalıyor, takımın da rahatlıyor. Serdar çıktı; top duvara çarpıp geri geldi ve beklenen de oldu, gol de geldi. Asıl üzüntüm taraftara. Yine muhteşemdi. Alkışların büyüklüğü onlara.

Ertürk Yıldırım
09-25-2009, 20:47
Kızmayacaksın hocam...

Tabata oyundan çıkıyor, yerine giren Fink. Bu şu demek; “Ben 1-0 yenik durumdayım ama, fark 2 ya da 3 olmasın.” Oyun anlayışı son 5 dakika hariç buydu. Anlayın siz çileyi... Son 5-6 dakika hariç, maç öyle bir sıkıştı ki, açmak mümkün değil. Bir de sahada her şeye izin veren, eline bir düdük verilmiş, sürekli öttüren bir hakem ve yerden kalkmayan Kayserili oyuncular. Kimse kızmasın, ben de olsam aynısını yapardım. Hani kazanmak için her şey mübah ya... Yalnız anlamadığım bir şey var. Oyunu açmak lazım dedik ya, Mustafa Denizli’deki bu Ekrem Dağ aşkını anlayamadık. Biraz kabak tadı verdi. Mürekkep de yaladık, 35 sene de soyunma odalarında Bengay kokularını da çektik. Az çok bu işi biliyoruz. Mustafa hocam, katrandan olmaz şeker, Ekrem’den de solbek. Hatta hem sağbek hem de orta saha da olmaz. Fink kulübede. Biliyor musun hocam kovduğun Cisse, Marsilya’da harikalar yaratıyor. Şimdi diyecek ki Denizli, “Bobo’yu, Nobre’yi, Tabata’yı oynattım. Gelmiyor gol, ne yapayım?” Tamam da hocam, seni en çabuk kaleye götürecek olan Holosko nerede. Adamın kafasını bitirdin. Bobo geçen hafta yok, bu kez sahada. Medya yazınca kızıyorsun. Kızmayacaksın hocam, gerekeni yapacaksın. Kayseri’ye kızdın, ‘yatarak puan aldılar’ diye. Sen ve bazı talebelerinin ne farkı var, siz de yatarak Beşiktaş’ın paralarını alıyorsunuz. Kızmayacaksın hocam, hele bana hiç kızmayacaksın.

Ertürk Yıldırım
10-01-2009, 19:12
YAZIK OLDU..

Mustafa Denizli, “Benim kariyerim iki maçla ölçülmez. Türk futbolunda iz bırakan bir hocayım” diyordu. Doğru, hocanın kariyerinde dün akşamki gibi macera aradığı çok maç var. CSKA Moskova maçı Beşiktaş’ın geleceğinden çok Mustafa Denizli için daha büyük önem taşıyordu. Abartmıyorum, Rus temsilcisi ceza sahasına girmeden maçı 2-0 kazandı. Beşiktaş daha çok rakip ceza sahasına girdi, ama aylardır süren şanssızlık mı, kısmetsizlik mi, beceriksizlik mi; ne olduğunu Allah bilir... Olmayınca da olmuyor... Ceza sahasına giremediler ama o bölgeye kadar ellerini, kollarını sallaya sallaya geldiler. Krasic yürüye yürüye... Sebep de Denizli’nin macera arama düşüncesi. Sorarım şimdi; Fink, Tabata ile oyuna 75’te giren Bobo’yu bu maçta kullanmayacaksın da hangi karşılaşmada sahaya süreceksin. 8 milyon Euro verdiğin bir Tabata sahada yok.

Tek başına Ernst ne yapsın! Kayseri maçından sonra da söylemiştim. Mustafa Denizli ile Ekrem Dağ arasındaki duygusallığı çok merak ediyorum. Sağbekte, solda, orta sahada oynattı. Bir forvet kaldı... Gol kısırlığı var. Moskova’ya golü de attı 90+2’de, çare olabilir!

Aslında yazık oldu! CSKA Moskova kalite olarak Beşiktaş’tan üstün bir takım değil. Göreceksiniz İstanbul’da rövanş alınacak ama en azından Moskova’dan beraberlikle dönülebilirdi.

Alınacak bir puan Beşiktaş’ta yaşanan sorunları çözmezdi, ama geçici olarak bir barış sağlayıp, huzur getirebilirdi. Şimdi durum çok karışık. Tepeden tırnağa tartışılmayacak yönü yok. Ancak önce kariyerini düşünen Denizli tartışılacak.

Ertürk Yıldırım
10-04-2009, 13:21
Delikanlı arıyorum!
Dün geceki son Denizli maçı değildi, daha birçok Denizli maçları oynanacak. Bunun için maç yazısından daha çok Moskova dönüşünde yaşananlara değinmek istedim. Beşiktaş’ın 1 Numaralı Sandık’ta oy kullanan en genç üyesi olarak şok gelişmelere çok üzüldüm.

Belki bu satırların benzerini daha önce binlerce defa yazdım, “Düşün Yıldırım Demirören’in yakasından” dedim kadrolu yakalakalara. Sadece Demirören’in değil, kulübün yakasından da düşün...

Bir işe yaramayan bu kongre fareleri, 3-5 oyları var diye, başkanın CSKA maçından sonra karizmasını çizdirdiler... O görüntülerde ben, Yıldırım Demirören’in şahsına yapılanlardan değil, Beşiktaş Başkanlık makamındaki bir kişiye reva görülenlerden rahatsız oldum. Hele o işleri yapan 3-5 zibidi, 10 kişi bir araya gelince kendilerini birşey zannediyorlar. Kendilerini en büyük Beşiktaşlı olarak ilan eden bu kişiler, tek başına kaldıklarında ise kaçacak delik arıyorlar. Bunların, acaba Beşiktaş Kulübü’ne bir faydaları var mı? Kartal Yuvası’ndan bir tane ürün almışlar mı? Çok üzüldüm, hem de çok...

Ve şimdi asıl üzüntüme geliyorum... Başkan’ın bizzat yanındakilere... Yıllarca, başkanlar değişti, yöneticiler değişti, bu kişiler hiç değişmeden seyahatlerde, 5 yıldızlı otellerde kulübün parasıyla hep hava attı. Ancak yanında olmaları gerektiği anda, başkanı Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yalnız bırakıp, kaçacak delik aradılar. Delikanlı geçinenleri aradım o fotoğraflarda, tv görüntülerinde... Ama malesef kulübün yakasından düşmeyen bu asalaklar biraz zoru görünce, bir saat havaalanından çıkmadılar. Başkan da Şeref Yalçın ve Hakan Aksoy’la dışarda, kendini Beşiktaşlı zanneden 3-5 çapulcunun elinde kaldı. Bu olayları gerçekleştirenlere “taraftar” demiyorum, çünkü taraftar olsalar, böyle köklü bir kulübün başkanına hakaret edip, arabasını tekmelemezler. Ben Yıldırım Demirören’e oy vermemiş biri olarak bu yaşananlardan çok utandım. Ancak, kendi düşen de ağlamaz. Moskova’da Bordo Clup’te bol keseden hava atan delikanlıları Sabiha Gökçen de gözlerim çok aradı, göremedi... Ne diyelim... İnşallah başkan bütün bunlardan ders alır, bu asalakları etrafından kovar, sağlıklı bir liste ile genel kurula gider...

Barış Kahraman
10-05-2009, 09:40
Cumartesi gecesi yaşananlar maalesef Beşiktaş tarihine kara leke olarak geçecek. Acı oldu. Hiç beklemediğimiz manzaralarla karşılaştım.Beşiktaş’ı, Beşiktaşlı’ya vurdurmanın, Beşiktaş ailesini bu kadar parçalamaya hiç kimsenin hakkı yok. Dünkü yazımda da söyledim: Bir numaralı sandıkta oy kullanan Beşiktaş’ın en genç üyesiyim. Bu gözler neler gördü, neler yaşadı. Ama cumartesi günkü manzara hoş değildi, beni de çok korkuttu.

Neden? Yıllardır hep özlemini çekmişimdir. 1950’lerde Beşiktaş İnönü Stadı’nın şeref tribününe girerken büyüteçle baksan kravatsız bir insan bile yoktu. Ya cumartesi gecesi? İşte son nokta oydu. Bana göre film koptu.

Bu saatten sonra kolay kolay bu yama dikiş tutmaz. Neden? 35 senedir kendimi bildim bileli Beşiktaş ailesindeyim, 6 senedir kapalı üstten maçları izlerim. Hemen hemen herkesi tanırım. Beşiktaşlılar’ın çoğu da beni tanır. Hele kapalı tribün beni çok iyi bilir. Ama maalesef cumartesi günü kapalı tribünü tanıyamadım. Bir sürü yabancı insan vardı. Kapalının ön tarafı, altın ön tarafını iyi tanıyorum. Karagümrüklü gençler...

Aslan gibi 90 dakika Beşiktaş’ı desteklemeye çalıştılar.
Üst ve orta da aynı.
Onlar pek suya sabuna dokunmak istemediler. Ama bir grup vardı. Kim olduklarını bilmiyorum. 100-150 kişilik bir grup. Kapalıya dağılmışlar, 10’arlı, 20’şerli halde... Demirören istifa diyene tekme tokat giriyorlar, yönetim istifa diyene tekme tokat saldırıyorlar, ne acıdır ki Beşiktaş diyene de saldırıyorlar. Kısacası ne amaç için orada oldukları belli değil. Dedim ya, hiçbirini tanımıyorum.

Ayrıca 150 kişilik grupta bir tane Beşiktaş atkısı olmaz mı? Bir tane Beşiktaş şapkası olmaz mı?
Bir tane Beşiktaş forması olmaz mı? Bir tane Beşiktaş bilekliği olmaz mı? Hayretler içinde kaldım.
Kadın erkek farketmedi.

Hiç suçu olmayan, yanında çocuğu olan babalara, ağabeylere durup dururken saldırdılar. Tepki gösteren bayanlara bile saldırdılar.

Kim bunlar? Beşiktaşlı, Beşiktaşlıya vurmaz, kulüp böyle parçalanmaz. Hele Beşiktaşlı, karşılık vermeyen, hele hele bir bayana tokat atmaz! Ne şartlarda olursa olsun... Çok merak ediyorum, kim bunlar, nasıl içeri girmişler.
Beşiktaş’ı bu hale getirip, parçalamaya çalışan, yönetimin içinden dışından muhalefetten bu olaylara kim sebep olmuşsa, Allah’ından bulsun.

Çünkü Beşiktaş şu günlerde birlik beraberliğe ihtiyacı var. Şu günlerde Beşiktaşlı’nın Beşiktaşlı’ya ihtiyacı var.
Bu asalakları da kim olduğu belli olmayan canavarları da tribünün içine sakın göndermeyin. Beşiktaş’a yazık oldu. Cumartesi günü belki skor olarak huzur buldular, ama yarınlar için hiç huzur yok.

Eğer kulüpte güç bu zihniyetteki insanlara kalmışsa, bu zihniyetteki insanlara kaldıysa iş bitmiştir. Beşiktaşlılık, zayıfa yumruk atmak değildir.

Yemek Ekşioğlu - Fanatik

Yılmaz Özgüller
10-05-2009, 11:35
çok sevmeme rağmen 5 10 tane çapucu beşiktaşlı olamaz bunlar dediği için yemen ekşioğlunu kınıyorum.o arkadaşlarımız tribün emekçileridir yaptıkları yanlıştır doğrudur ama beşiktaşlılıkları tartışılmaz

Bahadır Kasım
10-05-2009, 12:46
Beyler bu namussuzları tirbünlerden temizlemenin bir yolu olmalı. Kasımpaşa maçında eşimle tirbünde olacam her şeye rağmen. Tirbünleri bunlara bırakmamalı inadına bizim gibi gerçek beşiktaşlılar doldurmalı.

Ümit Yaşar Üneş
10-05-2009, 14:51
Abicim yazılar olsun bunlara o gereksiz adamlara okadar para vereceklerine bu çocukları değerlendirseler ne kadar güzel olacak ama bunların hiç bişeyden anladığı yok. tek bildikleri eğlenmek hava atmak başkada bişey yok.....

Ertürk Yıldırım
10-18-2009, 09:43
Temizlendi mi?

Benim en çok sevindiğim Nihat. Çok istiyordum bir gol atmasını.

