Köşe Yazarları Beşiktaşımız hakkındaki yazılan köşe yazıları..


Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-03-2010, 09:39   #131
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Neden Ferrari mi?
Beşiktaş, Gençlerbirliği’ne 4 gol atarken bile belli etmişti. Fiziksel gücünde düşme vardı. O maçta yapılan hamle, rakibin giderek yorulmasından ötürü yarar sağlamıştı. Ayrıca o gün takımın kazanma isteği yüksekti. Gaziantep’te fiziksel yeterlik de isteklilik de göçmüştü. Futbolcuda maçı kazanmakla neleri kazanacağının bilinci gözlemlenmiyordu.
Operasyon geçirip, iyileşme döneminde olan sanki hoca değil de tüm takımdı!

Geçen hafta, lig yarışının rakamlarına bakarak şöyle bir olasılık doğduğunu ortaya atmıştım:

15 maçını kazan şampiyon ol!

Evet, umut var ise onun peşinden gitmek gerekir. Ne var ki Antep’teki isteksizliğe bakarak bunu savunmak bugün içimden gelmiyor.

Çünkü umudun içini doldurmayı bilmek gerekir. Kuru umut seni ancak hayal âleminde tutar.

Beşiktaş’ın çok gol yemeye başlamasının temel nedeni Ferrari’nin yokluğu değil yalnızca, işte bu fiziksel düşüş!

Sivok’un, Toraman’ın, Ekrem’in, Holosko’nun... Hatta Ernst, Fink ve Bobo’nun verim dalgalanmasına düşmelerini öncelikle fizik güç yitimine bağlamak gerekir. İsteksizliği getiren en önemli öğe de bu güçsüzlüğün yarattığı güvensizliktir.



Kulüp hakkını yedirmem Devlet hakkını yerim!

Kayserispor Ali Turan ile sözleşmesini iki parçalı yapmış.

720 bin liralık anlaşmanın 175 binini TFF’ye bildirmiş. Geri kalan kısım, ‘özel’ sözleşmede!

Bunu bazı kulüpler yapıyor!

Amaç devlete vergi vermemek!

Futbolcunun pazarlık gücü yüksek olanı kabul etmiyor bunu, olmayanı ediyor.

Zira ödenmemesi durumunda hak ararken ne TFF ne FİFA bu özel sözleşme kısmını tanıyor.

Kulüp “vermiyorum” derse, futbolcu avucunu yalayabiliyor!

Yolu dik yokuş!

Bu durum sözleşmeyi yapanları bağlar gibi duruyor.

Oysa sorunun asıl ulusal boyutu var:

Kişiler ortak çatıları devletin hakkını vermekten kaçamazlar. Kaçarlarsa onların adaletten, haktan söz etmeleri bir anlam taşımaz.

Hakem hataları karşısında “Adalet istiyorum!” diye bağırarak hak arayanlar; kendileri de ‘hak yememeyi’ bilmelidirler.

Kim bilmiyor?

Bursaspor kulübü teknik direktörü Ertuğrul Sağlam ve kulüp başkanı İbrahim Yazıcı, Fenerbahçe ile oynadıkları ZTK maçını yöneten hakem Cüneyt Çakır’ı maç sonrasında yüz yüze kutladılar. Bu hakemin raporunda var. Sonra da demeçleri ile bir penaltılarını vermediği gerekçesiyle hakemi adeta lime lime ettiler! MHK’ya da çattılar!

Maçın gözlemcisi Çakır’a 8.7 not verdi! Yani çok başarılı buldu.

Bu pozisyonlara penaltı dememeyi Çakır’a UEFA’nın önde gelen hakem eğitimcisi Jaap Uilenberg öğretmiş.

Durum net!

Bu işi bir taraf bilmiyor!

Ya Sağlam ile Yazıcı; ya hakem gözlemcisi, hakem eğitimcisi ve ondan hakemlerine eğitim alan MHK.



Beşiktaş’ı çözdüm

Gaziantepspor teknik direktörü Jose Coucerio, “Beşiktaş’ı çözdüm” dedi.

