Mehmet Erhan
02-19-2008, 16:54
Beşiktaş her geçen gün gücünden güç kaybediyor ve bu kötü gidişe kimse dur demiyor. Son 12 senede alınan 1 (yazı ile bir) şampiyonluk ( o da 100. yılın havası ile gelmiştir ) dışında en ufak bir başarı yok. Avrupa yok, Türkiye’de yok, tesisleşmede yok, ekonomik anlamda yok. Yok yok yok , son yılların Beşiktaş için özeti koca bir yokluktan başka bir şey değil.
Yönetimleri ile, futbolcuları ile, basını ile hep en geride giden Beşiktaş’ın tek kalan gurur kalesi ise tribünleri. Rakip takımların gıpta ile baktığı, her futbolcunun arkasında böyle bir itici güç isteyeceği tribünler, büyük Türk basınına göre Beşiktaş’ın bu kötü durumlara düşmesinin ana nedenlerinden biri. Neymiş efendim, takım deplasmanda kazanıyormuş, kendi evinde aynı başarıyı sağlayamıyormuş, bunun nedeni ise yüksek ses ile yapılan tezahüratlar futbolcularda stres yaratıyormuş. Hadi canım sende…
Beşiktaş futbol takımının kendi evinde sıradan Anadolu takımlarını yenebilecek kadar gücü yok. Olayın özeti budur. Deplasmanda alınan galibiyetlere baktığımızda ise, İstanbul deplasmanında kapanan takımlar, kendi evinde oynamanın verdiği cesaret ile Beşiktaş’ın üzerine kazanmak için gelince, açık alanlar bulan Beşiktaş, oynadığı rakiplere kıyasla biraz daha güçlü olduğu için maçları birazda şansının yardımı ile kazanmasını biliyor. İstanbul’da ise kapanan takımlara karşı Beşiktaş’ın gücü yetmiyor, çünkü ne tek başına oyunu çevirecek kalitede oyuncusu var ne de kilitli defansları çözebilecek kapasitede taktik üretebilecek bir teknik heyeti.
Beşiktaş medyanın da itmesi ile her geçen gün küçülüyor. Ligde 4. durumda Beşiktaş için bir bakıyorsunuz son bilmem kaç yılın en başarılı Beşiktaş’ı haberi okuyabiliyorsunuz. Haberin ayrıntısına baktığınızda yapılan komik istatistikler ile çıkan bu zorlama haber ile 4.lük Beşiktaş için bir anda başarı oluveriyor. Sadece deli dana gibi sağa sola koştuğu için Nobre çok faydalı bir oyuncu oluyor, ama iki lig maçında top alamadığı için gol yollarında etkisiz olan Holosko işe yaramaz oluyor. Koskoca Beşiktaş ligin ilk beş sırasındaki takımından bir galibiyet bile alamıyor, iki farklı maç kazanamıyor ama Ertuğrul Sağlam için en ufak bir eleştiri bile göremiyorsunuz. En son dünya kupasında Brezilya milli takımında dünya yıldızı Ronaldinho ile değişimli oynayan Ricardinho bir anda sıradan bir topçu oluyor, ama Ülker’in reklam yıldızı Delgado takımın yıllardır aranan beyni olabiliyor. Brezilya milli takımına seçilen Bobo için onlarca dedikodu çıkıyor, aklı sahada değil hemen satılsın diye karar veriliyor.
Öngörüsüne ve futbol bilgisine her zaman güvendiğim ve bir ruhu olduğuna inandığım Beşiktaş tribünleri nasıl oluyor da , sıradan ama fazla sıradan bir teknik adam olan Ertuğrul Sağlam’ı bağrına basıyor anlamıyorum. Bugüne kadar takıma hem taktik hem teknik yönden takıma katkısı olmayan Ertuğrul Sağlam, kazanması gereken tüm maçları kaybetmiş, takımı ligde 4. sırada ve ileri için olumlu sinyaller vermiyor. Beşiktaş geçen sene ya da ondan önceki sene ne ise o, ileri doğru bir hamle yok. Yönetim ayağını zaten anlatmama gerek yok, yaptıkları komiklikler ile hem kendilerini hem de Beşiktaş’lıları rezil etmeye devam ediyorlar. Tüm bunlar olurken her şey normal, Beşiktaş doğru yolda masalları ile uyutulan bir camia…
Sezon sonu ne mi olacak, ben size özetliyorum; şampiyonluğu kaçıran (!) Ertuğrul Sağlam’ın görevine son verilir, onun yerine Kayserispor’da büyük başarılar(!) yakalayan, Beşiktaş’a hiç yenilmeyen tecrübeli teknik adam Tolunay Kafkas gelir. Takımı sabote ediyor diye (Cordoba’ya yapılan ayıp gibi) başta Ricardinho olmak üzere en az 6-7 oyuncu takımdan gönderilir. Şampiyonluk yolundaki rakiplerden alınacak Sabri, Önder gibi büyük oyuncular ile hem rakip takımların canından can alınır, hem de Beşiktaş’ı Avrupa’da büyük hedeflere koşturacak takımın çekirdeği oluşturulur. 18 ülkeye her biri en az bir hafta olmak üzere en az ikişer üçer antrenör gönderilir, buradaki tüm yabancı oyuncular taranır, ama transferin son gününde Antalya’da kamp yapan sıradan bir takımın golcüsü, büyük oyuncu diye milyonlarca dolar harcanarak alınır. Eski teknik adamlara ödenen cezalar nedeni ile futbolculara para ödenemez, paraya sıkışan Beşiktaş’ın yardıma başkanı yetişir ve cebinden borç(!) olarak kulübüne paraları yağdırır. Büyük başkan olunur ama bu film seneye yine tekrar eder. Suçlu ise yüksek ses ile bağıran cefakâr Beşiktaş taraftarıdır… Herkese iyi seyirler…