Dün Beşiktaş tribünleri temizlenmişti. Ama kimden, geçen hafta ki bana göre Beşiktaşlı olmayan bir takım menfaat güçleri tribünlerin içine soktuğu adamlardan. İstanbul Valiliği de, bu konuda tedbir almıştı. Görüntülerden tespit ettiği kişiler dün statta yoktu. Tepkiler aynı, küfür yok. Ama hepsinden önemlisi Beşiktaşlı, Beşiktaşlı’ya tokat atmıyor. Zaten ben geçen hafta da söyledim. O tribünlere giren menfaatçilerin çoğu da Beşiktaşlı değildi. Çoluğa çocuğa böyle vurmazlardı. Neyse maça gelelim. Beşiktaş için bu sıkıntılı dönemde, önce Denizli ardından Kasımpaşa maçları şanstı. Bu iki karşılaşmadan da bireysel becerileri ön plana çıkan iki oyuncunun temiz vuruşlarıyla kazanılan üç puan, belki bu sıkıntılı dönemde hayırlı oldu. Benim en çok sevindiğim Nihat. Çok istiyordum bir gol atmasını. Kendisine has attığı golle kimliğini de buldu ve tüm başarılı isimlerden biriydi.

Hafta içinde mutlaka Serdar Özkan’la bir araya geleceğim. Onu Eyüp Sultan’a götüreceğim. Okuyup üfleteceğim. Çünkü nazar var üstünde. Bu kadar mücadele ediyorsun, pozisyonlara giriyorsun. Olmuyor da olmuyor... Bir uğursuzluk var. Seyirci de yönetimle uğraşmaktan ‘kış kış cinler’ şarkısını söylemediğinden, bari ben ona bir kurşunun döktüreyim. Yalnız bir konuya değineyim. Beşiktaş’ın ilk golünden sonra, Kasımpaşa’nın attığı Hüseyin Göçek tarafından sayılmayan gol, çok yerinde bir karardı. Çünkü iki vuruş hakem düdüğüyle başlar. Bir penaltı, ikincisi santra.

Ertürk Yıldırım
10-22-2009, 15:02
Yazık oldu
Oyuncuların hepsini tek tek kefeye koyarsak, hepsi de aslanlar gibi oynadı.

CSKA-Manchester maçının skoru, grubu daha enteresan bir hale getirmişti, tabii ki maçı da. Yazık oldu desek, abartmayız. Delikanlı bir hakem çıkınca, Alman takımı değil Alman şampiyonu Wolfsburg’a karşı Beşiktaş fena değil, hatta iyi de top oynadı. Denizli’ye onu niye oynattın, bunu niye oynattın diyemeyiz. Çünkü oyuncuların hepsini tek tek kefeye koyarsak, hepsi de aslanlar gibi oynadı. Üzüntümüz şu; böyle fırsatlar varken 40 trilyon verdiğin Tabata-İsmail Köybaşı neden kulübede ? Göndermek istediğin Fink, Bobo ve Tello neden sahada ?. Fark nerede, fark yok. Tek bir fark var, o da oyuncuların özgüvenlerinin yerinde olmaması.

Beşiktaş’a gol lazım. Gol atmak için de ceza sahasına girmek lazım. İlk yarıda Bobo’nun 27. dakikadaki pozisyonu dışında, tehlikeli atak yok. Ama Bobo 53. dakikada kendi ceza alanından öyle bir top çıkardı ki, mücadelenin kader anıydı. Herkes iyi oynadı, ancak iki kişiyi ayrı bir yere koymak istiyorum; Rüştü ve İbrahim Üzülmez. İbrahim Üzülmez bu takımın en pahalı topçusu! 10. senesini oynuyor, maliyeti 50 milyon Dolar. Rüştü’ye yapılanlar da ortada. Merak ediyorum, ilk İnönü’ye çıktığı zaman kim ıslıklayacak.

Gol pozisyonlarında Fink ile Ernst oyuncu tercihlerini sağlıklı yapabilseydi, Beşiktaş’ın sahadan 3 puanla çıkması işten bile değildi. Sıkıntı yok değil, var. Binbir güçlükle Ferrari, Sivok, Üzülmez ve Ernst ikili mücadelelerde topu kapıyor, ama mirasyedi gibi arkadaşları, bilhassa Bobo ve Nihat kaybediyor. İşte bu top kayıpları ilk 45 dakikada Beşiktaş defansının, Rüştü’nün önüne yaslanmasına sebep oldu. Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen Denizli ve talebelerini tebrik ediyoruz. Puan puandır, belki bu bir puan Beşiktaş’ı en azından UEFA’ya taşıyacak.

Ayşegül Alparslan
10-22-2009, 17:13
evet kesinlikle katılıyorum özgüven eksikliği konusunda ama onuda aşacak olanlar onlar malesef bunun bir aşısı falan yok ki damardan verelim, çıkıp adam gibi oynayıp kazanacaklar sonra al sana özgüven gerçi onlarda ne yapsınlar bir maç kadroya bile gireme sonraki maç ilk 11 de oyna benrim bile aklım karmakarışık futbolcu ne yapsın

Yılmaz Özgüller
10-23-2009, 12:26
abi bıraksınlar artık rüştü muhabbetlerini top kurtarmış kurtaracak tabi nasıl başarıda alkış varsa başarısızlıktada tepki olucak,sanki babasının hayrına oynuyor paşa maçında trip yaptı iyi oynayanın hakkını verir bu tribün merak etmeyin

Ertürk Yıldırım
10-25-2009, 09:14
Atom Karınca

Tabata, Tello, Nihat, Bobo bir türlü gol atamazken, kulübedeki 'Atom Karınca'nın yerini dolduran Ekrem ortaya çıkıyor.
Geçen hafta tribünde ve sahada temizlik vardı. Beşiktaş, bu temizliğin eksikliğini tribünde gördü ama sahada hissetmedi. Neden mi? Beşiktaş’ta aranan, gol ve golcü. Temizlenen Sivok, Ferrari ve Ernst’in yerini Fink, Toraman ve Kaş çok iyi doldurdu. Beşiktaş’ın en büyük eksiği golcü.

Mustafa Denizli elindeki mevcut kadroyu istikrarlı bir şekilde kullanmamış, şu oynamış, bu oynamamış demek bizim işimiz değil. Biz sahadaki mevcutları değerlendiriyoruz. Tabata, Tello, Nihat, Bobo bir türlü gol atamazken, kulübedeki ‘Atom Karınca’nın yerini dolduran Ekrem ortaya çıkıyor.

Eskişehir’de de çok eksik vardı. Ama Beşiktaş’ta o kadar çok top kaybı vardı ki, bu derece savruk oynayan bir takımın galip gelmesi herhalde istatistiklere girer. Siyah-Beyazlılar’ın takım olduğunu biliyoruz, bunu taraftar kendilerini çağırdığı zaman hep beraber tribüne gelerek gösteriyorlar. Ama iyi bir takım değil. İyi bir takım olmak için de yetenekli oyuncunun olması lazım. Maalesef Beşiktaş’ın oyuncuları menacerlerin abartmasıyla, temmuzda çok yetenekliler, sıkıntıyı ise sezon içinde taraftar çekiyor. Anelka Türkiye’den giderken, “Alex bütün topları Nobre’ye atıyor, beni sevemedi” demişti. Dün Nobre öyle bir gol kaçırdı ki, yani sevsen ne olur, sevmesen ne olur. Amatörlere hakaret etmek istemiyorum, ama onlar bile o pozisyonu kolayca gol yapar. Geçen gün ‘temmuz gülleri’ diye yazmıştım ya, sadece ayıp diyorum.

Beşiktaş PAF Takımı’ndan Okan Koç karşılığında Gençlerbirliği’ne giden Bülent Kocabey, Eskişehirspor’a geçmişti. PAF formasını 3 sene giydi. Maçtan sonra Serdar Özkan’dan aldığı formayı, taraftarlarına şirin gözükmek için yere attı. Bu davranışı hiç de hoş değildi.

Ertürk Yıldırım
11-02-2009, 08:27
16. dakika

Ama görüntü iyi değil. İyi olan bir Rüştü, ellerine sağlık.. Ve bir de Ferrari-Sivok.

Ankaraspor’u saymazsak, ligin son sırasında Denizlispor 9, Sivasspor 9, Kasımpaşa 10, Manisaspor 8 gol atmış. Beşiktaş, kağıt üzerinde 11 gol ama hükmen aldığı Ankaraspor’u çık, o da 8 demek ki. Sezon başından bu yana yaşanılan sıkıntı gol bölgesinde. Dün de öyle oldu. Nobre, Tabata, Nihat, İsmail, Ernst ceza sahasındalar ama gol yok.

Ankaragücü, bu kargaşa da, hala toparlanamamış gibi. Toplama bir takım görünümünde. Öyle kalabalıklar ki, idmanlara Hikmet Karaman oyuncularını otobüsle değil, troleybüsle götürüyor. İşte Beşiktaş böyle bir takıma rağmen, Wolfsburg maçı öncesi 3 puan aldı.

Ama görüntü iyi değil. İyi olan bir Rüştü, ellerine sağlık.. Ve bir de Ferrari-Sivok.

Denizli zaruretten mi, mecburiyetten mi? Nedir bilinmez, Ernst ile Fink’i yan yana oynatıyor. Ama doğrusunu da yapıyor. Top rakipteyken hep sıkıntıydı. Dün Ernst, Fink, Toraman, bilhassa Ferrari top rakipteyken de Beşiktaş’a huzuru getirdi. Ve tabii ki hal böyle olunca, Beşiktaş oyunu ileride kurdu.

Bunda Yusuf’un ve ilk yarıda Tello’nun topu ileride biraz saklamalarının katkısı büyüktü. Nobre direniyor, savaşıyor ama bal yapmıyor. Tamam da futbolun güzelliği gol. Mustafa Denizli’ye bir önerim var.

Sakın kimse beni yanlış anlamasın. A2 Ligi’nde 6 maçta toplam 21 gol atan Can Erdem ile Ali Kuçik var. Ne olur Bobo’ya, Nobre’ye gösterdiği sabrı, onlara da göstersin. Esame listeleri elimize geçince, Denizli’nin senatörü Ekrem Dağ sahada yoktu.

Dedim ki, benimle berabere tribünde olan Serdar Özkan, Holosko gibi onu da dinlendiriyor. Herhalde Eskişehir maçında 1 dakika oynattığı Necip’i de, ikinci yarı sahaya sürür düşüncesindeydim. Ama Denizli beni yanıltmadı. Necip yine yanımdaydı.

Aslında bugün hiç hakeme deyinmeyecektim. Halis Özkahya, Beşiktaş’a hep sıkıntı yaratan bir hakemdi. Dün onun için çok kolay bir maçtı. Bu kolay maçı bile, kendi açısından zora soktu.

Ertürk Yıldırım
11-08-2009, 10:54
Utandım... Ve bu yazıyı 45. dakikada Hatice kardeşime almasını söyledim. Beşiktaş takımı bu olmamalı. Evet... Yeter!.. Ama kime yeter!.. Tribünler bağırıyor; yönetime, Başkan’a. Asıl yeter denmesi gereken Mustafa Denizli. Bakın bakalım son iki sezondur küme düşen takımlar dahi Trabzon’a gelip de bu derece mahkum oynayan bir takım var mı? Dedim ya, utancımdan bu maçı 45. dakikada yazdım. İkinci yarıda netice 2-0 olsa bile, 90 dakikayı 3 damarı değişen ben Yemen Ekşioğlu, daha yok ki, stresten değişmeye fırsat olsun.

Beşiktaş takım, ama görünen o ki, Mustafa Denizli’nin elinde iyi bir takım değil. Haftalardır söylüyoruz... Sezon başı, hazırlık dönemin de bile söyledik. Bu takımın tek bir sorunu var; o da gol. Bakın şimdi: Toraman, Sivok, Ferrari, İsmail Köybaşı, Ekrem, Fink, Ernst, İnceman, etti sekiz; dün mükemmel oynayan kaleci Hakan, etti 9; bir de yürüyen 10.5 Tabata ve ileride topla kavga eden Nobre. Golü ben mi atacağım? Beşiktaş takımı, bu derece mahkum oynamamalı. Ayıptır, haftalardır kara bulutlar içinde olan Trabzon’u diriltti. Umut ve Gökhan biraz becerikli olsa, ilk yarı 4’lüktü. Dua etsinler Hakan’a. Onun için yeter Mustafa Denizli... Yeter. Ya bu takıma adam gibi top oynatacaksın ya da icraatlarınla insanlara bu kadar fazla küfür ettirtmeyeceksin. İşte bütün yaşananlar bu. Maalesef son iki aydır, başta transfer politikası olmak üzere Denizli’nin tutum ve davranışlarından yorumcuların yüzde 99’u yorumlarıyla sahanın içine giremedi.