Hoca bu yeteneğini ara sıra Gaziantepspor’u çözenlere karşı da kullanmalı.
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 09:39   #132
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Denizli ve Us hoca ne düşünüyor?
Herkes Denizli hocamızın sağlığı ile meşgul. Ona TV görüntülerinden teşhis koyma mucizesini yaratan Dr. Melih Hulusi Us hocamızın çektiği ilgi de onunla at başı gitmekte!

Us hoca, sağlık kurtarmanın bir kere daha tadına vardı, bir de Fatih Terim’i çağırttı!

Acilen Hiddink’i de gözlemeli!

Sonra liderler, komutanlar...

Ve -gerçi reklam değeri yok ama- videosunu gönderen birkaç gariban!

Hatta TV kameraları tribünleri tararken saptamalar yapabilir:

Ertesi gün gazetelerde listeler:

Şu stattaki şu maçta:

F blok, 3.sıra 17 numaradaki genç bayan...

D blok 22.sıra 4 numaradaki göbekli bay...

Acilen Us hocaya ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurun...

Us hoca bir uzman gözlemiyle kuşkulanıp bir kişiye sağlık kontrolü önermekte elbette haklı; ancak bunu gazete manşetlerine taşıtmak ve Terim ile yeni bir reklam vurgusu yapmak ya da yapılmasına izin vermek bilim adamı ciddiyetini bozuyor.

Ana konuya dönelim:

Herkes Denizli’nin sağlığı ile ilgili ancak onun aklında ne bıçak yemiş kasıklarındaki gerginlik ne vücudundaki bitkinlik ve yaşama karşı tedirginlik var!

O Galatasaray maçını düşünüyor.

Hatta Kayseri’yi de içine koyarak iki maçı bir arada görüyor.

“İkisini alırsam...” diyor...

Sonra Ankaraspor’un 3 puanı hazır.

Fikstüre şöyle bir göz atın. İlk iki maçın Beşiktaş için ne denli önemli olduğunu göreceksiniz. Sanki arkasında bir düzlük var.

Ya alamaz ise?

Beşiktaş’a da Denizli’ye de başka bir hedefe doğru yeni bir yol açılacak.



Götür Nouma!

Beşiktaş’tan Türkiye Futbol Federasyonunun kurallarına göre ‘ahlâksızlıktan’ kovulan ve yıllardır ülkesi Fransa’da ne iş yaptığı pek bilinmeyen Pascal Nouma şimdilerde ülkemizde pek moda.

Beşiktaş’ı simgeleyen adam olarak o kullanılıyor!

En son 5 bin avro ücretle panele katıldı.

“Çok talep olursa, indirim yaparım” diyormuş. Ahlâksızlıktan kov, sonra örnek adam yap!

“Ne söyleyecek” diye ağzının içine bak ve birlikte fotoğraf çektir ağzının suyu akarak!

Beşiktaş kendinden Nouma’nın Beşiktaş’tan nemalandığı kadar nemalanmadı!

Nouma kadar Beşiktaş satarak geçinenine rastlamadım!
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 09:40   #133
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Beşiktaş’a yaramadı

Beşiktaş’ın zirveden dört takımın birbiri ile oynadığı haftada maçını kazanması şampiyonluk yarışı içinde kalması açısından çok büyük önem taşıyordu. İyi savunma ve çok iyi hücum da gerekti bunun için. Hücum adamları iyi olmalılardı. Teknik Direktör Mustafa Denizli karşılaşmadan 3 puan istiyordu. Kazanmak için tempo yapacak, önde basacaktı. Bobo yerine oyuna Nobre ile başladı.
Galatasaray’da iyi top kullanan adam sayısı çoktu. Kenarlardan etkili çıkıyordu. Keita’nın, Caner’in önü iyi kesilmeli ve karşı ataklar çabuk yapılmalıydı. Bunun için solda Üzülmez’in önünde Ekrem oynadı. Toraman ve Holosko sağı kullandı.

