Boran Altun - Schuster’in ardından
Zor oluyor Nisan’da Beşiktaş’ı potada görememek, uyduruk futbolculardan kurulu takımları şampiyonluk hesapları yaparken görmek. Siyah beyaz aşkımız kalplerimizde delice coşarken bunun semeresini sahada alamamak koyuyor insana. Büyük umutlar, büyük yıldızlarla başlanan siyah beyazlı tarihin belki de en cafcaflı sezonunda onlarca puan zirve farkı Beşiktaş’ta bir hocanın daha kellesini götürdü.
Aslında herşey çok güzel başlamıştı. Önce Quaresma geldi, ardından Guti. İstanbul İstanbul olalı böylesi büyük yıldızları aynı takımda görmemişti. Bir de üstüne Real Madrid’in son şampiyon hocası takımın başına geçince herkes Beşiktaş’i şampiyon sandı. Daha o sıcak yaz günlerinde içimizde ufak ufak soğuk huzursuzluklar başlamıştı bu kadar umut herşeyi ters yüz eder mi diye. Başta öyle olmadı, önce erken turlar geçildi, UEFA’ya kalındı ve tarihte ilk kez guruptan çıkıldı. Ligde de ilk haftalar fena değildi, zirvede olunmadı ama uzak da kalınmadı. Ne var ki, Beşiktaş kadro üstünlüğünden dolayı herkesin kendinden beklediği ezici oyunu bir kaç maç hariç rakiplerine kabul ettiremiyordu. Bir çok müsabakanın düğümü hep son dakikalarda çözülmek zorunda kalınıyor, böyle olunca da şans her zaman yaver gitmeyip kolayca alınacak puanlar havaya savruluyordu. Son bir çabayla devre arasında ‘yetmez Demirören yetmez’ denilip 3 üzerinden 2 yıldız daha getirildi, Portekiz-İspanyol çetesi tamamlandı, biraz da havalanıp 17 maçın hepsinde galibiyet vaad edildi. Çarşı Portekizce tezahürata bile başlamıştı ama yine olmadı. Aradan sonra ilk iki maç ağızlara çalınan bal damaklarda ekşidi ve kırılma anlarında yapılan kritik hatalar ve kimi zamanda şansın yanında olmaması yüzünden Kara Kartallar yarıştan koptu. Bir de üstüne 4+4 yenilip Avrupa’ya veda edildi. Beşiktaş bu 1-2 aylık süre içerisinde yine yaprak dökümü yaşadı ve 10 küsür senelik kaptanıyla dünyaca ünlü hocasına yol verdi.
YILDIZLARIN SORUNLARI
Schuster’in kariyerinde ‘Real Madrid ile şampiyonluk’ yazıyorsa ben onun kariyerini tartışamam. Ancak, bir noktayı açıkça belirtmeliyiz ki Schuster’de takım içinde süre gelen sorunların bir parçasıydı. Basınla olan itici ilişkileri, taraftarlarla negatif diyaloğu bu sorunları daha da ateşledi. Herşeyden daha önemlisi, kötü futbolun nedenini üzerine takım kurulan yıldızların uyumsuzluğuna bağlıyorum. Guti’nin verimini 90 dakikaya yayamaması, Quaresma’nın bazı maçlarda tamamen kendine yönelik oyunu, Simao’nun Türkiye Ligi’nde ki sertlikten yılması, Almeida’nın gol şanssızlığı ve kalabalık bölgeye gelen Fernandes’in konsantrasyon eksikliği Beşiktaş’ta işleri arap saçına döndürdü. Schuster’de kadroda istikrar yakalayamayınca takımın temel taşları bir türlü yerine oturmadı ve çarklar dönmedi. Ancak ben hala bu sorunların kolektif bir biçimde önümüzdeki yıl aşılmasının mümkün olduğunu ve Schuster’in gönderilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum, umarım yanılırım.
Artık iyice öğrendik ki takıma yıldızları doldurmakla şampiyon olunmuyor, başarı gelmiyor. Önümüzdeki sezon % 99.9 takımı Tayfur çalıştırmayacaksa ve gelecek hoca da % 99.9 yabancı olacaksa neden hemen hoca bulunmuyor? Hoca şimdi gelse hem önümüzdeki sezon takımı tanımayla vakit kaybetmez, hem de eksikleri görüp transfer listesini önceden hazırlar. İlaveten şunu söylemeliyim ki, kim gelirse gelsin artık planlar uzun vadeli yapılmalı ve ona göre geleceğe yatırım yapılmalı. Aksi takdirde her sene aynı şarkıyı söylemeye devam ederiz.
Bu sezon artık iki isteğim kaldı; Türkiye Kupası’nı alalım ve bıraksınlar da İnönümüz bize kalsın.
N. Boran Altun
__________________
Siyah Beyaz
|