Not: Gecesi gündüzü Beşiktaş olan İlker Ateş ağabeyimin vefatını öğrendim. Çok üzüldüm. Herkesi bugün öğlen namazında Levent Camii’ne bekliyorum. Mekanın cennet olsun İlker ağabey.

Ertürk Yıldırım
11-08-2009, 10:55
Kime yeter!

Utandım... Ve bu yazıyı 45. dakikada Hatice kardeşime almasını söyledim. Beşiktaş takımı bu olmamalı. Evet... Yeter!.. Ama kime yeter!.. Tribünler bağırıyor; yönetime, Başkan’a. Asıl yeter denmesi gereken Mustafa Denizli. Bakın bakalım son iki sezondur küme düşen takımlar dahi Trabzon’a gelip de bu derece mahkum oynayan bir takım var mı? Dedim ya, utancımdan bu maçı 45. dakikada yazdım. İkinci yarıda netice 2-0 olsa bile, 90 dakikayı 3 damarı değişen ben Yemen Ekşioğlu, daha yok ki, stresten değişmeye fırsat olsun.

Beşiktaş takım, ama görünen o ki, Mustafa Denizli’nin elinde iyi bir takım değil. Haftalardır söylüyoruz... Sezon başı, hazırlık dönemin de bile söyledik. Bu takımın tek bir sorunu var; o da gol. Bakın şimdi: Toraman, Sivok, Ferrari, İsmail Köybaşı, Ekrem, Fink, Ernst, İnceman, etti sekiz; dün mükemmel oynayan kaleci Hakan, etti 9; bir de yürüyen 10.5 Tabata ve ileride topla kavga eden Nobre. Golü ben mi atacağım? Beşiktaş takımı, bu derece mahkum oynamamalı. Ayıptır, haftalardır kara bulutlar içinde olan Trabzon’u diriltti. Umut ve Gökhan biraz becerikli olsa, ilk yarı 4’lüktü. Dua etsinler Hakan’a. Onun için yeter Mustafa Denizli... Yeter. Ya bu takıma adam gibi top oynatacaksın ya da icraatlarınla insanlara bu kadar fazla küfür ettirtmeyeceksin. İşte bütün yaşananlar bu. Maalesef son iki aydır, başta transfer politikası olmak üzere Denizli’nin tutum ve davranışlarından yorumcuların yüzde 99’u yorumlarıyla sahanın içine giremedi.

Not: Gecesi gündüzü Beşiktaş olan İlker Ateş ağabeyimin vefatını öğrendim. Çok üzüldüm. Herkesi bugün öğlen namazında Levent Camii’ne bekliyorum. Mekanın cennet olsun İlker ağabey.

Ertürk Yıldırım
11-10-2009, 11:29
Haberiniz var mı?
Trabzon'dan çok kötü bir futbola rağmen alınan sonuç, Fenerbahçe maçına yansıması, ligin kaderini değiştirebilir.
Skor açısından haftayı Beşiktaş çok kârlı kapattı. Oyun olarak olumsuz bir yansıma olsa da, Trabzon’dan alınan 2 farklı galibiyet dışında futbol özkaynak düzeninde U-14’ler Pendik’i 5-0, U-15’ler Pendik’i 4-0, U-16 Sakarya’da Sakarya’yı 3-0, U-17 Beykoz’u 5-1, U-18 Bozüyük’ü Bozüyük’te 2-1, A2 takımı ise Kartal’ı Ömer Faruk’un golüyle 1-0 mağlup etti, hepsi de gruplarında liderlik koltuğuna oturmayı başardı. Haberiniz var mı... Hepsinden daha önemlisi çeyrek finale kalan U-17 Ulusal Takımımız’ın sahada oynayan 3 tane (Furkan, Orhan ve Sezer), kulübede ise Sercan’la milli takımımızı temsil ettiklerini, U-19 Milli Takımımız’da geleceğin yıldızı olarak gösterilen Erkan Kaş’ın, harikalar yarattığını, Avrupa Şampiyonası’na giden U-16 Milli Takımı’nda Serhat ve Ömer Faruk’un olduğunu biliyor musunuz?

Transfer değil altyapı!
Bütün bunları neden söyledim... Temmuz ayında transfer hovardalığı yapan Beşiktaş’ın menacerler tarafından istila edilmesinden bu çocuklara bakamamasıdır. Sonra da tek olumsuz neticeden sonra tribündeki karışıklıklar, hiç de tasvip etmediğimiz Beşiktaş Başkanı’nın makamına ve yönetimine küfürler. Kimsenin buna hakkı yok. Bu iş, ocak ayında genel kurulda çözülür. Gücü yeten oraya gelip, gerekli icraatını yapar. Haberiniz var mı? İl Güvenlik Kurulu tarafından Beşiktaş tribünlerinden 14 kişiyi sorgulamaya aldılar. Misafir ettiler, ama bu 14 kişi içinde Alen Markaryan da başta olmak üzere küfür edenler yoktu. Yani adres başka yerde arandı... Küfür edenlerin kimler olduğunu hepimizden çok, yönetim içindeki ve Başkan’a şirin görünmeye çalışanlar bilir, bundan da haberiniz olsun. Yazının ana fikri şudur: Trabzon’dan çok kötü bir futbola rağmen alınan sonuç, Fenerbahçe maçına yansıması, ligin kaderini değiştirebilir. Söylemek istediğim, Fenerbahçe Stadı’nda UEFA maçı oynanırken, Fenerbahçeliler’in ‘Demirören Yeter’ tezahüratlarıdır. Haberiniz var mı demeyeceğim, haberiniz olsun... Beşiktaş’ın yükselişini her taraftan çekemeyenler var.

Tarihe bir bakın
O yüzden iki şey gerek... Birlik beraberlik ve huzur. Tribün de diyor zaten, kim gelirse gelsin, iyi şeyler versin.
Önemli bir diğer nokta ise, yazının girişinde söylediğim gibi Beşiktaş’ın geleceği kulübün içine kangren gibi giren menacerlerin yolladığı fosillerde değil, altyapıdaki çocuklarda. Çünkü tarihe bir bakın, Beşiktaş en güzel dönemleri altyapıdan gelen oyuncularıyla yaşanmıştır.

Türkiye’de ilk kez bir takımdan 12 oyuncu birden milli takıma çağrıldı. O da Beşiktaş’ın geçen sene Türkiye Şampiyonu olan 95 yaş grubundan... Haberiniz olsun, Beşiktaş’ın geleceği emin ellerde. Bunun farkında olan TFF Başkanı Sayın Mahmut Özgener, futbolun altyapısına verdiği önemi gösterme açısından ihalesini de kendisi yaparak, yönetim kurulundan çıkardığı kararla Nevzat Demir Tesisleri’ne bir suni çim saha daha yapıyor. Aynı davranışı, 1.5 sene önce suni çim saha yapma sözü veren Beşiktaş apoletiyle Beşiktaş Belediye Başkanı olan İsmail Ünal’dan da bekliyoruz.

Ertürk Yıldırım
11-23-2009, 18:19
Ne delisi?
Deli değil, bizimki zır deli. Beşiktaş’ın en pahalı futbolcusu, 50 milyon dolara patladı. O da İbrahim Üzülmez. Hani diyorlar ya, ‘deli’, ne delisi, zır deli. Böyle deliye can kurban. Mükemmel oynadı, Fenerbahçe’nin en etkili bölgesi olan Gökhan Gönül’ün tarafını kalbura çevirdi. Alex de olmayınca Fenerbahçe hakikaten sahada yok. Pardon Alex vardı. Ama Fink de vardı. Fink 90 dakika Alex’e adım attırmadı. Üstelik öyle bir gol attı ki İbrahim Üzülmez’in ortasında, helal olsun dedirtti. Beşiktaş’ın kadrosu elimize geldiğinde iki tane zayıf halkası vardı. Yusuf ve Serdar Özkan… İkisinden birini tercih etmeliydi Mustafa Denizli. Nitekim ikinci 45 dakika Beşiktaş coştu. Bayramı da erken kutlamış oldu. İbrahim Üzülmez, Ekrem, İbrahim Toraman, Ferrari, Sivok ve Fink öyle yıldızlaştılar ki, Fabian Ernst bile diğer maçlarda olduğu gibi sırıtmadı. 30. dakikaya kadar rolantide olan oyun Fenerbahçe’nin lehine işliyordu. Bu dakikalarda hani herkesin tepki gösterdiği Rüştü maçın kader adamıydı. Oynadı, oynattı, arkadaşlarına da güven verdi.

Şu sıkıntılı günlerde Beşiktaş’ın böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı. Beşiktaş taraftarından 36 kişiye ceza verilmişti. Kurunun yanında yaş da yandı. Ama değişen bir şey olmadı. Tribünler muhteşemdi. Fakat şu 3 golle kazanılan 3 puanın bayram öncesi tadını çıkartın. Bıktık artık bu ‘yeter’den, size de yeter. Yetip yetmeyeceğine siz karar verecek değilsiniz. Beşiktaş Genel Kurul Üyeleri buna karar verir. Herkese bir tavsiyem; bayram haftası bu galibiyetin tadını çıkartın.

Serdar Köse
11-23-2009, 18:35
iyi güzel yazmışsın maçtan bahsetmişsin de "yeter asıl size yeter" ne be! asıl onlara ne? takım taraftarındır yönetimin değil.. hele bizim yönetimin hiç değil.. ne yapılmasını bekliyorsun sayın ekşioğlu galibiyet alındı diye yıllardır hata üstüne hata yapan yönetimi yaşasın "demirören bırakma bizi" dememizi mi?

Ertürk Yıldırım
11-30-2009, 12:37
Bilet İnönü’de

Kolay değildi. 14 sezondur aralıksız Şampiyonlar Ligi’nde Ferguson’un talebeleri. Üstelik 23 maçtır da yenilmiyorlardı. Bu zaten bir sıkıntıydı. Yetmezmiş gibi bir de Rusya’dan gelen haber moralleri alt üst etti. CSKA, Alman ligi şampiyonu Wolfsburg’u 2-1 yenmişti. Artık tek şart vardı; o da cenhennemden galip çıkmak. Kazanmak zorundaydık. Manchester’a eksik dediler. Ferguson’un takımında sahada oynayan oynamayan fark etmiyor. Tam bir takım. Beşiktaş’ta da öyle yabana atlır eksikler yok değildi hani. Sivok’un cezalı olması sıkıntı. Hele bir de 65’te Toraman’ın çıkması. Oberton tam bir bela. Ne Oberton’ı doberman. Ama orada da Ferrari, Fink ve Ernst var. Denizli defansı sağlamlaştırıp orta sahayı da Ekrem, Fink, Ernst, Köybaşı ve Tello ile kalabalık tuttu. İleride tek başına Bobo’yu bırakmıştı. Düşüncesi, ‘nasıl olsa bir gol atarsam, üstüne yatarım’ şeklindeydi. Ama öyle sıkıntılı anlar yaşandı ki Oberton elini kolunu sallayarak Ferrari, Toraman ve Üzülmez’in üstüne geliyordu. İşte Beşitktaş’ın sıkıştığı bu anlarda, hani İnönü’de ıslıklanan, ligin son 6 haftasında Hakan’la beraber takımın en önemli oyuncularından biri olan Rüştü sahneye çıktı. CSKA maçından sonra havaalanında Rüştü’yü bana verin diyenler, Yeşilköy’de beklesinler. Rüştü’yü ben onlara vereceğim. Çok güzel bir gün oldu. 23 maçtır yenilmeyen Manchester’ı Tello’nun füzesiyle yıkıldı. Beşiktaş yoluna devam ediyor. Artık ak koyun, kara koyun Ruslarla İnönü’deki hesaplaşmada belli olacak. Bilet İnönü’de

Ertürk Yıldırım
11-30-2009, 12:38
Neşet Merdin kardeşim
Beşiktaş çok hırpalanmıştı. Trabzon, Fernerbahçe, Manchester maçları, fizik ve beyin olarak Siyah-Beyazlılar’ı yormuştu. Bir de camiadaki sıkıntılar… Onun için dün geceki Sivas maçı her açıdan önemliydi.