Beşiktaş’taki sürpriz, oynatılan adamlar değil, takımdaki işe sarılış ciddiyetinin yüksekliği idi! Geçen hafta G.Antep maçında hiç olmayan bu özellik dün yeterince vardı! İyi savaşım verme isteği ile doluydular. Topu çabuk kullandılar, top kullanma becerisi yüksek rakiplerine top aldırmamada başarı gösterdiler. Ama ancak ilk yarıda. Bu yüzden baskılı oynayan ve pozisyon zengini Beşiktaş’tı.

38’inci dakikada Holosko’nun kafa vuruşunda Galatasaray kalecisi Leo Franco topu iki hamlede kale içine girmiş izlenimi veren bir noktada tuttuğunda belki de golünü attı. Belki, diyorum çünkü bu ince pozisyonda yardımcı hakem Tarık Ongun’un dediği olacaktı... O da “gol” demedi! Dese de olurdu.

İkinci yarı başında Beşiktaş’ın tempo yitirmesi, G.Saray’ın daha çok alan bulmasına ve hücuma çıkmasına, top kullanma rahatlığı elde etmesine yaradı.

Denizli 60.dakikada ağırlaşan iki adamı Nobre ile Holosko’yu oyundan alıp Bobo ile Nihat’ı; Rijkaard da Caner’i çıkarıp Jo’yu sahaya sürdü. İkisi de kazanmaya oynuyordu artık.

İlginçtir Galatasaray’dan beklerken Beşiktaş rakibinden çok yoruldu. Oyunun tempo yitiren yapısı Galatasaray’ın iyi top kullanan adamlarını öne çıkardı. Beşiktaş fizik düşüş sorununu bir an önce çözmez ise yarışta giderek geri düşecek.
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 10:02   #134
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Biraz gol, biraz değil!

Galatasaraylılar “top çizgiyi geçmedi”, Beşiktaşlılar “geçti” diyor. İstisnalar var, ancak azınlık.

Kimi gönül gözü ile bakıyor, kimi tuvalet kâğıdı yöntemi ile!

Ancak herkes kendine yontuyor!

Piero’ya göre -ki onun bile tartışıldığını unutmayalım. Çünkü o aygıt sizin verilerinizi değerlendirip resme döküyor... Siz biraz şaşsanız, o da şaşar!- topun bir kısmı geçmemiş. Yani gol değil.

Bir muhterem hoca, “oraya bakan kamera olsa idi gol mü değil mi anlardık” diyor!

Doğrudur.

Olsa idi, hakemler de oyunu durdurur, birer cıgara yakar, “al ileri ver geri, dur!” komutları ile10-15 dakika tartışıp gerçeği bulurdu! Olmadı, mistır Piyero’ya sordururlardı!

O kameranın olması maçın hakemlerine değil; ancak stüdyolarda hakem kararları üzerinden gösteri çekenlere yarardı.

Yardımcı hakem Tarık Ongun ile konuştum. “Ben gereken yerde idim ve tam geçtiğine inanmadım” dedi.

Adam işinde iyi ve de dürüst.

Ona inanacak, ona uyacaksın.

Artık tuvalet kâğıdı sermeye gerek yok!

Nitekim Piero’ya göre topun bir kısmı geçmemiş.

Tartışma burada bitirilmeli.

Hatta top geçse de geçmese de bitirilmeli.

Toplumun bir de ‘gol’ üzerinden gerilim yaşamaya, kavga etmeye hali yok.

Hep ‘nefret’ üzerinden gidiyoruz, biraz ‘sevgi’ kullanalım. Uzlaşmacı olalım. Doğrucu Davutluk maskesiyle gerginlik yaratarak kendine oynayanların önünü keselim artık.



Aaaa sürprize bak!



Beşiktaş’ın Galatasaray maçı ilk 11’ine ‘sürpriz kadro’ diyenler çok!

Oysa çıkan kadro değil, bu değerlendirme şaşırtıcı!

İlk 11’in 8’i; sakat, cezalı değillerse zaten sürekli oynayan adamlar! Rüştü, Toraman, Sivok, Ferrari, Üzülmez, Fink, Ernst, Ekrem...

Holosko ile Tello (Tabata ve Bobo ile) kontenjan ya da form durumuna göre değişerek oynatılıyorlar.