Eray Erdal
19.02.2008
Yönetimleri ile, futbolcuları ile, basını ile hep en geride giden Beşiktaş’ın tek kalan gurur kalesi ise tribünleri. Rakip takımların gıpta ile baktığı, her futbolcunun arkasında böyle bir itici güç isteyeceği tribünler, büyük Türk basınına göre Beşiktaş’ın bu kötü durumlara düşmesinin ana nedenlerinden biri. Neymiş efendim, takım deplasmanda kazanıyormuş, kendi evinde aynı başarıyı sağlayamıyormuş, bunun nedeni ise yüksek ses ile yapılan tezahüratlar futbolcularda stres yaratıyormuş. Hadi canım sende…
Beşiktaş futbol takımının kendi evinde sıradan Anadolu takımlarını yenebilecek kadar gücü yok. Olayın özeti budur. Deplasmanda alınan galibiyetlere baktığımızda ise, İstanbul deplasmanında kapanan takımlar, kendi evinde oynamanın verdiği cesaret ile Beşiktaş’ın üzerine kazanmak için gelince, açık alanlar bulan Beşiktaş, oynadığı rakiplere kıyasla biraz daha güçlü olduğu için maçları birazda şansının yardımı ile kazanmasını biliyor. İstanbul’da ise kapanan takımlara karşı Beşiktaş’ın gücü yetmiyor, çünkü ne tek başına oyunu çevirecek kalitede oyuncusu var ne de kilitli defansları çözebilecek kapasitede taktik üretebilecek bir teknik heyeti.
Beşiktaş medyanın da itmesi ile her geçen gün küçülüyor. Ligde 4. durumda Beşiktaş için bir bakıyorsunuz son bilmem kaç yılın en başarılı Beşiktaş’ı haberi okuyabiliyorsunuz. Haberin ayrıntısına baktığınızda yapılan komik istatistikler ile çıkan bu zorlama haber ile 4.lük Beşiktaş için bir anda başarı oluveriyor. Sadece deli dana gibi sağa sola koştuğu için Nobre çok faydalı bir oyuncu oluyor, ama iki lig maçında top alamadığı için gol yollarında etkisiz olan Holosko işe yaramaz oluyor. Koskoca Beşiktaş ligin ilk beş sırasındaki takımından bir galibiyet bile alamıyor, iki farklı maç kazanamıyor ama Ertuğrul Sağlam için en ufak bir eleştiri bile göremiyorsunuz. En son dünya kupasında Brezilya milli takımında dünya yıldızı Ronaldinho ile değişimli oynayan Ricardinho bir anda sıradan bir topçu oluyor, ama Ülker’in reklam yıldızı Delgado takımın yıllardır aranan beyni olabiliyor. Brezilya milli takımına seçilen Bobo için onlarca dedikodu çıkıyor, aklı sahada değil hemen satılsın diye karar veriliyor.
Öngörüsüne ve futbol bilgisine her zaman güvendiğim ve bir ruhu olduğuna inandığım Beşiktaş tribünleri nasıl oluyor da , sıradan ama fazla sıradan bir teknik adam olan Ertuğrul Sağlam’ı bağrına basıyor anlamıyorum. Bugüne kadar takıma hem taktik hem teknik yönden takıma katkısı olmayan Ertuğrul Sağlam, kazanması gereken tüm maçları kaybetmiş, takımı ligde 4. sırada ve ileri için olumlu sinyaller vermiyor. Beşiktaş geçen sene ya da ondan önceki sene ne ise o, ileri doğru bir hamle yok. Yönetim ayağını zaten anlatmama gerek yok, yaptıkları komiklikler ile hem kendilerini hem de Beşiktaş’lıları rezil etmeye devam ediyorlar. Tüm bunlar olurken her şey normal, Beşiktaş doğru yolda masalları ile uyutulan bir camia…
Sezon sonu ne mi olacak, ben size özetliyorum; şampiyonluğu kaçıran (!) Ertuğrul Sağlam’ın görevine son verilir, onun yerine Kayserispor’da büyük başarılar(!) yakalayan, Beşiktaş’a hiç yenilmeyen tecrübeli teknik adam Tolunay Kafkas gelir. Takımı sabote ediyor diye (Cordoba’ya yapılan ayıp gibi) başta Ricardinho olmak üzere en az 6-7 oyuncu takımdan gönderilir. Şampiyonluk yolundaki rakiplerden alınacak Sabri, Önder gibi büyük oyuncular ile hem rakip takımların canından can alınır, hem de Beşiktaş’ı Avrupa’da büyük hedeflere koşturacak takımın çekirdeği oluşturulur. 18 ülkeye her biri en az bir hafta olmak üzere en az ikişer üçer antrenör gönderilir, buradaki tüm yabancı oyuncular taranır, ama transferin son gününde Antalya’da kamp yapan sıradan bir takımın golcüsü, büyük oyuncu diye milyonlarca dolar harcanarak alınır. Eski teknik adamlara ödenen cezalar nedeni ile futbolculara para ödenemez, paraya sıkışan Beşiktaş’ın yardıma başkanı yetişir ve cebinden borç(!) olarak kulübüne paraları yağdırır. Büyük başkan olunur ama bu film seneye yine tekrar eder. Suçlu ise yüksek ses ile bağıran cefakâr Beşiktaş taraftarıdır… Herkese iyi seyirler…
Eray Erdal
19.02.2008