Varsayımlar üzerinde durmam. Ama 39. dakikada Bobo’nun attığı mükemmel bir gol var ki Neşet Merdin kardeşim ne hikmetse kolu havada. Sadece bu pozisyonda değil, Ernst’in pozisyonunda da kolu havada. Golü verse oyun 2-0 olacak ve Bobo da sakatlanmayacak. Kısacası bir yardımcı hakemin müsabaka üzerinde oyunun kaderini ne kadar etkilediğini anlayın. Hani bazı arkadaşlar Rusya dönüşü Adnan Polat’a, “Siz bu işi bilmiyorsunuz orta hakemleri bırakın, yardımcıları halledin” derken, yalan da söylememiştir. İşte Bobo’nun çıkışıyla Nobre’nin girmesi, ardından Tabata’nın çıkıp Uğur İnceman’ın girmesi… O ana kadar devamlı rakip ceza alanı içinde olan Beşiktaş işi kontra ataklara bıraktı. Öyle ki sahada topla kavga eden oyuncular olması topun duvara çarpıp geri gelmesi ve Beşiktaş’ın son dönemlerde en istikrarlı bölgesi olan İbrahim Kaş, Sivok, Ferrari, Üzülmez, önlerinde Ernst ve Fink sıkıntılı anlar yaşadı. Ama güzel olan bir şey var İbrahimlerin en küçüğü Kaş, ortanca abisi Toraman’ı hiç aratmadı ve bu sezonun en iyi topunu oynadı. Bunu attırdığı gol için söylemiyorum. 90 dakika hem hücum hem de defanstaki görüntüsü mükemmeldi. Kısacası dün geceyi Beşiktaş çok huzurlu geçirecekti ama Neşet Merdin sıkıntılar yarattı. Dua etsin oyun Beşiktaş’ın lehine sonuçlandı. Yoksa çok sıkıntı yaşardı.

Bahadır Karaçanta
12-05-2009, 16:06
Açılım farkı

Maçtan önce Beşiktaşlı taraftar bağrıyordu; “Diyarbakır Beşiktaş el ele, hep beraber tribüne” diye. İki takımı da bütün tribün alkışlıyor ve tek bir slogan “Türkiye bütündür” Diyarbakır seyircisi de mutlu, kısacası herkes mutlu. Ama bu huzurdan mutlu olmayan bir kesim var. Onlar da ‘açılım bitti’ dedi ya dün bütün medyaya. Neyin bitip bitmediğini Güneydoğu’dan gelen haberlerle öğreniverdik. Yine şehitler, yine bölücü terör örgütü, yine katliam... Demekki bu olay çok farklı bir boyutta. Hesap Türk-Kürt meselesi değil.

Kusura bakmayın maç kritiği yerine böyle bir girişle yazıya başladım. Çünkü çok Diyarbakır müsabakası gider gelir. Ama kaybolan değerler geri gelmez.

Beşiktaş çok yorgundu. Dün gece bunu açıkca gördük. Tabii ki bu yorgunluğun dışında bir de Ziya Doğan’ın talebeleri vardı ki, yerden kalkmadılar. Ben tuttum, sadece sakatlıklarda 7 dakika, toplamda 5 değişilik 2.5 dakika etti 9.5 dakika. Ama Bülent Yıldırım gösterdi 4 dakika... Bunlar hiçbir zaman bahane olamaz. Ama top da sevmedi takımı yorgunluğu dışında.

Aslında Beşiktaş böyle bir maçta istediği pozisyonları da bulmuştu. Nihat, Bobo, Nobre, Tabata ile kaçan mutlak goller vardı. Ama top sevmedi işte. Gerçi Diyarbakırlı futbolcular ayağa kalkmış olsalardı, oyun belki daha kaliteli olabilirdi. Her şeye rağmen dün gecenin telafisi var.

Ertürk Yıldırım
12-12-2009, 14:45
Hedef neydi?
Top rakipteyken ara ki Beşiktaş’ı bulasın.
Diyarbakır maçında takım yorgundu dedik, kafalar CSKA Moskova maçındaydı dedik, telafisi olur dedik, biraz hoşgörülü idik. Hatta dün geceye kadar İsveçli hakem için de bir sürü komplo teorisi ürettik. Allah var, adam mükemmel bir maç yönetti.

Peki hedefine ulaşmak için ne yapman lazım: Gol. Bakıyorsun sahaya bir Bobo, o da 90 dakika içinde ceza sahasına bir sefer girdi, o da gol oldu. 86. dakikada müsabakanın kader adamı Tello çıkıyor Bobo’nun yanına Nobre alınıyor. Böyle mi olmalıydı? Bütün beklentiler ölü toplarda.

Orda da Ferrari, Fink, Sivok hep birinci derece defans adamı olduklarını akıllarına getirerek topu dağlara taşlara gönderdi. Gerçi Almanya’dan gelen Manchester’in önce 1-0 sonra 2-1’lik galibiyeti haberi hayallerimizi yıkmıştı ama birde öbür taraftan bizim gücümüz yoktu ya da var gözüküyordu.

Top bizdeyken iyi.

Fink olsun, Ernst, Tello bir şeyler var. Ama top rakipteyken ara ki Beşiktaş’ı bulasın. Türkiye Ligi’nde 15 maçta 12 gol, Şampiyonlar Ligi’nde iki gol. Bu ayıp yeter. Hele son dakikada gelen bir gol var ki akıllara zarar. Çok hayal etmiştik, hedefimiz vardı ama hayallerimiz yıkıldı. Hani derler ye gerçekleşmeyen hayaller sabun köpüğüne benzer, uçar gider. Bizim de bütün hayallerimiz uçtu gitti. Annemizin ligine geri döndük. Hayırlı olsun.

Ertürk Yıldırım
12-13-2009, 10:39
Düşün kulübün yakasından!

Başkan adaylarının her gün yazılı ve görsel basında haberler çıkmakta. Ancak ortada hiç de hoş olmayan olaylar var. Önce üyelerin genel kurula katılabilmeleri için aidatlarının yatırılmasında sorunlar yaşandı. Genel kurula gelecek olan bu arkadaşların çoğunun Beşiktaşlılığından şüphe ediyorum. En az 2 bin, 3 bin üye Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı... Rakiplerimizde de var bu naylon üyeler, o ayrı bir konu! Gerçek üyeler kendi aidatını kendisi yatırır, geri kalanı kongre farelerini doğurur...

27.10.2009 tarihı mali işler müdürlüğüne, 50817 nolu makbuzla 2801 no’lu aday olarak tek başıma aidatımı yatırdım. Şunun için söylüyorum; ne kimseye kendimi kullandırdım, ne de bundan sonra kullandıracağım. Kimsenin adamı olmadım.Çünkü Beşiktaşlıyım. Genel kurula gider, listeleri görürüm, öyle oyumu atarım. Bakın... Murat Aksu’ya gidip, 1 ay boyunca Demirören’e ‘küfür’e varıncaya kadar sallayanlar, Aksu’dan yüz bulamayınca rotayı yine Başkan’ın seçim bürolarına çevirdiler. Aynı şekilde Yıldırım Demirören’den yüz bulamayanlar Murat Aksu’ya yanaşmakta. Ama prim alamıyorlar. Başkan adaylarından ricam, listelerinde bu kongre farelerine değil, Beşiktaş’a, Beşiktaşlılığı’ndan dolayı hizmet edecek kişilere yer vermeleridir.

Bu güne kadar Başkan olan adaylardan, Serdar Bilgili dışında hiçbirine oy kullanmadım. Ama seçimler bittiğinin ertesi günü, başkanlar çağırarak seçimin bittiğini, birlikte çalışmak istediklerini söylediler. 22 senedir bilfiil, karşılık beklemeden, altyapıda yavrularımla beraber hizmet vermeye çalıştım. O yüzden her devrin adamıyım! Hepsinden önemlisi her devrin Beşiktaşlısıyım! “Beşiktaş’a ne veririm” değil, “Beşiktaş’tan ne götürürüm” diyen insanlara, başta yönetim kurulu üyeliği olmak üzere hiçbir organda yer verilmemeli. Tribünleri temizlemekten önce, kongrelerdeki bu asalakları temizlemek gerek. Eğer onlar barınmaya devam ederlerse, o isimleri açıklayıp, rezil etmek boynumun borcudur...

Slogan tek olmalı: Önce Beşiktaş... Düşün asalaklar kulübün yakasından.

Murat Serkan Kaya
12-13-2009, 15:20
seçim yaklaştıkça şu başkasının yerine aidat ödeme olayı arttı

Utku Sen
12-13-2009, 22:02
çok güzel yazı olmuş ellerinize sağlık

Ertürk Yıldırım
12-14-2009, 08:49
Huzur maçıydı ama olmadı
Problem aynı, anlatmaya lüzum yok. Saha kenarında ısınan futbolcular da, kulübedekiler de işaret ediyor; ileri ileri... İstedikleri gol. Tamam da, golü atmak için golcü lazım, en azından sahaya sürdüğün golcülerin de ceza alanı içinde olması gerekir. Beşiktaş’taki golcüler rakip ceza alanının dışında her yerde. ‘Top gelmiyor. Bari biz gidelim’ der gibiler. Top Beşiktaş’tayken ceza alanına kadar problem yok. İşte sıkıntı da bu. İş kalıyor ölü toplara. Burada da iki sıkıntılı oyuncu var; biri Tello, diğeri de Nihat... Nihat mazisini arıyor. Aslında istediği pozisyonları da buluyor, ama Avrupa terbiyesi almış bir oyuncunun topu nereye kullanacağını bilmesi lazım. Öyle goller kaçırıyor ki, şansını zorluyor. Homurdanmalarda da taraftar haksız değil. Tello’yu da arıyoruz. Hem de mumla... Ferrari, Sivok, Bobo ve dünün en başarılı ismi İbrahim Toraman arka direkte, o hep duran topları öndireğe yolluyor. Arkaya bir kesse, sıkıntı olmayacak.

Yıllardır Beşiktaş kenardaki problemlerini çözemedi. Rıza’dan sonra sağ, Walsh’dan sonra da sol tarafa bir türlü oyuncu yerleştiremediler. Ne paralar geldi-gitti.

Mesut Bakkal’ı tebrik etmek lazım. Beşiktaş’ı iyi okumuş, ezberine iyi almış, oyuncularına da iyi ezberletmiş. Bobo’yu Kalabane ile kilitledi, gol yollarını bitirdi. En sağlam halkamız dediğimiz Ferrari, Kalabane’ye o golü attırdı. Halbuki ceza alanı içinde Kalabane’nin partneri bence Bobo olmalıydı. Rakip ceza alanı içinde gol bulamıyorsan, bari kendi ceza alanın içinde adamını kovala, gol attırma.

Serdar Atalar
12-14-2009, 11:52
bobo formnunu tuttu görevini de herzman yapıo..onun yaptığı görev nobrenin yapacağı faydalı işlerle değer kazanacak ama malesef nobre diye bir oyuncumuzda geçen senenin 20.haftasında beri kayıp...bütünyük bobonu7n üzerinde malesef şuan...

Ertürk Yıldırım
12-19-2009, 10:08
İsteyince oluyor
Sakın ola ki, Nobre girdi gol attı diye Nobre’yle yazıya başladım sanmayın. Maç saat 20.00’de başladı, 18.15’te stattaydık. Görevliler tarafından saha temizleniyordu. Hakem Tolga Özkalfa’nın karşılaşmayı oynatmayacağını düşünüyorduk. Ama oynattı. Hal böyle olunca, bizler de dedik ki; bu havada, bu sahada, Beşiktaş’ın 22 kişilik kadrosunda önce Nobre’yi oynatırım, sonra diğerlerini... Saha öyle ağırdı ki, ne oynayanlara, ne de hakeme tek bir laf söyleyebilirdik. Çünkü yürümek bile zordu. Ama kolay olan bir şey var; Beşiktaş’tan puan almak.

Denizli’nin yapmadığı hamleleri, Ertuğrul Sağlam yerinde yaptı. 1-0 iken gol aradı, 1-1’de gol aradı, 2-1 mağluptu gol aradı, skoru eşitledi hala gol aradı. Skoru da lehine çevirdi. Şöyle oyuncuları karşılıklı bir kantara vurunca, fizik güçleri çok daha iyi olan ve bu zeminde oynanması gerektiği şekilde oynayan Bursaspor’du. Ve Beşiktaş patentliler skoru belirledi. Zapotocny, Ali Tandoğan sahada, Ertuğrul Sağlam, Mutlu Topçu kulübede Beşiktaş’ı o kadar güzel ezberlerine almışlar ki, Mustafa Denizli bu sahada Yusuf’u oyuna sürerken, Sağlam da Ferrari’nin oyun dışı kaldığı anda o bölgeye Ömer Erdoğan’ı gönderdi.