İlk onbirde bu yıl az görev almış tek isim Nobre idi. Tercih edilmesi de doğaldı, zira maç onun futbol karakterine uygundu.

Yani ne adamlarda ne dizilişte ne oyun ilkelerinde bir sürpriz var!

Ya ‘sürpriz’in anlamı değişti ya...

Laf ola beri gele!



Bir adayım da Bursa



Bursa eksik maçı Kasımpaşa’ya karşı da kazanırsa zirveye mesafesi 1 puana daralacak ve geriye üç puan arayacağı 11 maçı kalacak...

Eğer tümünde Beşiktaş’a, Fener’e karşı maç sonlarında sergilediği inanç, istek, fizik güç yeterliği ve oyunun iki yönünü de oynama becerisi ile dolu olursa, Süper Lig’in de yeni bir şampiyonu da olabilir.

Kadroda başarıya aç, adı henüz kulübün önüne geçmemiş çok önemli adamlar var. Tümü takıma oynuyor...

Bursa’ya şampiyonluğu getirecek faktör Ertuğrul Sağlam’ın bu çizgiyi üç ay daha korumayı sağlayabilmesidir. Kayserispor Bursa’daki özelliği yakalayamadı. Havaya girdi ve olumsuzlukları taşıyamayıp, sinirli bir ekip oldu. Sağlam eski Kayseri’den deneyimli. Takımı şampiyonluk gerginliğinin baskısından uzak tutması gerektiğini biliyor. Şampiyonluktan söz etmiyor. Ancak söz edenleri bir bir deviriyor. Artık bir şampiyonluk adayım da Bursaspor...
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 10:03   #135
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Beşiktaş ‘yarışın içinin’ neresinde?

Mustafa Denizli hoca’mın yeni sloganı “Beşiktaş bu yarışın içinde!”

Peki, yarışın içinin neresinde?

‘En gerisinde’ şimdilik.

Fiske atsan aşağı düşer.

İşte sorunu burada Beşiktaş’ın.

Yerine tırmanamıyor.

Ligin ilk yarısının son 3 haftasında 7 puan yitiriverdi! İkinci yarının ilk 4 maçında da kaybı 5 puan!

Ligin ilk 6 haftasında yitirdiği 12 puanı bu kez son 7 haftada yitirdi!

Beşiktaş yarışın içinde, ama onu burada tutan rakiplerinin kayıpları! Yani kendi tutunmuyor, başkaları onu tutuyor orada!

Yarışın karakteri böyle, ama Beşiktaş’ın tırmanması için bunu bozması gerek.

Çünkü ligin 17.haftasında 5 puan geride olmak ile 22.haftasında -ki bir maçını daha oynamadı- 5 puan geride olmanın anlamları farklıdır. Bugünkü durum daha risklidir. Beşiktaş’ın yarışın arkasından içine karışması için Galatasaray maçının ilk yarısındaki tempolu ve güven veren oyununu artık ‘sürekli kılması’ gerekiyor.

“Bu olabilir mi?” sorusuna yanıt ararken G.Saray’dan bir önceki G.Antep maçındaki pısırıklık akla geliyor.

Beşiktaş yarışın içinde, ancak tramvayın arkasına asılarak gidenler gibi. Hemen bilet alıp içeride bir koltuğa oturmalı.

Nouma’yı seviyoruz

Geçen hafta ‘ahlâksız davranıştan’ cezalandırılarak işine son verilen Pascal Nouma’nın bir süre sonra Beşiktaş’ı simgeleyen örnek adam haline getirildiğini, gösterilerde oynatıldığını, para ödenerek panellerde konuşturulduğunu yazmıştım.

Önce Nouma’nın kankası sevgili kardeşim Murat Toker aradı. Nouma’yı panellere kendisinin götürdüğünü ve bunun karşılığında hiç ödeme yapmadığını söyledi. Ona güveniyorum. Ancak...

Benim derdim adamın para alması değil. Adamın kendisi de değil.

Onu değerlendirme tutarsızlığımız.

Onun para ediyor olması!

Ahlâksızlıktan kovuyorsunuz, sonra bir ahlâk simgesi gibi, toplumun önüne koyuyorsunuz.

Adam, “Beşiktaş benim canım” diyor ya... Belli bir kesim bu söylemlerine bayılıyor ya... Al kullan... Ahlâk değerlerin çiğneniyor olması kimsenin umurunda değil!

Kimi Beşiktaşlılar “Biz onun Beşiktaş aşkını seviyoruz” diyorlar.

Sevin kardeşim... Ancak sevilecek, korunacak ulusal değerlere de sahip çıkın... Derdim bu...
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 10:04   #136
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

Fark yapacakken

Beşiktaş şampiyonluk tramvayının arka tamponuna asılmış gitmekte. İçeri dalabilmesinin yolu artık maç kaybetmemekten geçiyor. Kayseri güçlü bir rakip. İnatçı. Kazanmaya programlı. Kolay kolay gol yemiyor. Sen ondan gol yedin mi, altından kalkman zor.
Mustafa Denizli giderek unutulmaya yüz tutan takım savunmasını yeniden iyileştirmeli, atmadan gol yememeliydi... İ.Toraman’ı geri dörtlünün önüne koydu bu kez. Ancak bununla beşli, hatta yedili katı savunma yaptığını düşünmeyelim. Bu uygulama Beşiktaş’ı birinci ve ikinci bölgede her zaman kalabalık tutmaya ve üçüncü bölgede çabuk çoğaltmaya yönelikti.

Plan tutar mı tutmaz mı diye düşünmeye kalmadı tek paslı hızlı hücumda daha ikinci dakikanın ortasında iken Tello ile golü buldu. Bu gol planının işlemesine büyük destekti. Bir ve ikinci bölgede yığıldı, savaştı, ileri çabuk top çıkardı. Kayseri açıldığı için hücum alanı buldu Beşiktaş. Tolunay Kafkas’ın takımını yeniden düzenlediği ilk dönemde bir süre ağırlaştı ama yeniden hızlanınca baskın taraf oldu. Bir topu direkten döndü, bir gol ve iki pozisyon daha üretti ilk yarıda. Bunlarda biraz özenli davransa devreyi daha farklı kapardı.

Neyi nasıl yaparsa kazanacağı artık belli olmuş Beşiktaş’ta ikinci yarıya bir konsantrasyon kaybı ile kendi alanına gömülerek oynama vardı. Kazandığı toplarla organize çıkışlar yapamadı. Yorgunluk etkisine de girmişti, ele geçirilen avantajı yitirme endişesi de etkili olmaktaydı.

Çok top kaybı ve pas hatası yaptı. Fizik gücü maç içinde hızla erimese, Kayseri’nin risk alıp yüklendiği sırada verdiği açıkları iyi kullanıp daha da gol bulur, tam tersine kalesinde hiç gol görmezdi.

Kayseri galibiyeti Beşiktaş’ı yarışın içinde tutan çok değerli bir galibiyet. Teknik Direktör Mustafa Denizli umudu net bir biçimde ele geçirebilmek için Ankaraspor maçı boşluğunda olabildiğince fizik güç artırmayı başarmalı.
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-03-2010, 10:05   #137
Ertürk Yıldırım
Kartal Pençesi
 
Ertürk Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26-08-2009
Bulunduğu yer: K.çekmece
Mesajlar: 3,228
Standart Cevap: Güven TANER

9 savunmacı ve ötekiler!
Beşiktaş 9 savunma oyuncusu ile sahaya çıkmış!

Bunu bir suç gibi bir yetersizlik gibi sundular!

Adamların sahada ne yaptıklarına, takımın hücum eksiğinin olup olmadığına bakmadılar!

Beşiktaş Kayseri’de tek gol pozisyonu verdi, beş pozisyon, iki gol üretti! Birinci golün pası ikinci golün vuruşu o ‘savunma oyuncularından’ geldi!

Beşiktaş’ın kaleyi bulan şutu rakibinin üç katı!