Hamleler Ertuğrul Sağlam lehinde yerinde olunca, soğuk havada stadı dolduran seyirciler İnönü’den üzgün ayrıldı. Yeni yıla Bursa galibiyetiyle girme hesapları suya düştü. Üzüldüğüm nokta ise genç kaleci Korcan...

Mehmet Ak
12-19-2009, 22:24
Beşiktaşımızı Savunana Arka Çıkan Çok Yazar Yok Basında..

Ertürk Yıldırım
12-23-2009, 11:25
İyi tatiller
Son sezonun iki kupalı şampiyonu Beşiktaş, hem itibarını kurtarmak, hem biraz para kazanmak, hem de 48. Türkiye Kupası’na iyi başlamak istiyordu. Yusuf-Nobre oyuna giriyor, Tabata-İsmail çıkıyor. Yani 16-17 milyon Euro dışarıda, işte bu transfer başarısı. Bir de hocanın başarısı var. Bu turnuvada her galibiyet, her puan, her gol para demek. O halde hala tek forvet niye? 46. dakika Nobre-Bobo yan yana, gol de geldi, pozisyon da... Üzüldüm Korcan’a. Çok şanssız bir gol yedi.

Bir kişi aranıyor, Delgado yolda. Delgado’dan vazgeçilmiyor, kağıt üzerinde iki kişi var; Tello ve Tabata. 8 milyon Euro’luk Tabata 44. dakikada gözümüze çarptı. Üstüne sanki ölü toprağı serpilmiş gibiydi. Fiyatı başa bela olduğu gibi, gönderilmesi de sıkıntı. Ama o, şu ana kadar verdiği görüntüyle ‘benim burada işim yok, ben yanlış yaptım, siz de yaptınız. Bırakın beni gideyim’ der gibi. Biz de biliyoruz bu olmadığını, ama Mustafa hoca öyle zamanlarda, öyle yerlerde Tabata’yı kullandı ki, Nihat’ta olduğu gibi Tabata’yı da seyircinin önüne atmış oldu.

Beşiktaş takımı, Bursa şokunu atlatamamış. Manisa çok istedi, istediğini aldı. Beşiktaş’ta görünen o ki, yine Ernst, Fink, İbrahim Toraman ve Üzülmez... Gerisi maç bitse de tatile gitsek havasında. Beşiktaş bu gruptan çıkacaktır, ama gidişat iyi değil. İrtifa kaybediyor, inşallah bu irtifa kaybı kongreyi etkilemez. Çünkü Beşiktaşlı duygusal, olaylardan çabuk etkilenir.

Ertürk Yıldırım
12-29-2009, 12:46
Ah almayın!
Dün gönlüm paramparça bir şekilde, Nevzat Demir Tesisleri’ne A2 takımını izlemeye gittim. Çocukların yüzünden düşen bin parça. Müsabakadan sonra ise ağlamaklıydı hepsi. Zaten ilgisiz, bir kaç ağabeyin dışında sevgisiz, ama daha önemlisi bundan sonra Sergen’siz olacaklarından perişandılar. Kolay değil, 18 maçta Galatasaray’a 9, Fenerbahçe’ye 13 puan fark atarak açık ara ve onurlu bir şekilde ligi zirvede bitirdiler. Ama dedik ya; ilgisiz, sevgisiz. Bursasporlu Volkan ve Sercan için 8 milyon Euro’luk Tabata, Serdar Özkan, Batuhan ve para önerilmiş. Geriye kulübün tapusu kalıyor. Onu da ayıp olur diye vermemişler herhalde. Batuhan şımarık çocuk! İdare edemediler. Ama Sercan 50 tane Batuhan eder. Futboluyla değil ama dışarıda! Değer mi? Yanlış yapıyorsunuz. Bakın, A2’deki çocukların üzüntüsünün ana sebebi bu. Gökhan Aydaş, Can Erdem, Ali Kuçik, Orhan Gülle, Sezer... Bu oyuncular şu anda en az Volkan ve Sercan kadar bu formayı hakediyorlar. Hele Necip’le Rıdvan’ı konuşmak bile istemiyorum. Bunların vebali kolay kolay ödenmez.

Ertürk Yıldırım
01-06-2010, 11:46
Beşiktaş'ın geleceği...
Kimse kusura bakmasın. Bu ne sevgi, ne de başka bir şey. Ben sadece Beşiktaş’ın geleceği açısından aşağıda yazacaklarımı aktarıyorum. Belki hep aynı şeyleri söylüyorum, ama bıkmayın ne olur...

Herkes diyor ki: Hep Beşiktaş’ın borçlarından bahsediyorsun, Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın borçları yok mu? Var! Dedikleriniz doğru, ama onlar bir silkelendiklerinde, anında çözüm üretiyorlar. Beşiktaş’ta öyle değil. Gelecek, Yıldırım Demirören’in iki dudağı arasında. “Varım” derse de bir dert, “yokum” derse de... Bunu ben değil, Yıldırım Demirören’in yanından ayrılmayanlar da söylüyorlar, arkasından... Yüzüne de “Padişahım çok yaşa!” diyorlar. Bu yüzdendir ki, bıkmayın ne olur... Beşiktaş’ın geleceği alt yapılarda!

A2’den bir oyuncu yok!
Takım dün çalışmalara başladı. Araştırdım. Fenerbahçe’de 5-6, Galatasaray’da 7-8 oyuncu. Bursaspor’da, Kayserispor’da, Trabzonspor’da da bir o kadar... Yani bugün ligin üst sıralarında hedefi şampiyonluk olan takımların hepsinde devre arası kampında A2 takımlarından oyuncular var. Peki Beşiktaş’ta kaç tane var? Sıfır!

Ama Denizli bana öyle söylememişti. Bakın bana neler neler söylemişti: “Ben bu ligde Mustafa Denizli oldum. Eğer Beşiktaş’a oyuncu almamı istiyorsanız A2 liginin mutlaka kurulması lazım...” Denizli yanımda, bana göre Türk futbolunun alt yapısı için en iyi yatırımları yapan Mahmut Özgener’e telefon açtı. A2 liginin Türk futbolunun geleceği açısından mutlaka kurulması gerektiğini söyledi. Kendinin de o ligde Altay takımında oynadığını anlattı. Ama malesef, Denizli bu konuda beni olduğu kadar hepimizi yanılttı.

15. hafta, 25. hafta, 30. hafta sözleri geçen seneden sonra, çekirgenin sıçraması gibi yeniden gerçekleşebilir. Ama bu sene o verdiği sözlerin hiçbiri daha gerçekleşmedi. Doğrusu kimsenin de umurunda değil. Kimse takipçisi olmadı. Kızmayın bana ama ben sadece A2 konusunda verdiği sözün takipçisiyim.

Hocam, hani salı-çarşamba maçları takip edecektin? Hani hafta sonunda oynamayan oyuncuları A2’de oynatacaktın? Hani hocam, idman programlarını ona göre yapacaktın? Devre arası A2 takımından çocukları motive etmek için kampa alacaktın? Hepsinden daha önemlisi, hani hocam Gökhan Keskin’le, Sergen Yalçın’la, Sarp Yiğit’le her hafta toplantılar yapacaktın?

Sezonun ilk haftası dışında bir tane toplantı yaptım de, Fanatik gazetesinde bir yazı daha yazan namerttir.

İnşallah masaya yumruğunu vuracak bir yönetici gelir de Beşiktaş’ın geleceği kurtulur. Bağışlayın beni, kusura bakmayın ama Beşiktaş’ın geleceği her türlü aşağıda...

Ertürk Yıldırım
02-03-2010, 16:35
Muhteşemsiniz
Hava sıfır. Rüzgar futbol oynamaya müsait değil. Kurtların bile zor indiği Pendik Tesisleri’ndeyim. Önce Tayfun’un kaptanlığını yaptığı U-16 takımını izledim. Muhteşemler. Bursaspor’un, Fener’in, Galatasaray’ın daha doğrusu en yakın rakiplerinin 7 puan önündeler. Muhammet kaptanlığında; Berk, Murat, Ümit ve Ufuklu takım bir harika. Furkan’ın, Hüseyin’in Tayfur’un golleri ise profesyonel liglerimizde ender görülür güzellikteydi. Kalede ilk yarı Hüseyin ikinci yarı Canberk abilerine mesaj gönderiyorlardı. Ardından saat 12.45’te U-15 maçını izledim. Soğuk dondurdu hepimizi. Son 4 senenin Türkiye Şampiyonu, Ömer Faruk, Tugay, Ümit, Ufuk, Samet, Alperen, Serkan, Alpcan, Furkan ve Sefalı kadrosuyla Pendik’i 5-2 yenen U-15’ler de grubunda açık ara lider ve şampiyonluklara abone olmuş durumda. Geçen hafta altyapısıyla övünen Bursaspor’u bu yaş gruplarında 5-0 ve 5-1’lik skorlarla yenerken de, o soğuğa rağmen dün de çok mutluydum. Pendik’in Teknik Patronu Fenerbahçeli Abdülkerim Durmaz, “Abi bu soğukta burada durulmaz. Seni hastanelerde görmek istemiyoruz” diyerek beni oradan göndermeye çalışırken ayrılmak istemedim. Çünkü Beşiktaş’ın geleceği muhteşem oyuncular vardı. Onların attıkları goller beni son derece mutlu etmişti.

Huzur doluydum. Ta ki bu yazıyı yazma kararı alana kadar. Evet huzurum kısa sürdü. 10.5 milyon Euroluk Tabata kulübede, bin 500 TL’lik Necip sahada gururumuz oldu. Bu takımı bu hale getirenler, bu ortamı yaratanlara helal olsun! Bu beyaz forma yerine keşke siyah formalarla sahaya çıksalardı. Beyazla seçildiler. Hocam… Yapma be hocam. Bu kimsenin eseri değil. Bu tamamen senin eserin.

Son sözüm. Hani temizleyeceğiz dediğiniz taraftar vardı ya. O taraftarı özlüyorum biliyor musunuz? Çünkü bu takımda taraftar korkusu da kalmamış!

Ertürk Yıldırım
02-03-2010, 16:35
93'lü Ciguli!
Dakika 66... Bu dakikaya kadar hep tribünde birbirimize soruyoruz. Toraman-Sivok kulübede oturuyor da neden Necip ile Gökhan Çalışır defansın ortasında? Necip’in yeri orası mı? Tabii ki değil! Mustafa hoca bu kadar rahat bir müsabakada bile adama yer arıyor. Bırak onu, yerin adamını oynat hocam. Denizli 66. dakikada Toraman’ı Necip’in yerine liberoya, Necip’i orta sahaya aldı. Doğrusu da buydu. Oyunun başlangıcında dizilişleri görmeden kadro elimize geçince şahsen çok mutlu olmuştum. Beşiktaş’ın geleceği sahadaydı, ne mutlu. Korcan, Gökhan Çalışır, Necip, Rıdven, İsmail Köybaşı, Cumali. İnanıyorum ki 19 Yaş Altı Milli takımında olmasaydı Ali Kuçik de dün sahada olacaktı. Ne hikmetse seçim zamanı başkan adayları için alt yapı kıymete biniyor. Borç gırtlağa kadar gelince akıllarına geliyor alt yapı. Hepsinin de yazılı ve görsel basındaki konuşmalarındaki birinci madde alt yapı. Özkaynak...

Ne farketti bu çocuklar oynayınca? Belki Diyarbakırspor, Manisaspor, Büyükşehir maçlarında da bu çocuklar oynasaydı ve aynı skorlar olsaydı eleştirilerin dozu bu derece sert olmazdı. Kasımpaşa’yı yenen Konya Şeker öyle yabana atılır bir takım değil. Hele Beşiktaş’ı yenen Kasımpaşa karşısındaki galibiyetini düşünürsek. Neyse ki kupada sıfır çekip, bir ayıp daha yaşanmadı. Hem 3 puan, hem de para geldi. Ama asıl kazanç gençlerdi. İnşallah Denizli bu kararlılığını sürdürür.

Müsabakanın hakemini sorarsanız... Sadece 69. dakikada Necip’e gösterdiği sarı kart var ki, hakemlik adına ayıpların en büyüğü. Saçını kestirerek imaj yapacağına keşke kuralları öğrenseydi!

Son sözüm Cumali’ye... Yani takım arkadaşlarının deyimiyle Ciguli’ye. 300 Lira’ya oynayan 93 doğumlu genç oyuncu sahada, 1.5 milyon Euro’luk Fink kulübede. Size soruyorum, gelecek nerede?