Savunmacılarla yalnızca savunma yapmamış, rakibinden çok hücum etmiş! İstediğini alabilmek için yaptığı planı uygulamanın çabasını ve becerisini göstermiş...

Ünlü yabancı futbolcunun dedesinin ne renk don giydiğini biliyorlar, ama bunu görmüyorlar!

Önyargılarından kurtulup, ezberciliği bozamıyorlar.

* * *

Maraton programı bitirilince “Toroğlu gitti, doğruları şimdi kim söyleyecek” dedi kimi yorumcumuz!

Adam ne gitti ne bitti... Hem de amiral gemisini kullanıyor, bu bir...

Biz, sizin de doğruları söylediğinizi sanıyorduk, bu da iki?

* * *

Futbol adamlarımızın da müthiş söylemleri var...

“Yenemiyorsan, yenilme!”

Başka seçenek var mı?

Hem... Yenemeyeceğine ne zaman karar vereceksin?

Maçtan önce mi sonra mı, maçta mı? Kaçıncı dakikada?!

* * *

Daum bir yenisini ekledi:

“Üç düğünde oynuyorduk, şimdi ikisinde dans edeceğiz!”

Ba ba ba ba!

Üçten bir çıktı, iki kaldı!

Ne buluş!

Aslında o, “size bu da yeter” diyor.

Sizin beklentileriniz, umutlarınız umurunda değil!

Çünkü o, siz hiç kazanmasanız da tam kazanıyor!

* * *

Sağlıklı düşünmeden, sağlıklı sonuç bulamayız. Bulduklarımız, bulmak istemediklerimiz olur, ama gene de aradığımızı bulduk sanırız...

Ya hepsi form tutarsa

Mustafa Denizli elindeki kadro ile en iyiyi yapmanın peşinde. Ancak onun başarıyı elde edebilmesi için tümüyle elinde olmayan şeyler var.

Her futbolcunun formda olması, gibi.

Evet, futbolcuyu forma sokma görevi ona ait. Ne var ki tüm kadroyu sürekli aynı üst verim noktasında tutabilmeyi başaran da yok.

Burada görev, hoca kadar oyuncunun kendisine düşmekte.

Ne yazık ki bu yıl özellikle hücum oyuncularının form ortalamaları düşük.

Tello, Holosko, Tabata, Nihat, Yusuf, Nobre ortalamada verimsizler. Serdar’ı saymıyorum bile. Vasatı biraz koruyan Bobo... İzleyenler biliyor, Beşiktaş’ın şampiyonluk amacına varabilmesi için bu hücum oyuncularının form tutmaları gerektiğini savuna geldim. Bu fikrimi özel söyleşimizde Denizli hocama açtığımda “ iki iki form tutsunlar yeter” demişti!

Tello form tuttu Kayseri maçını aldı!

Ya hepsi tutarsa?
Yapma Serdar

Serdar Özkan, “Denizli varsa ben yokum!” dedi.

Aman kardeşim sen zaten yoksun.

Sen kendi kendini yok ettin!

Biraz kendini tanı.

Mutluluğun burada.
__________________


Herşey BEŞİKTAŞK İçin!..
Ertürk Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-15-2010, 12:15   #138
Bülent Girgin
Yönetici
 
Bülent Girgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05-09-2007
Bulunduğu yer: Isviçre
Mesajlar: 7,434
Standart Cevap: Güven TANER

Güven TANER

Rüzgar dindi!

Transferle yaratılan rüzgâr Beşiktaş’ın futboluna o oranda yansımadı henüz. Hatta bu hava rakiplerin daha iyi motive olmasına yarıyor.