Ertürk Yıldırım
02-03-2010, 16:38
'Oy'una sahip olma zamanı
Düne kadar başkan adaylarının beklenen listelerini gördük. Şaşırmadık. Murat Aksu’nun listesindeki isimlerin sosyal ve ekonomik durumları hakkında bilgilendirilmiştik. Önceki gün de Yıldırım Demirören listesini açıkladı. Artık benim şu kadar oyum var diyenlerin edebiyatlarını duymak istemiyorduk. Ancak gördük ki değişen bir şey yok. Sayın Yıldırım Demirören, her ne kadar hatalardan ders aldım değişeceğim dese de, görünen o ki bu iş yine başkanın sırtında. Allah yardımcısı olsun. Kenan Öner, Bülent Deriş, Halim Aydın, Hüseyin Yücel. Yerlerine tercih edilen isimler inşallah başarılı bir yönetici profili çizen bu arkadaşları aratmazlar. Çünkü bu yöneticiler her platformda kulüp değerlerini ön planda tutmuşlardı. Ancak ne yazık ki, bir-iki ay öncesine kadar Beşiktaş başkanlık makamına küfür edenler bugün listede. Kulübün yakasından düşmeyen, kulüple bir yerlere gelenler kendilerini kulübün üstünde tutarak başkanı etkilemişler. Yazık! Evet, her iki listeyi de gördük. Artık karar verme zamanı. Pazar günü 22 bin 500 üyeden, aidatını yatıran 13 bin 200 kişi oy kullanacak. Aradaki 9 bin 300 üye nerede? Bunları kimler üye yapmış. Benim lafım 13 bin 200 üyeye. Pazar günü belki de kulüp tarihinin en kritik kongresini yaşacağız. Bir kibrit çak günlerinde bir numaralı sandıkta oy kullanan, 2 bin 801 sicil no’lu üye olarak bugüne kadar çok kongreler gördüm. Şimdi kulübe sahip çıkma zamanı. Seçilen başkan kim olursa olsun sırtımızda taşırız, başkanımızdır! Ama her üye genel kurula gelip oyunu kullanmak mecburiyetindedir. Her iki listeyi de beğenmese bile gelsin oyunu atsın. Beyaz oy atsın! Ama oyunu kullansın. Oyunu satmasın! Katılım ne kadar çok olursa, kongre o kadar sağlıklı geçer. Kongre öncesi herkes plan programlarını açıkladı. Alt yapıyı ağızlarından düşürmediler, seçim yatırımlarında hep o var. İnşallah seçilecek yeni yönetim bu konuda sözünün arkasında durur.

Ve son sözum İsmail Ünal’a. Kim ne derse desin, kulübü gırtlağına kadar siyasetin içine soktu... Öyle ki Yıldırım Demirören’in listesine hatırı sayılır bir şekilde müdahil oldun. Bir sonraki genel kurulda başkanlık için yatırımlarını yapabilirsin. Eğer Beşiktaşlıyım diyorsan Cumartesi günkü konuşmalarda söz al, Fulya’daki plazaların “İSKAN”larını vereceğine dair söz ver. Cumartesi günü iskanı vereceğine söz ver, benimle beraber binlerce insan senin desteklediğin listeye oy vereceğiz. Diyemezsen o zaman elini ayağını çek! Biz yine sana selam veririz. O da Beşiktaş’ta genel sekreterlik yapmandan dolayı, Beşiktaşlılığından dolayı...

Ertürk Yıldırım
02-03-2010, 16:40
Temizliğe biz de varız!

Başkan Demirören ve ekibi mazbatasını dün aldı. Hayırlı uğurlu olsun. Beşiktaş kongre üyesi olarak onun her zaman yanındayız. Gelelim asıl konumuza. Başkanın da, sağ duyulu herkesin ortak fikri temizlik. Yıldırım Demirören bu temizliği sağlıklı ve sonunda huzurlu bir ortamda sağlamak istiyorsa, temizliği tribünden önce çevresinde yapmalı. Çünkü Beşiktaş tribünleri yanındakilerden çok daha temiz. Çünkü taraftar sadece ‘Yeter’ dedi.

Ancak asıl üzülünecek konu, bilhassa Denizli maçında tribündeki olayların sebebi olan kişilerin çevresinde. Üzücü olan 3 ay önce Murat Aksu’yla dirsek teması yapıp, sonra Başkan’ın yanına giden kişiler bugün yönetimde. Yıldırım Demirören temizliğe buradan başlamalı. Yönetimde olup, mazbatasını almış olsa bile. Çünkü bu zihniyettekiler, Murat Aksu’yu menfaatleri doğrultusunda sattılar! Sayın başkan bu yazıyı sakla, bu kafadaki insanlar değil seni, Beşiktaş’ı bile satarlar.

Temizlik doğru. Biz de istiyoruz. Ama hedef gösterdiğin tribünler en temiz bölüm. Orası kirlendiyse nedenini uzakta değil, omuz verdiğin yanındakilerde ara.

Bir konu daha var. 23 bin kongre üyesi olmasına rağmen 12 bin 500’ünün parası yattı. Burada da iyi bir temizlik şart, naylon üye istemiyoruz! Acaba aidatını yatırıp, oy kullanmayan 5 bin kişi nerede? Oylarını kullanmayanlar yarın ‘Yeter’ demesinler, şikayetçi olmasınlar.

Beni üzen, Başkan’a küfredenlerin şimdi orada olması. Bu koltuklar o kadar önemli mi! Unutmasınlar, ben ve benim gibi düşünen arkadaşlarımın birçoğu dün olduğu gibi de bugün de Beşiktaş Başkanı’nın yanındayız. “Gelin birlik olalım” diyen Başkan’a ‘Tamam’ diyoruz. Ama kongre farelerini, yönetim içinde sana küfür edenleri temizlediğin sürece varız.

Ertürk Yıldırım
02-07-2010, 16:55
Artık yeter!

Müsabaka 1-0. Sahanın en çabuk oyuncusu Gençlerbirliği kalecisi Serdar Klulbilge. Oyun 1-1. Yerden kalkmayan oyuncu Serdar Kulbilge. Bobo’nun golü: oyun 2-1. Sahanın en çabuk oyuncusu Serdar Kulbilge. Doğanın kanunu bu, etme bulma dünyası. Demekki emeğe saygın olacak. Serdar kardeşim, tribün de ayağa kalkın oynayalım diye bağırırken kızmayacaksın... Aferin Rüştü’ye. Maçın kader adamıydı. Yediği gole bir şey demiyorum, yakışmadı. Ama müsabakayı çeviren isimdi. Alkışların büyüğü ona.

Beşiktaş’ta söz sahibi genel kurulu üyeleri kararını vermiş. Siz ister “Yeter” deyin ister “Yetmez”. Boşu boşuna bağırmayın. 3 sene katlanacaksınız. Artık taktigi değiştirin. Mustafa Denizli’nin taktiği değiştirmediği gibi. Holosko girdi film koptu. İşlem tamam.

Şu bir gerçek ki Fabian Ernst ve Fink iyiyse Beşiktaş iyi. Gerisi boş. Hele Tello. Artık işler garanti ya, kendisi de sahada çok hoş yürüdü, ölü top kullanmak için... Kusura bakmayın ona da ihtyaç yok.

Tabii ki pozitif görüntünün bir sebebi de papatya falı yoktu. Yani yabancılardan kim kalacak, kim gidecek diye yormadılar kafalarını. 31 Ocak geçti takım da rahat, Tabata da rahat. 3 golde imzası var, 1 de gol attı, Rüştü’yle beraber alkışı kaptı. Ben her zaman aynı fikirdeyim. Serdar Özkan’ın maçıydı dün gece. Beşiktaş’ta Holosko girene kadar rakibin üstüne topla gidecek kadro içinde ikinci bir oyuncu yok. Benim beklentim Necip’te. Hazır oyuncu ancak özgüven lazım. Kovsan da, satsan da, para vermesen de İbrahim Kaş gibi bir yere gitmez. Onlar alıştılar parasız oynamaya! Onun için lütfen bu çocuklara sahip çıkalım. İletişim çağındayız herkes her şeyin farkında. Onun için ben çok kızıyorum ama tribünler “Yeter” diyor. Bünyamin Gezer’i malesef saçının telinden ayak tırnağına kadar sevmiyorum. Hele yüz ifadesi bir görseniz oyuncular yerden kalkmazken saati gösteriyor. Hocam; o gösterdiğin kol saati mi, hukuk saati mi ? Merak ediyorum, oyun 4-1’ken 3 dakika verdin. Peki 1-1 olsaydı?

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:06
31 Ocak huzuru
Gerçi 31 ocak geçti, ama yazılı ve görsel basında ne yerde, ne gökte yıldız kaldı. Türkiye’ye getirmedikleri oyuncu kalmadı. Hala bu çelişki devam ediyor. Ben Beşiktaş açısından 31 Ocak tarihinin geçmesi için dua ediyordum. Önce genel kurulun, ardından da transfer sezonunun bitmesiyle bu fırtına sonunda dindi. Yıldırım Demirören başkan seçildi. Muhalefet var. Tabii ki olacak. Yanlışlar söylenecek, ders alması gerekenler alacak. Belden aşağı vurulmayacak. Artık koltuğun sahibi Yıldırım Demirören ve yöneten arkadaşları. Beşiktaş’ın daha sağlıklı bir ortamda geleceğe yönelik adımlar atılması için her platformda bu insanların etrafında birleşilmeli.

Sonunda gündemimiz futbol ve bugükü maç. 31 Ocak transfer sezonunun bitmesi daha doğrusu papatya falı gibi gönderilmeyen oyuncu kalmadı. Ve bu durum daha çok yabancıları ilgilendiriyordu. Holosko ve Ferrari’nin dışında herkes gidebilirdi. Ve tabii ki Tabata başta olarak. Ancak görüldü ki Gençlerbirliği maçında özgür, kafası rahat ve huzurlu bir Tabata, Delgado’yu aratmayacak. Haa! Giden ağam, gelen paşam olarak belirtmek istemem. Delgado’nun kalitesini tartışmam. Ancak Allah kimseye sakatlık vermesin. Delgado’nun sakatlığı, 31 Ocak tarihine kadar Beşiktaş’ta çok sıkıntılar yarattı. Bu geceki müsabakada rahat huzurlu bir Tabata, çok işler yapacaktır. Ancak bilhassa Tello’da olmak üzere Beşiktaş Yönetimi, yabancı yerli ayrımında bilhassa ekonomik yönde çok dikkatli olmalı. Hani derler ya parayla saadet olmaz diye... Geçelim onları! Bal gibi parasız saadet olmaz. Yerli oyuncuların ellerinde UEFA kriterleri gereği ibraname almak için verilen senetler var. Bu da yerli oyuncunun haklarını kısıtlıyor. Gidecek yerleri yok. Hele ki alttan gelenlerin. İşte en önemlisi İbrahim Üzülmez. Getirin imzalayayım diyor. Toraman ile Kaş da, bu konuda yönetimi rahatlatan isimler. Onun için 31 Ocak huzurunun devamı isteniliyorsa, yönetim bilhassa UEFA kriterlerinde sıkıntı yaşamamak için, sevgili Engin Baltacı ve Ertunç Soğancıoğlu’nun Allah yardımcısı olsun. Benim bildiğim Engin Baltacı’nın en önemli özelliği ağzından bir kere söz çıkması. Tuttumu tutar, yerine gelmezse tozu dumanı ortalığa katar. Bu konuda en büyük güvencemiz o. Çünkü artık fuzuli işlere yer yok!

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:07
Buna da katlan!
Hoca sen rakibi düşünmeyeceksin, rakip seni düşünecek. Sen Beşiktaşsın... Rakibi düşünürsen, buna da katlan. İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez, İsmail Köybaşı, Ekrem Dağ, Tabata. 5 tane Antepli Beşiktaş’ta. Karşıda da 11 tane Antepli etti 16. Beşiktaş’ın kazanması mümkün mü? Hele kulübede de Mustafa Denizli varken!