17 yeni oyuncu transfer ederek yeni bir kuruluma giren Bucaspor, ligdeki ilk maçında önemli ölçüde Beşiktaş’ın sağladığı motivasyonla oynadı. İlk hedefi alan daraltmaktı. Topu Beşiktaş’a bıraktı, ilk yarım saatte topa sahip olma oranı %33 idi, ama Beşiktaş’a o topla bir şey yapma olanağını tanımadı. Dar alanları iyi kullanacak tek adam Quaresma idi. Onun yollarını kademelerle kesmeyi başardılar, ancak Q7 gene de 3 kez kendine yol buldu. Ve işte bu yolunu bulup çıkardığı toplara geden, ulaşan ya da iyi vurmayı başaran adam olmadı. Guti’nin top atma yeteneği tartışılmaz. Dün bundan örnekler verdi. Ne var ki ikili mücadelelerde kullanacağı fizik gücü çok düşük. Henüz hazır olmadığı için ise 32 derecede oynanan maç için sorun değil, eğer böyle kalırsa zamanla sorun olur.

Beşiktaş kendi alanında top çevirerek rakibinin açılmasını bekledi ilk yarıda, ancak ileride rakibe alan açtıracak koşular yapılmadığı için boşa zaman harcamak gibi oldu bu. 2. yarının ilk saniyelerinde Bobo’nun savunma boşluğuna hareketlenmesi ve Guti’nin topu önüne bırakıvermesi golü getirdi. Yediği gol Buca’nın, gol yememe tek hedefinden vazgeçip, yanına gol atma fikrini yerleştirmesine yol açtı. Oyunu tüm sahada oynamaya başladı. Bu durum Beşiktaş’ın savunma defolarını ortaya çıkarıp huzurunu kaçırdı, ama hücum alanlarını da genişletti. Ne var ki bu alanları kullanacak hızı ve çabukluğu gösteremedi. Beşiktaş’ın hücum gücü Querasma’nın kenarlardan, Guti’nin göbekten atacağı toplara bağlanmış. Bunların etkili olabilmesi için takımın dinamik olması, topu çabuk kullanması gerekiyor. O da yok! Beşiktaş yavaş bir takım. Bu hali ile giderek kimseyi korkutamaz!

Kaynak : Star Gazetesi
__________________


Sadece Beşiktaşk!
Bülent Girgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-01-2010, 11:54   #139
Bülent Girgin
Yönetici
 
Bülent Girgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05-09-2007
Bulunduğu yer: Isviçre
Mesajlar: 7,434
Standart Cevap: Güven TANER

Güven TANER


Ak ve kara


Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışının içine yeniden katılması için artık puan yitirmemesi gerekti.

Hatta maçı kazanmakla kalmamalı, coşkulu bir oyun sergilemeli, taraftarda kırılmaya başlayan güveni, yöneticide oluşan endişeleri ortadan kaldırmalı, özgüvenini kazanmalıydı... Takımların ‘önemli adamlarının yokluğunun’ neden çok dile getirildiğinin gerekçesini örnekleyerek başladı mücadele. Guti öyle bir top attı ki Üzülmez’e... Ve Üzülmez soldan öyle çabuk çıkardı ki topu... Ve Bobo öyle iyi hareketlenip dokundu ki... Birkaç saniye içindeki üç dokunuş bir gol etti... Gol güzel üretilmişti, ama Beşiktaş’ın işini kolaylaştırmadı. Sivas daha gözü kara, daha tempolu hale geldi.

Biz yazmaktan, bıktırma korkusuyla çekinir olduk. Ne var ki Beşiktaş’ta bir gerçek değişmedi. Öne çıkan ve birbirinden uzak kalan savunması, baskını yedi mi kimi kez rakibi ofsayda düşürse de kimi atakta da kendini açmaza düşürüyor. Hızlanan Sivas işte bu gerçekten yararlanmaya girişti. Çabuk kapandı, çabuk açıldı. Tam saha baskı uyguladı. Beşiktaş oyunu ele geçiremedi. Necip, 22.dakikada, futbolda çabukluğun ne denli önemli olduğunu bir kere daha sahneledi. Vurması beklenmeyen anda vurup, ikinci golü buldu. Ama Sivas gene sendelemedi! Dişe diş oynamaya çabaladı.