Sağ tarafta Ekrem, önünde Holosko. Sol tarafta Üzülmez, ona yapışık Köybaşı. Sol kanada bir Olcan yetti. İlk yarı Holosko’nun boşalttığı alanda Ekrem’le dalga geçtiler. Bu kelimenin ağır olduğu düşünülmesin. Maalesef öyle! İkinci yarı, yani dakika 46, Mustafa Denizli yapacağı değişikliklerle oyunu ağırlını koyar dedik ama hala ameliyattaki narkozun etkisinden kurtulamamış galiba. Bu sefer Köybaşı kulübeye, Yusuf öne. İbrahim’in bölgesi de artık yol geçen hanına dönüştü. Baktığımız zaman Antep maçı Beşiktaş’ın bu sezonki en kritik müsabakalarından biriydi. Haftaya Galatasaray, ondan sonra Kayseri deplasmanı. Yani hep sıkıntı. Sana gol lazım Denizli golcüleri niye yanında tutuyorsun? İlk ciddi pozisyon dakika 32’de, o da Bobo’dan. Onun dışında elle tutulur pozisyon yok. Şimdi Bobo’ya kızıyorlar. Neden oyunda etkili olamıyorsun diye? Adam nasıl olsun? Çok iyi organize olmuş Antep defansına karşı tek başına savaşmaya çalışıyor. Toraman’a üzülüyorum. Ekrem Dağ’a da kızıyorum, yerden kalkmıyor. Sayın Denizli; istemem dediğin Serdar Kurtuluş, genç Olcan ve Murat Ceylan’a bak neler yapıyorlar. Bir de Nobre’ye bak. Ona tanıdığın sabrı Siirt’e gönderdiğin Can Erdem’e, 60’ın üzerinde Milli olan Ali Kuçik’e gösterseydin hem Beşiktaş kazanırdı, hem de bu kadar para heba edilmezdi. Bu sezon ilk defa Beşiktaş hakemsiz bir maç oynadı. Sahada bir hakem yoktu. Bizim istediğimiz de bu. Oyuna çomak sokmayacaksın. Aferin Kuddusi Müftüoğlu... Gaziantepspor sezon başından beri Beşiktaş’ın gündeminden düşmüyordu. Öyle bir sıkıntıya soktu ki, galiba sezon sonuna kadar Beşiktaş Antep’le yatacak Antep’le kalkacak.

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:07
Fırsat sizde!
Pazar günü maç yazımda belirttiğim gibi Antep ailesi Beşiktaş’ın gündeminden hiç düşmeyecek gibi. Tribündeki söylemler belki bu sezon biter, ancak bu konu medyada yıllarca sakız gibi uzatılır. Başkan çoğu maça gelmiyor diye eleştiriliyor. Ben Galatasaray maçına geleceğini düşünüyorum... Yazılı ve görsel basında derbi hazırlıklarını izliyoruz. Denizli böyle taktik uyguluyor, şu planı düşünüyor diye... Allah aşkına sene başından beri Denizli’nin taktiklerini gördük. Hiçbir işe yaramadı o taktikler. Müsabakalarda düzenlediği taktik anlayış herkesin kafasını karıştırdı. Bundan da öteye gitmedi.

Bazı maçlar hızır gibi yetişir, şanstır. İşte Galatasaray derbisi böyle bir müsabaka. Beşiktaş’ta ortam gergin. Genel kurul yapıldı ve transfer dedikoduları bitti ama sıkıntılar bitmedi. Mustafa Denizli’nin her şeyi bir yana bırakıp idmanlarda ve soyunma odasında söyleyeceği tek bir şey var. Bu maçın taktiği tekniği yok! Tek taktiğiniz hırsınız olmalı. Huzura ihtiyacımız var. Bugün bayram günümüz. Çıkın oynayın. Tribündeki 30 bin kişi sizden bunu bekliyor. Onun içindir ki, pazar gününü biz de dört gözle bekliyoruz. Bu bayram sevincine ortak olmak için.

Nihayet olan oldu
İki yıldır bas bas bağırıyorduk: “Beşiktaş’ta 9 tane yarışmacı grup idmanlarını ve maçlarını Fulya’da oynuyor, burası kaldırmaz” diye. Çocuklar barakalarda soyunuyor, gelin bu ayıbı hep beraber önleyelim dedik. Bu çağrıya Federasyon cevap verdi. TFF Başkanı Mahmut Özgener ve Amatör Kurul Başkanı TFF Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Baykan’a teşekkür ederiz. 31 Ocak’ta alt yapı diye ortalıkta dolaşanların cephesinden yaprak kıpırdamadı! Sonunda TFF Gençlik Geliştirme Merkezi aldığı kararla Beşiktaş alt yapısına Fulya Tesisleri’ni yasakladı. Dün oynanması gereken Beşiktaş-Çanakkale Dardanel U14 ve U15 müsabakaları Çilekli Tesisleri’ne verildi. Ama pazar günü Sakaryaspor maçına saha bulunamadığından U16 takımı Sancaktepe’ye gönderiliyor. Keşke Sakarya’da oynansaydı da ayıp ortaya çıkmasaydı. Bu ayıbı temizlemek de seçim yatırımında özkaynak düzenini dillerinden düşürmeyenlere kalıyor. Bu arada merak edenlere U14 takımı Çanakkale Dardanel’i 8-1, U15 takımı yine Çanakkale Dardanel’i 1-0 yendiler ve ikisi de gruplarında lider bulunuyorlar!

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:08
Hakem kötü

Aleks Taşçıoğlu, 10 santim dışarı çıkan topu görüyor. Doğru karar... Fırat Aydınus’a da maç boyunca çok iyi yardımcılık yapıyor. Ancak Tarık Ongun, Franco’nun elinden 30 santim içeri giren topa ‘devam’ diyor. Aynı Tarık Ongun, İbrahim Üzülmez’in pozisyonuna ısrarla faul çalarken, Keita’nın dirseğini ‘es’ geçiyor. Ve bu takdir haklarının hepsi de Beşiktaş aleyhine... Sakın ola ki bu girişi yaparken, kimse beraberliği hakem triosuna yüklemek istediğimi düşünmesin. Mustafa Denizli’nin de bu sonuçta payı çok büyük. Oyuncu tercihleri tam bir skandal. Hocam; yönetim sana güvendi, takımın en pahalı oyuncusu Tabata’yı aldı. Ama sen bir türlü bu adama güvenemedin. Beşiktaş’ın kazanmak zorunda olduğu bir maç bu, alternatifi yok. İşte bu tür maçlarda sana yaratıcı oyuncu lazım. O yüzden Tabata’nın sahada olması gerekir. Kadroya bakıyorsun, Beşiktaş takımı rakibini bir türlü önde karşılamıyor.

Holosko, Nobre, Ekrem, Fink, Ernst topla kavga eden oyuncular. Rakibe basan yok. Galatasaray’a bir yarım Arda yetti de arttı bile! Sezon başından beri Beşiktaş defansı, Ferrari’siyle rakibine en az pozisyon veren takımdı. Ama dün asist yapan bir defans adamı vardı. O da Sivok. Hiç yakışmadı. Evet hocam, sana gol lazım. Bobo yok, Nobre var. Tamam savaşmak istiyorsun da, tabelayı değiştiremezsen sonucuna katlanırsın. Top sevmiyor, direkler sevmiyor, hakem de sevmiyor; olacağı buydu. Sonuç olarak Denizli’nin oyuncu tercihleri de, değişiklikleri de büyük yanlışlardı. Galiba Beşiktaş bu sonuçla, önümüzdeki maçların zorluğunu da ortaya koyarsak bu sezonu kapattı.

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:09
Çok başlılık!
Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün resmi sitesinde geçtiğimiz günlerde, seçimde başkanın söylemiş olduğu istişare heyetleri açıklandı. İsimlere baktığımız zaman hepsi kendi dallarında söz sahibi kişiler. Eğer açıklanan isimler sadece kağıt üzerinde kalacaklarsa ve kararlar yine eskisi gibi alınacaksa, işte o zaman bu oluşum dertlere derman olmaz. Bunu ben değil şartlar söylüyor. Zaten açıklanan isimlere şöyle tek tek irdelediğimiz zaman görülecektir ki, hiçbiri “Padişahım çok yaşa” diyecek kişiler değil. Hüsnü Güreli, Aydın Ayaydın, Ekrem Dumanlı, Tayfun Devecioğlu, İrfan Öztekin, Enver Yücel... Hele bir Faik Gürses var ki tabiri caizse tam bir ‘baş belası’! Ona yanlış yaptırmanın mümkünatı yoktur. Eğer bir yanlış yapılırsa bütün yönetimi ve istişare heyetini toplasan, katlasan Faik Gürses’in şerrinden kimse kurtulamaz. Benim en büyük güvencem Faik abi. Ancak iş kurulları kurmakla bitmez. Eğer bu üç sene boyunca bu kişilerin 3 sefer fikirleri sorulsun, ben memnun olacağım. 4 olacağına inanmıyorum!

Kayseri huzur maçı!
Derbide mutlak galibiyet dendi, fakat beraberlik pek sıkıntı yaratmadı. Beşiktaş, forvetsiz bir Galatasaray’a karşı fizik üstünlüğüyle oyunun ilk 45 dakikasında etkili gözüktü. Ancak takımdaki eksiklik kabak gibi gözüktü; bir yaratıcı oyuncu eksikliği. Sezonun ilk yarısındaki Kayserispor maçı sıkıntıların başlangıcıydı. İstanbul’daki mağlubiyet, doğru gider gibi gözüken işlerin ne kadar yanlış olduğunu da gösterdi. Zaman ilaç olamadı. O gün başlayan sıkıntılar, kongredeki kan değişikliği dahil olmak üzere huzur getirmedi. Hala güvensizlik, hala belirsizlik. Denizli hafta içinde ne kadar şampiyonluğun en büyük adayıyız dese bile, yaşananlar Denizli’yi haklı göstermiyor. Bu kötü gidişin en büyük sebebi de kendisi. Malesef hep kafasının dikine gitti. Olması gerekenin aksini yapmak macera aramaktan başka birşey değil, farkına varamadı. Yerinin adamını oynatmak yerine, adama yer aradı. Aramaya lüzum yok. Gençlerbirliği maçı gösterdi ki biraz huzur, biraz güvenle Tabata iyi değil çok iyi işler yapabilir. Tabata’yı kazanmak demek sadece takıma değil, yönetime de huzurun gelmesi demek. Bunun en çok bilincinde olması gereken de Mustafa Denizli...

Ertürk Yıldırım
03-03-2010, 10:10
Günü kurtarmış olmayın!
Köşe başı bir maçtı... Var mısın, yok musun? Yediği gol pozisyonu dahil, 78. dakikada Makukula’nın faulü dışında Rüştü yere bile yatmadı. Bunun başarının altındaki ana sebep Ferrari ve Sivok... Denizli, Kaş, Üzülmez, Sivok ve Ferrari dörtlüsünün önüne Fink, Ernst ve Toraman’ı yerleştirerek sadece dün gece için değil, benim Beşiktaş’ta hep görmek istediğim, rakibin ilk defa bu kadar pozisyonsuz ve çaresiz kaldığı bir müsabaka izledim. 63. dakikada Tello kulübeye çekildi. Ancak bilinmelidir ki bu maç, geldiğinden beri bana göre Tello’nun en iyi oynadığı müsabakaydı. Bu istek ve arzusunun devam etmesi en büyük dileğim. Her ne kadar ikinci dakikada Fink-Tello imalatıyla meydana gelen gol Beşiktaş’ı rahatlatmışsa da, Tello, Bobo’nun servisi, Ekrem Dağ’ın son vuruşundan gelen gole şapka çıkarmamak ayıp olur. Bir ayıp da Necip’e yapılana... Fink’in yerine Necip’in oynaması hiçbir şeyi değiştirmezdi. Gönlündeki Milli Takım müjdesiyle Kayseri’de olan Necip’in kulübede değil, sahada olması gerekirdi. Oyuna girdikten sonra ne farketti. Beşiktaş, Kayseri’den çok kritik bir 3 puanla döndü. Şampiyonluk hesapları içinde olduğu bu dönemde, alınan 3 puanın ne denli önemli olduğunu ilerleyen haftalarda göreceğiz.

U-14, U-15, U-16 ve U-17 altyapı takımları dün itibariyle Beşiktaş’ın, hem İstanbul’daki gruplarında, hem de Marmara gruplarında şampiyon olan ilk takımları. Yani geleceğin yıldızları emin adımlarla geliyor. İlgisizlere duyurulur!

Bülent Girgin
08-21-2010, 16:42
http://foto.fanatik.com.tr/news/YazarlarYeni/YEMENEKSIGOLU-PORTRE.jpgYemen Ekşioğlu


Ya sonrası ?


Bekliyorsunuz Robinho gelsin... Robinho gelsin de, peki değirmenin suyu nereden gelecek?


Schuster geldi, Guti geldi, Quaresma geldi, Hilbert geldi; ayranınız kabardı! Düne kadar “Yeter Yıldırım Demirören” dediğinize, şimdi “Yetmez Yıldırım Demirören” diyorsunuz.

Bekliyorsunuz Robinho gelsin... Robinho gelsin de, peki değirmenin suyu nereden gelecek? Fulya ipotek edilecekmiş. Benim bildiğim genel kurulun onayı olmadan ipotek olmaz. Etrafta hayal kahramanları yaratılıyor. Dün ismi Beşiktaş’a ‘destek’ adıyla yazılanlar, o rüzgarla yönetime alınan adamlar, yönetim toplantılarına katılmıyor. Ama konuşunca da mangalda kül bırakmıyorlar gazete sayfalarında...

Pamuk eller cebe! Bu sadece yalan rüzgarlarıyla yönetime girenlere değil, o tribünde düne kadar “Yeter” deyip de bugün “Yetmez” diye bağıran Beşiktaş taraftarına... Kombine satışlarının süresi uzatıldı. Müşterisiniz, evet müşteri! Biz de müşteriyiz... Bunu inkâr da etmiyoruz. Malı beğeniyor musunuz; yani Schuster, Guti, Quaresma ve istediğiniz Robinho’yu. Ne güzel değil mi! Ama Kartal Yuvaları bomboş. Kombinelerde kuyruk yok. Ürünlerin hiçbiri kullanılmıyor. Stadın ismine de karşı çıktınız, adamcağız vazgeçti. Ben de olsam vazgeçerim. Hem paramı vereceğim, hem de küfür yiyeceğim!

Bütün bunları yazmamın sebebi şudur: Kulübümüze, markamıza sahip çıkalım! Yoksa kulübümüz Beşiktaş Jimnastik Kulübü yarın herhangi bir özel kuruluşun bünyesine geçerse, üye yapımı da kaybolursa, İstanbulspor’dan, Göztepe’den, Büyükşehir Ankaraspor’dan farkı kalmaz. Çünkü; düşenin dostu olmaz! Hele bir düşmeye gör, en yakınındaki de tekme vurur sana. Dönüp ondan destek isteme diye...

Ey Beşiktaşlılar... “Ya sonrası” dememek için doğrusunu isterseniz ‘pamuk eller cebe’. Bu yazıyı size Şeref Stadı’nın tozunu, toprağını yutan, fareleriyle büyüyen, ‘Bir kibrit çak’ günlerini yaşayan eski bir yönetici kardeşiniz, ağabeyiniz olarak söylüyorum. Çünkü ben hep ‘ya sonrası’nı düşünüyorum. Görüntü o ki, kulübe sahip çıkılmazsa felaket yakındır!

Erhan Küçük
08-21-2010, 17:01
Robinho gelir veya gelmez.Gelmesi sadece stad isim sponsoru içinsede gelmesin..

Robinho transferinde adı geçen sponsorun maddi katkısı yüzde kaç olacak???Tamamımını karşılıyor?? Yarısınımı karşılıyor??

Akıllı iddare edilen kulubümüz hiç kimseye muhtaç olmaz..!!!!

Çıkan sonuç net!! bir Tabata,ya verilen paradan azı, sanki kulübümüzü zora sokacakmış gibi lanse ediliyor..

Alma kardeşim, bu beklentiyide ben yaratmadım,onuda hatırlatayım...


Sadece sponsoru gözeteceğine, takım içi dengeleride bir gözetebilsen...Tek kelime yok...!!!!

Gelirse bende tabi çok sevinirim ama transferi sadece bir şarta bağlamak inandırıcı değil..

Transfere geçen seneden az para harcandı,çok akıllı ve isabetli davranıldı.

geçen seneler,milyon dolarlarlar bol bol dağıtıldı,şimdi yarı parasına satamıyoruz,bedava versekde maaşlarını karşılayanmayız deniyor..Bunlar ortadayken dayatma niye anlamıyorum.!!!

Aklıma gelmişken şunuda ilave edeyim..Kartal yuvaları boş denmiş.!!!O formaların kalitesinide biraz yükseltsinler..Alanlar şikayetçi,benden söylemesi...Alan arkadaşlarda gören çok kişide vazgeçti.Geçen senekilerini alıyorlar,benim çocuklarımda dahil...

İnsanları aptal yerine koymayın,sadece sizler akıllı değilsiniz...Alınır veya alınmaz bu kadar basit..

Eğer bu Beşiktaş tek sponsora kaldıysa bu ayıpda idare edenlerindir..

Stadımızın adı için bir ihale açılsın bakalım kimler ne verecek
bende bunu merak ediyorum.???

Bülent Girgin
08-21-2010, 17:15
Robinho gelir veya gelmez.Gelmesi sadece stad isim sponsoru içinsede gelmesin..Çirkin oyunlar bizleri bölemez.Siyasi tercihleriniz doğrultusunda
taraftarımızıda yönlendirmeyin vede bölmeyin..

Robinho transferinde adı geçen sponsorun maddi katkısı yüzde kaç olacak???Tamamımını karşılıyor?? Yarısınımı karşılıyor??

Akıllı iddare edilen kulubümüz hiç kimseye muhtaç olmaz..!!!!

Çıkan sonuç net!! bir Tabata,ya verilen paradan azı, sanki kulübümüzü zora sokacakmış gibi lanse ediliyor..

Alma kardeşim, bu beklentiyide ben yaratmadım,onuda hatırlatayım...

Bu paranın yarı parasına güçlü,genç bir santraforda bizim işimizi görür..


Sadece sponsoru gözeteceğine, takım içi dengeleride bir gözetebilsen...Tek kelime yok...!!!!

NOT: Gelirse bende tabi çok sevinirim ama transferi sadece bir şarta bağlamak inandırıcı değil..

Aklıma gelmişken şunuda ilave edeyim..Kartal yuvaları boş denmiş.!!!O formaların kalitesinide biraz yükseltsinler..Alanlar şikayetçi,benden söylemesi...Alan arkadaşlarda gören çok kişide vazgeçti.Geçen senekilerini alıyorlar,benim çocuklarımda dahil...



benim tek problemim üzerindeki REKLAM ! o yüzden FORMA ALMIYORUM.

Erhan Küçük
08-21-2010, 17:22
Sana katılmamak elde değil Bülent, al benden de o kadar,bir nedenide o tabii...:hii:

Bülent Girgin
11-01-2010, 11:59
http://foto.fanatik.com.tr/news/YazarlarYeni/YEMENEKSIGOLU-PORTRE.jpgYemen Ekşioğlu

1 Kasım 2010
Olmadı Doktor!

Önce gündeme bomba düştü, lanetliyorum. Taksim’deki olayın etkisi, İnönü Stadı’nın tribünlerine vurdu. Sponsor ve kombinelerin dışında, bin 300 bilet!

Ama asıl olan, sahanın içine düşen bir bomba, o da Tolga Özkalfa! Olmadı Doktor, bence mesleğini yapsan daha iyi. Kimse söylemiyor, hatta açıklanmadı ama ben sana müjdeyi vereyim; FIFA listesindesin. Ama dün, sahadaki görüntün hiç de FIFA hakemi gibi değildi. Teşhislerini hiç koyamadın. Hele Guti’ye atılan tekmeleri hiç göremedin! ..Ve ister istemez öyle bir sarı kart gösterdin ki; sana ne 4. hakemin, ne de yardımcı hakemlerin uyarısı oldu. Görmediğin bir pozisyona kart gösterdin, oysa yerde yatan oyuncuyu cezalandırman lazımdı. Kısacası İnönü’de Taksim’deki bomba gibi sen de düştün. Allah’tan her zaman yerini alan kapalı tribün taraftarı sana uymadı. Sivasspor, İstanbul’a top oynamaya değil, tekme atmaya gelmişti. Şöyle bir bak Doktor, maçı tekrar izle, ne demek istediğimi anlarsın. FIFA listesine nasıl girdiğini biliyorum. İnşallah o listeden çıkışın, aynı rahatlıkta olmaz. Yönettiğin maçlar huzur vermiyor, hep vitrine çıkıyorsun. Olmuyor Doktor, olmuyor. Beşiktaş’ın dün kötü oynadığı bir maçtı. Sadece Porto maçı öncesi iyi bir moral oldu. Schuster, yine bizleri şaşırttı ve defansın göbeğiyle oynadı. Bu sefer, Zapo yerine Toraman’la Ersan’ı kullandı. Ama Ersan, topsuz alanlarda Mehmet Yıldız’dan resmen dayak yedi. Tabii Doktor onu da görmedi. Holosko ve Tabata, Beşiktaş’ın zayıf halkalarıydı. Schuster özellikle Holosko’ya çok sabretti.

Aslında dün, Onur’un oynaması gerekirdi. Kayseri’de 18’de, Mersin maçında ikinci yarı sahadaydı ve o gün takımın en çok koşan oyuncusuydu. Fakat bu maç değil sahada, kulübede bile yoktu. Bu gençler, oynatarak kazanılır. Tabata değil, Onur’u kazanmak lazım. Son olarak Üzülmez ve Guti. Bu satırlar size az gelir. Onun için, iki üç cümleyle geçiştirmek istemedim. Ve Necip, seni de alkışlıyorum koçum!

Barış Kahraman
12-06-2010, 11:30
Aman dikkat demiştim!

Dün ‘Aman dikkat’ demiştim. Ancak bazı psikopatlar yine ortaya çıktı. ‘3 puan’ ve ‘şampiyonluk’ hiç önemli değil. Yeter ki, tek bir damla kan akmasın...

Değer miydi? Ya da değdi mi? ‘Yedi’ senedir hep bağırdınız. Tribünlerde, deplasmana gitmek ve takımınızı desteklemek için yer almak istediniz. Dün tarihi bir gündü. Müsade edildi. Peki siz ne yaptınız. Eller de bıçaklar, usturalar, sustalılar, döner bıçakları... Kısacası aklınıza gelen her şeyi ve bilimum öldürücü-yaralacıyı maddeleri vücudunuza soktunuz. Sonra da ‘kan’ akıttınız. Küfürün haddi hesabı yok. Cezasını siz cebinizden değil, kulüp yönetimleriniz ödeyecek. Kulüp yöneticileriniz cebinden de değil, kulübün kasasından ödeyecek. Hatta belki sahanız kapanacak.
Dün kan aktı. Yaralananlar oldu. Maddi hasarlar bir tarafa, manevi hasarlar daha çoktu. Futbolun marka değeri yerle bir oldu. Buna çanak tutanlar olmadı mı? Tabii ki oldu. Hiç kimse kusura bakmasın. Emniyetimizi de hiç iyi alamadık. Taraflar çok sıcak temas içerisindeydi. Bu sadece saha dışında ve tribünde değildi. Saha içinde de profesyonel futbolcular çok fazla gerilmişti. İşte en önemlisi de Volkan Şen’deki bu aşırı motivasyon...

Volkan profesyonel değil

Volkan Şen’in profesyonelliğini unutup atılması, Ertuğrul Hoca’nın da planlarını alt üst etti. Çünkü Volkan topla var, Sercan ise topsuz oyunda var. Volkan’ın atılması belki maçın da sahadaki gazını almıştı. Çünkü, Bursaspor müsabakadan önce, tribünde, hatta sahada tahrik kokuyordu. Daha sonra futbolun marka değeri diyoruz. Boşversene...

Bravo Ali Kuçik

Beşiktaş mı? O kadar eksikti ki, yazarsam bu satırlarda yer kalmaz. En çok eksiği hissedilen yanı da tabelacısının sahada olmamasıydı. Çok zor bir maçtı. Bana göre taraftar ile yöneticiler küme düştü, emniyet de dahil. Ancak mutlu olduğum bir şey vardı: Guti’yi son döneminde, çıplak gözle, zevkle izliyorum. Guti, çıkarken çok alkışlandı ama benim ellerim hala acıyor. Çünkü Ali Kuçik çıkarken daha çok alkışladım.
Olaylarda rivayetler dolaşıyordu. Ölüm var, diye. Yaralıları biliyorum. Bıçaklananları da yaralananları da müdüriyet kapısında gördüm ama n’olur ölen olmasın.

NOT: Sevgili yöneticiler! Papermoon’dan mesaj yazmak yerine, tribünlerin içerisinde olsaydınız, dün yaşanmazdı. Hele amigo-yazar arkadaşlar. Dünün sebeplerinden biri de sizsiniz. Çünkü, futbolu izlemek yerine kan görmeyi seçtiniz.

Mustafa Balcılar
12-06-2010, 12:40
taraftarlar kadar emniyet ve federasyonunda suçu var. maç gece oynasa böle bir olay yaşanmazdı diye düşünüyorum. veya bizim taraftarlarla tekerleklerin taraftarları aynı anda içeri alınmamalıydı. tekerlekler maça sonradan alınabilirdi.