Sivas da hafta arası maç oynamıştı, ama bu Beşiktaş’ın on gün içindeki 4. maçıydı... Bir yandan bu bir yandan ligde üç maçtır yeniliyor olmanın psikolojisi, ligin en çok faul yapılan takımı Beşiktaş’ı, ligin en çok faul yapan takımı karşısında hatalarla oynamaya yöneltti. Hücumda çok sayıda kötü pas yaptı, savunmada rakibine gol pası verecek kadar hataya düştü! Sivas 2. yarının tam egemeni oldu. Beşiktaş yoğun maç trafiğinde tüm kadroya ihtiyaç duyuyor. Hele Q7’ye, hele Aurelio’ya... Bu iddialı yarış Holosko ile Tabata ile Nihat ile sürecek gibi değil...
__________________


Sadece Beşiktaşk!
Bülent Girgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2010, 11:28   #140
Barış Kahraman
Admin
 
Barış Kahraman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28-08-2007
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 5,193
Standart Cevap: Güven TANER

İddaya Dönüş

Beşiktaş, Galatasaray galibiyeti ile başlayan yeni bir ‘şampiyonluk yolunda umuda dönüş’ yaşıyordu. Umudun sürebilmesi için kazanmalıydı. Bursaspor da kazanmanın gereğini artık daha çok hissetmekteydi.

Bu gerçeklerin itmesiyle müthiş bir savaşım başladı. Bursa daha çok önde basıyordu. Beşiktaş bunu önlemekte zorlanmadı, ama topu özellikle Cenk ile oyuna verirken yaşadığı tedirginliklerle hatalar yaptı. Fakat giderek oyunun yönlendiricisi Beşiktaş oldu. Hilbert ile Üzülmez, Ozan ile Volkan’ın hızlı hücumlarını önlediler. Göbekteki Ernst-Aurelio ikilisinin top kazanma çabasına Holosko ile Necip’in ve yeri geldiğinde Guti’nin de katılması Bursaspor’un ikinci bölgeyi geçmesini önledi. Ancak Beşiktaş’ın çokça çıkmış olsa da hücum organizasyonları yeterli değildi. Buna karşın ilk yarıda iki iyi pozisyon üretti, ama bunları Toraman ve Ali ile değerlendiremedi. İlk yarının uzatmasında Volkan önce faul yaptı ve peşi sıra faulün sarı kartına alkış tutunca bir anlamda ikiz sarı görerek kırmızı ile oyun dışı kaldı. Volkan’ın kırmızı sonrası hakemi iteklemesi ve sahayı çok yavaş terk etmesi oldukça tahrik ediciydi.

Hafta arasında da zorlu bir maç oynayan Beşiktaş’ın ikinci yarıdaki sorunu yorgunluk olacaktı. Ancak rakibinin 10 kişi kalması ve oyunu tempo düşürerek kontrollü oynaması Beşiktaş’a çok yaradı. Bu dönemde Guti, düşen fiziksel gücüne karşın maçın güzelliği olmayı başardı. Genç Ali, taktik görevi yerine getirmede ne denli olumlu ise özellikle vücudunu kullanması gereken ikili mücadelelerde yetersiz kaldı. Ona zaman ve fırsat gerek. Beşiktaş bunca sakatına, yoğun maç trafiğinin yıpratıcılığına karşın Bursa gibi zorlu bir rakibi aşmakla büyük avantaj sağladı. Birçok adamının yokluğunda şampiyona karşı elde edilen galibiyetin anlamı, şampiyonluk yarışına yeniden yazılmaktı.
__________________
Beşiktaş Bir Gerillanın Hayata İtirazıdır...
Susarsa Çatışma, Konuşursa Savaş,Yazarsa Destan, Severse Devrim Olur...
Barış Kahraman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Erhan Güven Antalya’da! Ertürk Yıldırım Haberler 1 01-13-2010 16:00
Erhan Güven kendini buldu Barış Kahraman Haberler 0 07-10-2009 04:15
Erhan Güven Beşiktaş'ta Samet Sevim Haberler 4 06-20-2009 22:36
Mutlaka Okunmalı-Erhan GÜVEN-ZAMAN Kemal Arıcıoğlu Köşe Yazarları 0 06-18-2009 11:55
Erhan Güven gün sayıyor Barış Kahraman Haberler 0 06-15-2009 06:06


Şuan Saat: 20:08.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.